İslami Namaz “Yogası”

Dr. Karima Burns

Kraliyet Tıp Derneği Dergisi tarafından bedeni, zihni ve ruhu kapsayan kişisel gelişimin en eski sistemlerinden bir tanesi olarak adlandırılan yoga; bugün en hızlı gelişen sağlık akımlarından biri haline gelmiştir. Mekanizmayı tedavi edici güçleri yüzyıllardır bilinmektedir.

Yoga; istenilen zaman süresi için kişinin ya  ‘’mantraları(sürekli tekrarlandığında ruhani güçlerin uyandırılmasını sağlayan anahtar kutsal sözleri)’’ söylerken ya da ritmik bir şekilde nefes alırken devam ettiği birkaç ‘’Asana’’ veya ‘’beden pozisyonlarından’’ oluşmaktadır.

Yararları; onu hastalarına tavsiye eden pek çok Doktor, Harvard gibi pek çok tıp okulu ve Menninger
Vakfı gibi pek çok kuruluş tarafından incelenmiştir.

Aslına bakılırsa, yoga o kadar popüler hale gelmiştir ki; sekreterler kendi masalarında yapabilecekleri basitleştirilmiş oturma biçimini geliştirmişlerdir. Yaşlıların, hamile kadınların ve sporcuların da kendi biçimleri vardır.

İlginç bir şekilde, yoga sınıflarına kaydolan milyonlarca insana karşı İslami namaz biçimi Müslümanlara on dört yüzyıldan beri yoganın bazı aynı yararlarını (hatta daha da üstününü) sağlamıştır. ’’Yoganın” bu basit şekli, Müslümanlar Kur’ân’dan ezbere okudukları ve zikirleri söyledikleri sırada belirli pozisyonları yaptıkça günde beş defa fiziksel, zihinsel ve ruhsal yararlar sağlamaktadır.

Elbette, yoga pozisyonlarının hepsi İslami namazda bulunmamaktadır. Bununla birlikte hastane araştırmacıları, hastaların yoganın basitleştirilmiş biçiminden bile yarar gördükleri sonucuna varmışlardır ve hastane yoga programlarının birçoğu, Massachusetts’teki Spaulding Rehabilitasyon Merkezi’ndekiler gibi olanlar, sadece beş ila yedi pozisyondan oluşmaktadırlar.

Müslüman namazının beş pozisyonu vardır ve hepsi de (namazı kılarken ezbere okuduğumuz duaların yanı sıra) modern bilimsel araştırmaya göre ruhani ve zihinsel iyiliğimizle karşılıklı ilişkiye sahiptirler. Her gün belirli hareketleri ve ezbere okunan duaları uygulamanın yararları; pozisyonun veya hareketin kendinin doğru icra edilmesinden, pozisyonun tutulduğu zamanın uzunluğundan, dikkatli ve doğru ezbere okuma tekniklerinden gelmektedir.

Beş namaz pozisyonunun her biri benzer yoga pozisyonuna sahiptir ve pozisyonlar hep birlikte bedendeki yedi ‘’Çakranın (Enerji alanlarının)’’ hepsini ‘’aktif hale’’ getirirler. Bir çakrayı aktif hale getirme fikri dilsel olarak tuhaf gelebilir, fakat biri bir defa o kelimeyi daha bilinen bir lisanda çevirdiğinde anlamak daha kolaydır.

Doğu hekimleri her bir çakranın omurga belkemiğinden dışarıya doğru yayılan ana sinir düğümüyle bağlantı kurduğuna inanırlar. Bu nedenle, bu sinir merkezlerini aktif hale getirme kavramı; kiropraktik dengeleme görmek veya bedensel işlev bozukluklarıyla ilgili olanları düzeltmek için omurga üzerine tedavi edici uyarıcı bir cihazı takmaya benzerdir.

layman’ın tabiriyle, çakralar fikri ‘’hissetme’’ algısının nasıl çalıştığı hakkında düşünülerek anlaşılabilir. Vücudun herhangi bir kısmına dokunulduğunda, biri o kısmın daha ‘’uyanık’’ ve ‘’farkında’’ olarak tepki verdiğinin farkına varır. Vücudun dokunulmayan ama aynı sinir yolu boyunca olan diğer kısmı da tepki verebilir.

Örneğin, bir kişi otururken geçici olarak hareketsiz olan bacakları hakkında düşünmeyebilir; buna rağmen eğer biri onlara dokunursa, onların tekrar ‘’farkında’’ olacaktır. Çakralar aşağı yukarı aynı şekilde çalışırlar.

Çalışmalar; bedenin çeşitli kısımlarının dokunmayla, hareket ve düşünceyle harekete geçirildiklerinde bir gülümsemenin biri gülümsemeden önce kendini uyuşuk ve mutsuz hissetse bile mutluluk hissine neden olabildiği ve hatta dolaşımı arttırdığı şekildeki gibi, kendine özgü duygusal ve fiziksel tepkileri harekete geçirdiğini keşfetmiştir. Bu da, İslami namazın tüm hareketlerinin hızla yapılmasındansa; mükemmel şekilde yapılmasının neden o kadar önemli olduğunun nedenlerinden bir tanesidir.

Vücudun duruşunu, dengesini ve öz-farkındalığı geliştirdiği keşfedilen Tekbir ve Kıyam; birlikte yogadaki Dağ Pozisyonuna çok benzerdir. Bu pozisyon; astım ve kalp hastalarına pek çok yarar sağladığı gibi, kan basıncı ve nefes almayı da normal hale getirmektedir.

