TABELA“N” DAKİ SKORA GÖRE !..

Kökü Mazide Olan Ati
Diyordu bir düşünür, kendi ulusunu “ulu”larken… Bu söz çok önemlidir insanın algıladığı dünyasıNın içinde.
Geçmişimizden Geleceğimize doğru çizilen bir çizgidir bu, “ok”un yönü geleceğe doğru olarak.

Bir futbol maçı düşünelim, hani bazen gidip bir kaç saat önce veya on-onbeş dakika öncesine kadar oturduğumuz türbünleri düşünün, meselâ Alî Sami Yen’i düşünün.
Eski Açıkta iken, sağ tarafınıza düşen dijital skor tabelasında 0-0 yazar…

Belki, dikkatimizi bile çekmez neden acaba 0-0 diye…

Hava güzelse, yeşil çimlerin etrafını aydınlatan yüksek direklerdeki halojen lambalardan yayılan ışıklar altında onbinlerce insan “o anı” temaşa eder.. Türlü tezahüratlar, türlü türlü insanlar, türlü türlü sövmeler- övmeler…

Hani “sizde bir türlü, bizde bir türlü’nün hepsinin bir arada oluşunun temaşası.
Sonra da OYUN başlar HAKEMİN düdüğü ile bizce bir süreç içinde oyananan ve temaşa edilen oyun sadece tabeladaki skoru değiştirir ve bir bakamışınız OYUN sonunda sadece 1-0 olmuş veya 0-1 ya da 0-0bu üç olasılık üzeredir tüm oyun…
Koskoca doksan dakika tabeladaki skoru değiştirmek için verilen mücadeledir ve otomatik olarak oluşur getirileri.

Bir düşünürde diyordu ki, sanırım Ahmed Hulûsi idi ismi…
Ben Kökü Ati’de olan Maziyim…”
Bu söz ise insanlık algılamasında çok nadir açığa çıkan bir anlayışın seslenişidir, bazen de hiç çıkmamıştır belli dönemlerinde. İnsanlık tarihinin asıl fetret dönemi bu dönemlerdir insanlık için.

Yine güzel bir gecenin başlagıcında, güzel bir koltukta yine Sami Yen’desiniz ancak bu sefer biraz değişik olay. Çünkü skor önceden yazılmış tabelaya 1-0 .
Şimdi bu skora göre oynanacak OYUN sahada önceden belirlenmiş, takdir edilmiş, yazılmış olan tabeladaki skora göre.

Olamaz mı?
Neden olmasın?

İnsanlığın doğal açılımı olan algılamasında “düzenin” “düzensizliğe” doğru gidişi vardır. “Entropi” der pozitif bilim buna. Bu açılımda zaman oku geçmişten geleceğe doğru hareket edermiş gibi algılanır ve tüm düzenlemelerini insan buna göre oluşturmuştur. Zira dünyaMız bu algılamaya göre “design” edilmiştir hepimiz tarafından; “doğarsın, büyürsün, ölürsün” demişlerdir, ölümle sonun geleceğini zannedenler için. Ölümün son olmadığına iman edenler de bir de bunlara ilâveten ölümü tadarsın- kabir (Berzah) – Mahşer –Cehennem – Cennet gibi ekler de koymuşlardır, “Ok”un geleceğe doğru harekete eden ucuna.

Newton Fiziği olayları ve objeleri arka planı uzay olan bir dekorla inceler.
Olaylara, objelere “varlık” verir. Maddeyi temel kabul eder, atom ve elektronu parçacık olarak kabul eder ve bunlara kütle verir ve aralarında mesafeleriyle ters orantılı kütleleri ile doğru orantılı bir ilgi kurar, anlayışını buna göre düzenler tüm uzay –zaman- mekân hesaplarını buna göre yapar.

Ve biz halen birçok alanda bu kurallara göre yaşamımızı organize ederiz. Uzaya gidip gelen bir mekiğin dünyanın çekim alanını hesaplayarak atmosfere belli bir açı ve zaman aralığında girme zorunluluğunun olduğu gibi.

