Nemesis, güneşin kötü ikizi

Bu yazının videosu ve içeriği yenilenmek için hazırlanmaktadır.

Batı dan doğacak güneş mi keşfedildi; Nemesis, güneşin kötü ikizi

Çeviri: Sıdıka Özemre
Kontrol ve Senkron : CanEr – Hakan Çakmak

Başlangıçta sadece karanlık vardı. Ve sonra Bang!

Büyük patlama zaman, uzay ve maddenin sonsuza dek genişlemesinin başlangıcı oldu.Her gün, evren dediğimiz yerin akıllara durgunluk veren, ölümcül gizemlerini çözen yepyeni keşifler gerçekleşiyor.

Acaba güneşimizin kötü bir Güneş sisteminin en uzak noktalarında rotasını takip eden henüz keşfedilmemiş bir ölü yıldız? Bu gizemli yıldız, yeryüzündeki en büyük tükenişlerin sebebini açıklar bir biçimde düzenli aralıklarla güneş sisteminde Devasa dünyalardan ve küçük gezegenlerden oluşan bir alanı inceleyen bilim adamları Nemesis’in izini sürüyorlar:

NEMESIS: DÜNYANIN KÖTÜ İKİZİ

Tepemizde parıldayan milyarlarca yıldız arasında belki bir tanesi dünya üzerindeki yaşama tehdit oluşturmaktadır: Güneşin kötü ikizi Nemesis. Bazı bilim adamları, Nemesis’in güneşin etrafında dönen hala keşfedilmemiş karanlık bir yıldız olduğunu farz ediyorlar. Her 26 milyon yılda bir, bir felaketi tetiklemektedir.

Biliyoruz ki, güneş sistemi çok büyük kuyruklu yıldız kümeleriyle kuşatılmıştır. Dolayısıyla güneşin bu arkadaşının müteakip geçişleri kuyruklu yıldızları Güneş sisteminin içine yollayabilir. Bunlardan bazıları yeryüzüne çarpabilir. Bu, çok büyük ölçeklerde ölümlere sebep olabilir. Şu anda yaygın olarak kabul edilmektedir ki, 65 milyon yıl önce uzaydan gelen kaya dinazor çağının sonunu getirmiştir.

Yani bir kuyruklu yıldız dünyaya çarptığı için, yerküre üzerindeki yaşamın büyük bir bölümünün 65 milyon yıl önce yok olduğundan oldukça eminiz. Ama astronom Richard Muller uzaydaki bir kayanın, neden o anda yerküreye çarptığıyla ilgili son derece devrimsel bir teori ortaya attı.

Nemesis teorisi, 26 milyon yıllık bir period içinde güneş etrafında dönen bir yıldız olduğunu öne sürmektedir. Teori bunu sunmaktadır. Başka bir varsayıma gerek duyulmamıştır. Muller’a göre, Nemesis güneşe yaklaştıkça yerçekiminde bozulmalara neden olmakta, ve kuyruklu yıldızları güneş sisteminin içine göndermektedir.

Bunun sonucunda oluşan çarpmalar, dünya tarihindeki pekçok büyük yokoluşlara sebep olmuştur. Muller, teorinin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. İki paleontolog, yok olma olaylarını incelerken son derece çılgınca bir şeyle karşılaştılar. Düzenli olarak her 26 milyon yılda bir, benzer yokolma olaylarının yer aldığını söylediler.

26 milyon yıllık bir yokoluş döngüsünü dünyaya özgü herhangi bir süreçle açıklamak imkansız görünüyordu. Bilim de hayalini kurduğunuz bir şeydir bu. Anlayamadığımız bir şey var demektir. Keşfedilmeyi bekleyen bir şeyler var demektir. Ben de bunun ne olduğunu anlayabilmek için işe koyuldum.

Muller son derece şaşırtıcı bir öneride bulundu. Bu periodik yokoluşların mantıksal açıklaması güneşin etrafında dönen kozmik bir takipçi olabilir, ve 26 milyon yılda her yaklaştığında kuyruklu yıldızları rotalarından çıkarıyordu.

Kısacası bizim güneşimizin ölü bir yıldız arkadaşı vardı. Bu yıldızın keşfedilmesi çok önemliydi. Yerküredeki yaşamın evrimleşmesinde ana etkendi. Bu olmasaydı belki de dinazorlar hala yaşıyor olurlardı. Eğer Muller haklıysa, insanlık kendi varlığını ölü yıldız Nemesis’e borçlu demektir.

Yine de büyük kütleler halinde yok oluşlar, çok fazla türün yok olmasına neden oldu; Ama bu da yeni türlerin, özellikle de insanoğlunun ortaya çıkmasına yol açtı. Kaliforniya Santa Rosa platosundaki kontrollü yanmaya bakarak, Nemesis’in yerküredeki evrimleşmeyi nasıl değiştirmiş olabileceğine tanık olabiliriz.

Evet, arada bir dünya üzerindeki çok sayıda türün yok olmasına neden olan felaketler gerçekleşir. Bu tıpkı kontollü yakımlardaki gibidir. Alevler pekçok türün neslini tüketirken, yeni şeylerin ortaya çıkabilmesi için yer açarlar. Arkamızda gittikçe büyüyen bir ateş görüyorum. Orada neler oluyor? Neden ateş yakıyorsunuz? Bitki örtüsünün bir kısmını, oraya ait olmayan bitki türlerini yok etmek için ateş yakıyoruz; Böylece de doğal bitki örtüsüne fırsat yaratıyoruz.

