Kalp ve Beyin arasındaki İlişki !.

AylinER

Aşağıda “kalp ve beyin arasındaki ilişki” ve “kalbin bilinmeyen yönleri”ni anlatan iki ayrı makaleden önemli kısımlar ingilizceden türkçeye çevrilmiştir:

Kalp-Beyin Projesi
Kalbiniz ve beyniniz Tanrı ile nasıl bağlantılı?

Beynin Tanrı ve insan adlı birimle bağlantısındaki eşsiz rolünü keşfetmeye başlamadan önce, insan kalbinin fizik-madde bedendeki ilk varoluş-açığa çıkma noktası olmasından dolayı, kalp konusundaki yeni bilimsel verilerin ele alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Son zamanlardaki veriler, anne karnındaki fetusta beyin oluşumundan önce ilk olarak kalbin attığını ve bundan dolayı kalbin insanın madde bedendeki ilk başlagıç noktası olduğunu belirtmektedir. Bu durum bu şekilde olmasına rağmen, bilim insanları madde –fizik yapının varoluşuna etken olan insan kalbinin otomatik-“oto-ritmik” atış fonkisyonuna neyin sebep olduğunu araştırmaları gerekti.

Nörobilimciler, kalpte sadece 40.000 sinir hücresi (nöron) olduğunu ve kalbin bağımsız bir sinir sistemine sahip olmasından dolayı da bazen kalbi “kalpteki beyin” diye adlandırıldığını belirtmekteler. Buna ek olarak, kalp elektormanyetik alanın beynin elektromanyetik alanından 5000 kat geniştir ve bu alan manyetometre ile fiziksel-madde beden boyundan 10 fit daha yukarı uzunlukta diye tarif edilebilir.

Kalbin enerji alanı beynin enerji alanından daha geniş olmasından dolayı, kalpten beyne iletilen duygu ve bilgilerin-yüksek sezgi, afiyet-refah- beyin fonksiyonları üzerinde çok büyük etkilere sahiptir. Bu kalp-beyin arası dengeli ve uyumlu bilgi iletişimi, stresi ortadan kaldırmakta ve yaratıcılık ya da huzur diye adlandırdığımız kişisel durumları oluşturmaktadır. Kalple beyin arasındaki bu güçlü uyum, kişide kalp atışlarıyla-ritmiyle başlar. Kalp, ruhaniyetin, yüksek bilincin ya da ruhsal enerjinin açığa çıkmasına araç olarak kabul edilebilmektedir.

Bu arada kalbin enerjisini destekleyen beynin de önemini daha iyi anlamak için, şimdi gelin bir laboratuvarda bilim insanlarının size bir insan beyninin resmin gösterdiklerini düşünelim… Beynin pek çok bölgesinde ve sayısız aktivilerde bulunan hızlı nöron impulslarının yanıp, söndüklerini… Beynin pek çok bölgesindeki bu sayısız nöron aktivitelerini izlerken, insan beyninin işleyişinin nasıl tasarlandığını hiç merak ettin mi? Bu beynin kalple birlikte çalışarak, varlığındaki hakikate ulaşmanı sağlayabileceğini hiç düşündün mü? Kalbinin ve beynin madde boyutundaki yaşam süresince sağlıklı olmasını ve özündeki hakikate ulaşmanın vasıtaları olmasını ister misin?…

http://www.experiencefestival.com/a/Heart_and_Brain/id/1961

*Titreşen Kalp

Pek çok kişi bilinç farkındalığının sadece beyinde oluştuğunu düşünmektedir. Son zamanlardaki bilimsel araştırmalar göstermektedir ki; bilinç beyin ve vücudun birlikte hareket etmesiyle ortaya çıkar ve özellikle kalbin bu süreçteki rolü çok önemlidir.

Kalp, daha önceleri düşünüldüğü gibi basit anlamda pompalama işleminden öte fonsiyonel bir “beyin” tarzında işlem gören, karmaşık bir sisteme sahip bir yapıda olduğu son zamanlarda bilim insanlarınca tespit edilmektedir. Yeni bir disiplin olarak ortaya çıkan nörokardioloji bilimi de kalbin duyusal ve “bilgi“yi alıp, işleyen çok gelişmiş bir organ ve bir merkez olduğunu göstermektedir. Kalbin içindeki sinir sistemi ya da “kalp beyni”, beynin serebral kortexinden bağımsız öğrenme, hatırlama, işlevsel kararlar alabilme fonksiyonlarına sahiptir.

