Benlik Arınışı

Kimsin? Nesin? Kendini nasıl tarif edersin? Orada doğup büyümeseydin de başka bir yerde doğup büyüseydin kimliğin değişmeyecek miydi? O halde senin beyin veri tabanını oluşturan hayata bakış açın tamamen göreceli… O halde senin kimliğinde göreceli…

Görece kimliğini oluşturan beyin veri tabanına bağlı hayat anlayışı halen yaşamış olduğun dünyanı oluşturdu. Kendine, yakın çevrene ve dünyanın geri kalan kısmına bir bak. Neler görüyorsun? Bir süre için kapa gözlerini… Neler hissediyorsun?

Beyin veri tabanına kilitlenmiş bir otomasyon ile çalışan milyarlarca beynin oluşturduğu bir dünya. Her kafadan çıkan veri tabanı endeksli “hani bana” sesleri. Sahip olma ve beklenti halinin neden olduğu karamsar, endişeli ve hasta olan insanlar.

Sonradan sahip olduğumuz göreceli bir kimlikten öte aslımızı, gerçekliğimizi öğrenmek ve yaşamak için neler yapmamız gerekir?

Bu konuyu merak eden, sorgulayan, araştıran, çeşitli yöntemler geliştiren ve bu yöntemleri uygulayan ve ulaştığını yaşayan insanlar ortak bir noktada buluşuyorlar ve diyorlar ki; sen muhteşem bir bilinç varlıksın. Senin beyin veri tabanının oluşturduğu benliğin bu bilinci örtüyor. Seni gerçekliğinden perdeliyor. Sen benliğinden arınabildiğin ölçüde gerçekliğine ulaşabilirsin.

Beyninde seni diğer canlılardan üstün kılan beyin ön bölge özelliklerini kullanarak beyin veri tabanı kaynaklı çalışan amigdalanın etkinliğini azaltabilirsin. Beyin ön bölge güçlendirici ve amigdala zayıflatıcı uygulamaları yaşamının ana amacı haline getirdiğinde sanal-göreceli kimliğinden kurtulup özgürlüğüne-gerçekliğine kavuşabilirsin.

Uygulamalara önce benliğimizi tanıyarak başlayalım. Benliğin 3 değişkeni(!) vardır.

A. Yaşanılan çevreden ediniliş ve halen edinilen tüm bilgiler (tecrubeler, okul bilgileri, kitabi bilgiler dahil..)

B. Ortak insanlık bilgileri ( toplumda ortak olan gelenek, düşünce, beklenti ve duygulardır)

C. Kişilik özellikleri

Beyin veri tabanını oluşturan bu 3 özellikle kişi sürekli bir biçimde hayatı değerlendirir. Kayıtlı bilgilere “kimlik” olarak sahip çıkılması, “ben buyum, bana göre” vb. görüşleri düşünce gelişimi yönünden “kilitlenmişlik-şartlanmışlık” oluşturur. Bu şartlı bilgiler değer yargılarını tetikleyerek olay ve kişiler iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış gibi düşüncelerle etiketlenir. Düşünceler ise duyguları ortaya çıkarır. Duygular bedende “his”edilir. Duygu ve düşünce gelişimi benliğin en önemli göstergesidir. Konuşma, tavır ve diğer hareketlere yansıyarak kendini belli eder.

Veri tabanı bilgilerinden düşünce ve duygu gelişimine kadar uzanan süreç beyinde, tam bir otomasyon halinde gerçekleşir. (Beyin otomasyon sistemi) İşleyen sistem bir makinaya benzer. Duyguların gelişimi dahi mekaniktir. Beyin otomasyon sistemi bilinçsizliğin göstergesidir.

Dolayısıyla benlik (ego), bilinçsiz beynin eseridir. Arındıkça bilinç hali açığa çıkar.

Benliği oluşturan A ve B maddeleri kişi ve topluma göre değişir. C maddesi olan kişilik özellikleri konusunda ennegram yöntemiyle 9 temel karakterden hangisine ait olunduğu 2 önemli kaynak* okunarak saptanabilir. Kişinin kendini tanıması ve dolayısıyla beyin otomasyon çalışma yöntemlerini öğrenmesi açısından büyük avantaj sağlar.

Benliğimizi böylelikle tanıdıktan sonra benlik ürünlerini takibe alacağız. Bizden çıkan tüm düşünce ve duygular ile bedende oluşan hisleri izleyeceğiz. Onları farketmeye çalışacağız. Beyin otomasyon sistemi işleyişini gözleyeceğiz. Dışarıdan gelen etkilere beynimizin nasıl kendiliğinden tepki verdiğini göreceğiz. Alınmalar, kızgınlıklar, kıskançlık hallerinin gelişimini farketmeye gayret göstereceğiz. Şimdilik sadece izleyeceğiz. Başlangıç için bunu başarabilmek çok önemlidir. Bu gözlem beyin ön bölgesinde kıvılcımlar çaktıracak, beynin dikkat ve akıl işlevlerini güçlendirecek ve en önemlisi bilincin yükselmesini sağlayacak olan ortamı oluşturacaktır.

