Et Beyinden Zihine

Et Beyinden Zihine: Michael Gazzaniga’nın Bilincin Biyolojiksel Temelini Keşfedişi

1648 yılının Nisan ayında, René Descartes’ın genç bir hayranı onu Hollanda’daki sahil evinde ziyarete gider. Kartezyan felsefesinin ana noktalarını tartışmayı amaçlayan Frans Burman adlı bu genç, Descartes’ın çalışmalarında 70’den fazla kısmı işaretlemiştir. Ona ruhun ve bedenin birbirini nasıl etkilediğini sorar. Descartes bu sorunun çok zor, çetrefelli olduğunu kabul eder ancak ikisinin duygu açısından birbirini etkilediğinin kanıtı olduğundan da bahseder. Sır mekanizmada yatmaktadır. Descartes’ın gizlediği bu sırrı belki de İlahiyatçılara bırakmak en iyisidir…

Sinirbilimci Michael Gazzaniga, kitabı olan Bilinç İçgüdüsü’nde, zihin-beden problemini yeniden ele alır. Beynin Zihni Nasıl Oluşturduğu Gizemini Çözme başlıklı altyazısı Descartes’ın tam olarak açıklamayıp, çıkmazda bıraktığını cesurca başka bir şekilde ifade etmektedir. Gazzaniga cesur bir bilimci. Sol beyin ve sağ beyin arasındaki bağlantıyı koparmaya (ayrık beyinler) dair 1960’larda yaptığı öncü bir çalışma ile ismini duyurmuştur.

(D. Draaisma Nature 518, 298–299; 2015).En son kitabını daha geniş anlamda bilimsel ve felsefik sorulara kendine güvenerek cevap verecek bir yaşta (Gazzaniga şimdi 78 yaşındadır) yazmıştır. Gazzaniga, dilin kökenlerini,nöral temellerini veya yüz tanıma mekanizmasını tartışarak okuyucusuna nörolojik,biyolojik ve psikolojik açıdan rehberlik eder ve Isaac Newton’un hareket yasaları, özel ve genel izafiyet teorisi ve kuantum fizik konusunda, matematiksel soyutlamalarda (kendi önyargısı ile insanın kendini anlamaktan engellediği konular) bir uyandırış gerçekleştirir.

Teoriksel biyolog Howard Pattee ile  Gazzaniga,bizim introperspektif farkındalığımızdan beyin dokusunun atomaltı parçacıklarina kadar bir teorinin herşeyi kapsadığına dair olan fikir konusuna karşı çıkıp direnmemiz gerektiğini vurgularlar. Gazzaniga, açıklamalarıında bunun tıpkı kuantum fiziğinde; ışık bazen dalga, bazen de parçacık gibi hareket eder bağlamında düşünülmesi gerektiğini söyler.

Gazzaniga, bilinci “bir organizmada zaman içinde ortaya çıkan bir dizi içgüdünün ve/veya hatıraların öznel hissi” olarak tanımlar.

Gazzaniga, klinik vakaların (nörolojik koğuşlarda bir kaç yıl çalışmıştır) karmaşıklıklar eklediğini de işaret eder. Örneğin; tamamen hareket edemeyen kişiler, korkutucu bir durum olan “locked-in sendroma (hastada göz kasları dışında tüm kasların felç olması)” sahip olup halâ bilinçlidirler. Uyurgezerken bilinçli olunmayabilinir ve bilinci davranışa bağlamak yanıltıcı olabilir. Ayrıca bilinci beynin parçalarına bağlamak da doğru değildir.

Gazzaniga’nın ilk tespitleri; sağ ve sol beyin yarimküresini birbirinden ayırarak 2 ayrı bilinçli sistem üretmek olmuştu; beynin sol yarımküresi dili ifade edebilmekteydi. Bilincin serebral korteks ile birlikte evrim geçirerek dil ile akıl yürütme gibi daha “yüksek” fonksiyonları desteklediği düşünülmekteydi.

Fakat Gazzaniga, sinirbilimci Björn Merker’in çalışmasına atıfta bulunarak,bilinci zorunlu olarak ya da sadece kortikal ve dilbilimsel süreçler icinde değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirir. Ciddi anlamda hasarlı önbeyin ile doğan bazı çocuklarda, hasarlı doku, sıvı ile dolar.(hidranensefali). Bu çocuklar konuşamadan büyürler ancak yine de duygularını ifade edebilirler ve öznel deneyimlere sahiptirler. Gazzaniga’ya göre, bilinç, aslında evrimsel olarak daha eski ortabeyinden korteksle beraber bilinçli deneyimleri geliştirmek için bir kolleksiyon çıktısı (apps!) sağlayarak açığa çıkabilir.

Gazzaniga, beynin yapısını tartışmada bilinç için sıradan bir benzetme sunmakta… Beyni örüntüleri tanıma ve müzikte ritmi takip etme gibi tek bir modül olarak düşünmemek gerekir. Bu modüllerin son ürünleri yüzeye çıkar ve bir kapta kaynayan su baloncuklarının patlaması gibi her biri farkındalığımızın bir parçası gibi patlar, açığa çıkar. Önde gelen Psikolog William James’in “bilinç akışı” olarak tanımladığı öznel süreklilik akışımız, belki de bir illüzyondur: Bir filmin kareleri gibi, öğeleri hızlı bir şekilde ardı ardına yumuşak geçişli hareketler olarak deneyimleriz.

Kabarcıklar metaforu ilk ve herşeyden önce test edilebilir materyaller sağlayan bir teori üretmeye yönelik bir davet gibi gözükmekte.

Gazzaniga, zihnin et beyinden nasıl açığa çıktığına dair nihai açıklamanın  ve kanıtlamanın  pek sıcak ve sevimli gelmeyebileceğini söylüyor. Bunu yerine, tersine, sezgilerimizin ve hayâl gücümüzün ötesine geçerek kuantum mekaniği ile bunu açıklayabiliriz… Belki de bir kere daha 370 yıl önce Burman’ın Descartes’dan duyduğu şu açıklamaya kulak asmak gerek: “Bu işi teolojist- ilahiyatçılara bırakmak belki de en iyisidir.”

Çeviren : AylinEr
https://www.nature.com/articles/d41586-018-03920-z?utm_source=twt_nnc&utm_medium=social&utm_campaign=naturenews&sf186373709=1

Check Also

Robert Lanza, Biocentrism, Biyo merkezcilik

Biyo merkezcilik, eski fiziği yeni biyolojiyle yenilemektir. Halen algılanan şeylerden bağımsız, var olan bir dış ...