Buraya gelip, üzerinde çalışmalar yapılabilmesi için her yıl farklı arazi parçalarını yakıyor ve aynı zamanda da bu çevre üzerindeki etkisini görüyoruz. Kontrollü bir yanma, Nemesis’in yol açmış olabileceği kitlesel yok oluşlara benzemektedir. Pek çok tür yok olurken, bu yıkım hayatta kalanların gelişip evrimleşmesine kaynaklık eder. Tıpkı dinazorların korkunç ölümünden sonra memelilerin hayatta kalması ve insan evrimine kaynaklık etmeleri gibi.

Bu denetimli yangınlar Santa Rosa’da her yıl olur ve Nemesis hipotezinin yaratımındaki dinamik etkeni taklit eder. Bu tükenişler tekrar tekrar meydana gelir. Bu tükenişlerin düzeniyle ilgili sadece iki tane tutarlı açıklama mevcuttur.

Bir tanesi Nemesis teorisi. Diğeri de, zar atılmış gibi, kazara her 26 milyon yılda bir gerçekleşiyor olmasıdır. Peki nasıl oluyor da, Nemesis denetimli bir yangın düzenliliğinde yok oluşları tetikliyor?

Bunun olası cevabı Oort Bulutu olarak bilinen güneş sistemindeki bir bölgede yatmaktadır. Oort Bulutu, kuyruklu yıldızların güneşe doğru kaymadan önce bekledikleri yerdir. Yani bu kuyruklu yıldızlar bizim ve en yakın yıldızların arasında bir yerlerde bulunmaktalar.

Oort Bulutu kuyruklu yıldızlarının çoğunluğu güneşten yaklaşık bir ışık yılı uzaklıkta yörüngede dönmekteler. Tabi başka birşey onların yörüngelerini bozmazsa. Bazen bir yıldız yakınlaşır ve onları biraz kımıldatır. Bu birazcık kımıldanma pekçok şeye sebep olabilir. Kuyruklu yıldızları tamamen güneşten uzaklaştırabilirler. Farklı bir yörüngeye sokabilirler.Olabilecek şeylerden bir tanesi de yavaşça güneşe doğru ilerleyen bir yörüngeye sokmalarıdır. Bir hokkabazın hareketlerini izleyerek astronom Greg Laughlin, kuyruklu yıldız yörüngelerinin neden yanlarından geçip gitmekte olan Nemesis gibi bir yıldızın etkilerine karşı savunmasız olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir.

Merhaba Greg Bu Josh Horton. Kendisinden Oort Bulutunda neler olup bittiğini anlamamıza yardımcı olmasını istedik. Aynı anda kaç tane topu havada tutabiliyorsunuz? Bunda 7 taneydi. 8 ya da 9 tane de yapabiliyorum ama en çok 7 taneyi yaptım şu ana dek. Bir hokkabazın fırlatıp attığı bir şeyin arkı ile kuyruklu bir yıldızın dış merkez yörüngesinde yaptığı ark çok benzerdir. Bunun nedeni de, yükseldikçe yavaşlaması ve aşağı yaklaştıkça da yavaşlamasıdır.

Tüm Oort Bulutunu bununla gösterecek olsak o zaman bir sürü top atmamız gerekecek demektir. Belki bana hızlıca birşeyler öğretebilirsin. Evet, deneyebiliriz. Peki, ilk olarak 2 taneyle başlayalım. İki top. Burada yapman gereken şey, iki topu havada çaprazlamaktır.

Evet, atıyorsun. Hayır. Atışlar aynı olmalı, tıpkı kuyruklu yıldızın yolu gibi. Evet, çapraz, çapraz. Hava da X yapmalılar. Aynı anda mı atıyorum? Hayır, sağ, sol, yakala. Yakala. Sağ, sol. Hayır. Sadece sol elindekini biraz daha yukarı at. Sağ, sol, yakala, yakala. Güzel. Nerdeyse aynı anda yakalıyorsun. Sağ, sol, yakala, yakala. Bu daha iyiydi. Yani şimdi ben ciddi yerçekimsel kararsızlığın olduğu güneş sistemi gibiyim.Evet, Josh aynı anda 7 topu havada tutabiliyor ve Güneşin yaptığı şey de bu; Oort Bulutu yörüngesindeki trilyonlarca kuyruklu yıldızı tutmak. Ama Nemesis hipotezine göre güneşin hassas hokkabaz hareketi, her 26 milyon yılda bir kötü yıldız ikizi tarafından sekteye uğratılmaktadır.

Ve tıpkı bir korku filminden çıkmış gibi, bu kötü ikiz neredeyse görünmez olabilir. Güneşimizin kötü bir ikizi var mı? Güneş sistemimizin uzak noktalarında yörüngede dönmekte olan Nemesis adında bir yıldız? Ve her 26 milyon yılda bir, Oort Bulutundan dünyaya doğru kuyruklu yıldızlar mı fırlatır?

Bazen uzaklaşıp giderler, bazen de buharlaşıp yok olana dek zararsızca yörüngede dönerler. Eğer güneş sisteminin içlerinde kuyruklu yıldızlar varsa o zaman işler değişir. Bilim adamı Richard Muller, bu periodik karmaşanın, güneşin ölümcül arkadaşı bir yıldızdan kaynaklandığını ve de bu yıldızın kesinlikle bir kırmızı cüce yıldız olduğunu iddia ediyor.