Kıyam pozisyonu süresince göğsün üzerine konan ellerin yerleşiminin dünyada öz- bilincimize yönlendiren ve kas sisteminin, cildin, bağırsakların, karaciğerin, pankreasın, safra kesesinin ve gözlerin sağlığını denetleyen Karın boşluğu ‘’çakrasını’’ veya sinir yolunu aktif hale getirdiği söylenmektedir. Eller dua için açık tutulduğunda; aşk, uyum ve huzur duygularının merkezi olduğu söylenen, sevgi ve şefkati düzenleyen Kalp ‘’çakrasını’’ aktif hale getirmektedir. O; kalbi, akciğerleri, boyun altı bezini, bağışıklık sistemini ve kan dolaşımı sistemini de yönetmektedir.

Müslüman araştırmacılar; Müslümanlar Kur’ân’dan ezbere okurlarken eski düşüncelerin, duyguların, korkuların ve suçluluk duygusunun serbest bırakıldığını veya iyileşmiş olduğunu, kan basıncı ve stres seviyelerinin azaldığını göstermişlerdir. Arapça dilinin hemen hemen bütün sesleri vücudun tüm etkilenen kısımlarında bir denge yaratarak, Kur’ân okunurken ifade edilmektedirler.

Aslına bakılırsa, bazı belirli sesler vücuttaki ana organlara karşılık gelmektedirler. Rudolph Steiner (Waldorf okullarının kurucusu), araştırmasında ve ‘Ritmik Düzen’ adlı buluşunda; ‘A’, ‘E’ ve ‘U’ sesli harfleri telaffuz edilirken yapılan titreşimlerin kalbi, akciğerleri ve tiroit, epifiz (pineal), hipofiz ve adrenal bezlerini uyardığını laboratuvar testleri esnasında keşfetmiştir.

Rükû pozisyonu, yogadaki Öne Bükülme Duruşuna çok benzerdir. Rükû; belin, kalçaların, bacakların ve baldırların kaslarını gerer ve kanın üst gövdeye doğru pompalanmasına olanak sağlar. Midenin, karnın ve böbreklerin kaslarını yumuşatır. Doğru açıyı oluşturma, mide kaslarının gelişmesine olanak sağlar ve göbekteki gevşekliği önler.

Bu pozisyon; zihinsel toksinlerin serbest bırakılmalarına olanak sağlayarak bilhassa başa, gözlere, kulaklara, beyine ve akciğerlere, vücudun daha üst bölgelerine daha büyük bir kan akışı da ilerletmektedir. Zamanla bu; beyin fonksiyonunu, kişinin kişiliğini geliştirir ve hamile kadınlarda anne karnındaki bebeğin düzgün pozisyonu sürdürmesi için mükemmel bir vücut duruşudur.

Secdenin kişinin etrafındaki evrenle ruhani bağlantısı ve ruhani arayışlarının şevkiyle bağlantılı olan ‘’Taç çakrayı’’ aktif hale getirdiği söylenmektedir. Bu sinir yolu; beyin, sinir sistemi ve epifiz bezinin (pineal bezin) sağlığıyla da bağlantı kurmaktadır. Onun sağlıklı fonksiyonu, birinin iç ve dış enerjilerini dengelemektedir.
Secdede de bükülürüz, böylece insan varlığını sürdürme temel içgüdülerini düzenleyen ve gerekli zemini sağlayan ‘’Kök çakrayı’’ aktif hale getiririz. Bu, mantıklı ve pozitif düşünmenin yanı sıra yüksek motivasyonlu yaşam bakışını geliştirmeye yardım eder; lenf ve iskelet sistemlerinin, prostatın, idrar torbasının ve adrenal bezlerinin sağlığını sürdürür. Nitekim Secde esnasında üreme organlarına yarar sağlayarak ve onları yumuşatarak ‘’Kuyruk sokumu çakrasını da (Sakral çakrayı da)’’ büküyoruz.

Ayak parmaklarını, dizleri, kalçaları ve bacakları sabit tutan Oturuş pozisyonu, yogadaki Yıldırım Duruşuna benzerdir. Haddinden fazla uykuya eğilimli olanlar ve uzun saatler uyumayı sevenler için iyi olduğu söylenmektedir. Buna ek olarak, bu pozisyon; hızlı sindirime yardımcı olur, karaciğeri toksinsizleştirmeye yardım eder ve kalın bağırsaktaki bağırsaklara ait hareketi (peristaltik hareketi) harekete geçirir.

Sonuncu fakat bir o kadar da önemlisi, “Boğaz çakrasının” namazın bitişinde başın ilk önce sağ omuza, daha sonra da sol omuza döndürülerek aktif hale getirilmesidir. Bu sinir yolu; kişisel yaratıcılığı ve iletişimi etkileyerek boğaz, boyun, kollar, eller, bronşlar ve işitmeyle bağlantılıdır.

Günde en az bir defa yedi sinir yolunun hepsini aktif hale getiren bir kişinin duygusal, fiziksel ve ruhani olarak dengeli kalabileceğine inanılmaktadır. Bu, tüm samimi Müslümanların hedefi olduğuna göre; popüler yogada, tai chi ve diğer pek çok egzersiz sınıfında öğretilen ustalık tekniklerinin ta kendisi olan namazlarımızı kılarken Hadis-i Şerifte tavsiye edilen vücut duruşu, ezbere okuma ve nefes alma ustalığına erişmek için hepimiz büyük çaba göstermeliyiz.

Çeviren: Esin Tezer
Kaynak: http://www.onislam.net/english/health-and-science/faith-and-the-sciences/442969-the-yoga-of-islamic-prayer.html?the_Sciences=

Check Also

hipokampus

Araştırmacılar Hipokampüsün Geleceğe Dair Düşünceleri Nasıl Etkilediğini Ortaya Çıkardılar

Son on yılda araştırmacılar, anıları oluşturma rolü ile tanınan hipokampüsün sadece geçmişi hatırlamaktan çok daha ...