Dini söylem çare mi?

Çok şey söylenip yazıldı Obama’nın Kahire konuşması için… Ben, iyimserlerdenim.

Hiyerarşi gözetmeden, sesini yükseltmeden, üst perdeden konuşmayan sesleri seviyorum.

Buyurgan olmayan, husumet kokmayan, düşmanlık yaymayan dilleri seviyorum.

Biz” derken etnik, milli, ırksal bir paydaşlığı değil, duygusal bir ortaklığı vurgulayanları seviyorum.

Adına “empati” denen, başkasının derdini dert bilen çabaları seviyorum.

O yüzden de “Şeytan kılık değiştirmiş” gibi gelmiyor bana…

Bush’un çatallı, zehirli dilinden sonra Obama’nın yeni söyleminin samimiyetine inanmak istiyorum.

* * *
Ama ümidimde ihtiyatlıyım. Saf umutlara kapılmıyorum.

Konuşanın “ABD Başkanı” olduğunu aklımdan çıkarmıyorum.

Obama’nın Arap topraklarında bugün yakındığı pek çok şeyin, demokrasi yoksunluğunun, sandık kaçkını diktatörlerin, kanlı terörün, hatta radikal İslamın yıllar yılı Washington markalı bir şemsiye altında özenle büyütülüp palazlandığını aklımdan çıkarmıyorum.

Amerikan işgalinin bölgede bütün dengeleri altüst ettiğini, zulmüyle “çirkin Amerikalı” imajına güç verdiğini, biz dahil tüm bölge ülkelerinde anti-Amerikan hissiyatı beslediğini biliyorum.

İşgalin hâlâ devam ettiğini unutmuyorum.

O işgal bitmedikçe, Amerikan desteği Ortadoğu’nun hükümranlarının ardından çekilmedikçe, Obama’nın güzel sözlerinin, nazik jestlerinin Arap çöllerinde eriyip gideceğini kestirebiliyorum.

Demokrasinin önemini vurgulamak için seçtiği ülkede demokrasiden eser olmadığını, kendisine bağlı emirlikleri seçime zorlasa sandıktan El Kaide’nin, Hizbullah’ın, Hamas’ın çıkacağını bildiğini, bunun çaresizliği içinde debelendiğini görebiliyorum.

Bölgede var olabilmek için yeni bir meşruiyet zemini aradığını anlayabiliyorum.

Ama bu arayışın bile hayırlı olabileceğine inanıyorum.

* * *
Bölgede İslamın bir dinden çok Amerika karşısındaki tek direniş mevziine dönüştüğünü, bu niteliğiyle daha da güç kazanıp politikleştiğini, kökleştiğini görmek zor değil.

Obama, bununla baş edebilmek için “rakibini” hepten radikalleştiren çatışmacı üsluba son verip hasmının dilini kullanma yolunu seçmişe benziyor.

Onlara kendi kitaplarından barışçıl satırlar okumaya çabalıyor.

Bush, İncil’le konuşurdu; Obama tüm kutsal kitaplara atıf yapıyor.

Bu yaklaşımıyla da puan topluyor.

Sıkıntı şurada ki, siyasi bir konuşma metnine bunca yoğun bir dini içerik sokuşturmak, sonunda diyalog zeminini dinin, yani kaçınılmak istenenin sahasına taşıyor.

* * *
İslamı hedef gösterip Haçlı seferi açmak nasıl bir izansızlık idiyse, dini temelli bir barış stratejisi kurmak da o kadar hayalperestlik gibi geliyor bana…

Din kavgalarıyla kana bulanmış ve bugüne gelmiş topraklardayız. Bahse konu kitaplardan Obama’nın seçtikleri kadar masum olmayan cümlelerin de derlenebileceğini biliyoruz.

Din ne kadar kavganın dışında tutulursa, ne kadar yeni dünyevi bir dil kurulursa, o kadar iyi…

Can Dündar

Check Also

fuar_16-1

Tüyap Kitap Fuarı 2016 – Enstantaneler

12 – 20 Kasım  3.HOL – 3512A İbrahim Kalın Mete Yarar Nedim Şener