Bilme ve gözlem sonucunda oluşan farkındalık halleri bilinç düzeylerinde değişimlere neden olacaktır. Zaman zaman nedensiz sevinçler içine girilir. Var olmanın o muhteşem hali küçük ölçeklerde tadılmaya başlanmıştır. Ancak geçici olarak ya da bir kaç kez girilip çıkılan bu haller ardından beyin otomasyonu her fırsatta devreye girecek ve gene sizi kendiliğinden gelişen düşünce ve duygu seliyle karşı karşıya bırakacaktır. Artık bilinci ve dolayısıyla beyin ön bölgesini dolaylı değil doğrudan aktif hale gelmesini sağlamak gerekir. Bunun için beyin ön bölgesinin dikkat özelliği kullanılması en kolay yöntemdir. Gelişen düşünceye ve duyguya ya da bedende oluşan hisse dikkat edilir. “Ne düşünüyorum” sorusu tam bir dikkat halinde sorulduğunda hiç bir şeyin düşünülemediği farkedilmelidir. Dikkati o hal içinde tutmak en önemli uygulamalardan biridir. O an geçmiş ve gelecek bilgileriyle dolu olan düşünce yok olacak, gerçekte her an içinde olduğumuz “an” yükselen bilinç düzeyiyle yaşanmaya başlayacaktır. “An“da yaşayan beyinde benlik etkisi kaybolur. Artan beyin ön bölge etkinliği beyin otomasyon işlevini durdurur. Artık güçlenen akıl, ihtiyacı olan bilgileri beyin veri tabanından istediği gibi çağıracaktır. Otomasyon-spontanite (kendiliğinden) kaybolmuştur. Beyin benlikten arınarak yükselen bilinç kontrolüne girmektedir. Ancak tam arınma henüz gerçekleşmemiştir.

Yükselen bilinçle tanışan beyin, kararlı halini sürdürebilmekte çektiği zorluk halen devam eder. Yeni bir güç kaynağına ihtiyacı vardır. Bu kaynak bilimsel gerçeklerle gelir.

Beyin 5 duyu algısıyla varlığın en küçük yapı birimi olan atomlardan oluştuğunu varsaydırır. Atomaltı yapıları algılayamaz. Bu nedenle atomaltı yapılar soyut olarak ifade edilirler. Ancak bu onların yok olduğu anlamına gelmez. Teorik fizik atomaltı dünyasını bir frekans okyanusuna benzeterek uygun ve ardışık frekanstaki titreşimlerin yoğunlaşarak beyinde madde algısının gerçekleştiğini söyler. Aslında tüm varlık tek bir yapının hologramik görüntüsünden varolmuştur. Beyin bu yapıyı kısıtlı algı sisteminde madde olarak belirler. Beyin varlığı kendine göre yorumlar. Tıpkı benlik gibi…

Oysa bilinçte atomaltı yapıları gibi soyut bir kavramdır. Ölçülemez, sadece yaşanır.

5 duyu ile algılanan varlığın ıspata ihtiyacı yoktur. Diğer taraftan soyut varlıklar inananlar için var olur. O halde yüksek bilinç haline ulaşılabileceğine ve varlığın kaynağının tek olduğuna; aklın verdiği sorgulama ve araştırma özelliklerini kullanarak inanmak, çıktığı bu yolda kişi için çok önemli güç kaynağı olacaktır.

Teorik fiziğin ve konuyla ilgili pek çok öğretinin bulgularına göre varlık tek bir yapının hologramik çoklu ifadesi ise beyin tarafından oluşturulan çokluk algısının varlığı yorumlama biçimi olduğu söylenebilir. Çokluk algısı beyin veri tabanı kayıtlarında ve dolayısıyla benlik çıktısı olan düşüncede kişinin varlıktan ayrı olduğu anlayışını varsaydırır. Benlik oluşumunun temeli bu görüşe dayanır. Haliyle gelişen ayrılık ve ben merkezli bir yaşam görüşüyle birey kendi veritabanı çıktısı olan değer yargılarına göre hayatı yorumlar. Yargılama tepkidir, yaşama gösterilen dirençtir.

Oysa ki yaşanılan an, kişi için bir sonraki anın nedenini oluşturur. Bu nedenle karşılaştığımız olayların nedenini zaten bizler oluşturduk. Sonuçlarına tepki göstermek insanın kendi gerçekliğine saygısızlığıdır. Çözüm tepkisizlik olmalıdır. Diğer bir anlatım şekliyle kendi oluşturduğumuz anın akışına direnç göstermeden kolaylaştırmalı, yaşamı olduğu gibi kabul etmeli, teslim olmalıyız. Teslimiyet, varlığımıza saygının gereğidir.

