Düşündürücü Şey: Et Bazlı Beslenme Bizi Daha Akıllı Yaptı

etbazlibeslenme1

Yazar : Christopher Joyce
Çeviren : Hülya Altınkaya

İlk atalarımız yiyeceklerini – meyve, yaprak ve belki de bir takım kabuklu yemişler, çiğ olarak yiyorlardı. Karaya doğru ilerledikçe, yumru ve kök sebzeler, ve taneli ufak meyveler de dahil ettiler.

Bu çok kalorili bir beslenme değildi, ihtiyaçları olan enerjiyi alabilmek için çok yemeleri gerekti ve hepsini sindirecek büyük bir sindirim sistemleri olmalıydı. Ama büyük bir sindirim sisteminin de sakıncaları vardı.

Bir antropolog ve evrim üzerine araştırmalar yapan New York’taki Wenner-Gren vakfının yöneticisi olan Leslie Aiello ”Aynı anda büyük bir beyin ve büyük sindirim sistemine sahip olamazsınız” diye açıklıyor. Sindirim, primat atalarımızın bedeninin enerjisini tüketiyordu. Beyin ise artıklarla beslenen kalan üvey kardeşti.

İlk atalarımız yiyeceklerini – meyve, yaprak ve belki de bir takım kabuklu yemişler, çiğ olarak yiyorlardı. Karaya doğru ilerledikçe, yumru ve kök sebzeler, ve taneli ufak meyveler de dahil ettiler.

Bu çok kalorili bir beslenme değildi, ihtiyaçları olan enerjiyi alabilmek için çok yemeleri gerekti ve hepsini sindirecek büyük bir sindirim sistemleri olmalıydı. Ama büyük bir sindirim sisteminin de sakıncaları vardı.

Mrs. Charles Darwin's Advice For Walking Upright The Human Edge
Mrs. Charles Darwin’s Advice For Walking Upright
The Human Edge

Bir antropolog ve evrim üzerine araştırmalar yapan New York’taki Wenner-Gren vakfının yöneticisi olan Leslie Aiello ”Aynı anda büyük bir beyin ve büyük sindirim sistemine sahip olamazsınız” diye açıklıyor. Sindirim, primat atalarımızın bedeninin enerjisini tüketiyordu. Beyin ise artıklarla beslenen kalan üvey kardeşti.

Yani, eti keşfedene kadar.

Türümüzün evrimindeki en önemli değişikliklerinden bir tanesinin 2.3 milyon sene önce beslenmemizde olan bu değişiklik olduğunu düşünüyoruz.” diyor Aiello.

Bu dönem hayvan kemiklerinde kesik işaretlerinin – bir yırtıcının diş izleri değil, sadece keskin bir aletin yapılabileceği kesikler belirmeye başladı. Bu bizim etoburluğa geçişimizin bir işaretlerinden bir tanesi.

Aiello’nun en sevdiği işaret ise biraz tiksindirici – bağırsak kurdu.”İnsan bağırsak kurdunun en yakın akrabası Afrika sırtlanları ve yaban köpeklerini enfekte eden bağırsak kurtları” diyor.

Yani, evrimsel tarihimizde bir zamanlar yaban köpekleri ve sırtlanlarla aynı salyayı paylaştık.
Bu da, sırtlanlarla aynı leşi yemiş olsak gerçekleşebilen birşey
” diye açıklıyor.

Ama köpeklerle aynı yemeği paylaşmak buna değerdi. Et bir çok kalori ve yağ içeriyor. Eşdeğer miktardaki kasların 20 katı enerji kullanan beynimiz ”Lütfen, biraz daha istiyorum” dedi.

Gıdayı parçalamak

Daha çok yedikçe, kocaman bir yeşillik öğütücüye artık ihtiyacımız olmadığı için sindirim sistemimiz küçüldü. Bedenlerimiz daha büyük bir beyin inşa etmek gibi başka şeylere enerji harcayabilirdi. Vejeteryanlar, üzgünüm ama et yemek anlaşılan atalarımızı daha akıllı yapmış – daha iyi aletler yapabilecek kadar akıllı, ki bu da sırasıyla başka değişikliklere neden oldu, diyor Aiello.

Eğer köpeğiniz ve kedinizin ağzına bakar, ve kendi ağzınızı açarsanız, diş yapımız gayet farklı.”
”Bir kedi ya da köpeğin yaptığını yapmamıza aletler imkan veriyor
.”

Aletler yırtıcılar gibi keskin dişlere ihtiyacımız olmadığı anlamına geliyordu. Hatta aletler yeşilliklerle başa çıkmayı da kolaylaştırıyordu. New York Üniversitesinden Shara Bailey’in dediği gibi ”harici dişlerdi”.

Dişler yemek öğütmek için tabi, ama bütün sindirimi burada yaparsınız” diye elleriyle gösteriyor
eğer bir şeyleri parçalarsanız o zaman dişleriniz üzerindeki baskı azalıyor.”

Sindirim sistemizle beraber dişlerimiz, çenemiz ve ağzımız da değişti.

