Sağlık Prensipleri

KUR’ÂN VE SÜNNET’TEN SAĞLIK PRENSİPLERİ Dr. Shahid Athar

Kur’ân bir tıp veya sağlık bilimleri kitabı değildir; fakat onda sağlık prensipleri olduğu gibi, hastalıkların tedavisi de vardır. Resûlullâh Muhammed (s.a.v.) insanlığa bir örnek olarak gönderilmiştir; dolayısıyla, sağlık ve kişisel sağlık bilgisi konularındaki sünnetleri de takipçileri için bir kılavuzdur. Tartışmamıza takip eden ayetle başlıyoruz: ‘’Ey Âdemoğlu! Başınıza gelen her hayırlı şey Allah’tandır. Başınıza gelen her şer ise kendi davranışlarınızdandır’’ (4:79).

Hastalık bilimi (patoloji), ünlü patolog William Boyd tarafından ‘’fizyolojinin (yani doğal halin) bozulması’’ olarak tanımlanmıştır. Anormal sonuçlara yönlendiren, doğal işleyişleri kurcalamamızdır.

İnsan vücudu bir dereceye kadar bir makineyle karşılaştırılabilir. Büyüleyici teyp kayıt cihazı, pek çok mekanik ve elektronik kısımlara sahiptir; fakat yaşam, elektrik akımı ondan geçene dek işlemez. Benzer bir şekilde, insan vücudunun öğelerinde sadece anatomik kısımlar ve sıvılar değil; aynı zamanda da RUH vardır. Bir makinenin bakımı onu temiz tutmayı, onu bir parça dinlendirmeyi, uygun voltajlı bir elektrik akımını, dikkatli ve akıllı bir şekilde kullanmayı gerektirdiği gibi;  beden ve bedenin tümü için de gereksinimler böyledir.

İnsan vücudunun fiziksel bakımına gelmemizden önce, ibadet amellerini içeren ruhani bakım hakkında konuşalım: İman; ne sadece inançla, ne kurallarla belirlenmiş yönelişle yapılan salatla (namazla), ne elleri, yüzü ve ayakları yıkayarak alınan abdestle, ne kurallarla belirlenmiş orucu tutmayla, ne de kurallarla belirlenmiş Mekke’ye gidilen hacılıkla aynı kefeye koyulabilir. Onlar kendi içlerinde oluşumdurlar.

-İman: Allah’a inanç, ruhani denge için ilk ve en önde gelen ihtiyaçtır. Allah’a inanç; O’nun tüm özelliklerine, meleklerine, kitaplarına, Kıyamet gününe, cennet ve cehenneme olan inancı ve tüm hayır ve şerrin O’ndan geldiği inancını kapsar. İmam Gazali’ye göre, hastalıkta Allah’ın varlığını fark etme artar ve insanoğlu kendi zayıflığının farkına vararak Allah’a daha yakın olur. Hakiki inanç olmadan ne salatımız, ne sadakamız, ne oruç tutmamız, ne de Hacca gitmemiz kabul görecektir. İnancın özü, etrafımızdaki veya içimizdeki sahte tanrılardan kendimizi kurtarmak ve Allah’tan başka kimseye tapmamaktır.

-Kurallarla belirlenmiş salat (namaz): Kurallarla belirlenmiş salatın üç sağlık boyutu vardır:

Abdest: Vücudun tüm açıkta kalan yerlerini, elleri, ayakları, yüzü, ağzı, burun deliklerini, vs. günde beş defa yıkama sağlıklı bir koruma önlem yöntemidir. El yıkama,  bakterilerin yayılmasını önlemek için şu sıralar hastanelerde gitgide daha fazla vurgulanmaktadır. 1400 sene önce Müslümanlara Kur’ân’la (5:7) böyle yapmaları buyurulmuştur. Ve tüm temizlik için, boy abdesti (gusül abdesti) önerilmiştir (4:43).