Diğer açıdan beynin çoklu algısı yerine aklın eseri olan varlığın tek olduğu kabulüyle yaşamı kucaklamalıyız. Benlik mahkumu insanları direnç göstermeden oldukları gibi kabul etmek; varlıkla bir olmak ve dolayısıyla gerçekliğe uyum sağlamakla eş anlamlıdır.

Lunaparklarda, oyun salonlarında deliklerden çıkan köstebek oyunu vardır. Geniş bir kasa üzerinde 9 delik bulunur. Oyuncak köstebek kısa sürelerle rastgele deliklerden kafasını çıkartır. Sizde elinizdeki tokmakla delikten çıkan köstebeklere vurabilirseniz puan kazanırsınız. Benlik çıktısı olan olaylara ve insanlara karşı gelişen tepkiselliği (köstebek) farkettiğiniz ve tüm dikkat oklarını (tokmak) ona doğru yönelttiğiniz sürede açığa çıkan düşünce ya da duygusallığı çıktığı yer olan beyin veri tabanına (kasa) zıpkın gibi geri gönderebilirsiniz. İşte böylece dikkatinizi diğer bir değişle beyin ön bölgesinin güçlenmesiyle yükselen bilinç durumunuzu kullanarak veri tabanınızda yer alan kilitlenmiş bilgileri böylece ortadan kaldırabilirsiniz. Bu uygulama ile sorunlar, stresler, istemediğiniz duygular sizin için gerçek sorun olmaktan çıkacak, arınma ya da kişisel gelişim aracı olacaktır.  

Beyin ön bölgesinin fiziksel olarak iyi durumda ve her an hazır olması gerekir. Bunu sağlamak için öncelikle engellerinin ortadan kaldırılması gerekir. Beyin ön bölgesini engelleyen, özgürlüğünü kısıtlayan temel neden alışkanlıklar ve bağımlılıklardır. Sahip olduğu bilinç durumunu belirleyici özelliği nedeniyle kimi madde, olay ve durumlar beyin ön bölgesini uyararak kişide kendini iyi hissettirme hali oluştururlar. Benlik çıktılarıyla ortak etkinlik gösteren amigdalanın beyin ön bölgesi üzerine olan zayıflatıcı etkisi kişiye kendini kötü hissettirir. İsteksizlik, üzüntü, sinirlilik gibi duygular ya da ağrılar, halsizlik gibi hislerden kurtulmak isteyen insanlar alışık oldukları madde, olay ya da durumu oluşturarak rahatlamak ister.

Gerçek arınmaya ulaşabilmek için öncelikle alışkanlıklardan kurtulmak gerekir. Yemek, içmek, cinsellik, uyku gibi bedensel olaylar ihtiyacı karşılayacak kadar olmalı, olabildiğince az düzeyde tutulmalıdır. Sigara, alkol gibi beyin zararlıları bırakılmalıdır. Kişiye özel “olmazsa olmazlar”, “olsa da olur olmasa da olur” görüşüyle yer değiştirmelidir.

Düzenli fiziksel egzersiz adeta “beyni parlatır“. Beyin ön bölgesi güçlenir, amigdala zayıflar.

Nefes konsantrasyon egzersizleri an’da kalmaya yardımcı olur. Günce 5-10 kez ya da uygun zamanlarda karın şişirilerek burundan derin nefes alınıp ağızdan yavaşça verilir. Bu sırada dikkat, giren ve çıkan havaya verilir.

An’da kalma durumunu kolaylaştıran diğer bir yöntem bir çeşit meditasyon uygulamasıdır. Gözler kapalı bir biçimde bedenin iç enerjisi hissedilmeye çalışılır. Alınan nefes ile karında oluşan enerji hissedilir. Bir kaç dakika sonra karındaki enerji yavaşça tüm bedene sırasıyla dağıtılır ve her bir beden parçası ayrı ayrı hissedilmeye çalışılır. Bu arada nefes alıp vermeye dikkat edilir. Enerji sonuç olarak tüm bedende hissedilir. 5 dk kadar süren bu uygulamanın sizi anda tutmaya yardımcı olması için normal yaşantımızda beden enerjinizi sürekli hissetmeniz önerilir.

Beden olarak hayvanlardan tek farkımız bilinç düzeyimizi yükseltebilme olanağıdır. Beyin ön bölgesinin akıl, bellek kontrolü ve dikkat özellikleri bu amaç için kullanılır. Ancak benlik esareti var olduğu sürece bilinç düzeyi artışını korumak olası görülmemektedir. Benlik arınışı insan olmanın hakkını vermektir.

Dr Güçlü Ildız

Check Also

rem

Yetersiz Rem Uykusu Yağlı Şekerli Gıdalar Tüketme İsteğiyle İlişkili

Rem uyku eksikliği sağlıksız gıdalar tüketme isteğini artırabilir. Uykunun, sağlıksız gıdalar tüketme isteğini kontrol eden ...