İnsan-ı Kamil – 62 / 4. Bölüm (Semalar ve Yerler)

İnsan-ı Kamil                                       Abdûlkerîm Ceylî

Bu eserden beklenen odur ki; 
Salik için , en yüce refikîne ileten ola..
Ama, ince, düşünceli, nazik, kibar arkadaş gibi..


62 – 4. BÖLÜM

SEMALAR VE YERLER

Y E R L E R

Bilesin ki..

Ateş, su, hava, bunlardan her biri dört tabaka üzerine kurulmuştur..

Toprak feleki ise.. yedi tabaka üzerine kurulmuştur.. Bunların hepsi anlatılacaktır..

 

Şimdi, arz ( yeryüzü ) tabakalarını anlatmaya başlayalım.. Böylece,
semalar bahsini arz takib etsin..

Aralarına bir fasıla koymayalım..

BİRİNCİ  TABAKA  ARZ

Allah-u Taâlâ, onu ilk yarattığı zaman, sütten daha beyazdı..
Koku itibarı ile, miskten daha kokulu idi..

Âdem a.s. Allah’a asi geldikten sonra, orada yürüdükçe, rengi değişti..

 

Buranın adı: Arz-ı nüfustur.. Bundan ötürü, orada hayvanlar yaşarlar..

Buranın çevresi: 1166 ( bin yüz atmış altı ) sene, 240 ( iki yüz kırk ) günlüktür..

Buranın dörtte üçünü su kaplamıştır.. Kalan dörtte biri, arz ortalamasıdır..
Şimal canibine gelen kısım müstesna..

Yerin yarısı olan, cenup kısmının tamamı ise.. hepten su altında kalmıştır..

Sonra.. bu şimal canibinde kalan kısmın da dörtte biri su altındadır..

Netice: Kalan yer dörtte birdir..

Bunun ise.. dörtte üçü mamur değil, haraptır..

Bu duruma göre, ancak, dörtte birin dörtte biri kalıyor..

Bu kalan dörtte birin ise.. ancak, yirmi dört yıllık mesafe ölçümlü yeri
meskûndur.. Kalanı, sahra ve kumluk çöllerdir..

Bu kısımlarda yollar vardır.. gidiş geliş mümkündür..

Ve.. İskender, ancak bu baki kalan dörtte bire kadar ulaşmıştır..

O, anlatılan yerin, şarkına ve garbına gitti..

Onun beldeleri mağrip diyarı idi..

Kendisi: Rum meliki idi..

Önce, kendi yakınından başladı; yerin alt kısmına vardı.. Oradan
güneşin battığı yere gitti..

Sonra.. buranın mukabili şarka yöneldi.. Bazı şeylerin zuhurunda tahkike erdi..
Güneşin doğduğu yere vardı..

Bundan sonra cenup tarafına yollandı.. Burası tamamen karanlıktır..

Ye’cuc ve Me’cuc’u buldu.. Bunlar, arzın cenup kısmındadır..

Ye’cuc ve Me’cuc’un yere olan sayı nisbeti, insanın hatırına gelen şeyler
kadardır..

Sayıları bilinemez.. Onları tam anlamak zordur..

Onların bulundukları yere güneş doğmaz.. Bu yüzden  zayıf düşmüşlerdir..
O kadar ki, şu durumları ile, bu zamanda Seddi yıkmaya güçleri yetmez..

Bundan sonra.. Şimal canibini tuttu..

Bir yere vardı ki, orada güneş hiç batmıyordu..

Burası Allah-u Taâlâ’nın yarattığı gibi beyaz kalmıştı..

Burası gayb erlerinin meskeni idi.. Onları sultanı ise.. Hızır a.s. idi..

Bura ahalisi meleklerle konuşuyordu..

Onlara Âdem a.s. ulaşmamıştı.. Hatta, Allah’a isyan eden bir başkası da,
onlara uğramamıştı.. Orası: Aslî fıtratı üzerine kalmıştı..

Burası: Bulgar arzına yakındır.. Bulgar ise.. Acem diyarında bir yerdir..

Bura halkına yatsı namazı vacip olmaz..

Zira buranın, akşamı olmadan tan yeri ağarır.. Bu yüzden ora halkına
yatsı namazı kılmak vacip değildir.. lüzum kalmaz..

Ancak, rivayetlerde anlatılan, bu yerin acaip haberlerini ise..
anlatmaya lüzum yoktur..

İşaret etmek istediğimiz manayı anla..

Burası, yerlerin en şereflisidir..

Allah katında kadri en yüce olan bir yerdir..

Zira orası: Nebilerin, resullerin, velîlerin, salih zatların mahallidir..

İnsanları, onları bilmekten yana gaflet sarmıştır..

