Kuran’ı neden anlamıyoruz, nasıl anlarız?

Son yıllarını Kuran’ın çeşitli kişilerce yayınlanmış tefsirlerini okumuş, ayetleri tek tek incelemiş, okuduklarının bir çoğunu anlayabilmek için tekrar tekrar okumuş, çeşitli düşünürlerin, alimlerin ve diyanetin yorumlarını irdelemiş, İslamiinternet sitelerini araştırmış bir kardeşiniz olarak bu yazıyı kaleme alıyorum.

Kur-an’ı anlamaya çalışarak samimiyetle okuyan birçok insanın söylediği ortak şey; okudum okudum ama birçok yerini anlamadım.

Anlamıyoruz.

Kendi adıma anlamamamın nedenleri üzerinde çok durdum. Neden anlamıyordum? Sorun Kuran’da mı, yoksa bende miydi? Yoksa Ateistlerin de dediğin gibi din insanları kontrol altında tutmak için uydurulmuş safsatalar bütünü ve hatta afyon muydu?

Sonunda bütün bildiklerimi sıfırlayıp her şeye yeniden başlamam gerektiğine ve sadece Kuran’ı ve Resulallah’ın hadislerini referans almam gerektiğine karar verdim.

Çünkü, fark ettim ki Resulallah’ın vefatından sonra mezhep, itikat, tarikat, fetva,  mendup, mekruh, vacip, müstehap, mübah ve daha onlarca tanım/yorum ortaya çıkmış ve bu tanım/yorumlardan her biri İslam denen olgunun ana fikrinden uzaklaşıp içinden çıkılamaz bir noktaya gelmesine birer tuğla koymuş ve gerçek İslam ile aramıza kalın duvarlar örmüş.

Kur-an’ı son kez bana hediye edilen ‘Ahmed Hulusi‘ isimli şahsın ‘Kur-an’ı Kerim Çözümü‘ isimli kitabını okuyarak anlamaya çalıştım ve bu eser bende yepyeni ufuklar, yepyeni pencereler açılmasına vesile oldu. Ve artık bazı şeyleri idrak edip kutsal kitabı neden anlamadığımı anlar gibi olmaya başladım. Gibi diyorum çünkü ne anlattığını tam anlamıyla bilen Resulallah’tır, bizim anladıklarımız anlayışımızın kapasitesi kadardır.

Kardeşim, laf kalabalığını geç sadede gel dediğinizi duyar gibiyim.

Bu uzun girizgâhtan sonra Kuran’ı anlamak için gerekli olduğuna inandığım şeyleri madde madde sıralayayım isterseniz;

1-) Öncelikle bütün bildiklerimizi ve ön yargılarımızı bir kenara bırakmamız gerekiyor. Çünkü eski bilgiler ile yenilenemiyor insanYenilenmek için eskileri eskide bırakmak gerekiyorMevlana‘nın dediği gibi ‘Dün dünle gitti cancazım, artık yeni şeyler söylemek lazım

2-) Aman onu öğrenmeyeyim ayıptır, bunu bilmeyeyim günahtır, kavramlarından kurtulup korkularımızın üzerine gitmeliyiz. Korkularımızla yüzleşmezsek hiçbir şeyi çözemiyoruz. Korkularımız yüzünden öğrenemediğimiz, göz ardı ettiğimiz her konu bizim olayın bütününü kavramamız açısından en önemli eşik halini alıyor. İslam’ı sevgi değil korku dini haline çeviriyor.

3-) İslam dinini ve Kur-an ı anlayabilmek için bilimsel gelişmeleri takip etmeli, tıbbi buluşlardan  haberdar olmalı, astronomik bilgilere göz atmalı ve en önemlisi BEYİN denilen organın çalışma sistemini öğrenmeliyiz. Ki bu gibi bilgilere ulaşmak günümüzde oldukça kolay ve basit.

İlk üç maddeyi biraz da olsa uygulayabilir, zamanla hayatımıza sokabilirsek dördüncü ve en önemli konuya gelebiliriz.

4-) Yasaların onlarca maddesi vardır ve bu maddelerin tümü bir tek amaca hizmet etmektedir; adalet. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi Kuran’ın da altı bin küsur ayetinden çıkan bir mesaj var ve o mesajın ne olduğunu anlamaya çalışmalıyız. Kur-an’ı anlamak istiyorsak ayet ayet değilbütün olarak değerlendirmeliyiz. Ayetlere takılı kaldığımız anda bütünden kopuyor, Kur-an’ın vermek istediği asıl mesajı kaçırıyoruz ve ne anlatmak istediğini anlamıyoruz. 23 Sene gibi kısa bir zaman diliminde inzal olup sonsuza kadar geçerli olan bilgileri ihtiva ettiği bildirilen bir din şüphesiz ki nazil olduğu devir ile ilgili hükümleri de içinde bulunduğumuz yüz yıla dair hükümleri de içerir, içermelidir. Bunu aklımızdan çıkarmadan o günkü insanların anlayabileceği ama bize de hitap eden misalleri, mecazları iyi düşünmeli ve anlamaya çalışmalıyız. Bunu anlamak için bu gerçeklerin anlatıldığı ortamın yetersizliğini asla göz ardı etmemeliyiz. 600’lü yıllarda verilebilecek misallerin ne denli kısıtlı olduğunu unutmamalı, bazen farklı konuları açıklamak için aynı örneklerin verilmek zorunda kalındığını mutlaka düşünmeliyiz.

Son olarak,
Bilimi ve tıbbı takip edenler evrende hakiki manada madde denilen katı varlıkların asla var olmadığını, var olan her şeyin aslında %99,9 u boşluklardan müteşekkil atomlardan oluşmuş yapıların yansımasının gözümüze göre bizde madde varmış algısı oluşturduğunu, evrende var olanın sadece dalga boyları (bir çeşit televizyon dalgaları) olduğunu (bknz: kuantum fiziği), beynimizin kontrolünün bizde olmadığını, beynin her şeyi kendi kendine yaptığını (bknz: David Eagleman, ‘İncognito’ kitabı) bileceklerdir.

Kuran’ı anlamamamızın nedeni onun eksik veya hatalı olması değil bilgimizinbirikimimizinbakış açımızın ve algılama kapasitemizin sınırlı olmasından kaynaklanmaktadır. Eminim ki bakış açımızı genişlettiğimiz ve Kuran’a geçmiş deneyimlerimizden ve zanlarımızdan sıyrılarak bir bütün halinde bilimsel veriler paralelinde baktığımız anda verilmek istenen ana mesajı anlayacağız.

 Sürçü lisan ettiysem affola.

Kaynak : http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/kurani-neden-anlamiyoruz-nasil-anlariz-34299

Check Also

gezegenlerin oluşması

Peki ya yeni yaşam biçimleri oluşturursak?

Gezegen yaşanabilir seviyeye kadar soğuyunca, yeryüzünde yaşam oluştu. Bildiğimiz kadarıyla da 4 milyar yıldır başka ...