Uzay Boşluğunda IŞIK

Dünyada İLK defa
Vakumda-Uzay Boşluğunda IŞIK Yaratıldı ! Kuantum Teorisi iş başında…


Sidney- Tamamen ilginç ve çığır açan deneyde, bilim insanları vakumda-uzay boşluğunda fotonların meydana geldiğini-vücut bulduğunu tespit ettiler. Bu bilim için önemli ve değerli, çünkü tahmin edilen ve daha önce elde edilemeyen bu durum kuamtum mekaniğinin de kanıtıdır.

Chalmers Üniversitesi tarafından yapılan bu deneyde , fizik açısından pek çok can sıkıcı konu, bir kaç uygulamadan fazla uygulama gerçekleştirilerek ele alınmıştır. Kuantum Fizik hakkında temel olan ve daha da fazlası çıldırtıcı olan şey;ultra-küçük olan kuantum dünyasında, “fizik”in tümüyle yeni bir durum olması. Bir parçacığın belirli bir noktada varolması ya da olmamasını anlatan temel problemin orijinal keşfi,aslında tamamen farklı kanunların neler olduğunun ilk ipuçlarıydı.

Science Daily Dergisi bu konuda şu şekilde açıklama yapmakta:

Bu deney,en mantığa aykırı ama yine de kuantum mekaniğinin en önemli  prensiplerinden bir tanesine dayanmaktadır: Vakum-uzay boşluğu, hiç bir şekilde “boş bir hiçlik değildir”!. Aslında, vakum-uzay boşluğu,devamlı olarak varlığın açığa çıkışları olan, dalgalanan, inip çıkan çeşitli parçacıklarla dolu. Bu parçacıklar bir anlık aşikara çıkıp, bir anda tekrar gözden kayboluyorlar. Meydana çıkışları o kadar anlık ve çabuk olduğu için de genellikle “sanal parçacık” olarak nitelendiriliyorlar.Chalmers’daki bilim insanı Christopher Wilson ve yardımcıları, sanal olan fotonların “gerçek” olarak algılanmasını sağladılar,mesela: ölçülebilir ışık.

Şu ifadeye dikkat edin: “Devamlı olarak varlığın açığa çıkışları olan,dalgalanan, inip çıkan bir anlık aşikara çıkıp bir anda tekrar gözden kaybolan parçacıklar”.

Yeterince iyi mi? Ne dersiniz? Enerjinin korunumu yasasına göre,enerji yok olmaz.Dolayısıyla, parçacıklar, bir şekilde “yok” hale gelemezler.

Tam tersi, parçacıklar, farklı durumlar( bir tanesi de fark edilmeyecek hal) halinde değişkenlik gösterirler. Bu konuda olasıklar aralığı mevcuttur: Çok iyi bilinmektedir ki; mikro parçacıklar yerçekim ile farklı ilişki içindedirler. Kuantum parçacıkları, o kadar küçüktür ki yerçekiminin ortaya koyduğu sınırlamlara daha az tabî olur.

Kuantum parçacıklarını imgelmek-anlamak çoklu yollarla  neredeyse imkansızdır ve bu parçacıkların  bu  etkilenmelerdeki değişen durumları basit anlamda fark edilemez. Neye baktığınızı göremezsiniz!
İşte bu yüzden Chalmers’da yapılan bu deney, çok temel oluşturacak bir bilimsel olaydır.

Karanlık madde” uygulaması ise daha da ilginç: Karanlık maddedeki sorun (insanların beni sevip, yazılarımı takip etme nedenlerinden bir tanesi de cevap vermekten kaçan-mesela kara madde, kara enerji tanımlamaları yapmak gibi- değil de tamamen etkilenmemiş ve nazik! bir şekilde olayı çapraşık olarak ele almam), tüm fikrin evrenin geniş bir yüzdesinin tamamen farklı çeşit maddeden meydana gelmekte olduğunu kaygısızca farz etmesi.

Bu durum, büyük ihtimallle bu şekilde değil. Maddenin, kuantumdan makroya kadar olan hiyerarşik düzen ve durumu oldukça tutarlı gözükmekte.Hattâ antimadde bile aynı temel yapısal kuralları takip etmededir. O zaman, neden evrenin çoğunluğu başka bir şey yapıyor olsun? Neden madde, bilenen madde ile o kadar da faklı, doğrudan korelasyona sahip olsun?

Buna olası bir cevap mümkün-Çünkü, madde,fizik kurallarını değil  de kuantum kurallarını takip ediyor. Tabii ki, kuantum parçacıkları görülemiyor. Kuantum enerjiler o kadar küçük ki onları tespit edebilmek, ki yapılabilse de, aşırı derece de zor. Ayrıca, bu “yoklukvarolmama” fikri de kötü bir matematik!

Farz edin ki: Anlaşılamayan kurallara göre “varolan” ya da “varolmayan
bazı parçacıklar hariç,  “1 + 1 = 2” olsun.