Güneşin yörüngesini 26 milyon yılda bir tamamlayan bir yıldız olduğu fikri bana aitti. Farzedelim ki bu yıldız kırmızı bir cüce yıldız. Neden kırmızı cüce? Çünkü galaksideki en populist yıldız o. Kırmızı cüce, bizim güneşimizin onda biri kütleye sahip çok minik bir yıldızdır. Ama astronom Greg Laughlin’in de gösterdiği gibi, ateşle oynayan bir hokkabazın kollarına yaklaşık 4 kiloluk bir bowling topu atılmış gibi bir etkisi olabilir. Oort Bulutu başlıbaşına sıkıcı bir yer. Birazcık keyifli bir yer haline dönüştürelim.

Bunlar Oort Bulutundaki kuyruklu yıldızları temsil ediyorlar. Hazır mısın? Sanırım biraz geri çekileceğim. Evet Josh bu işi iyi yapıyor. Tıpkı Oort Bulutu yörüngesindeki
kuyruklu yıldızlar gibi.

Şimdi bakalım ben bu kırmızı cüceyi alsam ve güneş sisteminin içine fırlatsam neler olur? Josh, kırmızı cüceye hazır mısın? Evet İşte başlıyoruz. Ah! İşte gördüğünüz gibi, güneş sisteminin içine giren kırmızı cüce kuyruklu yıldızların yörüngelerini gerçekten değiştirdi.

Dikkat ettiyseniz bu kuyruklu yıldızlardan ikisi dünyaya çarptı. Çok büyük bir çarpma oluştuğunda, bizde buna benzer kitlesel yok oluşlar yaşıyoruz. Ölü bir yıldızın yörüngede dönmesi sonucu, bir dizi çarpmanın kurbanı olan dünya fikri pek çok insanın imkansız gördüğü bir fikir. Gökyüzüne aktığımızda sadece güneşi görüyoruz. Ama aslında yıldızların çoğu çiftler halinde gelirler. Muhtemelen sistemdeki yıldızların %60-70i, hatta belki daha fazlası çift yıldız. Richard Muller’ın Nemesis hipotezine göre bizim güneşimiz de bu tür bir çift yıldız sisteminin parçası. Böyle işlemekte. Tek yapmanız gereken şey, galaksideki tüm diğer yıldızların? ü gibi güneşin de bir eşi-arkadaşı olduğunu farzetmek. 26 milyon yıl dönemlik bir arkadaş. Ama öyleyse neden güneşin ikizini gökyüzünde görmüyoruz?

Muller’a göre cevap çok basit. Nemesis son derece sönük bir kırmızı cüce. Nemesis teorisini ilk öne sürdüğümde “bi dakika. Nasıl olurda daha önce kimse bunu bulamaz?” dedim.
Aslında bu çok açıktı. Bulmak zor olmalıydı. Doğası gereği kırmızı cüce hemen hiç parıldamaz. Güneşe en yakın yıldız bile olsa biz bunu farkedemeyebiliriz. Peki neden? Yakınımızdaki yıldızları farkedebilmemizin nedeni ya parlak olmalarıdır. Kırmızı cüce ise pek parlak değil… Ya da belki de nedeni güneşin yanından geçip gitmesidir. Bu yıldız bizimle hareket ediyor. Evet. Yörüngemizde dönüyor. Ama bu dönüş çok yavaş: 26 milyon yıl. Yani bizimle birlikte hareket ediyor. Gökyüzünde sabit bir noktada olup, hareket etmez durumda.

Başka bir deyişle, dünyadan bakıldığında, yakındaki pekçok cisim zamanla yer değiştirmekte. Ama Nemesis aynı yerde kalıyor. Nemesis ile ilgili yapılan çalışmalar hızlandıkça önemli bir soru ortaya çıkıyor: Nereye bakmalı?

Neyseki, bilimadamları çift yıldızların nasıl birbirlerinin yörüngelerinde döndüklerini biliyorlar ve bu bilgiyi Nemesis araştırmalarında da değerlendiriyorlar. Eğer Güneş ve Nemesis eşit kütlelerde olsalardı, birbirlerinin yörüngelerinde çok geniş fakat eşit bir daire çizerlerdi ve Nemesis le ilgili çalışmalar da oldukça kolaylaşırdı. Ama çift yıldızlar çok nadir olarak eşit büyüklükte olurlar.

Çiftli yıldızların %10 ya da 20 sinin kendileriyle eşit eşi var. Ama çok büyük sayıda yıldızın ise eşlerinden birisi diğerine göre çok daha büyük. Eş yıldızlar farklı boyutlarda olduklarında, küçük olan, ki burada Nemesis küçük, büyük olan yıldızın ekseninde geniş açıda döner; Nemesis’in büyük eş yıldızı da Güneş. Peki neden küçük olan çok daha büyük bir daire çizerek döner?

Cevap “kütle merkezi” kavramı ile ilgili. Denge kalası üzerindeki bir çift jimnastikçi konuyu anlamakta bize yardımcı olabilir. Eşli yıldızlar, ortak kütle merkezleri yörüngesnde dönerler. Eğer iki yıldız aynı kütledeyse, ortada, tam ikisinin arasında görünmeyen bir noktanın yörüngesinde dönerler.

Tıpkı Tami ve Carly’nin bu tahteravallide dengede durmaları gibi. Ama bu jimnastikçilerden farklı olarak, Nemesis ve Güneş eşit değiller. Astronom Richard Muller’ın tahminlerine göre güneş, henüz keşfedilmeyen ikizinden 10 kat daha büyük kütleye sahip. Eş yıldızlardan biri diğerinden daha büyükse aralarındaki kütle merkezi büyük yıldıza doğru kayar.