Kur’ân okuma: Beden, zihin ve kalp üzerinde sağlığa kavuşturucu bir etkiye sahiptir. Sağlığa kavuşturucu etkisi, sesin etkisi (yankı) ve birey üzerindeki manasından ötürüdür. Elif harfi, kalbe yankı yaptıkça titreşir veya harfi beyindeki epifiz bezinde (pineal bezde) titreşir.

Ey Âdemoğlu! Ve bir kılavuza ve rahmete inananlar için, Rabbinizden size bir emir ve kalplerinizdeki hastalığa bir sağlığa kavuşturucu geldi!” (10:57). “İnananlara sağlığa kavuşturucu ve bir rahmet olan Kur’ân’ı indirdik: O, âdil olmayana kayıptan başka bir şey getirmez” (17:82).

Bedensel egzersiz: Kurallarla belirlenmiş salattaki hareketler yumuşak, tek tiptir ve tüm kasları ve eklemleri içermektedir. Kalori faaliyeti,  enerji dengesini korumaya yardımcı olur. Her döngü yirmi kaloriyi kullanır.

 – Zekât: Kelimenin kendisi, temizlenme ve gelişme manasına gelir. Helâl kazanılmış zenginliğin temizlenmesine işaret etmek anlamına gelmektedir. Pek çok günahımız parayla veya para aşkıyla işlenmiştir ve para aşkı davranışta şiddete yol açabilir. ‘’Ve insan, zenginlik aşkında şiddetlidir” (100:8).

İslâm’da zenginliğin mülkiyeti Allah’a aittir. O emaneti tasarruf edenleriz. Bize gönül rahatlığı verir ve maddi olarak kazansak da kaybetsek de, her şeye rağmen insan gibi davranmamıza yardım eder.Her halükârda, Allah’a şükran doluyuz.

 -Kurallarla belirlenmiş oruç: İslâmi oruç tutma, zihnimizi eğitme ve bedene hâkim olma biçimi olarak buyurulmuştur. “Ey iman edenler, oruç tutmak sizden öncekilere olduğu gibi size de kurallarla belirlenmiştir; böylece kendinize hâkim olmayı öğrenebilirsiniz’’ (2:183). Bundan dolayı, oruç süresince bir kişi sadece durmadan sık sık yemek yeme, kahve içme, sigara içme alışkanlığından değil; aynı zamanda da kızgınlık ve haddinden fazla cinsel düşkünlükten de kurtulabilir. Aslına bakılırsa oruç tutmak, sadece mideye dinlenme vermekle kalmaz; aynı zamanda da davranışımızı kontrol eden hormonların salgılanmasını da dengede tutar.

-Hacca gitmek: Bu amelin arkasındaki değer, İbrahim aleyhisselâm’ın Allah’ın iradesine olan teslimiyeti ve mutlak teslimiyettir. Tövbeye ve kardeşliği ve eşitliği tanımlayan ümmetin sosyal ve politik topluluğuna olanak sağlar. Ne var ki; gücü yeten tüm erkekler ve kadınlar için bir zorunluluk olan, fiziksel tahammülümüzü programlamak ve test etmek için de kullanılabilir. Uzun yürüyüşler, sıcaklık, güneş, susuzluk, fiziksel egzersiz, vs. Kıyamet gününü hatırlatmak içindir. Hacca gitmeyi yaşlılık dönemine kadar beklemektense, genç ve fiziksel olarak iyiyken yapmalıyız. Hacca gitmeden önce ve Hacca gittikten yıllar sonra bile kendimizi formda tutmalıyız.

