Müthiş His !..
Rical 22 Temmuz 2008

Bedene ve zihne, görev zannettikleri tüm dayatımların dışında, kısa süreli bir tatil kaçamağı gibi, yalnızca varolmanın ve engin yaşam okyanusundan bir nefes almanın müthiş yoğunluğunu ve tazeliğini tattırmak..

Ne müthiş bir his, ne muhteşem bir deneyim..

Kısa yürüyüşler, sıcak bir duş, rahatlatıcı müzik eşliğinde kestirmek ve benzeri uygulamalar nasıl da rahatlatıcı uygulamalardır biliriz. Kimileri bu rahatlamaya bazı ilaçlar ile kavuştuklarını da söylemekteler. Fakat, bir süredir, yoga temelli anlayışta bir metot olan gevşeme ile bu bahsettiğim uygulamalar hakkında benzer yorumlar alıyorum. Bu, bende, her ikisinin tamamen aynı uygulamalar sanıldığı fikrini oluşturuyor.

Derin gevşeme ile bölgesel-yüzeysel gevşeme arasında büyük bir fark bulunur. Dokusal gerginlikleri gidermek kısa süreli rahatlıklar verebilir fakat kısa süre içinde daha büyük sıkışıklıklar ortaya çıktığında verimsiz görülüp kötülenebilir de. Bu noktada derin gevşeme hakkında yazmak istiyorum. Derin gevşeme "yalnızca" rahatlama değildir. Tıkanıklıklar ve toksik birikimlerden kurtulmak, kaygıların ve endişelerin temelinde yatan mekanizmayı anlamak ve düşüncelere yeni formlar kazandırmak, stresi oluşturan durumlara düzenli manipülasyon uygulamak, iç kasları kontrol edip güçlendirerek organların işleyişine faydada bulunmak, reaksiyonel bir yaşam yerine özümseyerek yaşamak, yeniye açık olmak, dingin, sakin, kendine ve çevresine zaman tanıyan, öfkesini kontrol edebilen bir birim olmak gibi daha birçok sayılabilecek "öğrenilen"  eğitim süreçlerini kapsar.

Tıpkı dans gibi, yeni bir enstrüman çalmayı öğrenmek gibi belirli süreçler ve çaba gerektirir. Düzenli çalışmayı gerektirir. Bu süreç içinde bedenin değişimini gözlemek ve ona zaman tanımak gerekmektedir.

Bu doğrultuda düşünürsek ilaçlarla geçici rahatlamalar sağlamak, derin gevşeme gibi topyekün bir harekât değildir. Zaten farmakoloji, biyo-kimya veya moleküler biyoloji temelli çalışmaktadır. Yani ilaçlar aslında fonksiyoneldir ve hastalıkla savaşırlar. Hastayı "sağlıklı" duruma getirmede son derece sınırlı kalırlar. Çünkü sağlık bildiğim kadarıyla hiçbir hastalığın bulunmadığı duruma değil; fiziksel, zihinsel, sosyal ve spiritüel seviyelerde iyi hal durumu olarak tanımlanmaya çalışılır.

Derin gevşemeyi anlamada birkaç noktanın daha da açılması gerektiğini düşünüyorum.

Kalbin kasıl mesajını açığa çıkarmada etkin olan sempatik sinir sistemi bu hareketi gerçekleştirecek komutu kas dokuya iletir. Kalbin kasılı olma komutunun zıttı "kasılı olmama" komutu ya da kasılı olma komutunun bir tür negatifi değildir. Son derece aktif ve pozitif bir komut olan "gevşeme"dir. Bu komut da parasempatik sistem sayesinde açığa çıkar.

Her organ gün dönümü içerisinde, belirli sürelerde kendini dinlenme konumuna alır fakat kalp doğum ile ölüm arasında asla durup dinlenme lüksüne sahip olmadan çalışmakta ve tüm dokulara hayat veren kan akışını sağlamaktadır.

Kasılma kalp için hayati bir komut gibi görünmesine rağmen yinelenmeyi sağlayan ve kanın bedenin derinliklerine yeterince güçle ulaşmasının ardında aslında gevşeme komutu yatmaktadır. Gevşeme durumunun kalitesi, bir sonraki kasılımın kalitesini belirler büyük ölçüde. Ayrıca gevşeme komutu tüm kas dokuya yayıldığında kan ile ulaşan oksijenin dokuya nüfuzu güçlenir. Bu gevşeme, kalp için kısa süreli bir dinlenme; iki kasılım arası yenilenme ve hatta onarım görevi dahi görür. Bu gevşeme kalbin nefesidir. Ve ritmini koruması büyük ölçüde gevşemeye bağlıdır.

