Nefes

Nefes
Beden, zihin ve ruh arasındaki karşılıklı eylemlilik, öz/spirit vasıtasıyla gerçekleşir. Buradaki öz, NEFEStir. Nefes (öz/spirit), fiziki planda ruhu görünür kılan ritm veya motiftir. Soluk alıp verirken dudakların kesişme noktası, hayat ile ölüm arasındaki, yaratanla kul arasındaki bağdır.

Bu yaşamsal nefes, Allah’ın izni (İZN) ve nefesidir. Nefes, ilahi iznin üzerinde doğduğu vasıtadır. İlahi sıfatları kalbten, aklın, bedenin ve ruhun çeşitli merkezlerine taşır. Bedenin unsurları (nem ve ısı dengesi unsurları) arasında eşitlik ve uyum yaratır. Bedenin içindeki fizyolojik fonksiyonlara, bedenin dışından hayati etkenler taşır. Nefes hava veya oksijen değildir, Allah’ın Zatı’nın hayat kuvveti ve ışık huzmesidir.

Rûhun merkezi, koşut yeri kalptir. İzn (veya Allahın izni) soluğumuz ile içeri alındığında doğrudan kalbe gider. Bazı hallerde, bu izin ilahî sıfatların tümünü aktive eder ve tüm bedene taşınır. Kalp (kalb) sadece kanı vücuda pompalamakla kalmaz, ilahî sıfatların bulunduğu ve nefesin -yani tüm fizyolojik işlevleri ve yaşamı aktive eden gücün- merkezidir. Allah’ın doksan dokuz sıfatı kalbte saklıdır; ve ağızdan çıkan çeşitli seslerle aktive olabilirler. Sûfilerin gayesi zaten, Allah’ın sıfatlarını kendi yaşam biçimleriyle yansıtabilmektir.

Üç temel ses, (evrensel uyum sabitleri), arapçadaki üç sesli harfdir:
â : elif (kalbi titreştirir),
î : ya (üçüncü göz/epifizi titreştirir),
û : vav (dudaklar arasından nefes alıp verilen ve ilahi izin İzn ile karşılaşılan yerde titreşir)

Çiştî her harfin, sadece bu üç sesli değil diğer Arap harflerinin de, kendine özgün fiziki, mental ve ruhi etkiler yarattığını söylüyor. Kur’an ayetlerinin ve duaların Arapça okunma gerekliliği, buradan geliyor.

Solunum pratiklerinin temel kaynağı Kur’andır. Ayetlerdeki nefes alma, verme ve durak yerleri(vakf) belirlidir. Özellikle sesli harfler sıklıkla normal tek bir vurgudan daha uzun tutulur. Bir nefeste 2 dakikaya kadar süren devamlı okumalar ve 4-5 oktavlık ses hareketleri duyulabilir. Elbette bunlar uzun süreli okuma pratikleri yapmış kişilerce yapılabilir.

Burun ve ağızdan çekilen nefes, her bir organın en uç noktasına kadar hareket eder. Eğer bu yolda tıkanıklık varsa, hastalık gelişir. Dolayısıyla Sûfilere (daha doğrusu Çiştî’ye) göre, Kuran okumak, bir ibadet olarak rûhsal bir gelişme sağladığı kadar; bir nefes egzersizi olduğu için bedensel sağlığı da korumakta etkilidir. Tabi doğru şekilde okunursa…

Çiçek özleri:
Sufizmde çiçeklerin özlerinin, kokularının, insan dengesizliklerini düzeltmede etkili ve şifalı olduğu düşünülür.

Özellikle 10 yağ şifalıdır: Amber, Buhur, Gül (Ruhu Peygamberin ruhunun terinden meydana geldiği için özellikle önemlidir, sevginin sembolüdür), Lavanta, Menekşe, Sandal, Misk, Yasemin, Kına, Ödağacı, Firdevs bahçesi.

Her bir yağın farklı bir nem ve ısı dengesi dolayısıyla farklı etkileri vardır. Bu etkiler kişinin bulunduğu ruh makamına göre de değişir. Örneğin Amber kalp ile ilgili problemlerde kullanılabilir. Her kokunun, her makama göre, hem rûhi hem de bedensel farklı etkileri bulunur. Kitabında Çiştî bunları sırasıyla anlatmakta.

Bu yağların vücuda uygulanması için ise, kokunun inhalasyonu dışında, örneğin sağ el ayasından aşağı, bilek, yanak ve kulak memesine sürülebilir. Fakat iki uygulama özellikle dikkat çekici. Biri özellikle amber için önerilen, 3.göz noktasına sürülmesi, böylece pineal(epifiz) bezini uyarması. Üçüncü göz bilindiği gibi Budizm’de de yüksek bilinç seviyelerine açılan aydınlanmayı temsil eden önemli bir enerji noktası(çakra)dır.

