Uyanmanın vakti geldi! Hepimiz BİRİZ

Çeviren : AylinER
Altyazı : İlknur Çakmak

Bizler toplumda bireysel farklılıklarımız ön planda yetiştirildik. Her bir insana baktımızda.. akıllı,aptal, yaşlı, genç, zengin, fakir..bu ayrımları, boyutsal ayrımlara göre onları kategorilere ayırıp ona göre davranış ortaya koyuyoruz ve böylece de diğerlerini bizden ayırdığımız yönüyle ayrı görüyoruz. Bu deneyimin en çarpıcı özelliklerinden bir tanesi de bir kişi le birlikteyken bir anda sizden farklı olmadığını, aynı sizin gibi olduğunu görmeniz ve sizin özünüzdeki ve benim özümdekinin “BİR” olmasını  deneyimlemek, ve “diğer” diye bir şeyin olmadığı”nı,
BİR” olduğunu anlamak.

–“…Nükleer silahları yapamaya nasıl devam ederiz?!.. ne dediğimi anladınız mı?..Hepimizin BİR olduğunu fark ettiğimizde, silah endüstrisi ne yapacak, ona ne olacak?!!…”

–“…Bu ülkede farklılıklarımızın olduğunu duyuyorsak, bu medyanın, politikacıların sürekli bizi birbirimizden ayıran, bizi birbirimizden farklı gösteren şeyleri konuşmasından dolayıdır…”

–“…Hz.İsa’nın prensiplerinden bir tanesi olan “kardeşini de kendin gibi sev”e dayalı yeni bir bakışla bakmanın zamanı geldi, arkadaşlar.Niye biliyor musunuz?: Aslında “o dediğin de sensin!”de o yüzden…”

Jim Carrey: Sabah kalktım ve bir anda anladım;düşüncenin nasıl bir hayali,yanıltıcı bir şey olduğunu ve onun nasıl, tümü olmasa da çoğu deneyimlediğimiz ızdıraptan sorumlu olduğunu anladım ve sonra birden bu düşüncelere başka bir perspektiften bakıyor olduğumu hissettim ve merak ettim: “bu düşündüğümün farkında olan kimdi?”.. ve birden bu genişlemiş, inanılmaz hissin özgürlüğüne kapıldım, kendimden, problemlerimden, yaptıklarımdan daha büyük, öte olduğumu gördüm.Bedenimden daha büyüktüm,
öteydim.. ben herşeydim, herkestim!!, evrenin bir fragmanı, parçası değildim, ben evrendim!!..
ve o günden  beri onu tekrardan yakalamaya, oraya tekrar dönmeye çalışıyorum!!..
geliyor ve gidiyor.. bu tıpkı dalga üzerinde gitmek gibi.. bazen onun üstündeyim,
bazen de değilim… ve hepimiz “TEK BİR” şeyiz. Bu gerçekten de doğru..

–Temelde en derininizde, taa derinlerde siz basit anlamda varlığın kendi dokusu, yapısısınız. Alan Watts.

— Bu, evrenin süper yapısı…

— Sadece şu parlak kümelerden bir tanesi trilyon ışık yılı mesafeye yayılmış halde. Her biri milyarlarca
galaksi içermekte…

–Samanyolu galaksisi, 250 milyar yıldızın üzerinde, tıpkı bizimkinde olduğu gibi, yörüngesinde
mevcut olan  pek çok gezegenli yıldız içermekte.

— Bu, insan bedenini meydana getiren milyarlarca hücrelerden sadece bir tanesi..

— Bir hücrenin çekirdeği kromozomları oluşturan çapraşık DNAdan meydana gelmekte…

— Çok küçük yumaklar, düğümler.. ve o iplikçikler DNA tarafından biraraya dizilen küçük tanelerden, boncuklardan oluşmakta.. ve DNA da bir sipiral içindeki kıvrılan moleküller tarafından oluşmakta.
Mini bio-makinler tarafından yeni bir DNA her saniyede bir hücre çekirdeği içinde yok ediliyor
ve yeniden yapılanıyor…

–DNAnın yapısını oluşturan molekül ayrımı.. ve siz.. kalıyorsunuz…

–Atom milimetrenin milyonda bir ölçüsünde. Elektronlar çekirdeğin etrafında ışık hızı ile dönmekte.
Atomları yapmak..ÇOĞU BOŞ UZAY!!!