Tami bunu bizim için canlandıracak. Tami kaç kilosun? Yaklaşık 64 Yaklaşık 64? Bu tarafta da yaklaşık 16 kiloluk ağırlık var. Yani sen bu ağırlıklardan yaklaşık olarak 4 kat fazla kilodasın. Evet çık bakalım. Tahterevalliyi dengede tutmak için nerede durman gerektiğini görelim.

Tami, metal ağırlıklardan 4 kat ağır olduğundan dengeyi sağlayabilmek için kütle merkezine çok daha yakın durmak zorunda. Tami ve ağırlıklar eş yıldızları temsil ediyorsa, Tami çok ağır hareket ederken ağırlıkların çok uzak mesafede yörüngede dönmesi gerekir. Aslında her ikisi de birbirlerinin yörüngesinde dönüyor olurlar.

Daha büyük olan yıldızın hareket etmediğini ve de küçük olan yıldızın onun etrafında döndüğünü düşünmek bir yanlış anlamadır. Aslında her ikisi de hala ortak kütle merkezinin yörüngesinde dönüyorlar.
Büyük olan yıldız ağır hareket ederken, küçük olan yıldız daha hızlı hareket eder. Bu anlayış, Nemesis’in güneşe göre nerede olduğunu hesaplamada çok önemlidir. Biliyoruz ki 26 milyon yıllık bir döngüye sahip. Bu da bize ne kadar uzaklarda olduğunu gösteriyor aslında. Yaklaşık olarak, 1 ışık yılından biraz daha fazla yarıçapı var. Yörünge büyüklüğünü biliyoruz.

Bilimadamları aşağı yukarı nereye bakacaklarını bildikleri için is in full swing. Nemesis araştırmaları en doruk noktasında. Şu ana dek, araştırmalar şaşırtıcı bir yeni teoriye yol açtı. Güneşin keşfedilmemiş bir ikizi olmasının yanısıra, güneş sistemi de son derece büyük, keşfedilmemiş bir gezegene barınak olabilir. Kuyruklu yıldızları yerinden oynatan ve dünya üzerine ölüm saçan güneşin kötü ikizinin izini sürerken, bir şey dışında tüm parçalar yerine oturuyor.

Nemesis teorisinde, herşeyin yerli yerine oturabilmesi için açık ve kesin delillere ihtiyaç vardır. Peki neden hala bu delilleri bulamadık? Aslında hala buna önem vermeyen astronomlar var ve onlara göre, böyle bir delil olsa şu ana dek çoktan bulunurdu. Bu kanıtın önümüzdeki birkaç yıl içinde bulunabileceğine inanıyoruz. Bu da, sönük yıldızların araştırılmasını gerektirmektedir.

WISE adında “Geniş alan kızılötesi inceleme aracı” Nemesis gizemini çözecek çok güçlü yeni bir araç. WISE’ın bu kadar iyi olacak olmasının nedeni kızılötesinde çalışmasıdır. Esas olarak ısıyı algılar. Kızılötesi tarayıcılar, ışık yerine ısıyı ölçerek, can make warm but dark objects easy to spot. sıcak fakat karanlık, sönük objelerin kolaylıkla farkedilmesini sağlarlar. Kızılötesinde ısıyı incelemenin güzel yanı güneşten ne kadar uzakta olduğunuzun önemli olmamasıdır.

Jüpiter buna güzel bir örnektir. Jüpiter’in yüzeyinde ısı -230 fahrenheit’dır. Ama bu ısı -450 derece uzay ısısıyla karşılaştırıldığında çok sıcak kalır. Dolayısıyla güneş ışığı yokken bile, uzakta Jüpiter gibi bir gezegen kızılötesi ışınlarda pırıl pırıl parlar. Araba yarış pistini ziyaret ederek, farklı ısılardaki objeler arasındaki kızılötesi zıtlıktan faydalanan WISE incelemesinin Nemesis’i bulmakta nasıl yardımcı olabileceğini görebiliriz.

Burada motorlardan çıkan uğultu hikayenin sadece yarısını oluşturuyor. Bugün buraya sürüş tekniği yarış okuluna geldim. Bir yarış arabasının içinde pistte birkaç kez rüzgar gibi geçmek istedim. Kızılötesi bir kamera ile arabayı filme alıp sıcak olan şeyleri göstermek istedim. Dışardaki nesnelerden daha sıcak olanları. Kızılötesi dalgaboylarında parlayanları.

Evet Ted, Nasılsın? Seni gördüğüme sevindim Evet ben de. Şoför sen misin? Evet efendim Peki hızımız ne olacak? Saatte yaklaşık 170 mil. Otoyol hız sınırının yaklaşık 3 katı. Heyy. Bu gerçekten çok hızlı olacak. Evet. Peki, hadi başlayalım o zaman. Sürüş tekniklerinden Blair Dupree arabaya binmemde bana yardımcı oldu. İyi koruma. Bu güzel, kalın bir kask. Bu kolay birşey değil, çünkü kapı yok, tamam mı? Bir pencereye içeri girmen gerekiyor. Sol ayağını buraya koy. Tamam. Sağ ayağını da yukarı koy. Bir arabaya zorla giriyormuşum gibime geliyor. Sonra içeriye doğru kay. Bu araba yarışında olmak gerçekten çok heyecan vericiydi. Arabada turlarken çekim kuvvetini gerçekten hissedebiliyordum.

