Evren Tümüyle Holografik İlluzyondur:

evrenimiz1

Evrenimiz Mükemmelce Detaylandırılmış, Devasa bir Holografik illüzyon

Günlük yaşamımızda, gerçekte bir hologramda yaşadığımızın ve varoluşumuzun sadece holografik bir projeksiyon olduğunun farkında değiliz.

Gerçek diye inandığımız herşey, fiziksel dünyamız, gerçekte bir illüzyondur ve bu durum 20. yüzyılın en dikkate değer teorilerinden birisi olan holografik evren teorisi ile kanıtlanmıştır.

Üniversite ders kitapları veya tez çalışmalarında okunan teori, ya desteklendi ya da çürütülmeye çalışıldı.

Enerji alanlarının, beyinlerimizle 3 boyutlu resim olarak deşifre edilmesi fiziksel dünya illüzyonunu oluşturmaktadır.

Evren, madde gibi gözükse de bir çeşit 3 boyutlu projeksiyondur ve bir hologramdan daha gerçek değildir.

“Beyinlerimiz, nesnel gerçekliği, uzay ve zamanın ötesinde, varoluşun daha derin bir düzeninden, başka bir boyuttan frekansları yorumlayarak, matematiksel olarak inşa eder.

Beyin holografik evrende bir hologramdır.”

Bohm ve Pribram’ın dünyaya yeni bir yolla bakmamızı sağlayan teorilerinin özü budur.

Teorileri, ister lise, ister üniversite veya başka bir yüksek öğrenim kurumunda olsun, kendi görüş ve teorilerini sadece çeşitli ders kitaplarına, kelimeleri ve denemeleri tek gerçekmiş gibi anlatan kitaplara dayandıran her seviyedeki eğitimli zihinlere bir meydan okumaydı.

Fikir şaşırtıcı ve hatta rahatsız ediciydi. Ancak dünyanın en önde gelen bilim insanlarından ikisi çığır açmıştı: en iyi kuantum fizikçilerinden biri kabul edilen, Albert Einstein tarafından desteklenen İngiliz kökenli Amerikan fizikçi David Bohm (1917 – 1992) ve Stanford Üniversitesinde nörofizyolog, kuantum fizikçi olan, algı ve hafızanın holografik doğası üzerine çalışan Avusturya doğumlu Karl Pribram.

farklı doğrultuda birbirlerinden bağımsız çalıştılar, ancak aynı sonuca ulaştılar ve bu önemli teorinin en başta gelen destekleyicisi oldular.

İki bilim insanı da kuantum fiziğinde ulaşılan olağanüstü sonuçları açıklayamayan standart teorilerden memnun değildi.

Paris Theoretical Enstitüsünde Alain Aspect liderliğindeki araştırma ekibi, 1982 yılında dikkat çekici bir deney gerçekleştirdiler.

evrenimiz2

Deney gösterdi ki, fiziksel dünyamızı meydana getiren atomaltı parçacıklar boyutu  yadsınamaz şekilde holografik özellik gösteriyor. Bu nedenle “gerçekliğin kendi dokusu” ismi veriliyor.

Holografik teori, sadece bildiğimiz gerçekliği değil, açıklayamadığımız olguları da  içeriyordu.

Teori, paranormal, vücut ötesi deneyimleri, telapti, durugörü ve daha da fazlasını açıklayabiliyordu. Böylece holografik model daha da fazla bilimsel ve deneysel destek aldı.

Aspect’in deneysel bulguları, evrenin bir hologram olduğununa ve gerçek olmadığına ilişkin delilleri ortaya çıkardı. Bu deney 20. yüzyılın en önemli deneylerinden biriydi ve belki de bilimin seyrini sonsuza kadar değiştirecekti.

Aspect, çalışma arkadaşları Jean Dalibard ve Gerard Roger, belirli koşullar altında elektron gibi atomaltı parçacıkların, birbirlerinden ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar anlık iletişimde bulunabildiğini keşfettiler.

Aralarında 10 cm veya 3 milyar km olmasının bir önemi yoktu. Her parçacık bir şekilde diğerinin ne yaptığını biliyor gibi gözküyordu.

evrenimiz3

Bu başarı ile gelen problem, Einstein’ın hiç bir şey ışık hızından daha hızlı  iletişim olamaz ilkesini ihlal etmesiydi.

Işık hızından daha hızlı gidebilmek demek zaman sınırının aşılması anlamına geliyordu ki, bu göz korkutan manzara nedeniyle bazı fizikçiler  Aspect’in bulguları dışında başka açıklamalar öne sürmeyi denediler.

Ancak bunlar, “nesnel gerçekliğin varolmadığını temel alan, katıymış gibi gözüken evrenin özünde, hayali, devasa ve mükemmelce detaylandırılmış bir hologramdır” şeklindeki, daha da radikal açıklamalar için ilham verici oldu.

Karl Pribram, bu nesnel dünyanın varolmadığını, en azından bildiğimiz veya gördüğümüz gibi olmadığını farketti.

İnanılmaz şekilde, sadece dalgalar ve frekanslar varolmasına rağmen, beyinlerimiz bunları resimlere dönüştürerek kendi dünyamızı oluşturuyor. Görüyoruz dediğimiz herşeyden beynimiz sorumlu. Pribram, beynimizin objeleri oluşturma kapasitesine sahip olduğunu belirtiyor ve hatta David Bohm “uzay zamanı beynimiz inşa ediyor” şeklinde ekliyor.

Birbirinden bağımsız çalışan bu iki büyük bilim insanının ulaştığı benzer sonuçlar, holografik evren teorisini mükemmel hale getirdi.

Buna rağmen, Bohm kendi teorisi de dahil hiç bir teoriyi mutlak, kesin doğru şeklinde kabul etmedi.

Şüphe yok ki, David Bohm’un test edilen, doğru olduğu ispatlanan düşünceler ve hatta ötesindekiler, gelecekte daha karmaşık yöntemlerle daha da ileri götürülecektir.

Çeviren : Hakan Çakmak
Kaynak : http://deusnexus.wordpress.com/2013/01/16/universe-is-a-holographic-illusion/

Check Also

signal1

Kablosuz Sinyaller Kullanılarak Duygularımızın Tespiti

MIT’in (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) Yeni Radyosu Kablosuz Sinyalleri Kullanarak Duygularınızı Tespit Edebiliyor!  Bir kişinin duygularını ...