Tanrının geleceği neden bilime bağlıdır?

Deepak Chopra
Deepak Chopra

Geleceğinizi şekillendirmede hangisi daha önemli olacaktır, bilim mi ruhaniyet mi?

Pekçok insana bu gereksiz bir soru gibi gelebilir?

Bilim çağımıza yön vermekte; din ise batıda son birkaç on yıldır olduğu gibi gittikçe etkisini kaybetmekte.

Her gün daha fazla insan organize bir inanca sahip olmaktan vazgeçiyor.

Ama bilim ve din arasındaki uçurumu kaldırmaya çalışan, gittikçe büyüyen bir akım söz konusu.

Bu konunun akıl ve iman arasında uyuşmazlık çıkarmaya devam eden yaygaracı ateist topluluklarıyla hiç alakası yok.

Aksine, bilim farketmiştir ki, ruhaniyetin çoktan üzerinde uzmanlaştığı bir konuya başvurmadan temel gizemler çözülemez. Bu konu da bilinçtir.

Bu yüzden de bilim adamları artık bizim spiritüel dediğimiz dünyayı inceleyerek geleceğe kulak kabartmaktalar.

Bu topluluklardan birisi olan “Bilgeler ve Bilim adamları”, yıllık 2.toplantısını Chopra vakfı desteğiyle San Diego’da yaptı. Amaçları sadece en parlak bilimsel zekaları değil, aynı zamanda bilinç
tabanlı spiritüel bakış açısını da bir araya getirmekti.

Bu gibi konularda kimseyi üzmeden konuşmak çok zordur.
Bilim materyalizmin hükmü altındadır.

Materyalizm ise, hayal ve yaratıcılık da dahil olmak üzere, tüm aktiviteleri beyindeki fiziksel süreçte arayıp bulan bir görüştür.

Bu süreçler ise ya kimyasal olarak ya da materyalizmin hangi yönüyle yüzleşmek istediğinizle bağlantılı olarak rastgele belirlenir.

Ruhaniyet ise, ki dinden çok daha kapsamlıdır, fiziksel dünyanın ötesinde insan bilincini aşan çok daha üstün(mücerret) bir gerçeklik olduğu varsayımına dayanmaktadır.

İşte bu üst bilincin alanıdır; ya da geleneksel akla göre ruh ve tanrının evidir.
Hangisinin daha çok yer edineceğini söylemek zordur.

Etrafta bu konuyla ilgili konuşulan çok fazla gizem var.

Spekülatif düşünceye dalmaya istekli bilim adamları, ki bunlara tanrıyla ilgili polemiklerin çok daha ötelerini bilmek isteyen dünyanın farklı yerlerindeki bilge kişiler de katılmıştır, aynı temel soruları sormaktadırlar.

Evren nerden gelmiştir? Big Bang’den önce ne vardı, ve bu “nerede” ve “ne zaman”dı?

Fizikteki kuantum devriminin ardından, bilim, fiziksel evrenin genişlediği fikrini kabul etmektedir.

Madde ve enerji zamansız bir durumdan ortaya çıkmıştır. Bu durum da, ya tam bir boşluk (ki kimse bu fikri kabul etmiyor) ya da gerçek bir yaradılış rahimi olan sonsuz olasılıklar alanıdır.

Zamansızlık alanıyla ilgili, fiziğin ölçme araçları sayesinde ulaştığı bu noktaya, bilgeler ve spiritüel öğretmenlerin çok öncelerden ulaşmış olması bilimin hoşuna gitmese de, sonsuz
olasılıklar alanı fikrini herkes kabul etmeye başlıyor.

Geleceğimizin bu soruların çözümlenmesine bağlı olmasını çok düşünmüyor olabilirsiniz.

Bilim, metafizik (ki materyalistler buna spiritüellik-ruhaniyet demeyi tercih ediyor) hakkında düşünmeksizin günlük olaylarda ilerleme kaydedebilir.

Bireysel sorunlar, ilhamlar ve farkındalıklar deneyimledikçe kişiler birer birer spiritüeliteye daha çok ilgi duyabilirler. Ama gerçeklikten mahrum kalırlar. Dünya görüşleri ikinci konumdadır.

Eğer X kişisi Buda’ya inanıyorsa ve Y kişisi de termodinamiklere inanıyorsa bu iki dünya muhtemelen birbirleriyle hiç etkileşime girmezler. Fakat gerçeklik paylaşılan bir şeydir.
Ayrıca bu uzmanlara bırakılamayacak bir konudur.

Kozmozun nasıl şekillendiği çok önemli bir konudur çünkü bunun cevabı size insan aklının nereden geldiğini ve nereye gittiğini söyleyecektir.

Evren bilinçli midir? Eğer öyleyse, o zaman bizim aklımız kozmik akıl ile tamamen içiçe geçmiş durumdadır. Evren gelişiyor mu? Eğer gelişiyorsa, bu durum insan evrimleşmesine(gelişimine) orijin yaşamla birlikte yeni bir gözle bakmayı getirir. Bunlar uzman soruları değiller. İnsanlıkla ilgili çok önemli sorular.

Bu bakışla, farklı, meraklı ve açık fikirli kişilerin  konuşmalarına yeniden göz atın.

Hiç kimseyi alim ya da bilim adamı diye sınıflandırmayın. İdeolojik sebeplerden ötürü bir gruba katılmayın.

Herkesin geleceğini etkileyecek şekilde bilim ve spiritüalite arasında bir mücadele sürüp gitmekte.

Eğer bunu herkes uygularsa, ortaya çıkacak olan şey çok güzel harmanlanmış bir sonuç olacaktır.

Bundan daha güzel ne olabilir?

İnsandaki kuvvelerin daha güçlü ve gerçekçi açığa çıkabileceği ve insanın bir sonraki evrimsel sıçramasına temel oluşturabilecek tam bir birliktelik…

Kaynak: http://www.washingtonpost.com/blogs/guest-voices/post/why-gods-future-depends-on-science/2011/03/21/ABChGC6_blog.html
Çeviri: Sıdıka Özemre

Check Also

Zekâ, İnsan Beynindeki Temel Bir Algoritmadan Kaynaklanıyor

ÖZET Bir teori, düşüncelerimizin tamamının temel bir algoritma olan N = 2i-1’in bir fonksiyonu olduğunu ...