Şifa Evi


15 yıldan bu yana çeşitli yakınmaları olan insanlar görürüm
Onlar kendilerini hasta kabul eder
Ben farklı şeyler görürüm
Gördüklerim padişah ya da sultandır
Kendi hükümranlıklarını ilan etmiş ancak bunun farkında olamayan insanlar
Trafikte tüm yollar onun olacak
Herkes onun ‘suyuna’ gidecek
Sözünün üstüne söz söylenmeyecek
Sevdikleri ölmeyecek
Hep varlıklı kalınacak
Kısaca her istediği her an olacak
Beklentileri karşılanmaz ise hasta olunacak
Zorunlu genetik hastalıklar (tip 1 diyabet gibi çocukluk döneminde başlayan hastalıklar ki oranları %1’i geçmez) dışında kalan hastalıkların hemen tümünün nedeni padişahlık ya da sultanlıktır
Namı diğer, stres
Hastalıkların gelişimi genetik etki altındadır
Zorunlu genetik hastalık durumunda genler kendiliğinden aktive olur ve hastalık startı verilir
Ancak çoğu hastalıklar, hastalıklı genlerin uyarılması ile gelişir
Her insan hastalıklı genler taşır
Bu genlerin aktivasyon zamanını bizler belirleriz
120 yaşında aktive olacak bir hastalık geni, üstün(!) çabalarımız sonucunda 50 yaşında etkinlik kazanabilir
Baştan başlayalım
Önce şu hanedanlık nasıl kurulur
Sonra genler nasıl tetiklenir
Ve hasta olunur
Buyrun
Stresin kaynağı hayata bakış açımızdır
Bizleri hayata baktıran, veri tabanımızdır
Namı diğer; bilinçaltı= bellek kaydı= limbik sistem= hard disk = subliminal
Bilimsel olarak gösterilmiştir ki; tüm kararlar burada alınır ve bize bildirilir
Bildirilen kararı onaylar ve benimseriz
Başka bir değişle; kararı veren bilinçaltı’dır, bize o karara uymak düşer
Daha başka bir değişle özgür irade yoktur
Özgür irade gerçekten olsaydı insanlar beyinlerini kontrol edebilirlerdi
Özgür irade yerine otomatik, makina gibi işleyen bir beyin çalışma sistemi var
Bu nedenle keşkelerimiz var
Bu nedenle ‘elimde değil’ diyoruz
Bu nedenle savaşlar ve kötüler var, çünkü ‘elimizde değil’
Burada sonucu belirleyen, hayatımızın mihenk noktası; bellek bölgesine olan girdilerin ‘kalitesi’dir
Giren verinin kalitesi çıktının kalitesini belirler
Çıktı(karar) = düşünce, duygu ve davranış
Giren verinin kalitesi; verinin girdiği andaki bilinç durumu ile ilgilidir
Merak edilen bir konu araştırılırken elde edilen bilginin beyne katacağı bilinç hali ile kahvede okeye dönen kişinin elde edeceği bilinç hali birbirinden farklı olacaktır
Veri tabanına bir konuyla ilgili ne kadar çok bilgi girerse o konuyla ilgili alınacak karar esnekliği o derece fazla olacaktır
Bu nedenlerle bilinçaltını oluşturan bilginin derinliği ve çeşitliliği alınacak olan kararı etkiler
Ancak tek başına yeterli değildir
Bilginin esnek, uyumlu ve yenilenebilir özellikler kazandırması gerekir
Sabit, değişmeyen bilgi, sadece yüktür

21. Yüzyılın cahilleri, okuma yazma bilmeyenler değil; yanlış öğrendiklerini unutamayan, yeniden öğrenmeye, değişime ve dönüşüme açık olmayanlar olacaktır
Alvin toffler
Rethinking the future adlı kitabından

Çoğu insan, bellekteki sabit bilgilerle kendiliğinden yaşarlar
Bir konu hakkında karar verirler ve konuyu kapatırlar
Konu artık kesin doğrudur, sorgulanmaz
21.yüzyıl cahili işte budur
Bu durumda neyi ne kadar çok bildiğinin de kendisine bir faydası yoktur
Sabit bilgi içeren veri tabanına sahip insanların çıktıları da sabittir
Sabit bilgi kadar değer yargıları tetiklenir
Değer yargısı ise duyguları…
Duyguların bedene yansıması ile stresin fiziksel belirtileri ortaya çıkar
Stresin hastalıklar üzerindeki etkisi böyle başlar
Kısaca;
Stres, kendi veritabanını oluşturan sabit bilgilerle hayatı değerlendiren kişinin içinde bulunduğu duygusalliktir
Duygular, bilinçaltını oluşturan beyin yapılarından amigdala’nın kontrolü altında oluşur.

sifaevi01

Beyinde bulunan hipotalamus, hormonal ve sinirsel yollarla vücut kontrol sisteminin CEO’su konumundadır Amigdala’dan aldığı duygusallık verilerini vücuda iletir Böylece beynin içinde bulunduğu durumu bedene yansıtır.