Daha da açmak gerekirse; herhangi bir kas dokuda kasılma kontrollü veya kontrolsüz olabilir. Fakat fiziki koordinatlar beyne ulaştığında yahut dışsal bir etki geldiğinde kasılma "gerektiği" gibi gerçekleştirilir. Zihinsel meşguliyet artığında, giren veriler çoğaldığında ve hormonlar daha aktif çalışmaya başladığında, dokular üzerindeki bilinçli kontrol düşer böylelikle organizma en uygun modeli kaslarda açığa çıkararak aslında insana büyük bir lütufta bulunur.

Fakat derin gevşemede böyle olmaz. Gevşeme maalesef kasılı olmama durumu olarak anlaşıldığı için kontrolsüz olarak uygulanır ya da parasempatik sistemin işleyişine bırakılır. Fizyolojik etmenler ile çevresel etkiler kesiştiğinde, koşullar, kaslar ve organlar üzerinde "yalnızca" kasılma olarak açığa çıkmadığı için buna karşılık düşen (reaksiyon) de aynı oranda komplike ve geniş çerçeveli olmalıdır. Son derece bilinçli ve aktif bir komut halinde uygulanmalıdır. Böylelikle gevşeme, bedende süregelen yaşamın tüm yoğunluk seviyelerine nüfuz edebilir.
Hiçbir hobi, hiçbir spor, hiçbir ilaç ve hiçbir düşünce tek başına, derin gevşeme kadar hayat verici ve gençleştirici değildir.

Bedene ve zihne, görev zannettikleri tüm dayatımların dışında, kısa süreli bir tatil kaçamağı gibi, yalnızca varolmanın ve engin yaşam okyanusundan bir nefes almanın müthiş yoğunluğunu ve tazeliğini tattırmak..

Ne müthiş bir his, ne muhteşem bir deneyim..

Aziz dostum..

Dürüst olacaksak eğer; bu bahsedilenler insanın orijin doğası ve temel yaşam formudur.

Her ne tür bir yaşam şekline evrilmiş olursa olsun, koşullar ve sosyal dinamikler onu neye yönlendirirse yönlendirsin, evrensel bir birim olan insanın mücadelesi, organik doğasının yaşam metodundan kopmamak üzere olmalıdır.

Biliriz ki; doktorlar ve bilim insanları bilmek ve uygulamanın arasındaki farkı çok iyi gözlemlemektedirler. "Hastalıklı" ya da "sağlıksız" bedenlere sahip doktorlar da bizler için çok iyi bir örnek olmalıdır.

Ne yazık ki acıklı olan bir şey var ki; o da insanların bu uyarıları yeni bir yaşam formuna geçiş olarak algılamalarıdır. Yani halihazırda yaşadıkları kapayıcı, sıkıştırıcı, baskılayıcı yaşamı insan doğasının gereği sanmalarıdır. Anlatılan uygulamaların sonucunda ileri doğrultuda evrildiklerini düşündükleri durum, onların orijin yaşam biçimleridir aslında.

Geriye dönüşleri ise aslında özlerinde bulunan ve apaşikar halde tüm yanlış anlamalardan uzak bir gerçeğin, 5 temel duyu boyutunda tanınan ve her an işteş biçimde tekamül ve tekabül halinde olan birimsel projeksiyonlarıdır. Tıpkı hologram gibi. Her görüntü kendi boyutunun bir alt boyutunda, o boyutun formunda saklıdır. Ancak doğru açıdan ona ulaşan ışık paketleri o görüntüyü açığa çıkarıp yansıtabilir. Ve ışığı hangi noktaya tutarsan o noktanın ihtiva ettiği girişim formu projekte edilecek olgunluğa ulaşacaktır. Tıpkı insanda ve toplumda olduğu gibi..

Yaşamın tekil ve tümel kaynağının her an, her noktada açığa çıkan enerjisi de farklı yoğunluklarda seyretmekte ve seyredilmektedir. Birimin dilediğini yaşamında açığa çıkarması için gereken kudret hem damarlarındaki asil kanda mevcuttur hem de o kandaki proteinde, nükleotid bazlarda, elektronda, çekirdekte, kuvarklarda, Higgs'in parçacığında ve dahi şimdilik sicim alanda dahi mevcuttur.. İyi düşünelim.. 

Ezeli ve ebedi yegâne varlığın kendisi, açığa çıkardıklarında gizlidir..

Ve her birim, potansiyel olarak hayal ettikleridir..

 

 



Müthiş His
Algı ve Önyargı


Mikro Robotlar

Makro Resimler


Planetler

Beyin Ruh ve Ölüm Ötesi


Kuantum Anlayışı ile
Maddeden Enerjiye


Gen

Atomaltı
Evren Hakkında
Mutluluk