Yutması Zor Lokma

Antropolog Richard Wrangham’a göre beslenmemize çiğ et eklemek beslenme hikayemizin tamamı değil.

Wrangham beni, inandığı insan olabilmenin gerçek sırrını anlatmak için, Harvard Üniversitesindeki dairesine davet etti.

Yapmam gereken tek şey yanımda yiyecekleri götürmekti, ki bu da bir biftek – sanırım antilop yerini alıcaktı-, şalgam, biraz yerfıstığı ve patates.

Şalgamları dilimleyip ve patatesi de bir kaba koyarken Wrangham et yemeye başladıktan sonra bile büyük beyinli, küçük dişli modern insanın oluşması için gereken enerjiyi çiğ besinler sağlayamıyordu. Çiğ besin diyeti, et ve sıvıyağ dahil, yapan kişilerin kilo verdiğini gösteren bir araştırmadan bahsediyor. Çok kişi daha iyi hissettiğini ama kronik enerji yetersizliliği olduğunu söylüyor. Ve araştırmadaki kadınların yarısının adeti kesildi.

Bu çiğ yemekler besleyici değil anlamına gelmiyor sadece bedenin besini alması daha zor.

Wrangham biraz çiğ şalgam yemem konusunda bana ısrar ediyor. Çok kötü olmasada kanımın kaynamasını sağlamaya yetiyor. “Bunlarda yüksek oranda kalori enerjisi var. Sorun nişasta şeklinde olması ve haşlamadığınız sürece çok fazla kalori alamıyorsunuz.” diyor.

Bir de çiğ besin çok çiğnemeyi gerektiriyor. Örnek olarak şempanzelerin günde 6 saat çiğnediği oluyor.
Bu da çok fazla enerji tüketiyor.

Eğer normal hayvan olsaydık şiir yazacak zamanımız olmazdı demiş Eflatun” diye şakalaşıyor Wrangham  “Yani haklıydı da.”

Çiğ Ete Son

Bir çözüm de besinleri özellikle eti, aldığım biftek gibi, dövmek olabilirdi. Bir taraftan ahşap bir tokmakla gösterirken.”Eğer atalarımız eti bu şekilde ezmek için taş kullandılarsa bu takdirde sindirimi kolaylaşmış olabilir.” diyor Wrangham.

Ama bifteği dövmek onu pişirmek gibi değil. Ve modern bedenimizi asıl değiştiren şeyin pişirmek olduğunu düşünüyor. Biri ateşi keşfetti – hiç kimse tam olarak ne zaman keşfedildiğini bilmiyor- ve birisi de barbeküye biftek ve yeşillik koydu. Ve insanlar “Hey, bunu tekrar yapalım” dediler.Daha lezzetli olmakla beraber pişmiş yemeğin başka faydaları da vardı – pişirmek besinlerdeki kimi patojenleri öldürüyordu.

Pişirmek etin yapısını da değiştiriyor. Uzun protein zincirlerini parçalıyor ve bu mide enzimlerinin sindirmesini kolaylaştırıyor. “Yardımcı olduğu kesin” diyor Wrangham ve ekliyor “bu proteinden oluşan kaslar,
bir sosis gibi derinin içinde ve deri kolajen, bağlayıcı dokudan. Ve bu kolajenin sindirilmesi
çok zor. Ama eğer ısıtırsanız jöleye dönüşüyor
.”

Şalgam gibi nişastalı besinlerde, pişirmek sağlam nişasta granüllerini jelatinleştiriyor ve sindirilmesini kolaylaştırıyor. Hatta pişirmenin neden olduğu besinlerin yumuşaması da onları daha sindirilir yapıyor.
Sonuçta besinlerden daha çok enerji elde ediyorsunuz.

Evet, pişirmek çiğ besinlerde bulunan bir takım yararlı şeylere, vitaminler gibi, zarar verebiliyor.
Ama Wrangham pişirmenin getirdiği faydaların zararlardan daha çok olduğunu öne sürüyor.

Bifteğimi keserken (Wragham vejeteryan, mango ve patatesle yetiniyor), Wrangham pişirmenin insan davranışlarında bir takım inceliklere de neden olduğunu açıklıyor: imece usulü çalışmaya, gün sonunda
aile ve halkları bir araya getirip sohbet etmeye, hikaye anlatmaya teşvik ediyor ve bunların hepsi insana
ait davranışlar.

Sonuçta bize entellektüel insan yapan beynimiz ve bu da hayvanlar aleminde pişirmenin sonucu olarak en kaliteli şekilde yemek yemekten dolayı olduğunu düşünüyorum.” diyor.

Yani, Neandertallerin kamp ateşi etrafında söylemekten hoşlandıkları gibi: bon appetit.

http://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=128849908&ft=1&f=1001  linkinden çevrilmiştir.

Check Also

Bilim İnsanları Zihinsel Ve Fiziksel Sağlık Arasındaki Sıkı Bağa Işık Tuttular

Profesör Lisa Feldman Barrett’ın önderliğinde yapılan bu yeni  araştırmanın gerçekten de zihin ve beyin arasındaki ...