Diğer yöntem ise, bir miktar yağ damlatılan pamuk parçası kulakta belirli bir bölgeye konur.

Bu bölge Çin akupunkturunda hayatı düzenleyen önemli noktalardan biri olan shen wen’e karşılık geliyor.

Oruç
Oruç bilinen en eski sağaltım yöntemlerinden biri. Tek bir gıdayı kısa bir süre terk etmekten, tüm gıdalardan uzun bir süre uzak kalmaya kadar değişen bir perspektifte hemen her kültürde çeşitli şekillerde uygulanıyor. Oruç sayesinde bedendeki toksinler atılır. Sûfiler orucu açtıklarında, açlıklarını giderecek en az miktarı, en fakir insanların öğününü yerler. Oruç sırasında sadece bedensel değil, zihinsel oruç da tutulmalıdır.

(Bir vejetaryen olduğumdan yani sürekli bir hayvansal gıda orucu tutmaya başladığımdan beri, kendimi hem vicdanen (yani fikr seviyesinde) hem de bedenen (beden seviyesinde) çok daha iyi hissettiğimi söyleyebilirim. Pek çok antik Doğu geleneğinde vejetaryenliğin İlâhî olanla aradaki bağlantıyı sağladığı düşüncesinin yer alması da, galiba üçüncü seviyede yani rûhsal düzlemde de doğru yolda olduğumun ifadesi :))

Kitaba dönersek, eklemek istediğim bir ilgi çekici nokta da namaz konusunda.

Namazdaki üç duruş olan kıyam, rükû ve secde, Arapça “Adem”in yazılışına karşılık geliyor.

Bunun dışında her duruşun fiziksel etkilerini, bu sırada zihinsel durumun nasıl olması gerektiğini vs. Çiştî ayrıntılarıyla ele almış.

Hz.Muhammed’in bazı hadisleri:
-Hastalığın özü midedir, tedavinin özü ise perhizdir.
-Yemekten önce yemeğinizi soğutun, çünkü çok sıcak yemekte rahmet yoktur.
-Üç şeyde rahmet vardır: sabah yemeği, ekmek ve çorba.
-Az yemek, az günahtır.
-Hasta bir insana: “Kötü düşüncelerden kurtulun. Kuvvet Allah’tandır. Tedavi edin ve tedavi olun.”

Sûfi ve Uzakdoğu tıbbı
Sûfizmdeki nefes, Çin tıbbındaki yaşam enerjisi Ki(chi), ve Yoga’daki “prana”ya oldukça benzerlik gösteriyor. Kur’an okumada veya Zikr’de olduğu gibi, Uzakdoğu uygulamalarında da soluk alış verişin çok merkezi bir eylem teşkil etmesi, bu anlamda tesadüf değil.

Sadece yaşam enerjisi ve soluk değil,
Yoga asanaları veya Tai-chi duruşları gibi fiziksel duruşlardan oluşan namaz;
burada bahsedilmeyen Sûfi meditasyonu olan Murakaba ile Budizm’deki meditasyonun benzerliği;
yine Budizm’deki bilinç anlayışını destekleyen Zikr ve Semâ gibi Sûfi bilinç egzersizleri;
Sufilerin işaret ettiği bazı bedensel noktaların halihazırda Akupunktur noktaları olması;
az yemek odaklı, mutfağı bir tedavi ve ruhsal gelişim mekânı olarak algılayarak Zen manastırlarını andıran yemek anlayışı; hastalığı düzeltilmesi gereken kötü bir şeyden öte, bir fırsat ve hediye olarak gören bakış açısı ve hastalığı tedaviden önce sağlığı korumaya odaklı bütüncül tıp anlayışı, Sûfizm’i diğer mistik öğretilerle oldukça paralel noktalarda birleştiriyor.

Yaşamlarımızı uzatır ve hastalıkları tedavi ederken bedenimizle olan iletişimimizi koparan ve uzun vadede daha sağlıksız ve beden-farkındasız yaşam sürmemize neden Batı tıp anlayışına aşina olan hepimizin, bu öğretilerden öğrenecek çok şeyi var…

Kaynak: http://bilinc-akisi.blogspot.com/

Check Also

Bilim İnsanları Zihinsel Ve Fiziksel Sağlık Arasındaki Sıkı Bağa Işık Tuttular

Profesör Lisa Feldman Barrett’ın önderliğinde yapılan bu yeni  araştırmanın gerçekten de zihin ve beyin arasındaki ...