Ted sana iyi bir sürüş yaşattı değil mi? Evet. Ted kullandığı için çok memnunum. Ben yapamazdım. Şoför olmamama rağmen, korkudan koltuktan fırlayacaktım. Araba iyi ısıtılmıştı, termal görüntüleme uzmanı Ross Overstreet’in yerleştirdiği FLIR marka bir infrared kamera gerçekten yeni bir ışıkla her şeyi görüyor. Merhaba Alex Merhaba Ross. Nasılsın? İyiyim. Sen? İyi iyi Hadi şu kızılötesi görüntülere bakalım. Şu anda arabanın arkasında görüntüleniyoruz. Bunu kameradan ziyade bir ölçüm aracı olarak düşünmek daha doğru olur. Sanki 1 milyon farklı termometre görüntüye saçılmış gibi.

Aslında bu piksellerin her birinden ısı ölçümleri alıyoruz. Sıcak olması beklenen şeyler, kırmızı, kavuniçi ve beyaz parlıyorlar. Soğuk şeyler ise mavi ve siyah renklendirilmiş.
Yani soğuk objelerle eşleştirdiğiniz renkler. Evet. Araçta pekçok farklı sıcak alanın olduğunu farkedeceksiniz. Tekerleklerde değişiklikler görüyorum. Bir tekerleğin diğerinden biraz daha sıcak olduğunu görüyorsunuz. Sağdaki tekerlek, soldaki tekerlekten daha sıcaktı çünkü dönüşlerde onun üzerinde daha fazla baskı vardı.

Peki bu sıcak tekerlek acaba ne kadar sıcak? Yaklaşık 190 fahrenheit olduğunu ölçmüştük. Sanki tekerleklerde su kaynamış gibi. Wow. Çıplak gözle baktığımızda, bir şeyin başka bir şeyden sıcak olduğunu söyleyemeyiz. Ama burada söyleyebiliyorsunuz, bu harika birşey.

Evet. Bu kamera zifiri karanlıkta da gün ortasında da aynı çalışır. Güneş ışığı gerekmez. Kızılötesi kamera, yarış pistini tıpkı WISE’ın karanlığı ve güneş sistemimizin uzak alanlarını taraması gibi görür. Eğer Nemesis oralarda biryerlerdeyse, kızılötesi bunu ortaya çıkaracaktır.

Yarış arabası üstündeki sıcak noktalar, tıpkı uzayın soğuk derinliklerinde güneşten uzakta parıldayan sıcak nesneler gibidir. Kızılötesinde fark edilebilecek kadar parlak, ama normal optik bir teleskop aracılığıyla görülemeyecek kadar soluk birşeyler bulmanın yepyeni bir yolu bu.

Bu akıllı teleskop uzay incelemesini 2011 başlarında tamamladı. Ama Nemesis incelemeleri hala sonuçlanmadı. WISE’ın analizlerini sunması uzun zaman alacak Çünkü bu aracın elde ettiği çok fazla veri bulunmaktadır. Nemesis adaylarının yaklaşık yarısı henüz incelenmedi.Ama sonraki birkaç yıl içinde teorinin doğru ya da yanlış olduğunun kesinleşeceğini düşünüyoruz. O zamana dek tartışmaya açık bir konudur, olmalıdır da. Dünyaya oldukça yakın bir şeyin neden bu kadar karanlık-sönük olduğu Alabama Mobile’den Frank Jankowski’nin evrene sormak istediği bir soru. Bu çok ilginç bir soru Frank. Astronomların görebildiği milyonlarca ışık yılı uzaktaki maddeler güçlü ve parlaktır. Tıpkı patlayan bir yıldız gibi, kendi başlarına çok fazla enerji üretebilirler.

Ama bizim güneş sistemimizin sınırlarında bir madde küçük olabilir ve sadece çok az güneş ışığı yansıtıyor olabilir. Dolayısıyla biz de onu görünür dalga boylarında göremeyiz. Ama bilimadamları Nemesis’in izlerini gösteren bilgileri taradılar ve sıradışı bir şeyle karşılaştılar.

Hesaplamalar Nemesis’in henüz milyonlarca yıl geri gelmeyeceğini gösterse bile, şu anda Oort Bulutunda bir şeyler kuyruklu yıldızları sallamaya başlamış görünüyor. Nemesis yakınlarımıza gelmiş olabilir mi? Nemesis hipotezi ortaya atıldığından beri, astronomlar Oort Bulutundaki kuyruklu yıldızların yerçekimini periodik olarak bozan sönmüş kırmızı yıldızın arayışı içindeler.

Bu arayış onları güneş sisteminin içlerinde, dünyayı da kapsayan, 26 milyon yılda bir olan yıkıcı bir felakete götürüyor Ama bilimadamları Oort Bulutunda incelemeler yaptıkça, şu anda kuyruklu yıldızlarda hareketlenmeye yol açan olayı da çözdüler. Acaba Nemesis çoktan gelmiş olabilir mi? Eğer Güneş tek başına olsaydı ve Nemesis olmasaydı, Oort Bulutundaki kuyruklu yıldızların tümünün önceden tahmin edilebilir ve düzenli bir yörüngeleri olurdu.

