Kuantum Fiziği ve Holografik Modeli Yeniden Kopyalama

Yazan: Stephen Linsteadt, NHD
Çeviren: Esin Tezer

Einstein, ‘’ürkütücü’’kelimesini kullandığında; madde realitemizi inşa eden bloklar vasıtasıyla aynı anda  hem parçacıklar, hem de dalga formları gibi var olan atomdan küçük olan fenomenden bahsediyordu. Bu bir elektronun evrende heryerde aynı anda olmasını mümkün kılar. Bu,‘’Üstdüşüm’’ olarak bilinir.     

Üstdüşümün ‘’ürkütücü’’ olması, gözlemlenmediği veya ölçülmediği zamanlarda meydana gelmesindendir. Bu fenomen ölçülmeye başlandığı zaman; heryere yayılmış dalga formundaki ölçülen parçacığın üstdüşümü, uzay-zaman boyutlarıyla tek bir parçacığa çöker. Bu ölçülebilir olay olduktan sonra, ölçüm yapan cihazı tahmin eden üstdüşüm çökecektir.

Bu, üstdüşüme heryerde ve her zaman hazır olmasına ilave olarak; belirli bir yere veya bölgeye ait olmayan her şeyi bilme özelliğini de verecektir. Einstein, bu  belirli bir yere veya bölgeye ait olmayan kuantum ölçümünün durumunu ’uzaklıktaki ürkütücü hareket ’’olarak tanımlamıştır.

Üstdüşüm, parçacığın bütün diğer parçacıklarla etkileşim kurduğu tüm olanakları kapsar. Bu nedenle o; sınırsız kuantum potansiyeli halindedir. Bu halin, hiçbir şeyin dalga formunun çatışma modeli yaratmadığı mükemmel uyumluluk hali olduğu söylenmiştir. Bu durumun uyumuna müdahale eden ve filtre gibi hareket eden, parçacığın pozisyonunun maddeleşmesi için sonsuz olasılıklardan sadece birine izin veren ise ölçümdür. Ölçüm olmadan, parçacık kuantum haline geri döner. Böylece, ‘’realitemizi’’ oluşturan parçacıklar fizikselliklerini koruyabilmeleri için sürekli ölçüme ihtiyaç duyarlar.

Hücresel düzeyde çöken veya kuantum alanını parçacık realitesine uyumsuzlaştıran, ölçüm cihazı gibi hareket eden hücredir.

‘’Ters Zeno etkisi’’ olarak bilinen deneyler,  bir dizi ölçüm cihazının kuantum üstdüşümüne çökebildiğini ve böylece de parçacığın ilk ölçüm cihazında yakalanacağını ve sonra da bir sonraki ölçüm cihazında gözükerek ‘’kuantum atlayışı’ yapacağını göstermektedir.

Bir dizi ölçüm cihazı parçacığı yakalamak için hareket edecek ve onu ölçülmüş olan yol boyunca sürükleyecektir. Aynı yolla enzimler; her proteinin kendine has fonksiyonunu aktif hale getirmek için yakalama, elektronları ve protonları  yol boyunca çeşitli protein moleküllerine transfer etme gibi benzersiz yeteneğe sahiptirler.

Yaşayan hücre içinde birkaç diğer kuantum-ölçüm cihazı da vardır. DNARNA, ribozomlar, ve mitokondrinin hepsi de proton, elektron ve foton düzeyi cihazlarıdır. DNA’nın içerisindeki elektron ve protonların hareket ve yerleşimi gen ifadesini başlatır. Tekil protonlar; membranlar karşısında, mitokondriyal teneffüsünün moleküler türbininin motorlarına nüfuz etmek için ezilmişlerdir.

Hücre, sınırsız olanakların kuantum dünyasıyla bizim realite olarak deneyimlediğimiz arasında bir köprüdür.
 Hareketsiz duran maddeyi yaşayan maddeden ayıran kuantum dünyayı seçme veya ölçme ise, hücrenin kabiliyetidir. Bir sandalye veya bir kaya, parçacıkların ölçüm durumlarını kuantum haline geri dönüş olasılığı olmadan gösterir. Yaşayan bir sistem, klasik realite hali ve kuantum hali arasında gidip gelme yeteneğine sahiptir.  