Böyle olmasaydı; Onların gaybe dair konuşmalarını, zor işlerde  tasarruflarını,
bu yeri yaratanın kudreti ile;  diledikleri şeyi yaptıklarını sen de görürdün..


Burada işaret ettiğimiz manayı anla..

Delili olduğumuz durumları bilmeye çalış..

Zâhirle durup kalma..

Kaldı ki: Her zâhirin bir de batını vardır..

Sonra.. her hak olan şeyin bir hakikati vardır..

Vesselâm..

 

İKİNCİ  TABAKA  ARZ

Buranın rengi yeşil zümrüde benzer.. Buraya:

–  İbadetler arzı..

İsmi verilir.. Cin tayfasının müminleri buraya yerleşmiştir..

Onların gecesi, yerin ilk gündüz halidir..

Onların gündüzü ise.. yerin gecesine benzer..

Yeryüzünde güneş batıncaya kadar, onlar orada kalırlar..

Gün battıktan sonra yer yüzüne çıkarlar..

Demir mıknatısa nasıl aşk duyarsa.. bunlar da Âdemoğluna öyle aşık
olurlar..

Tay aslandan nasıl korkarsa, bunlar da Âdemoğlundan öyle korkarlar..

 

Bu kürenin çevresi, 1200 ( bin iki yüz ) sene 4 ( dört ) aylık mesafedir..

Buranın hepsi meskûn yerdir.. Harabe yer yoktur..

Burada cin tayfasından mümin olanlar çoğu: İradeli kimselere ve
muhalefet ehli olanlara hased ederler..

Saiklerden çoğunun helâkı bu yerdeki cinlerden gelir.. İnsanı,
farkına varmadan tutarlar..

Ben, sadattan bir cemaat gördüm..

–  Bu zamanın tasarruf ehli kimseleri..

Demek istiyorum.. Bağlanmıştı.. Nefesi, boğazında tıkanmış
gargara edip duruyordu..

Gözleri kör, kulakları sağır olmuştu.. Halbuki onlar,
daha önce sağır falan değillerdi.. Huzurda konuşulanları duyarlardı..

Böyle iken, o hale gelmişlerdi ki: Bu yerin neresinde hitap edilirse edilsin;
duyamazlardı.. Durumlarının ne olduğuna akıl da erdiremezlerdi..

Hâsılı: Onlar, bulundukları halin mahcubudurlar..

Şüphesiz bu durum onlara anlatılacak olsa, böyle bir şeyin olmayacağı
yoluna sapar; inkâr ederler..

 

Sana işaret ettiğim manayı anlamaya çalış.. Delilleri ile, anlattığım yolda
tahkik ehli olmaya bak..

Bu tarikat hükümlerinde Allah’tan yardım iste.. Böyle yaparsan, seni bu
fırkanın şerrinden korur..

 

ÜÇÜNCÜ  TABAKA  ARZ

Buranın rengi sarıdır.. Zafirana benzer.. Buraya:

–  Tabiat arzı..

Denir.. Burada, cinlerin müşrikleri yerleşmiştir..

Bunların içinde, Allah’a iman eden yoktur..

Bunlar, yalnız, şirk için ve küfür için yaratılmıştır..

Âdemoğlu sıfatına bürünüp insanlar arasında bulunanları vardır..

Ancak, böylelerini, Allah’ın velî kulları bilir.. Başkaları bilmez..

Bir beldede, tahkik ehli zatlardan biri varsa.. bunlar oraya giremezler..

Tahkik ehli zat, bunlarla harp eder..

Sonunda Allah’ın yardımı ile, onları yener.. Artık o beldeye hiç biri
yanaşamaz..

Bunlardan biri, o zata yanaşacak olsa.. nurlarının şuası onu yakar..

Bunların yeryüzündeki işleri, çeşitli gaflet yolları ile, ancak halkı
Allah’ın ibadetinden almaktır..

Bu kürenin çevresi 4.402 ( dört bin dört yüz iki ) sene, sekiz aylık mesafedir..

Burası meskûn bölgedir.. Harabe yer yoktur..

Burası yaratılalı beri, Hak Taâlâ hiç anılmamıştır.. Ancak, bir kere anılmıştır..
O da, bura ehlinin dilinden başka bir dille..

 

İşaret ettiğimiz manayı anla..

Delâlet ettiğimiz manayı öğrenmeye çalış..

 

DÖRDÜNCÜ  TABAKA  ARZ

Buranın rengi, kızıl kan kırmızıdır.. Adına:

–  Ş e h v e t  a r z ı..

D e n i r..

Bu kürenin çevresi, 8.065 ( sekiz bin altmış beş ) sene, 120 ( yüz yirmi )
günlük mesafedir..

Buranın her yanı, sakinleri ile mamurdur..

Burada şeytanlar oturur..

Bunların çeşidi çoktur.. İblis’in nefsinden doğarlar..

