Din savaşlarına mı gidiyoruz

Pek çok yorumuna katılmamış olsak da Ahmet Hulusi, içtenlikli bir ilahiyatçıdır. Nitekim, kendi imkanlarıyla bastırdığı ve kendi ürünü olan Kur’an meallerini ve kitaplarını parasız dağıtmaktadır. “Benim yayınlarımı hiçkimse parayla satamaz.”, diye de belirtmektedir.

“Benim anlayışıma göre dinden para kazanılmaz.”, demektedir. Bizce de çok doğru bir anlayıştır bu. Bu namuslu ilahiyatçı şunu der aynen:

“Hiçbir dinî işlev, para karşılığı yapılmaz! Yapılırsa, ticaret olur adı, Din’e hizmet değil!

“DİN, meslek değildir! Meslek olmaz! Mesleği DİN olanın, işi de ticarettir!

“Din, para kazanmak veya dünyevî başka çıkarlar için kullanılabilir ama bunun sonucu hüsrandan başka bir şey olmayacaktır!” (http://www.ahmedhulusi.org/tr/yazi/seriat-devleti)

İşte şu an yaşadığımız felaketlerin sebebi de tam budur. Yukarıda andığımız her iki tarikat da on yıllardan bu yana hep din adına siyaset yapıyorlar, ticaret yapıyorlar, kamu malı aşırıyorlar ve devleti ele geçirmeye çalışıyorlar. Sonuç tam da ilahiyatçının dediği gibi hüsrandır.

Tabiî olan, o tarikatlarda, o kurslarda, o okullarda kandırılmış, aldatılmış insanlarımıza, diğer halk çocuklarına oluyor. Askerlerimize oluyor, Türk Ordusu’na oluyor, Türkiye’ye oluyor.

Bu ilahiyatçıya biri sorar; “Neden şeriat devletine karşısınız?”, diye:

“Üstadım, burada İslâm devletine gerek yok demişsiniz. Allâh aşkına Dünya’da şu an dahi onlarca Müslüman öldürülmekte olduğu ve güçlü bir İslâm devleti olmadığı hâlde, bunun sebebini anlamış değilim. Bizim gayemiz tabii ki Allâh yolunda savaşmak olmalıdır, diye düşünüyorum. İslâm, devlete değil insanlara gelmiş bir düzendir diyorsunuz ama, eğer insanın içinde yaşadığı devlet, Allâh’ın kurallarını uygulamıyorsa, nasıl İslâm’dan söz edebiliriz?” (http://www.ahmedhulusi.org/tr/yazi/seriat-devleti)

Ahmet Hulusi’nin bu soruya yanıtı şudur:

“Bırakalım geçmişi bir yana…

“Bugün Dünya üzerinde, yalnızca Kur’ân ve Hadis temeline dayalı tek bir İslâm Devleti var mıdır?.. YOKTUR!

“Kişinin imanı veya İslâm anlayışı, “İslâm devleti” veya “şeriat devleti” kapsamına bağlı olsaydı, bugün yeryüzünde imanlı veya İslâm’ı kabul etmiş tek kişi olmazdı! Oysa bugün binlerle evliyaullâh, “İslâmî olmayan rejimlerle” yönetilen ülkelerde yaşıyor yeryüzünde!

“Mezhep, tarikat, cemaat anlayışları dolayısıyla, bölgesel Müslümanlık anlayışları ihtiva eden; kendi anlayışları dışındaki tüm inananları “kâfir” gören dar ve sınırlı bakış sahiplerinin oluşturduğu devletleri nasıl İslâm’a bağlayıp, İslâm’ı küçültebilir, o yüzden İslâm’a laf getirtebiliriz?..

“İSLÂM’ın yüceliği beşerî yanlışlar yüzünden karalanmaktan münezzehtir!

“Kendi cemaatlerinden olmayanı, kendi tarikatlarından olmayanı Müslüman kabul etmeyen; başı örtülü olmayan hanımı dinsiz, kâfir kabul edip, kendilerinden saymayan zihniyetler mi şeriat devleti kuracak da toplumları yönetecek elinde sopa ve satır ile?!!

“Hangi mezhep ya da tarikat veya cemaat anlayışına göre şeriat devleti kurulacak?.. Böylece de, kaç kişi, kaç kişiye hükmedecek ALLÂH ve DİN ADINA, diyerek! Düşünebiliyor musunuz bunun sonucunu!

“Bugün Müslümanlar, böylesine birbirini dışlayan veya arkasından kuyusunu kazan anlayış farklılıkları içinde kümelenmişken; kendi görüşünde olmayanların kitaplarını yasaklayan bir kafa yapısına sahipken; nasıl bir birlikten ve o birliğin yönetiminden söz edilebilir ki!

“Gerçekçi olalım ve kendimizi aldatmaktan vazgeçelim. Köyümüz sınırları içinde düşünmekten arınıp, global bakmayı ve değerlendirmeyi öğrenelim!

“Kesin olarak bilin ki, “Mehdi” lakabıyla bildirilen YENİLEYİCİ, eğer olağanüstü kuvvelerle donanmış bir ordu beraberinde, beyaz atlı komutan olarak gelmezse, “şeriat devleti” beklentisi, insanların enerjisini yanlış yolda harcatan ham hayal olmaktan öteye gitmeyecektir!

“Hayal edildiği şekilde bir Mehdi’nin ortaya çıkmayacağını 1985’te yazdım.” (agy)

Görüldüğü gibi Ahmet Hulusi, böyle bir uğraşın insanların enerjisi boşa heba ettiğini söyler. Tabiî İslam dünyasının bugün yaşadığı felaketleri olsun göz önüne aldığımızda da sadece insanların enerjisinin heba edilmesiyle kalmadığını, şeriat devleti kurmak için mücadelenin İslam dünyasını ölüm tarlalarına döndürdüğünü görürüz, kavrarız.

Ayrıca, Ahmet Hulusi, bugün “binlerle evliyaullâh, “İslâmî olmayan rejimlerle” yönetilen ülkelerde yaşıyor yeryüzünde!”, diyor. Böylece de laikliğin önemine işaret ediyor.

Kaynak :
https://odatv.com/din-savaslarina-mi-gidiyoruz-0208161200.html

Check Also

Korkutan İstanbul depremi açıklaması: En çok etkilenecek 5 ilçeyi açıkladı