sifaevi02

 

Bedene yansıyan beyin bilgisi, normal işleyen sistemi anormal hale getirir

Allostatik durumda

  1. Kan şeker artar
  2. Kan basıncı-tansiyon-artar
  3. Kolesterol ve yağ asitleri artar
  4. Kemikten kalsiyum kana salınır
  5. Tiroid hormonları artar
  6. Stres hormonları, adrenalin ve kortizol, artar
  7. Iç organların damarları kasılır
  8. Kaslara giden damarlar gevşer

Hipotalamus’un kan basıncı ayarlama yolları

sifaevi03

Bu şemaya bakarak, eski türk filmlerinde kızı ile ilgili acı haberi alan nubar terziyan’ın nasıl kalp krizi geçirdiğini anlayabiliriz; duygusallık ile hipotalamus aktivasyonu sonucu kalp damarlarında spazm.

Klinik deneyimlerime göre kalp ve beyin damar hastalıkları sonucu gelişen felç ve kalp kirizi vakalarının büyük bir çoğunluğunun nedeni ‘spazm’dır, infarkt-tıkanma değil

Hastalıkların hemen tümünü tetikleyen bir stres faktörü mutlaka vardır
Her insanın genetik hastalık kodu ve anormal çalışma özellikleri-allostatik durum-kendine özeldir
Bu nedenle hastalık yoktur, hasta vardır

Şeker hastalığı
Kişinin içinde bulunduğu allostatik duruma bağlı olarak kan şekeri yükselmiştir
Kimi insanlarda tepkisel olarak geçici dönem yükselir
Kimilerinde ise duygusal etkinlik o derece yoğundur ki, eğer genetik yatkınlıkta varsa, hipotalamus ‘artık bu iflah olmaz’ der gibi olayı kalıcı hale getirir
Bu durumu diğer belirtiler için uyarlayın lütfen; çarpıntı, başağrısı, premenstrüel sendrom, safra ve böbrek taşları vb

Kolesterol yüksekliği
Kolesterol vücudun yapı taşıdır
Allostaz durumunda ‘şifa’ olsun diye artar

Kemik erimesi
Allostaz durumunda kemikten kana kalsiyum salınır
Damar sertliğinin en önemli elemanı kalsiyumdur
Ağır metal ve diğer toksinler vücutta sıklıkla yağ ve kemik dokuya yerleşir, 20 yıl kalabilir
Duygusallığın yaşandığı her an yağ ve kemik dokularından ağır metal ve toksinler kana karışır
O an hedef organda ‘icraatlarını’ görürler vur
Sonra tekrar depo yerlerine dönerler kaç
Ve böylece ağır metallerin hastalıklar üzerindeki etkisi anlaşılamaz
Tedavilerin başarısı, diyetlerin sürdürülebilir olması, operasyonların sonuçları, cinsel yaşam, spor ve sanat dahil her türlü etkinlik, tamamen allostatik duruma bağlıdır
Allastatik durum içinde mutlu olunamaz
Allostaz, yangın yeridir
Allostaz, olağanüstü durumdur
Allostaz alarmdır
Allostaz altında beyin, stres hormonları etkisiyle önceleri geçici güçlenmeler yaşasa da (iyi stres(!)) zaman geçtikçe güçlenme yıkıma dönüşür
Allostaz altında, allostaz nedeni olan duyguların kaynağı amigdalanın etkinliği daha da artar
Bu kısır döngü hastalıkların sağaltımında direnç yaratır
Hastaların iyileşmesi için önce allostaz durumunun düzeltilmesi gerekir
Bunun için 2 yöntem ön plana çıkar

  1. Fiziksel sağaltım
  2. Düşünsel sağaltım

Fiziksel sağaltım

  1. Beslenme
  2. Spor
  3. Ilaçlar

Beslenme
Doğal olmayan gıdalar amigdala etkinliğini artırır
Basitçe; gıdaya bakın, doğada bu şekilde var mı?
Doğada meyve ve bal dışında tatlı yok
O halde rafine tüm şekerli besinleri kesin
Margarin yağlarını kesin
Unlu besinler ‘tam’ olmadığından doğal sayılmaz
Olabildiğince dikkatli tüketin
Mesela makarna yoktur doğada, bunun yerine kepekli pirinç daha mantıklı
Doğal olupta amigdala etkinliğini artıran 4 sebze var
Sarmısak, soğan, pırasa, turp
Uzak durun (belki yemeklerde az miktar soğan sorun olmaz)

