Uyanıklığından Uyan

Çeviri: AylinER

Herşey Zihninizde Gerçekleşmekte!

– Sukünetimiz izler… herşeyin nasıl seyr edildiğini seyr eder.

– Burada bir bilinç var, bunu mu demek istediniz?

– Evet, evet.

– Bu bilinç, bir kenara itmez… tıpkı çiçeğin kokusunu  bir yana itmediği gibi! O orada!

Hattâ aşikara çıkmış bu dünyayayı seyr’e geldiniz. Bu da bilinç… Bir ipucu mesela rüyâda, rüyâ durumunda da vardır, rüyâda da ilişkiler olabilir orada da.. Rüyâda
da duyular çalışmaktadır: Vücudun, gerçek vücudun uzanıyor yatak da ve sen
bunun farkında değilsin artık ve sen çölde bir deveye biniyorsun ve o an’da
bu senin için gerçek. Uyanıklılık durumunu geride bırakmışsın.

O durumla alâkan yok ama yine de duyular orada. Yağmur yağdığında ıslaklığı hissediyorsun. Güneş sıcak, rüyânda susuyorsun. Eğer aç hissedersen
rüyânda,  hayâli-açlığını giderecek hayâli bir yiyecek bulmak zorundasın.
Ama sen bunun rüyâ olduğunu bu arada sorgulamazsın. Herşey orada,
tüm unsurlar orada rüyânın içinde… Kat edeceğin mesafeler, biraz daha zor olan
bir şey mesela; kendini uzaya seyahat ederken bulursun belki de… ya da bir
otobüse binerken seni herhangi bir çiftliğe götürebilecek…
ve uyandığında bakarsın ki tüm bunlar zihninde gerçekleşmekte!

Tüm bu ilişkiler, karşılaştıkların ve konuştuğun zaman dillerini anlamadıkların..
Rüyânda diyemezsin ki “ Bak bu durum benim kontrolümde, bu benim
rüyâm ve ben senin ne konuştuğunu bilmem gerekiyor.

Hayır! eğer bilmek istiyorsan ne konuşulduğunu o zaman hayâli bir dil okuluna gitmen gerekiyor rüyânda ve bu insanların konuştuğu dili öğrenmen gerekiyor ve bunu öğrenmek ve konuşmak için  belki de 3 ya da 4 hayâli –yıl alabilir. Herşey orada!
Senin rüyân diye bir avantaja sahip değilsin! Ve bir şekilde uyanma gerçekleşir
ve bu sefer de bunun içindesindir ve sen o rüyâyı unutursun tıpkı rüyâya
daldığında burayı unuttuğun gibi…ve buraya döndüğünde dersin ki:
gerçeğe geri döndüm” ama rüyânda gerçeğe dair konuşmaların olabilir.
Bir ipcucu. Tüm bunlar zihninde… Su ıslak, hava temiz..
Tüm bunlar rüyânda gerçekleşebilir…

Dolayısıyla bu yaşadığımızı peki daha gerçek yapan ne?!

Bu halden de bir “uyanış” var. Bunun ne olduğunu anlamak için bu durumun için de de bir uyanış,uyanışın içinde de bir uyanış var. Çünkü burada bile rüya halindeyiz.
Peki bu ne demek?

Dünyanın temeli…sadece bir dünya var ama milyonlarca alem var.Her bir vücudun içinde eşsiz bir alem mevcut. Diyebilirsin ki: “Biz aynı dünyada yaşıyoruz.”
Bu şeyi gördüğünde hepimiz aynı şeyi görüyoruz, yelpaze… ama bu içinde
yaşadığımız dünya değil.. biz duyguların, hislerin, anıların, düşüncelerin, şartlanmaların, yansıtmaların ve arzuların, bağlanmaların dünyasında
yaşıyoruz ve tüm bunlar dünyaMızı renklendiriyor ve aynı şekilde uykuya daldığında, rüyâ gördüğünde bunu kimse ile paylaşamazsın. USB ile bağlanır gibi bağlanıp
rüyanı paylaşamazsın, paylaşabilsen bile herhangi biri ile, yorum farklı olacaktır.
Bu eşi benzeri olamayan, eşsiz bir dünya ve aynı şekilde uyandığında da
yaşadığın dünya yine sana ait. Hattâ ikizin bile senin dünyanın inceliklerini bilemez.

Ve birisi sana diyor ki : “Hattâ bu dünya UYANılması gereken bir rüyâ!”.. O zaman bu demek olabilir? Bu rüyâdan uyanmak nasıl bir şey olabilir? Neyi işaret etmekte?…

Dolayısıyla soru şu: “Rüyâyı gören kim?”, “Bu rüyâyı-hayâli seyr eden ne?”

Hattâ bazı insanlar bunun rüyâ olmadığını da söyler, çok azı bunun olası bir hayâl olduğunu kabul ederler… “Rüyâ-Hayâl ne demek?”…
Pek çok insan için rüyâ bulanık bir şey …

Öyle değil!… Bu “tam odaklı 3 Boyutlu bir rüyâ-hayâl!”… Ama aradığın “özgürlük” ise bunu hemen bilemen çok önemli değil. Buna odaklanmamıza gerek yok.

Kendiliğinden anlaşılır olur olacağı zaman. Önemli olan şey,anlaman gereken: başına ne gelirse, sana ne olursa olsun, bu senin dünyaN ve sen bunu seçiyorsun.
Bu senin kendi bilincinde, senin kendi zihninde meydana geliyor.

Herşeyi gören sensin. Görmek demek bu et gözle görmek demek değil, anlayarak GÖRmek… “Saf- yalın idrâk” ile GÖRmek ya da buna “kavrama” de…
ve çoğunlukla algı aldatıcıdır. Bizler onu kendimize ait eşsiz bir
tecrübe olsun diye heyecanlı-renkli hale getiririz! Biz, gördüğümüz herşeyi duygusal hale getiriyoruz.O zaman nasıl bir ortak dünya olabilir? Her birimiz için eşsiz olan,
en olağandışı dünya. Dolayısıyla bu bizim ortak buluşma yerimiz olabilir mi?!…

Bundan daha derine inmen gerekiyor. Derinine inmek zorundasın. Her ne olursa,
her ne görürsen, gören SENsin! Hattâ yorumu yapan, hattâ kişileştiren,
hattâ bir şeyle kendini özdeşletiren, yargılar, fiiller,tepkiler…
Tüm bunlar senin gözlemci olduğunun fenomenleridir!…

SEN KİMSİN? İşte soru bu!…

UYANIKLIĞINIZDAN UYANIN!
HERŞEY ZİHİNİNİZİN İÇİNDE MEYDANA GELMEKTE…

Check Also

Yaşlandıkça Zaman Neden Daha Hızlanır? – David Eagleman

Geriye dönük bazı olaylara ya da bir zamana baktığımızda, anıları hatırlamaya başlarız ve ne kadar ...