İmanın temel direklerini ruhani sağlığın dayanağı olarak anlattıktan sonra,
ruhun ait olduğu fiziksel yapının bakımı üzerinde düşünelim:

-Beslenme: Allah eserini o kadar çok sever ki; ne yediğimizle ve vücutlarımıza ne girdiğiyle bile ilgilenmektedir. Kaslarımız, kemiklerimiz, akciğerlerimiz, karaciğerlerimiz, beynimiz ve salgılanmalar yediklerimizin hammaddelerinden oluşmaktadır. Eğer vücudumuzu ıvır zıvır, pişmemiş mamullerle donatırsak; sert kemikleri, kuvvetli kasları, iyi bir pompayı (yani kalbi) ve temiz boruları (yani damarları) meydana getirmeyecektir. “Ey Âdemoğlu! Yeryüzünde ne helâl ve sağlığa ne yararlıysa onu yiyin” (2:168). “Allah’ın sizin için helâl ve sağlığa yararlı tedarik ettiği şeylerden yiyin, yalnızca inandığınız Allah’tan korkun’’ (5:91). Bize yasaklanmış olanlar ölü eti, domuzun kanı ve eti (5:4) ve sarhoş edici içkilerdir (Kur’ân 5:93, 2:219). Ölü hayvanların kanı ve eti, mikroplarla ve antikorlar gibi diğer zarar verici elementlerle dolu olabilir. Domuz etinde kolesterol, tuz yüksektir ve solucanlar olabilir. Alkol ve diğer sarhoş edici içkiler zihinsel aktivitemizi, kendimize engel olmamızı bulandırırlar ve iyi ve kötüyü muhakeme etmedeki normal kapasitemizi engellerler.

Beslenmede ikinci unsur, helâl izninden ve haram yasağından sonra helâlin azalmasıdır.  Her yaştan milyonlarca insanı etkileyen yanlış beslenme biçimi olan obezite, Amerika’ya özgü önemli bir problemdir. Obezitenin 99%’u aşırı yemeden ötürüdür. Allah tüketimde ise ölçülü olmak için uyarır. “İsrafta aşırıya kaçmayın; zira O, israf edenleri sevmez’’ (7:31). “Rızkınız için sağladığımız sağlıklı şeyleri yiyin, fakat aşırısına kaçmayın; yoksa gazabım üzerinize iner ve gazabım üzerine inenler hakikaten
helâk olurlar
” (20:81). Resûlullâh Muhammed (s.a.v.) bizlere yemeklerimizi yerken midemizin üçte birini boş bırakmamızı öğütlemiştir.

Belirli türlerdeki gıdalar Kur’ân’da bilhassa vurgulanmıştır (36:57, 43:73, 16:67, 50:68).”Hurma ağacından ve üzümlerden de besin değeri yüksek içecek ve beslenme elde edersiniz: Farkına varın ki bu, hikmet sahibi olanlar için de bir işarettir” (16:67). Meyveler kaloride düşüktürler; vitaminlerde, minerallerde ve lifte ise yüksektirler. Meyvelerde sakaroz değil, fruktoz vardır. Dr. Anderson tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırmada, fruktozun kan şekerini hiç yükseltmediği bulunmuştur. Aksine, diyabetiklerin (şeker hastalarının) yüksek kan şekerini düşürdüğü bulunmuştur. Bal, fruktozdur.

Temizlik: Allah kusursuzdur ve saflığı sever. Temizdir ve temiz olmayı sever. Dolayısıyla, bedenin ve zihnin temizliği Kur’ân’da vurgulanmıştır (4:43, 5:7). Dişlerimizi fırçalama son iki yüz yılın yeni bir buluşu değildir.
Bu, günlük rutinimizin bir parçası olarak Resûlullâh Muhammed (s.a.v.) tarafından vurgulanmıştır. Şimdi modern dişçiler tarafından önerilen diş ipiyle temizlemeyi de önermiştir. Aslına bakılırsa O, ‘takipçilerime zorluğa neden olacağından korkmasam, onlara her salattan önce günde beş defa dişlerini fırçalamalarını önerirdim’ demesiyle bilinmektedir. Zihnimizin temizliği tüm temizliğin (yani zihin ve bedenin) ön şartıdır.