Ama henüz öyle değil..
Çekirdeği neden oluşmakta?
Protonlar, nötronlar
Ve onlar da KUARKlardan oluşmakta.

Gelişigüzel, Düzensiz Kuantum Bilgi Parçacıkları bir gözlemci tarafından etkileniyor…
“bilinçli parçacıklar” isterseniz eğer…

Prof.Jim Al Kalaki: Bunun keşfi bizi hakikatin kendi doğasını tekrardan düşünmeye itti.Duyularımızla emin olarak bildiğimizi düşündüğümüz katı, madde olan dünya, en vahşi fantasizlerimizde bile
göremeyeceğimizi sonsuz, tuhaf muhteşem olan evrende çok küçük bir kesit, incecik
bir dilime dönüştü!! Gerçekliğimiz sadece bir hayaldir!

John Hagelin: Çeyrek yüzyıldan fazla bir zamandır fiziğin yardımı ile evreni anlayışımızdaki ilerleme ile doğa kanunlarının daha derin  boyutları keşfedilmekte; makroskopikten mikroskopiğe,moleküllerden atoma, doğanın nükleerden nükleeraltı seviyelerine kadar işleyişi olan elektro alan, birleşik skala, büyük birleşik skala, süper birleşik skala olarak adlandırılır ve evrenin en özünde temelinde keşfettiğimiz: “Bilinçli TEK BİR evrensel
alan
” olduğu”, bu alan, yerçekimini elektromanyetizmle, ışıkla, radyoaktiviteyle, nükleer güçle birleştiren bir alandır.Dolayısıyla, doğanın tüm kuvveleri ve doğanın tüm parçacıkları olarak adlandırılan kuarklar, leptonlar, protonlar,nötronların şimdi “TEK BİR BÜTÜN” olduğu anlaşılmıştır. Onların tümü, yanlızca “TEK” olan Varlık okyanusundaki değişik dalgalardır.Bu da “Birleşik Alan” veya “Süperstring Alanı” diye adlandırılır ve matematiksel kuvvenin göstegesidir. Ancak, Einstein’ın rüyasının farkına vardık. O hayatının yarısını bu Birleşik Alanı keşfetmeye adamıştır ve bugün Süperstring diye tanımlanan konu ile de bu başarılmıştır. Dolayısıyla, Birleşik Alan, Süperstringe dayandırılır.Herşeyin kaynağında; zihnin ve maddenin kaynağındaki aklın “TEK BİR” Evrensel akıl alanı vardır ve bu,zihnin ve maddenin de temelindeki varlık okyanusudur. Evrendeki tüm o parçacık diye adlandırılan herşey, evrenimizdeki kuvveler, sadece varlık okyanusundaki dalgacıklardır. Bu Birleşik alandır. Bu alan maddesel olmayan bir alandır.Sonuçta bilincin alanıdır. Tüm ayrı bilinçler, her nerede bilinç varsa, salt bilinçtir; benim bilincim, senin bilincin nihai olarak o salt bilinçtir. Evrendeki herşey bundan başka bir şey değildir. Gezegenler, ağaçlar,insanlar, hayvanlar..hepimiz sadece bu birleşik süperstring alanındaki titreşim dalgalarından ibaretiz. Biz gerçekten de “Özümüzde BİR’iz”. Bundan çıkan şey; bu odada TEK BİR bilinç var ve o da sende, bende ve herbirimizin içinde olan, özünde olan… Sinir sistemimiz filtresi yüzünden bilinçlerimizi bireyselleştirmekteyiz. Ancak, bilincin kendisi bizim en içsel öznelliğimizdir.En geniş anlamda “ben” kavramı evrenseldir ve bunu bilmek, ve bilmeyi deneyimlemek “aydınlama” olarak adlandırılır ve çağlar boyu da “aydınlanma” olarak adlandırılmıştır.

-Burada sizin fiziksel alemde atomlardan daha küçük, daha da küçük alemlere doğru gittiğinizde,
temelde bunun katı madde olmadığını söylüyorsunuz ve “akıl” kelimesini kullanıyorsunuz.
Neden bu “akıl” kelimesini kullanıyorsunuz?

