Uyku Felci: Uyanık Ama Uykuda

Kişi uyanabilir ve kendini donmuş gibi hareket edemez ve konuşamaz bir halde bulur. Ayak sesleri duyar, hayalet görür, ya da birisinin göğsünün üzerinde oturduğunu hissedebilir. Tarih boyunca insanlar bu fenomenlerin kötü ruhlar tarafından meydana getirildiğini düşündü. Oysa, günümüz bilimi bu korkutucu olayları uyku felci olarak açıklıyor.

Uyku felci kişinin saniye ya da dakikalarca bedenin tamamının felç olduğu, solunum ve göz hareketlerinin azaldığını yaşadığı çok korkutucu bir deneyim, ve ırsi olması muhtemel bir hastalık. Bu durumdaki kişi uyanık olduğunu ama hareket edemediği ve konuşamadığını hisseder.

Hareketsizliğin yanında genel belirtileri şok ya da nefes alamadığını hissetme hali, ayak sesleri ve garip sesler duymak, varlık ya da karanlık gölgeler görmek ve odanın içinde birinin varlığını hissetmek. Bu belirtiler çoğu zaman mağdurları hayaletlerden kaynaklandığına inandırsada, beyindeki nöral sinyallerin yanlış iletilmesi uyku felcine neden oluyor.

Kişi uyuduğunda beyni herhangi bir kas kasılmasını engellemek için sinyaller gönderiyor, kişi bedenini hareket ettiremiyor ve dolayısıyla “felçli” oluyor.Kişi uyanıkken bedenin nasıl felç olduğunu anlamak için uyku devrelerini anlamak zorundayız. Bir memelinin uykusu esnasında, beyin aktivitesi nonREM (NREM) uykusu ve uyanıklıktan çok farklı olan REM uykusu adında iki farklı aşamadan geçiyor.

NREM ve REM uykuları gece boyunca periodik olarak birbirini izliyor. İnsanlarda uyku yaklaşık olarak 80 dakika süren NREM uykusuyla başlıyor, bunu yaklaşık 10 dakika süren REM uykusu takip ediyor, ve bu 90 dakikalık dönem gece boyunca 3 ila 6 kere tekrarlanıyor.

NREM uykusu esnasında, beden çok az hareket üretiyor ama yatakta dönmek ve uykuda gezmek ve konuşmak gibi bir takım başka motorik olayları da gerçekleştirme kapasitesi var. Kalp atışı ve solunum düzenlidir ve gözler yavaş hareket ediyor. Diğer taraftan REM uykusu esnasında, kalp atışı, solunum ve tansiyon düzensizdir. Gözler hızla hareket eder çünkü rüyalar ekseri bu dönemde görülür ve uyuyan kişi muhtemelen rüyasındaki hareket eden objelere “bakıyordur”.

REM uykusu esnasında beynin kasları kontrol etmesi bu dönemde, “nonresiprokal flasid paralizi” denilen bedenin tamamen felç durumunda olduğunu gösteriyor. Beyin muhtemelen kişiyi bir rüyayı “eyleme geçirmekten” korumak, herhangi bir kas kasılmasını engellemek için sinyal gönderiyor. Parmaklar ve yüzdeki gibi kimi periferal kaslar seğirse de, büyük çizgili kaslar gevşiyor ya da “felçli” oluyor. Bazı kanıtlar REM uykusunun hareket kasları felç edişinin kişinin rüyasını eyleme geçirmekten koruduğunu destekliyor.

Seyrek görülen ”REM uykusu davranış bozukluğu” sendromundan muzdarip olan bir hasta nonresiprokal flasid paralizi oluşmadığı için REM uykusunda şiddetli rüyalarda çoğu zaman eyleme geçiyor ve bu da çoğu zaman da yaralanmalarla sonuçlanıyordu. Örnek olarak, 60 yaşında bir cerrah rüyasında “onu öldürmek isteyen suçlu, terörist ya da canavarlar” tarafından saldırıya uğradığını görüyor ve rüyasında onlarla dövüşürken aslında aynı yatakta yatan eşine yumruk atıyor ve tekmeliyordu.

REM uykusu sırasındaki nonresiprocal flasid paraliz durumu, motor nöronların postsinaptik inhibisyonuyla gerçekleştirlir. Motor inhibisyonun tam işleyişi net olmamakla birlikte bazı nörotransmitter ve hormonların REM uykusunun birçok bileşenini oluşturduğu biliniyor. 

Katabolik enzimin bir inhibitörü olan fizostigmini vermek, pons nöronlarındaki asetilkolin yoğunluğunu artırıyor ve NREM uykusu esnasında taklidi olarak REM uykusu başlatabilmeyi mümkün kılıyor.

Kolinerjik agonist bir ilaç olan karbakol kedilere doğrudan enjekte edildiğinde REM uykusu dönemi oluşturdu. Melatonin hormonu “ana hormon” günlük ritimleri kontrol ediyor ve pineal gland tarafından salgılanan melatoninin REM uykusunda ulaştığı en düşük seviyede REM durumlarını geliştirmekte,önemli bir rol oynadığı düşünülüyor.

