İnsan-ı Kamil – 43. Bölüm (Serir ve Tac)

İnsan-ı Kamil                                 Abdûlkerîm Ceylî

            

Bu eserden beklenen odur ki; 
Salik için , en yüce refikîne ileten ola..
Ama, ince, düşünceli, nazik, kibar arkadaş gibi..

43. BÖLÜM

S E R İ R   VE  T A C

SERİR  (TAHT), rütbesinedir gerçek sultanın;
Arşı oldu, azametine Rahmanın..
Zuhuru, SERİR üzerine oturuşu;
Şanı, yüceliğinde sultanlığının..
O, Arş-ı Mecid olarak söylenir;

Hem dahi, azim.. hükmüdür KUR’AN’ın..
Arş mutlak oldu mahlukatı ile;
İstivada makamıdır Rabbının..

B i l..

Bu yolda, Allah-u Taâlâ bize ve sana başarı ihsan eyleye..

Bir hadis-i şerifte, Resulullah S.A. efendimiz:

–  “Rabbı bir taht üstünde, taze bir delikanlı suretinde şöyle şöyle..”

Gördüğünü ve:

–  “Ayağında şunlar, şunlar olduğunu..”

Anlatır..

Üstte kısmen anlatılan hadis-i şerif, kendi manası içinde;
bize bir keşif ihsan eyledi..

.. Ve anlatılan halin; hem SURET, hem de MANA olarak
vaki olduğunu anlatmıştır..

SURET olarak vaki oluşunu anlatalım:

Bu, Yüce sübhan olan Hakkın anlatılan muayyen suretteki tecellisidir..

Ve.. bu, belli taht üzerindeki sınırlı durumudur..ayaklarında,
altından pabuçları, başında özel tacı vardır..

Anlatılan durum olmaz bir iş değildir.. Zira sübhan olan Yüce Hak,
arzu ettiği halle, istediği gibi tecelli etmektedir..

Sonra o: Her menkul ve makulde, her mefhum ve mevhumda,
her mesmu ve meşhudda tecelli edendir..

Gerçekten o, bu duygularla görülen, bilinen surette tecelli eder;
çünkü o, bunun aynı ve batındır..

Durum anlatıldığı gibi olunca, istediği gibi tecelli eder..

..Ve suretlerin her birinde tecelli eder; çünkü onların aynı ve zâhiridir..

Aynı şekilde: O hayale bağlı suretlerde de tecelli eder..
Zira, onların da aynı ve zâhiridir..

Hayalde olan zuhur, ancak şudur: O, onların nefsi ve
müşahede yolundan aynıdır..

Ancak, şunu unutmamak icab eder ki:

Sübhan olan Yüce Hak, bu olanların çok ötesinde ve tam manası ile
bir sonsuzluğa sahiptir..

Üstte anlatılan hayalî tecelli iki çeşittir:

a)  İtikad yolu ile bilinen suret çeşidi..
b)  Bu dış duygularla görülen, tutulan suret..

Bunları böylece bilesin..

Şu da bir gerçektir ki: Surî tecellilerinin menşei ve sınırı
misal âlemidir..

Misal âlemindeki bu tecelli şiddet kesbettiği takdirde,
bu dış gözle, elle tutulur şekilde görülür..

Ancak, hakikatte, gören: Basiretin aynı olarak, o müşahedenin kendisidir..

Bunun böyle olması da, o şeyi gören kimsenin her yanının
göz olmasına bağlıdır..

Böyle olunca, onun gözü, bu müşahede makamında,
basiretinin aynıdır..

MANA olarak gelişine gelince.. onu da, anlatalım..

Bu da, bize ihsan edilen keşifler arasındadır..Yani anlatılan hal,
MANA olaraktan da olur.

Ve.. yukarıdaki hadis-i şerifte geçen eşyanın tümü,
ilâhî bir manadan ibarettir..

Bu manayı, refref bölümünde de anlattık.. Ki o:
 İlâhî azamet makamından ibarettir..

Hülâsa: SERİR’deki durum: Rahmaniyet mertebesidir..

Ve.. ilâhî azamet makamı olan Rahmaniyet mertebesidir..

İşte.. SERİR’in ifade ettiği mana budur..

Gelelim TAC’a..

TAC: Makamda ve sınırlı âlemde sonsuzluğun orada yeri olmayışından
ibarettir.. Bir de, yüce Hakkın zatı için iktiza eden hallerdir..

Burada, şunu hemen anlatmamız gerekecek..

Yüce Hakkın sıfatlarından her biri, kendi özünde, sonsuzluğa sahiptir..

Ama, onların toplu ve sınırlı olarak müşahedesi, sonsuzluk içinde
bir sona sahiptir..

Bu mananın tabiri ise, hadis-i şerifteki:

–  “Taze bir delikanlı suretinde..”

Manası ile geçen tabirdir..

Çünkü sonu olmak , suretin bir şanıdır..

Ama onun aslı olan yüce Hakkın zatı sonsuzdur..

Bu bölümün yukarı kısmında geçen hadis-i şerifin devamı olan:

–  “Başında TAC..”

Cümlesindeki TAC, zatın sonsuz olan mahiyetine işarettir..

Şu da bir gerçektir ki:

Cenabı-ı Hak, herhangi bir tecelli ile tecelli ettiği zaman,
tecelli ettiği şeyle müşahede edilir..

Her müşahede edilen şey ise.. bir sona varır; sınırlıdır..

Ancak o: Bir sınır, bir sonuç içinde sonsuzlukla zuhur edip
tecellisini gösterir..

Bu duruma göre: Bir bakıma nihayet buluşu içinde,
nihayetsizliğe sahiptir..

Bu manayı biraz açalım.. Şöyleki:

O, vahidiyeti cihetinden vahiddir.. Onda kesret, yani: Çokluk yoktur..

Böyle olunca:

–  Onun nihayeti yoktur..

Denemez.. Çünkü kesret yoktur..

Nihayeti olmamak ise.. kesretin şartları meyanında sayılır..

Ve o, kesretten münezzehtir.

Ve.. zatı ciheti ile, hadden, sınırdan, idrâk edilmekten yana da yücedir..

Onun nihayeti olamaz..

İki zıddın birleşmesi: İçinde ikilik olmayan tekliğindedir;
vahdetindedir..

Şu hayret içi hayrete düşüren işe bir bak..

Bu tatlı haberi bir düşün..

Ancak bu bakışa ve bu düşünceye sahib olduğun takdirdedir ki,
doğruyu bulursun..

Dönüş onadır; iltica makamı odur..

<– geriileri –>

Check Also

Ekran Alıntısı

İnsan-ı Kamil – 64 / 1. Bölüm (İbadetlerimiz)

İnsan-ı Kamil                               Abdûlkerîm Ceylî Bu eserden beklenen odur ki;  Salik için , en yüce refikîne ...