“Benzen” Kanserojen mi?

Dünya Sağlık Örgütü-Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı ‘benzen’ üzerine yapılan incelemelerinde çok önemli bulguları dikkate almadılar.

Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nda çalışan bilim insanlarından gelen e-postalara göre ajans, kansere yol açan bir kimyasal olan ‘benzen’e insanın maruz kalmasıyla ilgili belgeleri geniş kapsamlı olarak inceleyemedi. Bulguları Amerikan mahkemelerinde kullanılıyor ve de tüm dünyada kaynak göteriliyor olmasına rağmen ajans, problemi düzeltme yoluna gitmedi.

2015 yılında, kimya mühendisi Melvyn Kopstein Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’na (IARC) uyarıda bulunarak, çalışmalarındaki ciddi kusurlardan bahsetti. Kopstein, Dünya Sağlık Örgütü’nin yarı otonom parçası olan IARC’ın, ‘benzen’i incelerken çok ciddi hatalar yaptığını, insanın bu kansorejen kimyasala maruz kalmasının yeterince önemsenmediğini düşünüyordu.

3 yıl geçti ve Kopstein hala IARC’nin konuyla ilgili birşeyler yapmasını bekliyor. Reuters’ın görüntülediği epostalarda, ajansın Kopstein ile aynı fikirde olduğu ve ‘benzen’ incelemelerinde eksiklikler olduğunu kabul ettiği görülüyor. Ama ajansın üst düzey araştırmacılarından bir tanesinin yazdığı epostada ise “Bu konuda değişikliğe gitmeyi ya da konu üzerinde daha fazla inceleme yapmayı düşünmüyoruz” cümlesine rastlanmıştır.

ABD Maryland’den Kopstein, kimyasallarla ilgili kanıtlar üzerinde onlarca yıldır incelemeler yapmaktadır. Bir röportajında şöyle ifade veriyor: “Çok şaşırmıştım. Son derece beklenmedik bir şeydi. Ne de olsa IARC, ürünlerin ve kimyasalların kanserojen olup olmadığı hakkında tüm dünya çapında başvurulabilecek, tarafsız bir kaynak noktadır.”

Geçen yıl Reuters, IARC’ın, bitki öldüren glifosat hakkında yaptığı incelemeler sonucu, bu maddenin insanlarda kansere yol açmadığına dair bazı verileri ve bulguları incelemelerinden çıkardı: Yani başka bir deyişle, ajans, kanser hücrelerinin oluşmasıyla ilgili kanıtları fazla abartmış olabilir. Benzen vakasında ise, Kopstein şunu iddia ediyordu: IARC, bu kimyasala maruz kalmanın aslında kendi belirttiğinden çok daha fazla olduğu bilgisini göz önünde bulundurmamıştı; yani ajans potansiyel kanser risklerini gereğinden fazla gözardı etmiş olabilir.

Açıklamalar çok önemli çünkü IARCnin metotlarına çok farklı bir bakış getiriyor. Ajans, değerlendirmelerini nasıl yaptığıyla ilgili detaylı bilgileri yayınlamıyor; toplantılarına katılan gözlemcilerin de topluma konuşmasını yasaklıyor.

IARC, ‘benzen’in insanlarda kansere yol açabileceğini ama insanların iş ortamında buna maruz kalma oranının, 1980lerden beri kabul edilen sınırın altında olduğunu iddia etti. Kopstein ise, insanların benzene maruz kalma durumlarını değerlendirme konusunda ajansın hatalı olduğunu söyledi.

Dünya çapında milyonlarca çalışan- araba tamircilerinden mobilyacılara, ayakkabıcılardan matbaacılara ve boyacılara kadar bir çok alanda- benzen içeren ürün kullanmaktadır. Bunlara örnek olarak,  yapıştırıcılar, çözücüler ve temizlik malzemeleri gösterilebilir. Bazen de iyi hava havalandırılmayan fabrika ve atölyelerde aynı tehlike söz konusudur.