-Bu çok zeki bir soru.O söylediğiniz şey gerçekten de hepimizin paylaştığı bir önyargıyı yansıtıyor.Bilimsel dünyada yetişen herkes, maddesel bir evrende yaşadığımız kavramına, hareketsiz, durağan bir evren, ölü maddeden oluşan bir evren kavramına alışığız ve bu yüzden de içgüdüsel olarak da gerçekten de ölü bir evrende yaşamadığımızı kavramak zor.Evren temelinde çok yoğun bir şekilde bilinçli.300 yıl boyunca
klasik fizik diye adlandırdığımız çalışmalarımızda gördüğümüz şey;bilardo topu mekaniği diye adlandırılır,
makroskopik fizik, klasik fizik,bilardo toplarının, bilyaların fiziği ve gezegen fiziğidir..ama kuantum
mekaniği, moleküler seviyede, atomik, nükleer, nükler altında, kuantum mekaniğinde
parçacık fikri”, “dalga fonksiyonu” fikriyle yer değiştirmiştir.

Peki dalga fonksiyonu nedir?Teknik olarak lineer uzayda bir vektördür.Lineer uzayda vektör nedir? Neden yapılmıştır? İçeriği nedir?… Lineer uzayda bir dalga fonksiyonu, düşüncelerle aynı şeyden meydana gelmiştir. Biz gerçekten de bir düşünce evreninde yaşıyoruz, kavramsal bir evrende yaşıyoruz.Kuantum mekaniği sadece olasılığın (potansiyelitenin) açığa çıkışını gösterir. Dolayısıyla, burada anlatmak istediğim nokta; doğa kanunun yapısında ne kadar derine giderseniz,daha az materyal, daha az durağan, daha az ölü bir evrenle karşılaşırken, evren giderek daha canlı, daha bilinçli bir hale gelir.Daha sonra evrenin temeline inmeniz gerekir ki bu “birleşik alan”, “süperstring alanı” dediğimiz noktadır.Bu alan tamamen saf haldir ve mutlak, saf akıldır. Akıldır. Çünkü, o tüm doğa yasaların, tüm temel güçlerin, tüm temel parçacıkların, evrenin her seviyesindeki yaşamı yöneten tüm kanunların kaynağıdır. Bunların hepsi birleşik alanda birleşik bir kaynağa sahiptir.İşte bu, birleşik alanı doğadaki en konsantre olmuş,yoğun akıl alanı yapar. Bu maddesel olmayan, dinamik, özfarkındalıklı akıldır
ve bunlar da birleşik alanın özellikleridir.

–Ayrıca “bilgi” terimine değinebilir misiniz? Çünkü bir yerde okumuştum..bazı insanlar temelde bu kelimeyi de kullanıyorlar.Bu kelime bir şekilde benzer mi yoksa aynı şeyi bahsetmenin başka bir yolu mu?

–Oldukça benzer.Kuantum dünyası, kuantum mekaniği gerçekten de bilginin sergilenmesi, ortaya konuşudur, potansiyelitenin ortaya konuşudur. Bilgi dalgaları, potansiyel elektron dalgaları.. ve “potansiyel” kelimesi önemlidir. Bu elektronların dünyası değil, “potansiyel elektronların” dünyası! Ancak şu soruyu sormanız gerekiyor: “Gerçekten de neyin dalgaları?”, “dalgalanan alan ne?” Bu okyanus mu?” Hayır. Bu evrensel okyanus, saf potansiyelitenin okyanusu, soyut potansiyel oluşum okyanusu ve biz buna “birleşik alan” veya “süperstring alanı” diyoruz ve biz bundan meydana geliyoruz. Söylediğiniz gibi, fizik sıkı sıkıya, fiziksel gerçekliği kavramaya çalışmıştır; ne neden oluşmuş? yaşamın yapı taşlarının özü ne? ve buna dayalı sorular.. yaşam, evren ellerinizden kayar ve siz artan bir şekilde soyuta geçiş yaparsınız ve saf, mutlak
soyut alemine ulaşırsınız, saf, mutlak soyutluluk ve bu birleşik alandır; saf soyut potansiyel, saf soyut
oluşum, saf mutlak soyut özfarkındalıklı bilinç, titreşimler halinde açığa çıkar ve parçacıklarla,
insanlarla, bu geniş evrende gördüğümüz herşeyle kendini açığa çıkarır.

–Bu muhteşemdi.Tüylerim diken diken oldu.

–Maalesef bu bilinç kavramının anlaşılması bir nesil sürebilir, bir jenerasyon geçebilir.Basit teknikler, evrensel ve mezhebe bağlı olmayan, bilimsel olarak kanıtlanmış teknikler aydınlanma kazanmak için mevcutlar.
Ama bilinci geliştirmek ve bunu yeniden eğitime aktarmak, sunmak için bu yaşam kurtarıcı
teknolojinin gelişmesi halâ bir nesil sürebilir.

