Hayvanlar birşeyleri bilebilirler mi?

Kenya Nairobi, David Sheldrick Vahşi Yaşam Koruma Vakfı’nda çalışanlara göre filler, daha önce hiç gelmemiş olsalar bile burada kendileriyle ilgilenileceğini biliyorlar. Merkezle bağlantısı olmayan ama olanları tanıyan filler, ilgilenilmesi gereken yaralanmalar ile ortaya çıkıyorlar. Bu da sadece soyut bilgi değil, aynı zamanda bu bilginin oldukça sofistike şekilde iletilmesidir.

İnsan dışındaki hayvanların ne kadar bilgi sahibi olduğunu değerlendirmek zordur. “Zihin Kuramı” –diğerlerinin farkında olduğu şeyleri bilme yetisi- olarak bilinen özelliğin,  çok kesin olmamakla beraber fillerde, şempanzelerde, papağanlarda, yunuslarda ve kuzgunlarda bulunduğu belirtilmektedir.

Hatta yunuslar yeterince ilme sahip olmadıklarını bile biliyorlar. Eğer bir yunusu “duyduğun bu sesin frekansı düşük müydü yoksa yüksek miydi?” sorusunu cevaplayabilecek şekilde eğitirseniz çok mantıklı cevaplar verir ve hatta cevap net değilse “bilmiyorum” bile diyebilir. Bazı primatlar cevap veremedikleri bir soruyla karşılaştıklarında, spontane olarak daha fazla bilgi arayışına giriyorlar. Bu da gösteriyor ki, hem bilmediklerini biliyorlar hem de bunu değiştirebileceklerini biliyorlar.

Soyut ilmi düşündüğümüzde işler daha da karmaşık görünüyor: Ağırlık ve güç gibi soyut özellikleri anlayabilme yeteneği; bir deneyimde elde edilen deneyimi daha sonra farklı bir ortamda kullanmak üzere saklamak.

Büyük maymunlar içgüdüsel olarak bilirler ki,  bir tahterevalli üstündeki tıpatıp aynı iki kupadan, daha aşağı pozisyonda olan kupanın içinde yemek olma olasılığı daha fazladır. İngiltere St Andrews Üniversitesi’nde hayvan bilincini inceleyen Christoph Voelter “İlk kupa için spontane bir tercih içinde bulunurlar. Dünya hakkında belirli bir fiziksel ilme sahip görünüyorlar. ”

 Diğer taraftan İskoçya’daki kargalar “nasıl yapılır” kısmını bilmezler ve yemeği alabilmek için kaldıraç üstündeki en fazla gücü harcayan taşı belirlemede hatalar yaparlar. Bunun yerine deneme yanılma yöntemini kullanıyor gibi görünüyorlar.

Büyük Ahtapot Kaçışı

Kaybettikleri ödüllere karşı pişmanlık duyduklarına ve diğer hayvanların hileli davranışlarını bildiklerine dair hayvanlar ile ilgili kanıtlar mevcut. Ama bir hayvanın ruh halini sadece gözlemlerimizden çıkarabiliyoruz ve çıkarımlar nadiren tüm hikayeyi anlatabilirler. Mesela havuzun kapısının açık bırakılması nedeniyle Yeni Zellanda Ulusal Akvaryumundan kaçan ahtapotu ele alalım. 8 bacaklı bir koşucunun bunu yaptığı, 50 m uzunluğundaki atık su borusunun denize açıldığını bildiği veya algıladığı düşünülecek olursa, orada bulunmak istemediği sonucunu çıkarabiliriz. Ama nihayetinde bu kaçışın planlı olup olmadığını bilemeyiz.

Şempanze Santino ise kesinlikle bir planlamacı. İsveç’deki Furukiv Hayvanat Bahçesi’nde ziyaretçilere bir şeyler atmak isteyeceğini biliyordu. Dolayısıyla içinde bulunduğu kafesin duvarlarını fırlatmak üzere küçük parçalara ayırarak bir yığın elde etti. Vahşi yaşamdaki şempanzelerin kahvaltı hazırlığı yaptığı, ne yiyeceklerine, nerede yiyeceklerine ve ne zaman yiyeceklerine önceden karar verdikleri gözlemlendi.

Ama hala çok önemli eksik parçalar var. Kendisine yeni bir nesne verilen bir insan yavrusu bunu çok detaylı inceleyecek, tüm özelliklerini gözden geçirecektir. Voelter: “İnsanlar  dünyanın nasıl işlediğini anlayabilmek için bu normal ve sistematik deneyleri yapmaktadır. Şu ana kadar diğer primatların da aynı olduğuna dair bir kanıtımız yok.”

Doğuştan gelen bu merak ve muazzam dil yeteneğimiz sayesinde, etrafımızdaki sistemler ve nesneler hakkında çok büyük ve eşsiz soyut bir bilgi havuzu elde ediyoruz. Bir şempanzeye kuantum fiziğini öğretemezsiniz.

Ama hayvan yeteneklerini aşağılamamalıyız. Ne de olsa kargalar sizin kim olduğunuzu bilirler ve yıllar boyunca size kin besleyebilirler. En azından nerede yaşadığınızı bilmiyorlar. John Marzluff: “Benim deneyimime göre kargalar kin besledikleri kişiye saldırmak için evin dışında bekliyor olabilir.”

Michael Brooks

Çeviren : Sıdıka ÖZEMRE
New Scientist Dergisi 1 Nisan 2017

Check Also

Özgür İrademiz Bir İlüzyon