Cennet

hawking_cennet

ah_haber

Cehennem bir mekândır!..

Fakat Cennet ise bir yaşam boyutudur…

Orada kişi kendi gelişme seviyesine göre oluşan bir boyutun sonucunu yaşar!..
anlatabildim mi?

Siz hâlâ Cennet’i bir mekân olarak düşünüyorsunuz!.

Halbuki Cennet mekân değil, yaşam boyutudur!.

Bunu çok iyi anlamaya çalışın!.

* * *

Cennet’e giden herkes orada Dünya’da edindiği kapasite kadarıyla yaşayacak, demiştik..

Eğer kişi dünyada iken bazı gerçekleri farkedememiş ise;
ya da anladığını sanmış fakat gerçekten anlamamış ise;
bu takdirde Cennet’te zaten onun araştırmasına girmiyecektir…

Bu yüzdendir ki, dünya yaşamı içinde bir kısım gerçekleri anlamamış insanların
Cennet’te onları farketmesi diye bir şey sözkonusu değildir.

* * *

İnsanın veya daha geniş kapsamlı anlatımıyla varlıkta var olan herşeyin kökeni
Dinde Melekî yapı olarak isimlendirilmiştir…

Dolayısıyla insanın varlığı gerçekte bir melekî yapı ve özellikler toplamıdır…

İnsan kendi hakikatını anladığı anda melekî boyutta kendini tanımaya başlar…

Tasavvuftan amaç da insanın kendi orijinini tanıması çalışmalarıdır…

Kişi kendi özüne doğru olan bu yolculuğu yapmazsa, Cennet ortamının melekî varlığı olmak
yerine ruh boyutunda hakikatten perdeli olarak yaşamak zorunda kalır…

* * *

İnsanlar şu anda bedenleri itibariyle Dünya’da; bilinçleri itibariyle de Âhiret’te yâni Cennet veya Cehennem’de yaşamaktadırlar… da diyebilir miyiz? Bedensel ortaya koyduğumuzun âhiretini
bir an sonra bilincimizde yaşamaktayız;
 olabilir mi?

Fizik ölümle bu rüya bitip, beraber olduğumuz herşeyi terkederek yeni dünyamıza geçeceğimize göre….

O dünyada, bu dünya bir rüya hükmünde olacağına göre…

Mahşer ortamına kadar devam edecek o dünya dahi, sonraki evreye göre rüya hükmünde olacağına göre…

“MIZ” olan Dünya`dan çıkıp “âhiret”e intikâl edemezsek… ölüm=uyanma bizim için
gerçekleşmeyecek
 demektir…

Bu durumda, uyanmak için, şu ana dek yaptıklarımız yeterli midir sizce?…

Tatmin ediyor mu sizleri yapagelmekte olduklarınız?…

Yarın aniden fiziki ölümle ayrılsak bu dünyadan, “MIZ”dan ayrılamayacağımıza göre,
nasıl bir yaşantı içine gireceğiz?…

* * *

Cehennemin ateşi de içinde yanıyor; cennetin güzellikleri şuurundan kaynıyor…

Cennet ehlinin çoğunluğu ahmaklardır diyor Hz.Rasûlullah..
Ahmak, anlamadığını da anlayamayandır!… diye yazıyor “DOSTTAN DOSTA” da…

Yani beynini tefekküre yönelik kullanamayanlar!… İrfan sahibi olamayanlar!… “Zannederim…”le yaşayanlar!…

Enfüsünden geleni duyamayanlar, değerlendiremeyenler!…

Kur’ân’ı okuduğun zaman anlamıyorsan… Henüz Kur’ân ‘ı okumamışın demektir!… Nasıl, hayatta yalnızca bir kere, Kelime-i Tevhidi söylemek mümkünse..

.Kur’ân Âyetlerini okumak da öyledir!…

Okuyanlar, kendilerine GÖRE mânâlandırırlar…

Ama onu, inzâl edendeki murad ile okuyabilen, gerçekten onu OKUMUŞ olur!…

Evet… İbrahim Rasûl, ne ay`ı görüp Rabbi sandı, ne de güneşi!… Çünkü Haniflik kavramını idrak edebilen bir beyin, bunu zaten yapmaz!…Onlara ayna oldu yalnızca..

Öyle ise, burada Kur’ân, olayları sembol, hikâye yollu insanlara sunarak, onların anlayışlarına hitap etmek etmek amacını gütmüştür…

Bu durumda bize düşen… Ciddi olarak bu işe zaman ayırıp; Kur’ân OKUMAYA çalışmaktır!…

Hergün 5-10 sayfa arapça kelimeleri tekrarlamak değil!…

Ömrümüz kaç gün sonra nasıl bitecek bilmiyoruz; şu hâlle gidersek, bu kadar hevesten sonra bir hayli yazık olacak bize…

Bana, Üstadım, şu Âyetten ne anlıyorsun, diyeceksin; ben de şunu anlıyorum, diyeceğim; sen de bunu ezberleyeceksin ve sonra da; “ben eşrefi mahlûkat olan insanım; şunları biliyorum” deyip avunacak, kendini aldatacaksın!…

Bu iyi geliyorsa size…. “Hobby”nize devam!… Kendinizi aldatmaya devam!… Nefsinize zulmetmeye devam!…

Ama bir şeyler anlatabildiysem sizlere….
Âyinesi iştir kişinin; lâfa bakılmaz“; demiş Şair…

Yaptıklarınızı, herkes, kendiniz ve kendinizdeki görmekte; ve sonuçlarını da yaşamaktasınız!…

Haliniz, tatmin ediyorsa sizi; mubârek olsun!…
Etmiyorsa…

En önce Kurân OKUMAYA başlayalım…

 

Check Also

fuar_16-1

Tüyap Kitap Fuarı 2016 – Enstantaneler

12 – 20 Kasım  3.HOL – 3512A İbrahim Kalın Mete Yarar Nedim Şener