İnek Sütü Kansere Yol Açıyor!

Bilim İnsanı: İnek Sütü, Bugüne Kadar Belirlenmiş En Başta Gelen “Kanserojen” ve Kansere Yol Açıyor! Gerçekler:

“Çin Çalışması”nın yazarı Doktor Colin Campbell, hayvansal proteinin (casein) kanseri hızlandırabileceğini ve “kansere yol açabileceğini”, öte yandan bitki bazlı proteinin ise tam ters etki yarattığın keşfetti.

Derinlemesine Düşünelim:

Neden gıda ve beslenme ile ilgili kılavuzlar, genel bilgiler tamamen yanlış?, Bu nasıl mümkün olabilir?, Bu, gerçekten de şirketler ve hükümet arasındaki bağlantıları açığa çıkarıyor

“Kariyerimin ilk dönemlerinde geleneksel bilimin önerdiğinden daha fazla bir şey yapmıyordum. Yüksek hayvan proteini içeren gıdaların Filipinler’deki karaciğer kanseri ile ilişkili olduğu gözlemini yaptım. Bu bilgiye bir de alışılmış seviyelerde caseinle beslenen farelerde de önemli ölçüde karaciğer kanserine neden olduğuna dair Hindistan’da yapılan bir araştırma da eklenince, bu, 27 yıllık Çin Projemin oluşmasına yol açtı. Bunun doğru olup olmadığını ve ayrıca nasıl çalıştığını görmek için düzinelerce deney yaptık. ” Dr. Colin Campbell, (China Study

Geçenlerde Scientist adlı dergide “İnek Sütünün Kemiklerinizdeki Kalsiyumunu Nasıl Emdiği ve Zayıflattığını” açıklayan bir makale yayınladım. Bu makale, ineğin sütünde bulunan bir protein olan “casein”in vücutta metabolik asidoz denilen bir durumu nasıl yarattığını açıklıyor. Bunu da vücut kemiklerden kalsiyum emerek dengeliyor. Bu ne kadar da ironik? Bu makaleden yola çıkarsak, inek sütünün insanlar için yararlı olmadığı anlaşılıyor. (Daha fazla ayrıntıyı yukarıda belirttiğim makaleden okuyabilirsiniz.)

Bu konudaki bilgiler, beslenmenin uzun süreli sağlık üzerine etkisi konusunda uzmanlaşmış bir Amerikan biyokimyacı olan Dr. Colin Campbell‘den geliyor. Cornell Üniversitesi’nde Beslenme Biyokimyası Profesörü olan Campbell, doktora beslenme, biyokimya ve mikrobiyoloji dalında doktorası var. Campbell gibi bilim insanları ve çalışmaları, beslenmeyi neredeyse tamamen göz ardı eden tıp eğitimi ve akademi dünyası için çok önemliler. Beslenme eğitimimizin çoğu ilkokulda başlar ve tamamen bilimsel açıdan ele alınmaz, büyük gıda şirketleri tarafından tasarlanır. Ancak, zaman değişiyor ve gıda kılavuzları da değişiyor. Mesela; Kanada’da yakın bir zamanda yemek kılavuzları tüm yiyecekleri bitki bazlı gıdalar lehine yeniden düzenledi. Bu, büyük ölçüde Campbell’ın çalışmalarından dolayı olsa gerek..

Campbell, tüm bu çalışmaları “Çin Çalışması” hepsini belgelemiştir. Campbell çalışmasına ilk olarak, meslektaşlarının yetersiz beslenen çocuklara protein verdikleri Filipinler’de başladı. Hayvansal proteinin kansere bağlı olabileceğini beklemiyordu ve videodaki açıklamasında özellikle bir süt üretilen çiftlikte (mandıra) büyüdüğü için bu bilgiyi meslektaşlarına anlatmanın kolay olmadığını söylüyor. Bunu da o Filipinler’de yaptığı çalışmada fark eder ve bu durum şaşırtıcıdır.Çünkü, Filipinlilere yapacaklarının tam tersini gözlemlerler. Bu şu demek oluyor; yetersiz beslenen çocuklara daha fazla protein vermek isterler ancak daha sonra daha fazla proteinin (süt ürünlerindeki hayvansal protein), özellikle çocuklarda daha yüksek kanser oranlarıyla ilişkili olduğunu fark ettiler.

Campbell: ”Casein, şüphesiz ki, bugüne kadar tanımlanmış en belirgin kimyasal kanserojen maddedir.”  (videodan alıntı)

Campbell sadece korelasyonun (karşılıklı ilişki) ötesine geçer ve yaptığı hayvanlar üzerindeki çalışmalarda bu caseinin adlı proteinin aslında kanseri azdırdığını, artırdığını, tespit eder. Hayvanlar casein bakımından yüksek gıdalarla beslendiğinde kanser önemli ölçüde artar. Daha da ilginç olan şey, o ve ekibinin bu hayvan protein olan caseini bitki proteini ile karşılaştırdıklarında ortaya çıkan şeydir..

