Hamilelik Dönemi Stresi Ve Bebeğe Yansımaları

Prenatal(Doğumöncesi) Maternal Stres nedir (PNMS)? 

bebe1

Kadınların çoğunluğu hamilelik süresince bebeğin gelişimini sigara, alkol ve uyuşturucunun etkilediğini düşünmektedir. Onların bilmedikleri şey; hamilelikte yaşanan stresin de fetüsün gelişiminde belirgin bir sonuca yol açabilen bir risk faktörü olduğudur. Aslında hamilelikte yaşanan stres, bebeğin sağlık durumunu, gelişimini ve bebeğin bağışıklık sisteminin fonksiyonu ve onun bilişel gelişimi üzerinde kalıcı etkiye sahiptir.

Kronik Stres Akut Strese Karşı

Kronik stres, örneğin; işsizlik, süregiden aile ya da evlilikle ilgili  uyumsuzluklar, kavgalar, hamile kadın ve bebeği üzerinde gerçek anlamda sonuçlar oluşturan bir çeşit strestir.

Akut stress ise, bir kişinin çevresi ya da koşullarındaki ani stresli değişimdir. Hayvan araştırmalarında, akut stres ani yüksek ses yayarak ya da belirli bir zaman dilimi içinde kapalı bir çevrede hayvanı alıkoyarak oluşturulabilir. Ancak, insanla yapılan araştırmalarda bu gibi testler tabii ki imkansızdır. Ancak, bazı yaşamsal olaylar, örneğin; eşin vefatı, savaş, ya da doğal felaketler laboratuvar ortamlarındaki durumlara çok benzer etkiler yaratabilir.

Objektif Stres Sübjektif Strese karşı

Stresin etkileri sadece stresli bir ortama maruz kalınan bir fonksiyon değil ayrıca bireyin stresi algılamasıdır da. Prenatal stresi tam olarak değerlendirmek için,objektif stres ile sübjektif stres arasındaki farkı anlamak önemlidir.

Objektif Stres

Objektif stres, birey tarafından zorlukla deneyimlenenlerin ölçülebilir miktarına işaret eder.

Bu strese katkıda bulunabilecek faktörler şunlar:

-Bir fırtanayı takip eden elektriksiz geçen gün sayısı

-Gerçekleşen zararlar-kayıplar (para ve mülk gibi)

-Günlük rutinlerin değişimi

-Olası tehditler (güvenlik ya da emniyet konuları)

– Bir olayın süresinin uzunluğu

Sübjektif Stres

Sübjektif stres, bir bireyin travmatik bir olaya karşı reaksiyonunu ölçer. Birey yüksek objektif strese ama düşük sübjektif strese sahip olabilir.Örneğin; bir durumda kontrol altında tutulduğundaki ya da fırtınanın ortasında sakin kaldığındaki his. Sübjektif stres, olayların psikolojik tepkisini belirleyen anketlerle değerlendirilebilinir.

Suzanne King’ın ekibinin Prenatal Maternal Stres-Doğum Öncesi Maternal Stres (PNMS) üzerinde yaptığı araştırmadan ortaya çıkan şaşırtıcı sonuçlar, göstermektedir ki; objektif stres, sübjektif strese göre fetal-cenin gelişimi üzerinde daha fazla etkiye sahip.

Bu stres nasıl anneden fetüse iletilir?

bebe2 Prenatal maternal stresin fetüsün gelişimini nasıl etkileyebileceğini anlamak için, stres tepkisinin ardında yatan bazı biyolojik bilgilere sahip olmak gerekir.Strese tepki,beyinden, böbreğe bitişik olan böbreküstü beze kadar bedendeki bazı organ ve sistemleri içerir.

Proses, tehditi değerlendiren ve fizyolojik ve davranışsal olarak olan uygun tepkileri işleme sokan, bir stres etkeninin beyni uyarması ile başlar ve bu, böbreküstü bezlerden kan dolaşımına kortizol ve glukokortikoid gibi kortikoyid salgılanması ile  sonuçlanır.