Geliş ve gidiş zamanları çok düzenli olurdu. Güneş dışında herhangi bir şeyin yerçekimsel etkileşimi olmadan Oor Bulutu kuyruklu yıldızları, tıpkı hokkabazın materyalleri gibi, gökyüzünde eşit olarak dağılırlardı. Ama bazı bilim adamları bundan farklı görüş bildiriyorlar. Gökyüzüne baktığımızda, kuyruklu yıldızların geldiği yere, yönlerinin belirli bir tarafa doğru olduğu görülür.

Bunun olası nedenlerinden biri oralarda bir yerlerde, görünmeyen bir maddenin yerçekimsel düzensizliğinin bu asimetriğe yön vermesidir. Bu gözlemlere dayanarak, bilim adamları Oort Bulutunu rahatsız eden çok büyük bir madde olduğu sonucuna vardılar. Kaliforniya ulaşım memurları Los Angeles’ta bir kazanın trafiği nasıl aksattığını görebiliyorlarsa, bilim adamları da bu durumda aynı şeyi yapabiliyorlar.

Peki Marco neredeyiz? Burası ne odası? Duvardaki harita bizim otoban sistem haritamız. Gördüğünüz gibi, Los Angeles’taki en büyük karayolu güzergahını gösteriyor. Yeşil noktalar normal trafik akışını gösteriyor, kırmızı noktalar ise trafik sıkışıklığını gösteriyor. Buradaki hız sadece bir şeylerin olduğunu gösteren bir gösterge. Ama neler olduğunu gerçekten bilebilmek içinya bir kameranız olmalı ya da orada olan birisi size, neler olduğunu anlatabilmeli.

Evet bu doğru. Astronomlar bu problemi sürekli yaşıyorlar. Aslında göremedikleri bir şeyi anlamaya çalışıyorlar. Astronomide çok sık bir şeylerin varlığını ispatlarız. Bunları
gerçekten görmeyiz ama çevresindeki diğer maddeler üzerindeki etkilerini görürüz. Ya çok fazla araba, kalabalık, ya en yoğun saatlerde çok az yol şeridi olması ya da bir kaza trafik akışını yavaşlatıyor, tıkıyor. Bilimadamları Oort Bulutunda benzer sıkışıklığı gördükleri için bunun suçlusu Nemesis olabilir mi?

Burası çok etkileyici. Kameralar, algılayıcı data Kaliforniya otoyol devriye olay raporları. Bu bilgiler astronomların uğraşması gerekenden çok daha fazla. Güneş sisteminin sınırlarında uzaktan kontrollü kameralarımız olsa bu konuda daha çok şey bilebilirdik. Hatta uzaktan kontrollü kameralar olmadan bile, bilimadamları Oort Bulutundaki sıkışıklığı açıklamak üzere kaydadeğer bir teori ortaya attılar.

Bu teoriye göre, Oort Bulutundaki karışıklığın suçlusu Nemesis değil. Ne kadar şaşırtıcıdır ki, suçlu Jüpiterin 4 katı kütlesinde dev, keşfedilmemiş bir gezegen. Kısacası Güneş Sistemindeki en büyük gezegen. Bilimadamları ona Tyche demeyi uygun buldular. Kısacası Tyche, Nemesis’in Işığı. Orijinal hipotezde Nemesis kırmızı bir cüce yıldızdı. Jüpiterden 100 kat daha büyük kütlesi vardı. Nemesis’in aksine Tyche bir yıldız gibi parlamıyor. Bunun yerine Jüpiterin garip bir versiyonu gibi görünüyor. Eğer gece görüş gözlüklerini takarsanız biraz daha etkileyici bir görüntü bulursunuz.

Gaz bulutlarında çatlaklar ve şimşekler görürsünüz. Gaz bulutlarının altında şimşeklerden dolayı bulutların parladığını görürsünüz. Tyche, Oort Bulutundaki kuyruklu yıldızları rahatsız edebilir ama yinede Dünya’daki periodik yokoluşlarının kaynağı olamaz. İlk olarak, olası pozisyonu onu 1 milyon ışık yılı yörüngeye oturtuyor Nemesis gibi 26 milyon yıl değil.

İkincisi çok küçük. Tyche’nin, kuyruklu yıldızları yerinden edecek, onları periodik yokoluşlara gönderecek, Oort Bulutunu yeniden düzenleyecek yerçekimsel etkisi yok. Dolayısıyla etkileri sadece küçük asimetrilerde görünür olur “hiçbiryer”den gelen kuyruklu yıldızların devasa vuruşları şeklinde olmaz. Tıpkı Nemesis’’te olduğu gibi, NASA’nın WISE araştırmasının Tyche’ı da algılaması gerekir, tabi ki varsa. Güneş Sistemimizin devasa, keşfedilmemiş bir gezegene barınaklık ediyor olması şaşırtıcı olsa da bu durum aynı zamanda keşfedilmemiş yıldız Nemesis’e de barınaklık yapıyor olması fikrini ne destekler ne de karşı çıkar. Ama Güneş Sisteminin dışındaki yeni bir bulgu Nemesis’in gerçekten varolup olmadığına, dünyadaki yaşam üzerinde ne tür bir tehlike oluşturduğuna yeni bir ışık tutabilir.

2003’te astronom Mike Brown gece gökyüzünde açıklayamadığı birşeylerin dolaştığını farkederek tarihsel bir keşif yapmış oldu. Sedna’yı keşfettiğim günü hatırlıyorum. Bilgisayar ekranımda ona, bu resimlere bakarken ilk tepkim: “bu gerçek olamaz” oldu. Çok uzakta. Güneş Sisteminde böyle birşey yok. Tesadüfen bulduğu şey,bizim Ay’ımızdan daha küçük bir gezegendi. Şimdi ona Sedna deniyor.