Spor
Allostaz ile oluşan potansiyel enerji, kinetik enerjiye dönüştürülerek yangın’a müdahale edilebilir
Her yaşın ve her durumun (sağlık-hastalık) bir sporu vardır
Yoğun bakımda bile hastalara pasif eğzersiz yaptırılır
Standart öneri; kardiyo eğzersizi ve ağırlık çalışmasıdır
Şehirli ve çağdaş bir insan mutlaka spor yapmalıdır
Spor, uyumak gibi, hayatınızın bir parçası olmalıdır
Çok koşturmak spor değildir
Zaman mazereti olanlara önerim
Her sabah ip atlar gibi zıplayın
Ardından mekik, şınav ve araştırarak bulduğunuz eğzersizler
Sayı ve beceri önemli değil, hele bir başlayın
Zamanla sayıyı artırın
Örneğin 100 kez zıplayabildiniz, 2 şınav, 5 mekik çektiniz
15 gün 100 zıpla, 2 şınav, 100 zıpla, 5 mekik, 100 zıpla
Sonraki 15 gün 120-3-120-7-120
Her 15 günde bir sayıyı artırın, sonra akşamları da yapın
1 yıl sonra muhteşem olacaksınız

Düşünsel sağaltım 
Otomasyon sistemi gereğince, beyin sürekli olarak spontan düşünce üretir
Düşünce kaynağı bilinçaltı’dır
5 duyu ile gelen her türlü bilgiye ve o anki düşüncesine göre verecek bir değer yargısı vardır
Iyi-güzel, kötü-çirkin, doğru-yanlış gibi yargılarla sürekli değerlendirir
Sonuç olarak duygular gelişir
Duygular, vücudun anormal çalışma sistemi (allostaz) içine girmesine neden olur
Değer yargıları varlığında duygular otomatik olarak gelişir
Haliyle sadece duyguları tek başına ortadan kaldıramayız
Değer yargıları, bilinçaltı bilgileriyle şekillenir
Haliyle sadece değer yarğılarını tek başına ortadan kaldıramayız
Bilinçaltı bilgilerini de ortadan kaldıramayız
Temel düşünce sağaltım biçimi, bilinçaltı bilgilerinin sürekli yenilenmesi   ve yeni bilgilerin eklenmesiyle gerçekleşecektir
Ancak bu yeni bilgilerin işlevsel olabilmesi için, araştirma-sorgulama sonucunda edinilmesi ve kişiye, yeni bakiş açisi kazandırıyor olması gerekir

Sürekli yenilenen ve eklenen bilgi ile;

  1. Gerçekte iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış olmadığı; bu değerlerin bize öğretildiği ve gerçekle bağdaşmadığı
  2. Hayatı ‘kendi’ bakış açımıza-veri tabanımıza göre değil gerçeğe göre değerlendirmemiz gerektiği
  3. Bu nedenle araştırma-sorgulama konusunun gerçeği anlama üzerine olması gerektiği sonuçlarına ulaşılır

Gerçek bilgi, değer yargılarından sıyrılarak hayata yorumsuz bakan yüksek bilinç sahibi insanlarının eserlerinde yer alır
Beyin otomasyon sistemi, duygular ve allostaz ‘üçgeni’; tıp dünyasında tartışılmıyor
Çünkü tıbbi sistem hastalıkların nedenine değil sonuçları üzerine kurulmuştur
Hekimler, veri tabanlarında bulunan hastalık bilgilerini hastalarla eşleştirerek tanıya gitmeye çalışırlar
Aldıkları eğitim gereği, ‘neden hasta oldu’ sorusunu soramıyorlar
Sorunduğunda alacağınız cevap; çoğunlukla idiopatiktir
Yani, nedeni bilinmiyor
Güncel tıbbi anlayışın temelleri 100 yıldan daha önceleri atılmıştır
Bir zamanlar günümüz beyin otomasyon sistemi ve allostaz bilgilerine sahip olmayan akıl, tıbbi yapılanmayı sonuçlar üzerine kurmuş ve hastalık nedenlerini gok (sadece tanrı bilir) ile açıklamıştır
Günümüzde tıbbi veri tabanını yenilenebilir ve sorgulayıcı özellikler kazandırabilmek için devrim yapmak gerekir
Önce hastane adının değiştirmekle başlamak lazım
Belirtilerle veri tabanındaki hastalıkların eşleştirilmesi sonucu, örneğin kan şekeri yüksek ise hastaya şeker hastalığı tanısı konuyor
Ve ondan sonra beyin otomasyon sistemine veri giriliyor
sen şeker hastasısın
Artık bilinçaltına alınan bu yeni veri ile beyin çalışmaya devam ediyor
Tüm beden ve tüm benlik şeker hastası oluyor
Yani tıbbi sistem tedavi etmiyor
Hasta ediyor
Bu nedenle ilk iş hastane yerine şifaevi sözcüğünü kullanarak bir yerden başlanmalı
Sadece isim değişikliği bile fark yaratır

Soru ve görüşleriniz için
gucluildiz@me.com

Check Also

Bilim İnsanları Zihinsel Ve Fiziksel Sağlık Arasındaki Sıkı Bağa Işık Tuttular

Profesör Lisa Feldman Barrett’ın önderliğinde yapılan bu yeni  araştırmanın gerçekten de zihin ve beyin arasındaki ...