Uykusuzluğun Alzeimer ve Hafıza Kaybı ile Bağlantısı

Berkeley, Kaliforniya Üniversitesi’den bilim insanları, yetersiz uykunun-uykusuzluğun, beynin uzun süreli hafızasını bozan Alzheimer hastalığını tetiklediğine inanılan “beta-amiloyid protein” akışına dair çok güçlü kanıtlar buldular.

 Bu çalışmanın başında olan ve Haziran ayı Nature  Neuroscience adlı dergide yayınlanan bu konudaki makalenin baş yazarlarından UC Berkeley’den nörobilim profesörü Matthew Walker şunları söylüyor: “Bizim tespitlerimiz, beyinde Alzhiemer hastalığının yaşamın sonraki evrelerinde hafıza çöküşüne sebep olabilecek yeni bir yolu ortaya çıkardı.”

Beta-amyloidin aşırı yoğunluktaki birikimleri, beyin hücrelerinin gitgide ölmesi ile oluşan bunamanın öldürücü bir şekli olan Alzheimer hastalığının patolojisindeki başlıca şüphelidir.

Baby boomer’ların (doğum oranını yüksek olduğu dönemde doğan kimseler—2. Dünya savaşı ile soğuk savaş arasında doğan kimseler) benzeri görülmemiş yaşlanma dalgası ile, 40 milyondan fazla insana konulan teşhis olan ve dünyadaki en hızlı gelişen ve halk sağlığı en çok etkileyen Alzheimer hastalığının patladığı zannediliyor.

Walker: “Bu tespitler hakkındaki iyi haber; yetersiz uyku-uykusuzluğun potansiyel olarak tedavi edilebilir ve egzersiz ve davranışsal terapi ile ve hattâ uyku sırasında beyin dalgalarını yükselten bir elektrik stimulasyonu (genç yetişkinlerin gece boyunca hafızasını başarılı bir şekilde artırmak için kullanılan teknoloji) ile iyileştirilebilir olmasıdır. Bu keşif, umud vaadediyor. Uyku, hafıza bozukluğu olan yaşlı yetişkinler ve hattâ bunaması olanlar için yeni bir tedavi yöntemi olabilir.”

 Bu çalışma, UC Berkeley’den Alzheimer hastalığı konusunda önde gelen uzman ve nörobilimci olan Bryce Mander ve William Jagust yardımcılığında yapılmıştır. Ekip, uykunun, Alzheimer hastalığı için erken uyarı işaret ya da biyolojik işaret olduğu hipotezini test etmek için yapılan uzun vaadeli bir çalışma için

Uluslararası Sağlık Enstitüsü’nden çok büyük bir bağış almıştır.

Bu alandaki pek çok araştırma hayvanlar üzerinde yapılırken, bu en son yapılan çalışmada, William Jagust’a, Nörobilim Enstitüsü, Halk Sağlığı Okulu ve Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı’ndan Helen Wills’in de katkılarıyla “insan denek”ler kullanılmıştır.

Jagust: “Geçtiğimiz son yıllarda uyku, beta-amyloid, hafıza ve Alzheimer hastalığı arasındaki bağlantılar gitikçe kuvvetleniyor. Bizim çalışmamız, beta-amyloid birikimi ile  uykunun bozulduğu ve hafızanın kötüleştiği gibi bir kısır döngü yarattığını göstermekte.

Araştırmacılar,bunaklık tanısı konulan 26 yaşlı yetişkin üzerinde güçlü bir beyin görüntüleme kombinasyonu ve  tanı aracı kullanarak, uyku bozukluğu ile kötü hafıza ve toksik beta-amyloid protein birikimi arasındaki ilişkiye baklar.

Walker’ın yöneticisi olduğu Uyku ve Nörogörüntüleme Laboratuvarı’nda doktora sonrası araştırmacı ve bu çalışmanın da önde gelen yazarı olan Mander şunları söylüyor: “Topladığımız dataile  bunlar arasında nedensel bir ilişki olduğunu açıkça görebilmekteyiz. Eğer uykuya müdahele edebilirsek belki de bu nedensel bağı koparabiliriz.”

Alzheimer hastalarında artan bir beta-amyloid bulunmuştur ve birbirinden bağımsız olarak bu hastaların uyku düzensizliğine sahip olduğu da rapor edilmiştir. Bunun da ötesi, 2013 yılında Rochester Üniversitesi’nde yapılan çalışmada, farenin Non-REM Uykusu(derin ve yavaş uyku) sırasında, beyin hücrelerinin beta-amyloid gibi toksik metoblitleri temizlemede, serebrospinal-beyin omurilik sıvısına yer açmak için küçüldüğü tespit edilmiştir.