Sağlığı korumada egzersizin değeri: Belirli egzersizler üzerine Kur’ân’da çok fazla bir şey bulamasak da, Resûlullâh’ın yaşamı bize bol bol yetecek kadar tavsiyeyi verir. Müslümanlara çocuklarına yüzme, ok atma ve ata binmeyi öğretmelerini tavsiye etmiştir. Kendisi hızlı hızlı yürürdü ve en az iki seferinde de eşi Ayşe’yle bile yarışmıştır. Hepsinden önemlisi; ister evinde mutfakta olsun, ister refakatçileriyle ateş için odun toplarken olsun, ister düşmana karşı savaşırken olsun ellerini kullanmıştır.

Müslüman erkeklerin ve kadınların hareketsiz olmaları acınacak şeydir ve nişastanın haddinden fazla tüketiminden dolayı da obezite onlara ağırlık yüklemektedir. Bir Müslüman, erkek veya kadın, barışta veya savaşta Allah için fiziksel olarak her zaman kendini formda tutmalıdır.

HASTALIK HALİ

Kronik hastalıkların pek çoğu  –koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, şeker hastalığı, peptik ülser hastalığı, obezite ve depresyon-  ağır yiyecek, çok fazla gıda, çok fazla tuz, çok fazla şeker, sigara içme, stres ve alkolizm olan alışılmış insan yapımı etiyolojiye (yani sebepler bilimine) de sahiptir. Eğer aşırı tuzu, şekeri ve kolesterolü bırakırsak ve içki veya sigarayı içmezsek ve hareketli olursak; kalbin içeriden aşındırılmış olmayacağı olasıdır.

EĞER HASTALIK YERLEŞMİŞSE, BİR MÜSLÜMAN NE YAPMALI?

Onu günahlarınıza ceza gibi Allah’ın takdiri olarak kabul edin ve O’ndan hastalığı geçirmesini isteyin. “Eğer Allah senin hastalığını geçirecekse, O’ndan başka kimse geçiremez. Eğer sana mutlulukla dokunursa, O; her şeyin kudretine sahiptir“(6:17).

Resûlullâh’ın uygulama ve öğretisinin aksine, pek çok Müslüman erken tıbbi dikkati istemeyecektir. Usamah bin Sharik aktarmıştır, “Birkaç Arap ona soru sormaya geldiğinde onunla birlikteydim, ‘Ey Allah Resûlü, hastalık için ilaç almalı mıyız?‘ diye sordular. Evet Allah’ın kulları ilaç alın, çünkü Allah bir hastalık haricinde tedavisi olmayan hiçbir hastalık yaratmamıştır dedi. Hangisi olduğunu sordular, cevap verdi: ‘’Yaşlılık.’’

Sağlık ve hastalık, tedaviler ve yan etkileri hakkındaki bilginizi arttırın. Bu bilgi doktorların bir tekeli değildir. Onu hastalığı önlemede, belirtiler ortaya çıkmadan erken fark etmede, erken tıbbi dikkati aramada, ayrıca hastalığın gidişatını görüntülemede, tedaviyi uygulamada (şeker hastaları için diyet bilgisi) ve ilacın yan etkilerini hatırlamada bilebilir ve kullanabilirsiniz.

Özet olarak, sağlıklı vücudumuz bize Allah’tan bir hediyedir. Bizler emanetçileriz. Onu ne yanlış kullanmalı, ne de vücutlarımızın ihtiyacını yanlış hammaddeyle karşılamalıyız. Allah’ın lütuflarının keyfini gerçekten çıkarmak için de, bu hayatta bu hastalıklara pek dayanıklı olmayan ve hassas olan makineye mükemmel bakmalıyız!

Çeviri : Esin Tezer
Kaynak : http://www.islam-usa.com/index.php?option=com_content&view=article&id=342&Itemid=308

Check Also

işitme2

Şizofrenideki İşitme Eksiklikleri Belirli Beyin Reseptörüne Bağlı

  Özet: Araştırmacılar, işlevsel olmayan NMDA beyin reseptörlerinin, görünüşe göre şizofreni hastalarında yaygın olan işitme ...