Gülşen-i Raz -17-

  1. Güneşin aydınlığı, geceden ayrılınca,
    Sana gün doğar, en yücelere erişir…
  2. Şu dönen çarkın dönüşünden, bir kez daha,
    Öğlen, ikindi ve akşam vakitleri belirir…
  3. Rasülûllâh’ın Nûr’u büyük bir güneştir;
    Bazen, Mûsâ’nın şahsında, bazen de Adem’in şahsında yansır…
  4. Eğer, âlemin târihini okursan,
    Mertebeleri birer birer bir kez daha bilirsin.
  5. Güneşten her an bir gölge ortaya çıkmış,
    Ve, o dinin merdivenine basamak olmuş…
  6. Rasûlûllâh Efendimizin zamanı en yüce çizgidir;
    Ki, her türlü gölgeden ve karanlıktan arıydı…
  7. Güneş en üst noktada olunca, dik duran bir cismin,
    Ne önünde, ne arkasında, ne solunda, ne sağında gölgesi olmaz!..
  8. O, Hak yolda dimdik durduğu için,
    “Dosdoğru ol” emri uyarınca doğru hareket etti.
  9. O’nun ne gölgesi vardı, ne de karartısı…
    Ne güzel ALLAH Nûr’u ve ne güzel ilâhi gölge!.
  10. Kıblesi doğu-batı arasıdır,
    Bu yüzden nûrlara gark olmuştur.
  11. Şeytan O’nun elinde Müslüman oldu;
    Gölge, O’nun ayağının altında gizlendi…
  12. Bütün mertebeler, O’nun ayağının altındadır;
    Topraktan olanların varlığı, O’nun sâyesindedir.
  13. O’nun aydınlığının etkisiyle Veliliğin gölgesi belirdi;
    Batılarla doğular bir araya geldi…
  14. En başta meydana gelen her gölgeden,
    Sonunda bir başkası mukâbil olarak var oldu.
  15. Şimdi, O’nun ümmetinden yetişen her âlim,
    Rasûllük misyonunda bir elçiye tekâbül eder…
  16. Rasûl, Rasûllük misyonu açısından mükemmel olunca,
    Zorunlu olarak, her Veli’den üstün olur.
  17. Velilik, son Veliyle bütünüyle zâhir olur,
    Ve ilk nokta da son noktaya ulaşır.
  18. O’nun sayesinde, âlem güvene ve huzura kavuşur;
    Canlı-cansız varlıklar ondan can bulur.
  19. Âlemde bir tek kâfir kalmaz,
    Gerçek adâlet herkesi kapsar!..
  20. Birlik sırrıyla Hak’kı kavradı;
    Mutlak Vech, onda kendini gösterir.

Check Also

89894606-8f8f-4926-9e65-f440764dc437-1

Gülşen-i Raz -1-

Cana düşünmeyi öğreten, Gönül çırasını can nûruyla aydınlatan Allah’ın adıyla… “O” nun lûtfuyla her iki ...