Walker: “Uyku geceleri toksik proteinleri temizleyip, onların yeniden oluşup, beyin hücrelerini tahrip etmesini engelliyor. Beyne güçlü bir temizlik yapma imkânı sağlıyor.

Araştırmacılar, özellikle gerçeğe dayalı hafızları devam ettiren ve sağlamlaştırmada ihtiyacımız olan derin non-REM uykusunu bozan beyindeki orta frontal lobtaki beta-amyloid miktarına bakarlar.

Daha öceki çalışmada, Mander, Jagust ve Walker, non-Rem uykusu sırasındaki güçlü beyin dalgalarının anıları hipokampustan (bilginin kısa süreli hafızada depolanmasını destekleyen) frontal kortekste uzun süreli depolamaya aktarmada önemli ve ana bir rol oynadığını bulmuşlardı. Yaşlı insanlarda beynin frontal lobtaki bu bozulmasını, “düşük uyku kalitesi” ile ilişkilendirilmiştir.

 Araştırmacılar, bu en son çalışmada pozitron emisyon tomografi tarayıcısını (PET) beyindeki beta-amyloid birkimini,fonksiyonel manyetik rezonans görüntülemeyi(fMRI) de hafıza işlemleri sırasındaki aktivetiyi, elektroensefalografiyi (EEG)de uyku esnasındaki beyin dalgalarını ölçmede ve istatiksel modelleri de tüm bu datayı analiz etmede kullanırlar.

bunama

Araştırma, bunaklık ya da diğer nörolojik dejeneratif, uykusuzluk ya da psikiyatrik bozukluk işaretleri göstermeyen yaşları 65 ile 81 arasındaki 26 yaşlı yetişkin ile gerçekleşir.Önce, bu kişilerin beyinlerindeki beta-amyloid seviyelerini ölçmek için PET taramaları yapılır. Daha sonra, onlardan 120 çift kelime ezberlemeleri istenir ve sonrasında da onlardan ne kadarının iyi hatırlandığı test edilir.

Daha sonra bu kişler, 8 saatlik bir uykuya yatırılır, bu uyku sırasında da EEG, onların beyin dalgalarını ölçer.Ertesi sabah, onlar kelimeleri hatırlarken,bu kelime çiftlerinden ne kadarının hafızalarında kaldığını görmek için fMRI kullanılarak, beyin taramaları yapılır. Araştırmacılar, bu noktada, anıların prefrontal kortekse transfer edilmeden kısa süreli olarak depolandığı hipokampusta bir aktivite tespit ederler.

Walker: “İyi bir gece uykusundan sonra, hipokampustaki kısa süreli hafızadan daha az yararlanıp, daha çok korteksi kullanıyorsunuz. Bu, sakladığınız dosyayı geçici olarak depoladığınız USB’den açmaktansa, bunları sakladığınız bilgisayarınızın hard drive’ından açmaya benziyor.”

Sonuçlar, orta frontal korteksteki en yüksek beta-amyloid seviyeli kişilerin, en düşük uyku kalitesine sahip olduklarını ve sonuçta da ertesi sabahki hafıza testinde de en düşük performansı gösterdiklerini ortaya koymakta.

Walker: “Beyninizin kısımlarında ne kadar çok beta-amyloid miktarına sahip olursanız, o kadar az derin uyursunuz ve neticede de daha kötü bir hafızaya sahip olursunuz.Buna ek olarak da,ne kadar az uyursanız, kötü, toksik proteinleri temizlemede o kadar az etkili olursunuz. Bu bir kısır döngüdür.”

Walker sözlerine şunları da ekliyor: “Ancak biz, bu iki faktörden(az uyku ya da kötü protein) hangisinin ilk olarak bu döngüyü başlattığını bilmiyoruz.”

Mander de şunları ekliyor: “İşte biz araştırmacıların bir sonraki 5 yılda bulacağımız yeni bir  grup yaşlı yetişkinle yapacağımız yeni araştırmanın konusu bu olacak. Bu Alzheimer hastalığı ile bağlantılı olan hafıza kaybı ile ilgili  yeni bir yol ve önemli. Çünkü, bununla ilgili birşeyler artık yapabiliriz.”

Çeviren : AylinER
http://neurosciencenews.com/amyloid-beta-sleep-alzheimers-2079/

Check Also

Yaşamın 3 Altın Gerçeği – Ahmed Hulûsi

Yaşamın 3 ALTIN GERÇEĞİNİ göz önüne alarak, günlerinizi #huzur içinde de geçirebilirsiniz; ya da hiç ...