Kur’an da buna “HİKMET” demiştir, Allah Resulu dillendirirken… Hikmet övülmüştür, Hikmet anlatılmıştır.
Resul size HİKMETİ öğretti” denmiştir.
“…Ve yüallimükümül Kitabe vel Hikmete ve yüallimüküm ma lem tekünu ta’lemun;”
Allah, hikmeti kime dilerse ona verir. Kime de hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayr verilmistir.”
“…Yü’til Hıkmete men yeşau‘* ve men yü’tel Hıkmete fekad utiye hayren kesiyra*”

Her işte bir HİKMET var denmiştir bizlere büyürken!… Kırılırken!… Ağlarken!… Sevinirken!… İşler ters giderken veya düz giderken!…
Hadiste “HİKMET müminin yitiğidir” de denmiştir, bir hadiste’de “Dünya HİKMET yurdu , Âhiret KUDRET yurdu” demiştir yüceler yücesi ‘O’ ZÂT..
Esma’dan biri de HAKÎM dir.

Özdeşleştirmişimdir oldum olası Newton Fiziği açılımı anlayışı ile algılanan dünya ile DünyaMızın HİKMET yurdu oluşunu…

Sonra birden bu yüzyılın başlarında ortaya çıkan başka bir fizik anlayışı sanki HİKMET görüşünle parelelmiş gibi görünen Newton Fiziğinin değerlerini altüst etmiş ve her şeyi YENİDEN “hesap”latmak zorunda bırakmıştır bilim adamları, düşünürler ve insanlar için.

Kuantum fiziği…

Bu bakış açısında ise parçacık, obje, olay ve uzay birbirinden ayrı değil, dalga boylarının algılamaya göre aldığı farklı isimler olduğunu anlatmıştır.
Kuantsal boyutun en can alıcı yanlarından biri de ışık hızından daha hızlı kuantlar olduğundan söz etmiş olmasıdır.
Bu yönüyle de Newton Fiziğinin ışık hızından daha düşük hızda olan eylemlere olan bakış açısını düşündürmeye başlamıştır!.

Işık hızının üstünde seyreden yapının isimi ise Takyon’dur. Takyon’lar ışık hızından daha fazla hıza sahip olduğundan zaman, onun boyutunda bırakın durmayı geriye doğru hareket etmeye başlamıştır. “İlkler son, sonlar ilk olmaya” başlamıştır. Buna zamanın “tersinir” oluşu denmiştir.

Yani Meşhur “ok”umuz bu sefer Gelecekten Geçmişe doğru seyretmeye başlamıştır.
Skora göre OYUN oynanmaya başlamış flim geriye doğru sarmıştır.

Ancak bunun takyonu“N” bilincinde bu şekilde olması, “M”olekülün bilincini ortadan kaldırmış değildir.
Yani HAKÎM ismi ortadan kalkmış da, KAÂDİR ismi kalmış değildir.
Her iki isim de algılayanıNa göre kaimdir.

İşte KUDRET yurdu olmuştur Ahiret…

NoktasıNdaki KUDRET açığa çıkan filmi geriye doğru seyreder, sonuçlarını bildiğinden dolayı korku-hüzün-beklenti içinde olamaz…
N” ler, KUDRET yurdu olarak ÂhiretiNi yaşayaNlardır.
M” ler ise, Hikmet peşinde koşup duranlardır kapasitelerince.
Kudret açığa çıkıp film geriye sarıldığında filmdeki her kareye YAKÎN olurlar ve bunu dillendirirler “ülâikel mukarrebun” olarak…

Yıllardır Ahmed Bey’in yazdıklarına önem veren, sorgulayan ve ciddi bir oranda mesaisini bunlara ayıran bir arkadaşımdan duyduğum Ahmed Hulûsi’nin bir sözü ile devam etmek istiyorum karalamama:

“Ahirette herşey kudret esasına dayalı olacak demek her şey otomatik olarak bir birbirini meydana getirecek demektir. Ama… Ufak bir ama…
Biz kudret yurdu olarak ahireti düşünürken, bazı zevatlar, ahireti ortaya konulan fiillerin sonucunda kişinin yaşadığı hissediş ve algılayış boyutu olarak nitelendiriyor.
Ve onun sonuçlarınında otomatik olarak oluştuğunu söyleyerek kudret yurdunun da hikmet yurdunun batını olduğunu ifade ediyor”

