Midenizdeki Yeni Genetik Parmakizi

Bedenimiz insan geninden çok daha fazla mikrobiyal gen içerir. Yapılan yeni araştırma tıpkı insan DNA’sının bir insandan diğerine çeşitlilik gösterdiği gibi bağırsaktaki mikrobiyal DNA toplamının da çeşitlilik göstermekte olduğunu ortaya koymakta.

Yapılan bu araştırma, besin maddesini yiyeceklerden çıkaran, vitaminleri sentezleyen, enfeksiyonlardan koruyan ve doğal olarak iltihaplanmayı azaltan bağırsaktaki genetik çeşitlilikteki mikropların kataloglanmasında bir ilk.

Bilimadamlarınca ortaya çıkarılan yaygın genetik çeşitlilik, bilimadamlarına bizi sağlıklı kılmak ya da bazı durumlarda hastalık oluşturmak için insan genleri ile mikrobiyal genlerin
nasıl birarada çalıştığını anlamaya yardım edebilir.

Bu araştırma, St. Louis’teki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları ile Almanya, Heidelberg’deki Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarında çalışan araştırmacılar tarafından gerçekleştirildi ve bununla ilgili yazı 5 Aralık 2012 tarihli Nature Dergisinde yayınlandı.

Washington Üniversitesi’ndeki Genom Enstitüsü Müdür Yardımcısı, yazışmadan sorumlu yazar George Weinstock şunu ifade ediyor: “Şaşırtıcı bir şekilde, her birimiz bağırsak mikroplarımızın DNA toplamıyız. Bu toplam, bireyselleştirilmiş, insan genomuna tamamen benzeşiktir. Farklılıklar, bireylerin çeşitli ilaç kullanımı ya da belirli besleyici öğelerin kullanımı ile hem insan genleri hem de mikrobiyal genlerde genetik çeşitlilik ile ortaya çıkabilir.”

Araştırmacılar, Amerika ve Avrupa’da yaşayan 207 bireyin 252 dışkı örneklerindeki mikrobiyal DNA’yı analiz ederler.Tüm denekler beden içi ya da bedenin üstünde yaşayan farklı mikrop türlerini kataloglamak için iki yüksek profilden birine katkıda bulunmuşlardır. Bu çalışmaların hiç biri (Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından finanse edilen İnsan Sağlık Projesi ve Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen İnsan Bağırsak Yolu Metagenomiği (MetaHIT) Projesi) bedendeki mikrobiyal genlerin çeşitliliğine bakmamıştır.

Bu yeni çalışma için araştırmacılar, yaygın olarak bağırsakta bulunan 101 çeşit mikrop türün üzerinde yoğunlaşıp, bu mikropların kollektif, müşterek DNA’larındaki 10 milyondan fazla tek-harflik değişimi tespit ederler.Araştırmacılar,ayrıca, insersiyon-ekleme, silme, ve yapısal değişiklileri de içeren pek çok DNA değişilikliği tespit ederler.

En azından bir ay ara ile 43 denekten topladıkları dışkı örnekleri(ilk örnekler alındıktan sonra çoğu örnekler 6 aydan bir yıla kadar toplanmaya devam edildi)  ile araştırmacılar zaman içinde, bağırsaklardaki mikrop türlerinin azalıp çoğalmasına rağmen, mikrobiyal DNA’larında çok az çeşitlilik saptarlar.

Weinstock şu şekilde açıklamada bulunur: “Bağırsaktaki mikrobiyal DNA dikkat çekici bir şekilde sabit. Tıpkı parmakizi gibi. Hattâ bir yıl sonra bile kişileri  mikrobiyal DNA’larının genetik imzalarından ayırd edebiliyoruz.”

Bebekler mikroplarla beraber doğum kanalından geçer ve dünyaya gelirler.Bu mikroplar anneden ve çevreden onlara aktarılır. Mikropların yaşamımızı nasıl şekillendirdiği tam olarak halâ bilinmemekte.Ancak, araştırmanın öne sürüdğü nokta;bağırsaktaki bakteri dengesizliği hassas bağırsak sendromu, Crohn hastalığı (kronik ve iltihabi bir bağırsak hastalığı) ve hattâ obezite gibi durumlara katkıda bulunabiliyor. Bu yeni kataloglama ile, araştırmacılar bağırsağın mikrobiyomunu–mikrop koleksiyonu ve onların genleri—şekillendiren seçici güçleri anlamaya başlayabilirler.

Yardımcı Tıp Profesörü, ortak yazar Makedonka Mitreva şunu ifade ediyor: “Mikroplarımızın DNA’sı bedenlerimizdeki mikrobiyal evrimin tarihsel bir kaydıdır. Bu organizmaların çoğu bizde küçükken kolonileşmiş ve büyümüş ve tüm yaşamımız boyunca gelişmiştir. Bağırsak mikrobiyomun geleceğine dair çalışmalarından derlenen bu bilgi, bilimadamlarına insan sağlığını iyileştirmeye
ve etkin ilaç tedavisi için mikrobiyal genlerinin nasıl manipüle edildiğini belirlemeye yardımcı olabilir.

Çeviren : AylinER
Kaynak : http://news.wustl.edu/news/Pages/24655.aspx

Check Also

Bilim İnsanları Zihinsel Ve Fiziksel Sağlık Arasındaki Sıkı Bağa Işık Tuttular

Profesör Lisa Feldman Barrett’ın önderliğinde yapılan bu yeni  araştırmanın gerçekten de zihin ve beyin arasındaki ...