–Mezhebe bağlı olmayan dediniz. Bu dini olmayan, inancı olmayan gibi bir şey mi?

–Saf Mutlak Bilinci deneyimle herhangi bir din veya felsefenin ötesine geçer, ötesi bir şeydir. Dini olduğu kadar bilimseldir de.. Neticede beynin  bir fonksiyonu. Beynin maksimum şekilde genişlemiş kavrayışıdır. Bilimsel olarak keşfedilmiş tüm doğa kanunlarının birleşik alanın direkt öznel-subjektif deneyimidir. Bu dini mi?
Belki. Ancak bu bilimseldir de. Bu yüzden de bunun eğitimden uzaklaştırılması için  hiç bir neden yoktur. Aksi halde yine aynı eski sonuca ulaşacağız: Zihinsel potansiyelimizin %5 oranında gelişimi. Bir başka savaş, terörizm ve zulüm nesli daha gelir ve bu şekilde sonsuza kadar devam eder ta ki yaşamın temelindeki, özündeki Teklik bilgisi yerleşene ve beyin düzgün  bir şekilde gelişene kadar.

— …Çocukluğumuzdan beri deneyiminlediğimiz unsurlardan bir tanesi “ben” kavramı..İnançlarımızın değişmekte, arkadaşlarımız değişmekte, daha kötüsü bedenlerimiz değişmekte… gün be gün deneyimlediğimiz bir şeyin sürekliliği var o da: bilincimiz, öznelliğimiz,atman(ben). Bu “ben”, nihai
olarak senin için de benim için de aynı. Bilimin keşfettiği bu Birleşik Alan özünde evreni yaratandır.
Bu bizim otoritemizdir, değerimizdir. ”ben” dediğimiz yapının ne olduğunu ve ne kadar değerli
olduğunu bir bilsek, bu hiç kaybolmayan sınırsız öznellik olan yüksek bilinç seviyesini,
hattâ uykunun derinliklerinde bile, yaşamak için acele ederiz.

–Bilim ve felsefe tarafından hakikatin en derin seviyesinin, TEKliğin temel gerçeklik olduğu açığa çıkarılmıştır. En derin atomaltı seviyedeki gerçeklikte sen ve ben aslında BİRiz.

–“Dünya eğlence parkındaki bir gezinti gibi.. Bunu devam ettirmeyi düşündüğünüzde, bunun gerçek olduğunu zannedersiniz çünkü zihnimiz güçlüdür. Zihniniz bir aşağı bir yukarı dolanır da durur, heyecanlanır,ürperir, çok parlak renklidir ve gürültülüdür ve bir süreliğine de eğlencelidir. Bazı insanlar bu gezintide uzun süre kalırlar. Bazı insanlar sorgular bu durumum: “Bu gerçek mi? yoksa sadece bir gezinti mi?” ve bazı insanlar
gelip der ki: “ hey! endişlenme! bu sadece bir gezinti!” ve biz bu insanları öldürürüz!!

–“Susturun şunu!! Bu gezintiye çok yatırım yaptık!! Susturun şunu!!.. Endişelerime bir  bak,
büyük banka hesabıma bir bak ve ailem.. bunun gerçek olması lazım!”..

–Bu sadece bir gezinti!!

Bunu bize hatırlatan güzel insanları, bunları söyleyen arrkadaşları her zaman  öldürüp durduk.
Fark ettiniz mi? Şeytanlar işini gördü!

–John Lennon öldürüldü! John Kenndy öldürüldü! Martin Luther King öldürüldü! Gandi öldürüldü!
–Önemli değil..çünkü bu bir gezi, seyr..ve bunu istediğimiz zaman değiştirebiliriz.

Bu bir tercih; çaba gerektirmeyen, iş gerektirmeyen, para kazanmadan yapılan basit bir tercih; korku ile sevgi arasında … Korkunun gözleri senin kapılarını kilitlemeni ister. Sevginin gözleri ise bize “hepimizin BİR
olduğunu söyler.

***HEPİMİZ BİRİZ***

Check Also

mars1

Peki ya Mars’a Koloni Yerleştirirsek

Yıl 2066. Güneş, kızıl gökyüzünde belli belirsiz yükseliyor, hidroponik(suda bitki yetiştirme) arazilerini aydınlatıyor. Mars’taki ilk ...