Kortikoidler, bir bireyin strese karşı “savaş ya da kaç” tepkisini tetikleyen moleküllerdir. Kortizol,prenatal stres ve bebek doğumları arasındaki bağdır. Prenatal maternal stres, annedeki artan kortizol seviyesi ile bağdaştırılır. Daha da fazlası, maternal ve fetus kortizol seviyeleri arasında lineer bir ilişki olduğundan dolayı, annedeki kortizol seviyesinin nispeten artaması, fetüsteki kortizolün nispeten daha büyük artışına eşittir.

 Bir fetüs en çok ne zaman doğum öncesi  maternal strese duyarlı olur?

 Zamanlama herşeydir.Özellikle de, prenatal maternal stres (PNMS) için. Yeni bir araştırmadan ortaya çıkan  tespitlere göre; prenatal- doğum öncesi stres için ilk iki 3 aylık dönemin en önemli devreler olduğunu göstermektedir.

Bu iki periyod özellikle önemlidir:

-10. Haftada, embriyo fetus olur ve hareket etmeye başlar. Hayati organlara sahiptir. Bu zaman süresince, beyin dakikada yaklaşık 250.000 yeni nöron oluşturur. Buna nörojenez-hücre doğumu denir.

-24 ve 30. Haftalar boyunca, sinir hücre bağlantıları oluşmaktadır. Kimyasal sinyallerin rehberliğinde, nöron prosesleri hedeflerini tespit eder ve bağlantıyı oluşturur.Nöronlar arası iletişim başlar. Buna da sinaps gelişim süreci denir.

Hamileliğin bu kritik periyodlarında aşırı strese maruz kalma, gelişen yapıları etkiler ve dolayısıyla fiziksel, bilişsel ya da davranışsal çıktıları da ona göre belirler.

Örneğin;Suzanne King ve meslektaşları tarafından 1998’deki buz fırtınası sonrasında yapılan araştırma şunları göstermektedir:

-Yüksek objektif PNMS stresi, 2 yaş çocuklarında düşük entellektüel ve dil becerileri ile bağdaştırılmıştır.Bu 2 yaş çocuklarında objektif PNMS stres etkilerinin SADECE iki ya da ikinci 3 aylık dönemde maruz kaldıkları bu stresten dolayı olduğu gözlemlenmiştir.

Stresin Fetüs Üzerindeki Etkileri

 Hamile annenin  stresli durumlara maruz kalması çocuklardaki bilişsel, davranışsal ve fiziksel gelişimi etkileyebilmektedir Buna ek olarak da, otizm, depresyon gibi diğer sağlık sorunlarına sahip olma riskini de artırmaktadır.

 İdrak-Kavrama Üzerindeki Etkisi

bebe3 İnsanlar üzerinde yapılan pek çok araştırma tespitleri, akut doğumöncesi-prenatal stresin çocukların idrak-kavramalarını ya da düşünme becerilerini etkilediğini göstermektedir. Bu çalışmalar, annenin hamilelik süresince ve çocuklar büyüdükçe onu takip eden süreçte sahip olduğu stres seviyelerini değerlendirmeyi de içerir.

Çocukların, entellektüel ve dil becerilerini gösteren  bilişsel yeteneklerini belirlemek için testler uygulanır.

Araştırma örnekleri:

– Douglas Enstitüsü tarafından yürütülen çalışmada, şiddetli buz fırtınası süresince ve sorasında, bu fırtınanın hamile kadınlar ve çocukları üzerinde etkileri bebe4incelenmiştir. Düşük objektif stres seviyelerine maruz kalanlara göre yüksek objektif stres seviyelerine maruz kalan çocuklar daha düşük bilişsel ve dil becerileri sergilemektedir. Bu eğilim, 2, 5 ½  ve 8 ½ yaşlarında gözlemlenmiştir.

– Hollanda’da yapılan bir çalışmada da, prenatal stres, 3 ve 8 aylık bebeklerin performansı ile bağdaştırılmıştır. Hamileliklerinin ortasındaki bir devrede stres hormonu olan kortizolü yüksek seviyede olan kadınların, çocukları diğer yaşıtlarına göre bilişsel testlerde daha düşük sonuçlar elde ettikleri tespit edilir. Bu etki, daha küçük çocuklara göre daha büyük çocuklarda daha net ve bariz gözükmektedir.