Bunlar ondan hâsıl olup, karşısında durunca, bölük bölük ayırır..

Onlardan bir bölüğe adam öldürmeyi öğretir..
Sebebi: Bu hususta Allah’ın kullarına yol ( ! ) göstermeleridir..

Bir kısmına da, şirk talimi yaptırır..

Müşriklerin ilmine dair onlara tam malumat verir.. Ta ki, küfür ehlinin
kalbinde yer tutalar..

Onlardan bir kısmına da, ulema ile mücadele ilmini öğretir..

                       Bir kısmına mekri, bir kısmına hileyi, bir kısmına zinayı öğretir..

O kadar ki: Ne büyük masiyet bırakır, ne de küçük.. Her bir günah için,
çocuklarından bir taifeyi takipçi yapar..

Ve.. bu işler için belli yerlere oturmalarını  emreder..

Bunlar oralarda otururlar.. Sonra:

Hile, mekir vb. işleri yapanlara, tamah derecelerinde kalmayı öğretirler..

Adam öldürmek, yaralamak fiilini işleyenlere, riyaset derecesinde durmayı öğretirler..

Şirk ehline de, şirk derekesinde kalmayı öğretirler..

İlim sahiplerine de, münacat ve ibadet derekesinde kalmalarını öğretirler..

Zina, hırsızlık vb. işleri yapanlara da, tabiat derekesinde kalmalarını öğretirler..

Sonra İblis; bunların eline, zincirler ve çeşitli bağlama âletleri tutuşturur..
sonra emir verir:

Arada tevbe etmeden, yedi defa peşpeşe aynı günahı işleyenlerin
boynuna geçirmelerini ister..

Bunları o şekilde bağladıktan sonra, şeytanların ifritlerine teslim ederler..

Bundan sonra, o zincirlerin ve bağlama âletlerinin ucunu alır; altlarındaki
yerin dibine inerler.. O zincirleri oraya bağlarlar..

Bu hale gelen, o zincir boynuna takılan bir kimse artık onlara aykırı
davranması mümkün değildir..

Allah.. Hak söyler..

Doğru yola hidayet eden odur..

 

BEŞİNCİ  TABAKA  ARZ

Buranın rengi çivit mavisidir.. Buranın adına:

–  T u ğ y a  n   y e r i ..

D e n i r..

Bu kürenin çevresi: 17.620 ( onyedi bin altı yüz yirmi ) sene, 8 ( sekiz )
aylık mesafedir..

Buranın tümü, sakinleri ile mamurdur..

Cinlerin ve şeytanların ifritleri burada kalır..

Bunların: Masiyet ehlini büyük günahlara doğru çekip götürmekten gayrı
bir kârları yoktur..

Bunlar, hep işin aksini yaparlar.. Meselâ:

–  G i d i n..

Dense.. gelirler..

–  G e l i n..

Dense.. giderler..

Bunlar, hilekârlık yönleri ile, şeytanların en güçlüleri sayılırlar..
Bunların üstünde bulunan, dördüncü tabakanın hilekârlıkları zayıftır..

Amma, bunların hilesi büyüktür.. Âdemoğluna kahırla tahakküm ederler..
Bunlara aykırı davranmaları, hiç mümkün değildir..

Allah.. Hak söyler..

Doğru yola hidayet eden odur..

 

ALTINCI  TABAKA  ARZ


Burası, ilhad yeridir.. Buranın rengi siyahtır.. Karanlık geceye benzer..

Bu kürenin çevresi: 35.221 ( otuz beş bin iki yüz yirmi bir ) sene,
120 ( yüz yirmi ) günlük mesafedir.

Buranın hepsi mamurdur..

Allah’ın kullarından hiç biri, bunlara tahakküm edemez..

 

Bilesin ki..

Sair cinler, cinslerinin çeşitli oluşlarına rağmen, dört şekilde olurlar..

Birianasıra bağlıdır..

Biriateşe bağlıdır.. Her ne kadar ateş unsura bağlı ise de, burada
bir başka incelik vardır..

Birihavaya bağlıdır..

Biritoprağa bağlıdır..

Bunları anlatalım.. Şimdi, unsurlara bağlı olanlardan başlayalım..

Bunlar, ruhlar âleminden çıkamazlar.. Bunlara, yaygın olma hali galiptir..
Bunlar, cinlerin, kuvvet itibarı ile en güçlüleridir..

Bu şekilde güçlü isim almaları, meleklerle olan münasebetlerine göredir..
Bu ise.. ruhanî durumun, tabiî ve süflî duruma galebe çalmasıdır..

Bunların zuhuru, yalnız hatıralarda olur..

Allah-u Taâlâ bu manayı şöyle anlattı..

–  “İnsanların ve cinlerin şeytanları..”   ( 6 / 112 )

Bunu anlamaya çalış..

Bunlar, yalnız velî kullara görünürler..