Kopstein, davacıların uzman tanığı olarak yer aldı. Davacılar, iş yerindeki ürünlerde benzene maruz kalmanın kendilerini hasta ettiğine inanıyorlar. Kopstein: “Emsal değerlendirme bilimsel kanıtları göstermektedir ki, mesleki ortamda benzene maruz kalmak, IARC’nin belirttiğinden çok daha fazla önem teşkil etmektedir.” Kopstein, IARC’nin benzen değerlendirme detaylarını 2015te fark ettiğinde, ajansla iletişime geçti.

Reuters tarafından incelenen aylar süren haberleşme trafiğinde, IARCdeki benzen değerlendirmelerine dahil olan üst düzey bir personel ve bir bilim insanı Kopstein’a, ajansın kimyasal değerlendirmelerinin gerçekten sınırlı olduğunu ifade ettiler.

Benzen ve diğer maddeleri inceleyen IARC çalışma grubu üyelerinden biri olan Martyn Smith, Kopstein’a yazdığı bir epostada “İncelenmesi gereken çok fazla şey vardı. Bu yüzden de yanlış şeyler üzerinde odaklanıldı” dedi. Smith, Reuters’ın yorumlarına cevap vermedi.

IARC’nin monografileri- insanlara risk oluşturan kansorejen maddeleri sınıflandıran bilimsel incelemeler-tüm dünyada hükümetler, mahkemeler ve kanunlar tarafından kansere yol açan ve muhtemelen yol açan referans maddeleri olarak kabul edilmektedir. Ama burada IARC üyeleri tarafından Kopstein’a incelemelrin çok kapsamlı olmadığı söylenmekteydi.

Kopstein bu gibi sınırlılıkların çok ciddi bir eksiklik olduğunu ve hükümetlerin ve halk sağlığı merkezlerinin, IARC’den “dengeli ve net” bilgi istediklerini söyledi.

Global etkisine rağmen, IARC küçük bir organizasyon sayılabilir. 53 milyon $ yıllık bütçesi bulunmaktadır. Yaklaşık 24 IARC üye eyalet tarafından desteklenmektedir. 1985ten beri de Ulusal Sağlık Enstitülerinden gelen bağışlarla, Amerikalı vergi mükelleflerinden, 48 milyon $dan fazla bağış almıştır.  Ulusal Sağlık Enstitüleri fonlarının yaklaşık 22 milyon doları IARC’nin monografi programına harcanmıştır.

1971 den beri IARC, 1000 taneden fazla maddeyi incelemiş ve pek çok maddeyi kansere yol açma potansiyalleri bakımından “sınıflandırılamaz” olarak belirlemiştir. 500 kadar maddeyi ‘kanserojen’ ya da ‘muhtemelen kansorejen’ olarak sınıflandırmıştır. Sadece naylon içindeki  “kaprolaktam” denilen bir madde, IARC tarafından “muhtemelen kanserojen değil” olarak sınıflandırılmıştır.

Ajansın bazı değerlendirmeleri, özellikle de “kırmızı ve işlenmiş etler, kahve, bitki öldüren glifosat ve cep telefonalrı üzerine olan değelendirmeler, global bir tartışmayı ateşledi ve Amerika kongre komitelerinin IARC üzerindeki incelemelerini hızlandırdı. Geçen yıl Reuters’ın raporlarında, IARC nin glifosat değerlendirmelerini ele alması da, hem genetiği değiştirilmiş ürünlere karşı çıkan aktivistler tarafından hem de Cumhuriyetçiler tarafından çok güçlü tepkilere yol açtı. Bu tepkiler, IARC’nin monografilerinin etkisini ortaya koymaktadır. Ayrıca farklı politik gruplardaki kişilerin IARC’yi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştıklarını göstermektedir.

Çeviren : Sıdıka ÖZEMRE
https://www.reuters.com/investigates/special-report/who-iarc-benzene/?utm_source=twitter&utm_medium=Social

Check Also

Bir Simulasyonda Yaşıyoruz!