Bu nörotransmitter ve hormonlar muhtelemen ikinci mesajcının aktivitesini etkinleştiriyor ya da engelliyor, bu da üçüncü mesajcıları ve bu son mesajcı sinaptik transmisyonu engellenene ya da motor nöronlarda hiperpolarizasyon oluşturana kadar devam ediyor. Ve eğer ki bir nedenden dolayı sinir ya da endokrin sistem bu nörol inhibitörleri salmaya devam ederse, kişi uyanık halde bir REM uykusuna girebilir ve uyku felci yaşar ya da direkt REM uykusundan uyanır.

Çağdaş sinirbilim uyku felcini REM uykusunda nöral transmisyon hataları olarak tarif etsede, hayalet görmüş ya da hayali sesler duymuş birisi kolayca kötü ruhların bütün bedenini kontrol ettiğine inanabilir. Oysa, gördüğünü sandığı görüntüler ya da duyduğu sesler büyük ihtimalle halüsinasyondur ve halüsinasyonlarda gene beyin aktivitesi sonucu oluşur. 1960’larda Kanadalı nörolog W. Penfield temporal lobların elektriksel uyarımı sonucu uyanık halde işitsel halüsinasyon oluşturabileceğini ileri sürdü.

Kulaklardaki çınlamalar ve diğer işitsel halüsinasyonlar işitsel korteksin aktivitesi ve temporal loblarla yakından ilgili. Uyku felcinin erken devrelerinde temporal lob aktivitesi önemli derecede artıyor, ki bu da bazen halüsinasyonel duyguları tetikliyor. Benzer şekilde, görsel korteks internal görsel uyaranlar oluşturuyor ve bu mağdurun korkunç varlıklar “görmesine” neden oluyor.

Bir uyku felci vakasının nasıl görsel ya da işitsel halüsinasyonlara neden olduğunu hala tam olarak bilmiyoruz ama anksiyete ile yakından ilişkili gibi. Anksiyete hem psikolojik hem de fiziksel süreçlerle yakından ilişkili bir nörobilişsel vaka. Ekstrem anksiyete ya da panik her türlü fiziksel olayları tetikleyebilen birçok farklı sinyal moleküllerinin salgılanmasına neden olabilir. Uyku felci geçiren kişi ölüm korkusu ya da ekstrem panik yaşar ve bu yüzden beyin, halüsinasyonlar oluşturan, internal görsel ya da işitsel uyaranlar salgılar.

Ayrıca, uyku felci esnasında da halüsinasyonlar olabilir, çünkü beyninin kimi bölümleri REM uykusundan uyansa da kişi rüya görmeye devam eder. Sinir ve endokrin sistemi felci sürdüren nöral inhibitörleri salgılamaya devam ettiği için, bu sistemler rüya görmeyi stimüle eden nöral aktivatörleri salgılıyor olabilir. Böylece, kişi az önce uyandığı REM uykusunda gördüğü rüyadaki varlıkları “görmeye” ve sesleri ”duymaya” devam eder.

Uyku felcine dair nöral kavramlarının anlaşılmasıyla beraber, kimi araştırmacılar çok seyrek görülen (SUNDS) uykuda ani açıklanamayan ölüm sendromunun uyku felciyle yakından ilgili olduğunu varsayıyorlar. Ölmek üzere olan bir SUNDS kurbanı miyokard enfarktüsü geçirmesi, çok güç nefes alması ve can çekişiyor olmasına rağmen hiçbir beden hareketi oluşturmaz. Ölüm, uyku felci esnasında, kalp kasları ve diyafragmanın bile felç olmasına neden olacak kadar ağır aşırı kas atonisinden kaynaklanmış olabilir.

Bu konu üzerine araştırmaya başlamadan önce felcin kötü bir ruhun bedeni tamamen kontrolü altına alması sonucu olduğunu düşünüyordum. Oysa, beyindeki nöronlar arası etkileşim görünürde gizemli olan bu fenomeni bilimsel bir açıdan açıklıyor. Henüz açıklama tamamlanmamış olmasına rağmen, çünkü uyku felciyle ilgili netlik kazanmamış bir çok işleyiş var, bugünkü hipotez bu konuyla ilgili hayaletlerin varlığı reddediyor.

Tabi, “ruhların” var olmadığı ya da ”Tanrının” kişilerin davranışını etkilemediğini ispatlamak mümkün değil. Gene de uyku felci ve SUNDS gibi, doğaüstü kavramlarla açıklanan gizemli hal ve davranışların birçoğu muhtemelen beyinden kaynaklanıyor.

Hiro Takahashi
http://serendip.brynmawr.edu/exchange/node/1740

Check Also

işitme2

Şizofrenideki İşitme Eksiklikleri Belirli Beyin Reseptörüne Bağlı

  Özet: Araştırmacılar, işlevsel olmayan NMDA beyin reseptörlerinin, görünüşe göre şizofreni hastalarında yaygın olan işitme ...