 

Ateşe bağlı olanları anlatalım..

Bunlar, çoğunlukla ruhlar âleminden çıkarlar.. Çok çeşitli suretlere girerler..

Misal âleminde, insanın karşısına çıkar; orada istediklerini yaparlar..

Bunların, hilesi şiddetlidir..

Bunlardan bazısı, bir insanı cesedi ile kendi yerine götürür..

Bazıları da, bir insanın başına dikilip durur.. Orada kaldıkça, o kimse
saralı kalır..

Havaya bağlı olanları anlatalım..

Bunlar, bu his âleminde görünürler.. Ruha mukabil dururlar..Onların suretleri,
bakana aksedince, sarası tutar; düşer..

 

Toprağa bağlı olanları anlatalım..

Bunlar, insanı teşvişe düşürürler.. Onun üzerine topraklarından saçarlar..
Bu zümre, cinlerin güç itibarı ile, en zayıfıdır..

 

YEDİNCİ  TABAKA  ARZ

Buranın adıŞekavet yeridir..

Cehennemin sathı burasıdır.. Süflî olan tabiî şeylerden yaratılmıştır..

Burada yılanlar ve akrebler yaşarlar.. Bir de, cehennemin bazı zebanileri
bulunur..

Bu kürenin mesafesi: 70.442 ( yetmiş bin dört yüz kırk iki ) sene, dört aydır..

Buranın yılanları, akrebleri dağlar gibi, deve boynu gibidirler..

Burası cehennemden sayılır.. Ondan Allah’a sığınırız..

Allah-u Taâlâ’nın, bunları bu yere yerleştirmesinin sebebi: Dünyada
cehennem azabından bir örnek bulunsun diyedir..

Tıpkı: Mükevkep felekine, cennet ehline benzer bir taifeyi, oranın nimetlerine
 bir örnek olması için yerleştirdiği gibi..

Bunun benzeri insan muhayyilesinde vardır.. Ve bu: O hayalhanenin
sol canibinde durur.. Orada çeşitli suretler vardır.. Orası, bu yerin bir örneğidir..

Sağ canipte olanlar ise.. felek-i atlasta bulunan hurî emsaline benzerler..

Bütün bunları, halkına hüccet olarak Allah-u Taâlâ yarattı..

Yüce Allah, dünyada, cennet ve cehenneme dair bir şey yaratmamış olsaydı;
 akıllar onları bilme yolunu bulamazdı..

Çünkü, bir bağlantı kuramazlardı.. Dolayısı ile, onlara iman etmeleri icab etmezdi..

Anlatılan hikmete göre, Allah-u Taâlâ anlatılan şeyleri bu dünyada yarattı..
Ta ki: Akıllar, Yüce Hakk’ın bu bapta haber verdiğine yol bulup, anlasın..

Yani: Cennet nimetine ve cehennem azabına dair verdiği haberlere..

İşaret ettiğimiz manayı anla.. Lafzın zâhiri ile de kalma..
Mânanın batını ile de kalma..

Batın mânanın işaret ettiği yolda tahakkuk etmeye çalış.. Sonra da,
o mananın zâhirine yakîn ile iman eyle..

Zira, her zâhirin bir batını vardır.. Her hakkın da bir hakikati vardır..

Erkek odur ki: Sözü dinler ve en güzeline tabi olur..

Allah, bizi de, sizi de tezekkür yolu ile basiret sahibi olanlardan eylesin..

 

Bilesin ki..

Anlatılan yer tabakaları, daire inişi olarak sona varınca, bu sefer tersine olur,
daire çıkışı başlar.. Yani: Yükselme işi..

Tıpkı: Cehennem ehlinin durumu gibi..

Onlar da, üzerlerine yazılan durumu ikmal edince çıkarlar.. Bunların
çıkışı da, ancak, cennet ehli halinin vardığı son duraktır..


Cennet ehlinin anlatılan bu hali, güzel müşahededir.. İlâhî azamet nurlarına
gerçek bir durumla varmaktır..

Bu durum kürenin ikiye ayrılışı gibidir..

Şöyle ki: Bu yüzden gidilince, su, toprak felekinden önce ilk tabakadır..
Aynı şekilde toprak felekinden sonra da ilk felektir..

Bundan sonra hava gelir.. Sonra ateş gelir.. Sonra kamer gelir.. Bütün bunlar
anlatıldığı gibidir.. Ta, felekler felekine çıkıncaya kadar..

Ve.. Bunların hepsini kuşatan arşa varıncaya kadar..

 

 

Check Also

Ekran Alıntısı

İnsan-ı Kamil – 64 / 1. Bölüm (İbadetlerimiz)

İnsan-ı Kamil                               Abdûlkerîm Ceylî Bu eserden beklenen odur ki;  Salik için , en yüce refikîne ...