Amentü” de dikkat edilirse:

VEL YEVMİL ÂHİR” veya “v`eL-YEVM`İL ÂHİR” ile “Vel ba`su ba`del mevt” ayrı ayrı analiz edilmiştir. Çünkü ölümün akabinde hemen bâas oluş ÂHİRET içinde sadece neredeyse küçük bir skaladır. “Ölüm ötesi” ile “Âhiret” kavramını özdeşleştirmek her ne kadar doğru gibi görünse de başka birçok gerçeği örtmemize sebep olabilir, istemeden de olsa.

Âhiret, kudrete dayalı ise ve Kudret’in açığa çıkışı String boyutu ise, stringlerden varlığını alan takyonlar ışıktan hızlı hareket ettiğinden Âhiret, sonun başa doğru yaşanması bilincidir.
Yani bizler tabeladaki skora göre oynuyoruz.
O yüzden herşey kaderi ile halk olmuştur denmiştir Kitapta.
İnna külle şey’in halaknahu Bi kader;”

Mevtin akabinde bâas olmak ise “ok”un geçmişten geleceğe doğru hareketi esas alınarak söylenmiştir, birçok bâas dahi bu bakış açısının işaret ettiği dönüşümlerdir, hep ileriye doğru olan.

Takyonların boyutundan, ışık altı boyuta olan çok çok kısa süreli geçişler değişimlere sebep olur.
Takyon boyutunda düzen hakimdir ve ışık hızının altına geçişte ise düzensizlik oluşur. Madde algılaması ile başlayan boyutlarda düzenden düzensizliğe geçiş hakim iken ışık hızı üstünde olan boyutlarda ise düzensizlikten düzene gidiş hakimdir. Düzensizlik azaldıkça ise BİLGİ yoğunlaşır.
O yüzden String boyutu BİLGİ nin en düzenli ve yoğun olduğu boyuttur. Bu boyut itibarı ile olabilirlikten-ihtimalden bahsedilemez.
Olabilirlik ise ışık hızı altında kalan, bilginin yoğunluğunun ya da algılamasının daha düzensiz olduğu boyutlarda dillendirilmek zorunda kalmıştır her ne kadar yanılsama olsa da.
Hikmet yurdunun bir açılımıdır olabilirlik, ya da Newton Fiziğinin bir sonucu.
Oysa, string boyutunda entropi azalıp bilgi saltlaştıkça olabilirlik ve ihtimal hesabı yapılamaz.

Hikmet yurdunun gereğidir “at başı giderken seçilmek” ya da “iki Ömer’den birinin Din’e hizmet etmesini” dilemek…
Kudret Yurdunda ise “EMR” irade ile zaten gerçekleşmiştir.

Bir sevdiğim büyüğümün dediği gibi “sana” ne düştü bu yazıdan derseniz:

M” ler’ki ben de bunlardanı“M”. Hikmete dayalı değerlendirmeler içinde hatta çoğu zaman bunun bile hakkını vermeden yaşarız.
E“N” azı“N”da“N” Efendimizi“N” hadisi“N”i (Dedikodu yapmak ölü kardeşinin etini yemek gibidir) duyar duymaz terketti “M” insanların önünden, arkasından, sağından solundan konuşmayı, üretmekten aciz olup, yaran“M”ak için şikâyet et“M”eyi
kusur ara“M”ayı, eksik gör“M”eyi…
Şükürler olsun bizi bu konuda uya“N”dırıp aydın“N”lata“N”a…..

Bilmem bana ne olur size ne olur” diyenin dediği gibi…
BİRgün “N” gözüyle bakmak her bir Kardeşime “N”asip ola…

Galatasaraylı
16 Kasım 2007

Bu yazı Yeni Ufuklar Sitesinden Alıntıdır.

Check Also

parkinson1

Parkinson Hastalığı Bağırsaklarda Başlayıp Beyne Gidiyor Olabilir

Görünüşe göre Parkinson hastalığının ardındaki sinir hasarı, beyin hücrelerine yayılmadan önce mide ya da kalın ...