“Hastalarıma mesaj: SÜT MEKTUBU”

Seton Medikal Merkezi Genel Cerrahi Göğüs Bölümü Başkanı’nın  Hastalarına mektup şeklindeki “süt” hakkında detaylı olarak yazdığı bilgilerin bazı önemli kısımları aşağıda özet şeklinde derlenmiştir:

  • Şaşırabilirsiniz ama dünyadaki pek çok insan kendilerini hasta etmesinden dolayı ya süt içmiyor ya da inek sütü kullanmıyor.
  • 1500 makale içinden 500den fazlasıda yazarlar, inek sütünün harika bir gıda olmadığını ve yan etkilerinin mevcut olduğunu, bu gıdanın gıda endüstrisi tarafından bizlere “mükemmel gıda” olarak manipüle edilmekte olduğunu belirtmektedir.
  • Süt,  yeni doğan yavrunun sütten kesilme zamanı gelip kendi türü için gerçek gıdalarla beslenene kadar anne tarafından salgılanan kendi türü için zengin besleyici değeri olan bir besindir. Bundan ne daha fazla ne de azı.
  • Her memeli türünün sütü kendi türünün ihtiyaçları için özel olarak üretilmiştir.
  • Biyokimyacılar ve fizyolojistler ve nadiren doktorlar yavaş yavaş her bir türün kendine has özel gıda ve elementlerine sahip olarak gelişmekte olduğunu öğrenmeye başlamışlardır. Buna göre, bizler bir dana gibi çok büyük kas grupları ya da yoğun iskelet gelişimine ihtiyaç duymayız. Bizler için esas önemli olan, ileri nörolojik gelişme ve hassas nöromüsküler kontrolüdür. Yeni doğan insanın özellikle ihtiyacı olan şey; beyin, omurilik ve sinirler için gerekli olan önemli materyallerdir.
  • Süt’ün oluşturduğu rahatsızlıklar hakkında yapılan çeşitli çalışmalardan çıkan bazı sonuçlar;

Salmonella, E. Koli, stafilikoksal enfeksiyonların oluşumu incelendiğinde süte kadar uzanmakta. Ekiden tüberkiloz hastalığının yaygın oldğu zamanlarda sütün en iyi çiğ gıda olduğu düşünülmekte ve çokça tükeltilmekteydi. UCLA’daki yapılan çalışmada 1980-1983 arasındaki salmonella enfeksiyonu görülen tüm vakalar araştırıldığında, üçte birinden fazlasında çiğ gıda olan sütün izlerine rastlanmaktadır.

İngiltere ve Galler’de halen çiğ süt yoğun miktarda tüketilmekte ve süt ile oluşan yaygın hastalıklar görülmektedir.

Amerika Tıp Birliği Dergisi, insanlarda çoklu-durumlu enfeksiyon serisi patorize olmuş sütteki Yersinia enterocolitica ile oluşmaktadır.

Finlandiya’daki bir çalışmada şeker hastası çocukların inek sütüne karşı yüksek seviyede serum antikora sahip oldukları bulunmuştur.

Norveç’te 1422 birey 11.5 yıl takibe alınmış ve günde iki veya daha fazla bardak süt tüketenlerde lenfetik organlardaki kanser vakaları 3.5 kat daha fazla görüldüğü tespit edilmiş.

Allan S. Cunningham of Cooperstown’un  yazdığı makalede yer veridiği çalışmasından çıkan sonuç göstermektedir ki; Yeni Zelanda, Amerika ve Kanada’da en fazla et ve süt ürünleri tükenten ülkelerin başında gelmekte ve Japonya, Fransa gibi bazı ülkerle de en az tükentenlerden ve Japonya’dan Amerika’ya göç eden kişiler incelendiğinde hastalık modellerinde, lenfoma frekansında artışta ve “genetik korunmada” eksiklik gözlemlenmiştir.

Sonuçta, Dr. Kradjan hastalarına ve tüm insanlara şöyle seslenmekte:

Sağlığınız için süt içmeyin, süt dietinizin besin değerlerini ve güvenliğini azaltmaktadır. Çocukluğumuzdan bu yana şartlandırıldığımız, “süt doğanın mükemmel besinidir” düşüncesinin değişmesi belki zor olacaktır ama size garanti ederim böylece, hem de bir şey harcamadan daha sağlıklı olacaksınız. Ne kaybedersiniz ki?

Kaynak: http://www.notmilk.com/kradjian.html
Çeviri: AylinER

Check Also

cip

Çip Üzerindeki Beyin-Kan Bariyeri ‘Sessiz Katile’ Yeni Bir Işık Tutuyor

Özet: Araştırmacılar, nöroinflamasyon çalışmalarında, yeni bir çip sistemi üzerindeki kan-beyin bariyerinin kullanıldığını bildiyorlar. Kaynak: Vanderbilt ...