Ama Sedna bilimsel bir çıkmazı temsil ediyor. En yakın anında bile Sedna, Güneş’e Pluto’dan 3 kat daha uzakta; Ki bu bölgelerde astronomlar hiç gezegensel yapı bulmayı beklemiyorlardı. Tüm güneş sisteminde bildiğimiz en soğuk, en uzak mesafe. Sedna’nın yüzeyinde oturuyor olsanız, kolunuzu uzatıp iğneye bakıyor olsanız iğne başı güneşi kapatıyor olurdu.

Beklenmedik şekilde uzakta olmasının yanı sıra Sedna aynı zamanda güneş sisteminde son derece eliptik bir yörüngeye sahip. Sedna’nın yakınlarında, bu kadar uzak noktadaki bir yörüngeyi açıklayabilecek herhangi birşey olmaması durumu esrarengiz kılmaktadır.

Şimdiki yerini hiç birşey etkileyemez. Hiçbir gezegene yaklaşmıyor ve ona yaklaşan yıldızlar da yok. Peki Sedna’yı bu eşsiz yörüngesine zorlayan şey neydi? Teoride, ölü yıldız Nemesis’in bunda bir rolü olabilir mi? Brown’a göre, astronomlar için hala bir gizem olan Sedna’nın mevcut yörüngesini anlamada tramplen sıçrayışı çok faydalı olabilir.

Arkamda yaklaşık 60 cm aralıklarla ne kadar yükseğe sıçradığımı gösteren bir ölçü çubuğu var. Bu ölçü çubuğu aslında, benim yörüngemde güneşten Normal bir dairesel gezegen yörüngesinde güneşin etrafındaki gezegen yörüngeleri güneşten hep aynı uzaklıktadırlar.

Bu da tıpkı benim tramplen üstündeyken yerden hep aynı uzaklıkta olmam gibidir. Güneşin etrafındaki diğer tür yörüngeler, dairesel bir yörünge olmak yerine, eliptik yörünge olabilirler. Güneşten uzaklaşıp, tekrar güneşe yaklaşırsınız. Dolayısıyla hem uzaklara gitmiş hem de yaklaşmış olursunuz. Bu da tramplen üzerinde yukarı-aşağı hareketin başlamasıdır.

Yerçekiminin bizi yörüngede tutması gibi, tramplende de tepe noktasına geldiğimizde, yerçekimi bizi aşağı doğru çekecektir. Bana birşey olmadığı sürece, bu yörüngede sonsuza dek kalabilirim her zaman aynı yükseklikte yukarı-aşağı hareket ederek Ama sıradışı bir şeyler Sedna’nın düzenini bozdu. Gizemli bir güç onu hiçbir gezegensel yapının olmadığı varsayılan
bir alanın içine itti.

Bazıları bu gücün Nemesis olmasından kuşkulanıyorlar. Ve güneşin kötü ikizi oradaysa, bilimadamları onun geri dönüşünün korkunç işaretleriyle ne zaman karşılaşacağımızı kesin olarak söyleyebilirler. Astronomlar, dünyada periodik olarak kitlesel yok oluşlara yol açan ölü yıldız Nemesis’i araştırdıkları için yeni keşfedilen Sedna adındaki küçük bir dünya önemli bir kanıt olabilir. Tıpkı yakın döngüsel yörüngedeki diğer gezegenler gibi milyarlarca yıl önce, Sedna da bizim güneşimizin etrafında dönüyordu Ama sonra çok garip iki şey oldu. İlk olarak, birşeyler Sedna’nın son derece eliptik bir yörüngeye girmesine neden oldu.

Sonra da başka birşey, bu yörüngeyi o kadar uzağa itti ki bunun görünür hiç bir açıklması yoktu. İlk soru şu: Onun bu eliptik yörüngesine ne sebep oldu? Bu sorunun cevabı kolaylıkla verildi. Diğer dev gaz kütleleri Jüpiter ve Satürn’ün yerçekimi gücünden kaynaklanmış olabilirdi. Yine tramplen bu konuyu anlamamızda yardımcı olabilir.

Güneş Sistemindeki yörüngeleri anlayabilmek ve eliptik yörüngeler elde edebilmek için tramplene daha fazla ağırlık koymalıyız. Bunu ben yapamam. Ken, yardımına ihtiyacım var.
Bu müthiş. Yardıma hazırım. Müsadenle ben iniyorum. Tramplendeki ekstra insanların,ekstra sıçrayış yaratması gibi, güneş sistemindeki devasa gaz kütleleri de, küçük bir yapının yörüngesini daha büyük bir yörüngeye büyütecek kadar yerçekimsel sıçramaya neden olabilirler. İşte Sedna’nın güzel eliptik bir yörüngesi var.

Ama sonra Sedna bu gezegenlerden birine biraz daha yakınlaştı. Bu olur olmaz da, gezegenin ekstra yerçekimi Sedna’yın çok daha eliptik bir yörüngeye fırlattı. Sonra başka bir gezegene daha yaklaştı. Diyelim ki Jüpiter İşte Jüpiter Daha da yükseğe sıçrıyor. Yeterince sıçramayla, Sedna’yı güneş sisteminin dışına gönderebiliriz.