Campbell: “Bu araştırmalarda öğrendiğimiz şey; kanseri açıp kapatabildiğimiz (başlatıp, bitirebildiğimiz). Casein tüketimini artırarak açın-kanseri başlatın ve çoğaltın ya da bitki protein tüketimi ile durumu değiştirin, azaltın. Beslenme ile ve kanseri açıp kapatmamız gerçekten de heyecan verici bir şeydi, demek istediğim, bu oldukça şaşırtıcıydı.” (videodan)

Yukarıda belirtildiği gibi, doktorlar ve tıp uzmanları beslenme konusunda eğitimli değiller ve pratikte de bu konuda hiçbir şey bilmezler. Bu yüzden, bu araştırma Campbell tarafından birçok kişiye sunulduğunda, neredeyse inanılmaz olduğu düşünüldü ve görmezden gelinmeye devam edildi ve ediliyor da. Beslenme konusu olanğüstü ve muazzam bir konudur ve tıp eğitiminin ve pek çok hastalığın tedavisi için ana tedavi odağı olmalıdır. Ne yazık ki, doktorlar ilaç yazmak için eğitilmiştir. Bu korkunç bir şey ve pek çok hastalığın neden yok olmadığını ve hastalık oranların neden her yıl artmaya devam ettiğini gösteren sebeplerden bir tanesi olduğu söyleniyor ve hiç şüphesiz ki diğer ilgili faktörler de var. Sürekli çıkıp konuşan pek çok doktordan biri olan İngiltere’deki tanınmış bir doktor Dr. Asseem Malhotra, Avrupa Parlamentosu önünde, modern tıp eğitimi ve doktorlarının sahip olduğu genel bilgi hakkında konuşmuş ve ona göre doktorlar yanlış eğitilmekte, bilgilendirilmektedir.

İşler gerçekten değişiyor ve artık daha fazla doktor eğitilmeleri gereken alanlarda eğitiliyor. Doktorlar açısından bakıldığında, onların kendi kendilerini de eğitmeleri gerekiyor…

Campbell: “Kanserle ilgilenen kişiler ve kurumlar beslenmeye neredeyse hiç dikkat etmiyorlar, ya da zaman zaman bazı bilgiler ortaya çıktığında, bunu reddediyorlar, bu yüzden beslenme konusu hiç düşünülmedi. Bunun yerine kanserle başka şekillerde çalışmak istiyorlar; kemoterapinin nasıl çalıştığını görmek istiyorlar, kanser hücrelerini öldürmek istiyorlar, radyasyon ve benzeri şeyler yapmak istiyorlar, ancak beslenmeye dikkatlerini vermek istemiyorlar.”

“Beslenmenizde protein almak söz konusu olduğunda, et tek seçenek değil. Güçlü kanıtlar, et azaltmanın ve bitki bazlı proteinin arttırılmasının daha sağlıklı bir yol olduğunu göstermektedir. Her türlü etle olan beslenme, vejeteryan diyete kıyasla kalp hastalığı ve kanser riskini arttırmaktadır.

– Harvard Medical School (kaynak)

NYU Tıp Fakültesinde iç hastalıklar uzmanı tıp doktoru ve yardımcı doçent olan Michelle McMacken’e göre; bütün bitki besinlerinde bulunan protein, hastalık önleme ile bağlantılıdır:

 Bütün bitki besinlerinde bulunan protein, bizi birçok kronik hastalıktan korur. Eğer günlük kalori ihtiyacınızı bitkilerden karşılıyorsanız, protein alım miktarını izlemeye veya bitki bazlı protein takviyeleri kullanmaya gerek yoktur. Dünyadaki en uzun ömürlü insanları, “Mavi Bölgelerde” yaşayanlardır. Onların aldığı protein miktarı %10 iken, ABD’de bu ortalama % 15-20’dir…”

Beslenme fikrimiz nereden geliyor? Beslenme bilincinin arttığını ve yeni fikirlere açık olunmaya başlandığını görmek harika. Diyet/Gıda insanlarla tartışılması en zor konulardan biridir. Çünkü kollektif olarak bize faydası olmayan alışkanlıklar geliştirdik ve ayrıca gezegene, kendimize ve diğer canlılara zarar verdik.

İnek sütü gibi bazı yiyeceklerin gerekli olduğuna kesin olarak inandırıldık. Ancak, artık açıkça gözüküyor ki, bunlar bizim için gerekli değiller.

Buradan çıkaracağımız en büyük ders; kişisel eğitim ve keşif ve ayrıca beslenmenin sağlığımızın anahtar rolünde olduğunu ve birçok hastalık için önemli bir besin faktörü olabileceğini kabul etmektir. Gıda ilaçtır ve eskiden sentetik kimya ile tanışmadan önce yaptığımız gibi gıdaları kullanarak tedaviye başlamanın tam zamanıdır.

Belki de insan topluluğu olarak, hastalıkları önlemek ve onlarla savaşmak için beslenme değişikliklerini düşünmenin zamanı gelmiştir…

Çeviri: AylinER
https://www.collective-evolution.com/2019/01/30/scientist-milk-from-cows-has-the-most-relevant-carcinogen-ever-identified-turns-on-cancer/

Check Also

Beyne Yerleştirilen ve Depresyonla Savaşan İmplantlar

Beyne yerleştirilen ve depresyonla savaşan implantlar gerçekliğe bir adım daha atıyorlar! Sessiz bir alana yerleştirilen ...