Doğru denklem şöyle olabilir: 1 + 1 = 2 +/- kuantum durumlarındaki tanımlanmış geçişim oranlarının parçacıkların geçici-kısa süredeki oranı.

Belki de ilkokul çocuklarından çok şey istiyoruzdur, ne dersiniz?:)

Karanlık maddenin orjinal olarak ortaya konması, bir astronom tarafından bir galaksinin kütlesinin masum bir şekilde hesaplanması sırasında  olmuştur.Astronom galaksinin olması gerektiğinden daha az kütleye sahip olduğunu tespit etmiştir.

Tamam. Diyelim ki, bu hesaplamalar doğru, fizik her zamanki gibi her şey hakkında  %100 doğru olsun ve hiç bir tamsayı da uygunsuz, yersiz olmasın… Kara delikleri hesaplama gerçeği de herhangi  bir şeyin herhangi  bir şeyle ilişkisi olmayan oldukça değişen bir işleyiş ya da karadeliklerdeki kütle neden oluşmakta? Kuantum maddeden mi? Belki de…

Ayrıca, ilk evren “kuantum çorbasından” meydana gelmiş olduğu bilinmektedir. Tüm bu kuantum maddenin kaybolup gitmiş olduğunu mu farz ediyoruz? Tüm bu parçacıklar birden panikleyip de şöyle mi düşündüler?!?!: “Aman Tanrım! Bir şekilde tanımlanmış madde durumu oluşturmazsak eğer, Yale’deki bu insanlar bize bağırıp çağıracak!!! Çabuk, ara sıra ortaya çıkacak  bir yol bulalım ki bu sosyal olarak uygunsuz olan durumdan bir an önce  kurtulalım!!!!”

Pek de iknâ edici değil! Öyle değil mi?

Kuantum maddenin evrenin doğal yapısı olma olasılığı var. Madde, enerji ve ışık olarak  onları tanımladığımızdan, onlar belirli ve yapılandırılmış formlarda gelişirler.. Kuantum durumunda
yok-varolmama” fikri  saçma!  “Karanlık” herhangi birşey yada “kuantum” herhangi birşeyi
İlişki yok” şekli ile tanımlayamayız. Eğer “karanlık”ı (ki onun evrendeki maddenin çoğunu oluşturan olduğu ifade edilmekte ) “varolmayan” bir şey şeklinde tanımlarsanız, o zaman o orandaki evrenin “varolmadığı”nı ve onu arayacağınızı söylüyor olursunuz!!

Bu çok yeni bir oyun ve çok da gerekli. Daha iyisi, şimdi üzerinde çalışılan bir yol var.Bu fotonların “yokluk” durumlarının tanımlanaması konusuna öncelik verilmeli. Neden onlar dışarda tanımlanabilir bir durumdalar? Neden görünmez bir duruma dönüyorlar? Kuantum parçacıklarının ışık hızını aşabilmeleri, onların “görünmez” olduğu anlamına mı geliyor? Onlar hızlarını, pozisyonlarını  değiştiriyorlar mı?

Ya da ne?
Eğer bir şey bir an “var-kaybolmamış” bir an “yok-kaybolmuş” ise, bunu bir sebebi olmalı. Ayrıca, enerji profillerine dayalı “sanal” parçacıkların varlığının bir temeli olmalı. 0 ve 1 her zaman karşılıklı hariç olacaklar Ancak başka iyi bir sebep bunun tersini söylemedikçe…

Ayrıca kuantum mekaniğinin, pek çok fizikçinin tersine Einstein’ı koyun misali takip etmesi gerekmediğini de hatırlayın ve UV ya da IR ışıkları kadar basit olan normal şeyler, yüzyıllardır bilinmiyordu .Çünkü  basit anlamda onları tespit edecek bir metod yoktu. Teori yeter! Bazı işleyen metodlar bulun artık!

Bir gün, fizik, şeyleri yanlış yerlerde aramaktan, yanlış araçlar kullanmaktan dolayı göremediğini fark edebilir.Eğer bilinen teoriler çalışmıyorsa o zaman yeni teorilere ihtiyacınız vardır.

Fizikçilerin, “ Bilim hakkında bildiklerimiz değil, bilmediklerimizdir”i nihayet itiraf edecekleri günü iple çekiyorum. Övgüyü, beklenenden daha az başarı gösteren kurallara sıkı sıkıya bağlananlara bırakın da, siz işinize bakın.

Burada, Chalmers’dakileri tebrik ederim.
Çok büyük bir iş çıkardınız ve bu hakiki bir başarı örneği.

Çeviren: AylinER
Kaynak: http://www.digitaljournal.com/article/314722

Check Also

işitme2

Şizofrenideki İşitme Eksiklikleri Belirli Beyin Reseptörüne Bağlı

  Özet: Araştırmacılar, işlevsel olmayan NMDA beyin reseptörlerinin, görünüşe göre şizofreni hastalarında yaygın olan işitme ...