Bunun da ötesinde, pek çok deney göstermektedir ki; kalp üst beyin merkezlerini (algı, idrak, duygusal işlem) etkilemek için beyne sürekli olarak sinyaller yollar. Kalbin beyin ve vücud ile kurduğu yoğun nöral iletişimine ek olarak, kalp elektromanyetik etkileşim vasıtasıyla beyinle ve beyin vasıtasıyla da tüm vücud ile bilgi aktarımı, iletişimi içerisindedir. Kalp, vücudun en güçlü ve geniş kapsamlı elektro manyetik alanını üretir. Beynin ürettiği elektromanyetik alanla kıyaslandığında kalp beynin ürettiğinden 60 kat daha geniş kapsama ve her hücreye nüfus etme özelliğine sahiptir.

Kalbin elekromanyetik alanının, tüm vücudun global ve senkronize (toplu-uyum) bir şekilde işlemesine yönelik “bilgi sinyalleri taşıyıcısı” şeklinde faaliyet gösterdiğini düşünmekteyiz. Bu durumu daha dikkatle incelersek, kalp atışının yaydığı enerji dalgaları, kalpten tüm vücuda yayılmakta ve tüm organ ve diğer yapılarla etkileşime girmektedir. Bu dalgalar, tüm vücutta meydana gelen özellikleri ve hareketliliği enerji dalga yapılı kalıplarda kodlar ve kaydederler. Bu yolla kodlanan bilgi yani kalbin yaydığı dalgaların okuduğu bilgi, bedeni okuyup kodaladıktan sonra bedene yönelik bedensel faaliyetlere yön vermekte ve bu faaliyetlerin bir bütünlük içinde uyumlu bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktadır.

Ayrıca yeni bilgiler göstermektedir ki; kalbin alanı doğrudan “sezgisel” algılamayı içermektedir. Deneysel çalışmalardan elde edilen bulgulara göre, hem beyin hem de kalp gelecekte olacak bir olayı, o olay olmadan önce bilgisini alıp ve cevap verebilmektedir. Daha da şaşırtıcı olanı, kalbin beyinden daha önce bu “sezgisel” bilgiyi algılamasıdır. Bu belki de kalbin beyne göre daha geniş olan elektromanyetik alanının uzay ve zaman içerisinde, “öte” diyebileceğimiz noktadaki bilgileri kapsayan daha latif enerji alanı ile girdiği etkileşimi ile olabilmektedir.

http://www.heartmath.org/research/research-intuition/The_Resonant_Heart.pdf

Kalp anne karnındaki ilk atışı ile içinde bulunduğu “vücud” adlı sistemi okumaya başlar, ve okuduğu bilgileri de nöronlar vasıtası ile beyne aktarır. Nöronların bir özelliği olan ayna nöron fonksiyonu ile de kendindeki bilgileri aynı ile beyne iletebilmektedir. Ancak burada beynin her ne kadar da manyetik alanının kalp kadar güçlü olmasa da üretttiği çok özel dalga yapısını unutmamak gerekmektedir. “Ruh” adlı bu hologramik mikrodalga yapı, beynin ürettiği bir yapıdır. “Vücut” adlı sistemi okuyup, bedenin tüm bilgilerini kodlayan ve kaydeden kalp, bu bilgileri sadece beyne değil, ayrıca tüm vücuda iletmektedir. Bu nokta da beyin, ya bu bilgileri ayna nöron fonksiyonu doğrultusunda aynıyla işleme koyup, basit anlamda bedensel faaliyetler doğrultusunda işlem görüp ve bunu aynı şekilde hologramik mikrodalga yapıya yükleyecek, ya da sadece bedene yönelik bilgileri alıp kullanmayacak, kalbi ve onun kapsama alnınının genişliğinden yaralanarak “sezgisel” okuyuşu kullanarak, kendindeki sonsuz özellikleri ortaya çıkaracaktır.

Check Also

işitme2

Şizofrenideki İşitme Eksiklikleri Belirli Beyin Reseptörüne Bağlı

  Özet: Araştırmacılar, işlevsel olmayan NMDA beyin reseptörlerinin, görünüşe göre şizofreni hastalarında yaygın olan işitme ...