Jüpiter ve Satürn’den kaynaklanan yörüngesel sıçrama Sedna’nın yörüngesinin nasıl eliptik şekillendiğini açıklıyor ama bilim adamlarının gezegensel bir yapı bulmayı hiç ummadıkları uzak bir bölgeye nasıl gittiğini açıklamıyor. Sedna eliptik bir yörüngedeydi ve gittikçe daha, daha uzaklaşıyordu. Oralarda bir yerlerdeyken Sedna’ya birşeyler oldu.Başka bir yerçekimsel güç onu farklı bir yörüngeye sürükledi ve bir daha da önceki yerine geri gelmedi. Sanki ikinci bir yerçekimsel güç oradan geçip giderken Sedna’yı başka bir tramplene attı; Sedna da beklenmedik bir bölgeye sıçradı.

En olası cevap, Sedna bu süreci yaşarken başka bir yıldızın da Güneş’e çok ama çok yakın bir mesafeden geçiyor olmasıdır. Güneş Sistemi muhtemelen bir yıldız kümesinden oluştu ve yakınlardaki yıldızlarla ve yalnız gezegenlerle karşılaşmak Güneş Sisteminin ilk oluşum zamanlarında çok olağan bir olaydı. Bu güneş sistemi kardeşlerinin çoğu o zamandan beri dağıldılar.

Ama Nemesis hipotezine göre, bunlardan bir tanesi hala orada ve hala Güneşin etrafında dönüyor, kuyruklu yıldızlar arasında kaosa yol açmaya devam ediyor ve Yerküre’ye
bir kez daha ölüm saçmak için bekliyor. Eğer bu doğruysa, gelecek nesiller Nemesis’in dönüşüyle muazzam bir tehditle karşı karşıya kalacaklar. 10 milyon yıl içinde Ay, Mars, gezegenler temelde mevcut konumlarını değiştirmemiş olacaklar.

Dünya üzerinde şehirler olmayabilir ama kıtalar hala şimdi oldukları yerde olacaklar. Ama Nemesis hipotezine göre, Güneş’ten 1 ışık yılı uzaklıkta çok büyük bir değişiklik seyir
halinde. Koyu kırmızımsı bir yıldız Oort Bulutuna girdi. Nemesis geri döndü. Eğer insanoğlu hala Dünya’da varlığını sürdürürse, yavaş yapılanan ama mutlak bir kozmik tehlikeyle karşılaşacaklar.

Oort Bulutunda belki 10 trilyon ya da daha fazla kuyruklu yıldız var. Unutmayın, gerçekten çok büyük. Eğer siz Oort Bulutu içinde olsaydınız, bu demek değildir ki sürekli kuyruklu yıldız istilasına uğrardınız. Aralarındaki mesafe çok fazla. Tıpkı bir hokkabazın elindeki bowling topu gibi, Nemesis de bazı kuyruklu yıldızları yollarından çıkarıyor. Oort Bulutunun ortasında boş bir bölge var.

Burası Jüpiter ve Güneş tarafından boşaltıldı. Biz bu bölgede yaşıyoruz. Ama Nemesis yaklaştıkça, güneş sisteminin iç kısımları bir atış poligonu haline gelir. Dolayısıyla
normalden biraz daha fazla kuyruklu yıldız olmaya başlar. Sonra birden sadece kuyruklu yıldızlar kalır, sürekli gelen kuyruklu yıldızlar. Zirve noktada gökyüzünde yılda 1000 ila 10000 kuyruklu yıldız olabilir. Tahminlere göre Dünya 1 milyon yıl boyunca bu kuyruklu yıldız fırtınasının ilgi merkezi olacak.

1 milyon yıl boyunca yaklaşık 1 milyar kuyruklu yıldız gelecek. Aslında siz de hesaplayabilirsiniz, öyle görünüyor ki bir ya da iki tanesi Dünya’ya çarpacak.
Bu çarpmanın tam olarak ne zaman olacağını tahmin etmek zordur. Ama bu aşama gelecek. Kuyruklu yıldız büyüklüğünde bir şeyin çarpma olasılığının olduğu bu tür bir tehlike alanı şu anda olduğundan çok çok daha büyük olacaktır.

Peki bu etki Dünya da başka bir felakeketi, yokoluşu ateşler mi? Belki. Ama sadece bunun olmasına izin verirsek. Nemesis’in bunu iyi planlayamadığını söylemek isterim En son
yok oluş ile bir sonraki arasında çok fazla zaman var ve bu süre içinde zeki yaşam toparlanıp Nemesis bir daha geldiğinde ve gökyüzü kuyruklu yıldız ile dolduğunda hiçbirinin bize çarpmayacağından emin olacaktır.

Bu gelecek kaçınılmaz mı? Bilimadamları Nemesis’i bulana ya da kesin olarak ortadan kaldırana kadar kimse bundan emin olamaz. Bunun sadece teorik bir tartışma olmadığını anlamak gerekir. Çok nadir olarak Dünya’ya böyle objeler çarpar. Ama diğer taraftan, çarptıklarında ise son derece dehşet vericidirler. Yapabileceğimiz şey Güneş Sistemimizi daha iyi anlamak ve gökyüzünü sürekli incelemektir. Çünkü hayatta kalabilmek için bu çok önemli olabilir. Eğer gelecekte birgün gökyüzü gerçekten kuyruklu yıldızlarla dolarsa belkide insanlık Güneşin kötü ikizinin bir kurbanı olmaktansa kendini kurtarmanın başka bir yolunu bulmuş olacaktır.

Check Also

Kara Delikler Evreni Neden Silebilirler?