Kuantum haline geçtiğimiz her sefer, realite halinde parçacıkların ölçümünü neye veya nasıl dayanarak aldığımızı da dondururuz. Ölçüm cihazımızı uyum sürekliliğinin üst-sonu veya  daha düşük uyumsuz-sonuna kurabiliriz. İki şekilde de, ölçüm cihazımız ( yani bilincin odak noktası) kuantum üstdüşümünün çökmesine yol açacak ve bu da tüm sonsuz olanaklar arasında bir filtre gibi hareket edecektir.

Zihinlerimiz de kuantum-ölçüm cihazlarıdır. Düşüncelerimiz; nöronlardaki elektriksel itici kuvvetlere elektrik akımı meydana getirme yeteneğine sahip elektromanyetik dalgaları üretirler.
 Düşüncelerimizin veya bilincimizin bizi harekete geçiren sinir itici kuvvetine dönüşmesi böyledir. Bu bilinçli elektromanyetik alan (CEM-alanı), beyinsel belkemiği sıvısı tarafından taşınan salınımla veya vücudu holografik yapan birbirine bağlı kristalli yapı tarafından bedene transfer olur. 

Hücrelerimiz, CEM-alanımıza  bilinçli veya bilinçaltı beklentilerimize uyanları seçmek için kuantum-ölçüm cihazlarını ayarlayıp yanıt verirler ve ilave yaparlar.

Böylece hastalık, hücrenin şekli bozulmuş kuantum bakış açısının sonucu olarak da görülebilir. Elektronlar, protein moleküllerinde yanlış yerleştirilmiş olurlar ve bunun sonucu olarak da metabolik işlemler rayından çıkar. Hücresel metabolizmadaki değişiklikler art arda sıralı tüm mutasyonları tetikler. Çünkü, hücrenin kuantum alanını gözlemlemesi süreklidir. 


Her saniyede bir, trilyonlarca defa üstdüşüme girip çıkıyor olmalıyız.
 Bu da şizofrenlerin farklı kişiliklerden bir anda tamamen farklı fiziksel sağlık durumlarına ileri-geri nasıl hareket ettiklerini açıklar. Bu ayrıca, kalsiyum alımından mahrum kalan tavukların kalsiyumu yüksek kaliteli, sağlam kabuklu yumurtaları nasıl yapabildiklerini açıklamaktadır. Ne de olsa; kalsiyum, proton ve elektronlardan meydana gelen bir moleküldür. Kuantum dünyasının  sınırsız olanaklarında kalsiyum elektronuyla diğer bir elektron arasında hiçbir fark yoktur. Tavuklar kendi yumurtalarının kalsiyumdan yapılmış olduğunu bilerek (niyet ederek) yeterli kalsiyum alsalar da almasalar da, kalsiyum bakımından zengin yumurtalar üretirler.

Yüksek bilinç hallerine ulaşmış olan yogiler ve mucizeler yaratma kabiliyeti olanlar da kuantum dünyasına bağlanabilirler. Daha yüksek bilinç hali, sonsuz olanaklar halinin içine karışıp kaybolmak değil midir?  

Holografik modeli yeniden kopyalamak, bir kuantum araçtır.  Bu, ilişkilerimizdeki veya fiziksel sağlığımızdaki o eski düşük enerji halini  kuantum alanına sürekli taşımakta olan hücresel bilincimizin modelini parçalamaya izin verir. Holografik Modeli Yeniden Kopyalama modalitesi, hücresel düzeydeki bilgi frekanslarının titreşimini değiştirir. Hücresel kuantum-ölçüm cihazımız, bir defa niyetini değiştirdi mi; kuantum dünyasının sonsuz olanaklarından yeni ve heyecan verici realiteler açığa çıkacaktır.

Check Also

işitme2

Şizofrenideki İşitme Eksiklikleri Belirli Beyin Reseptörüne Bağlı

  Özet: Araştırmacılar, işlevsel olmayan NMDA beyin reseptörlerinin, görünüşe göre şizofreni hastalarında yaygın olan işitme ...