– New York, Rochester’da yürütülen bir başka çalışmada da klinik tedavisi alan, yüksek riskli hasta olan hamile kadınlar incelenir. Bu çalışma da hamilelikteki stres ve endişe ile annedeki artan kortizolla ilişkilendirilmiştir. Buna ek olarak, araştırmacılar bu prenatal strese maruz kalındığındaki salgılanan kortizolün 17aylıkken bebeğin düşük bilişsel beceriye sahip olmasına neden olduğunu da düşünmekteler.

Davranış Üzerindeki Etkileri

 Prental maternal stresin çocukların davranışlarını etkilediğine dair tutarlı kanıtlar mevcuttur. Strese maruz kalan çocuklar, dikkat etmede zorlanabilir ve agresif, sinirli tavırlar sergileyebilirler.

Bu konudaki bazı araştırmalara örnekler:

– Douglas Enstitüsü’nde Buz Fırtınası Projesi’ni yöneten Suzanne King ve ekibi,  fırtına boyunca ve sonrasında hamile kadın ve çocuklarını incelerler. Onların incelemeleri  neticesinde, anne karnında yüksek objektif stres, sübjektif stres ya da her ikisine maruz kalan çocuklarda davranış güçlükleri, bozuklukları gözlemlenir: Anaokula gittiklerinde yüksek oranda dikkat problemine sahip olmuşlardır. Ayrıca, bu çocukların yüksek sübjektif stres yaşayan anneleri de büyük olasılıkla depresyon problemlerine sahip olmuşlardır.

  • Tulane Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada da, Katrina kasırga sonrası etkilerinin Mississippi’de devlet destekli konutlarda yaşayan çocukların % 55.3’ünde daha önce olmayan ancak fırtına sonrasında oluşan duygusal ve daranışsal zorluklara sahip oldukları görülmüştür. Katrina fırtınasından 21 ay sonra, Mississippi’li çocukların %25.4’ünde ve Louisiana’lı çocukların da %37.1’inde davranışsal bozukluklar gözlemlenmiştir.

– New York, Rochester’da yürütülen çalışmada da, klinik tedavisi alan yüksek riskli hasta olan hamile kadınlar incelenir ve prenatal stresi erkek çocuklarında artan korku reaktivitesi ile bağdaştırlır.

 Fiziksel Etkiler

bebe5 Yakın zamanda yapılan araştırmalar, gebelikle ilgili komplikasyonlar, düşük doğum ağırlığı ve geç fiziksel gelişim, bunların hepsinin de prenatal maternal stresten etkilenerek ortaya çıkmış olabileceğini göstermektedir.

Araştırmalara örnekler:

-Douglas Enstitüsü’nde Buz Fırtınası Projesi, hamile kadınları ve çocuklarını fırtına süresince ve sonrasında incelemiştir.Tespitleri şunlardır: Gebe kalmadan önce ve hamileliklerinin ilk 3 aylık döneminde buz fırtınasına maruz kalan kadınlarda belirgin bir şekilde gebelikle ilgili komplikasyonlar oluşmuştur.

– Quebec’de gerçekleşen buz fırtınası araştırmasını yapan araştırmacılar da, araştırma sonrasında stres süresi ile belirli fiziksel değişimleri bağdaştırmışlardır. Örneğin; parmak uçlarında kabarık çizgiler. Parmakucu gelişimi 2. 3 aylık periyodda olmaktadır ki bu devrede önemli beyin yapıları da gelişmektedir ve parmak uçlarındaki herhangi anormal bir gelişimi, psikolojik gelişim üzerinde önemli implikasyonlara sahip olabilmektedir.

– Araştırmacıların tespitleri göstermektedir ki;  parmak uçlarında oluşan asimetriye sahip olan çocukların anneleri hamileliklerinin 14 ve 22 haftaları süresince elektrik kesintisine maruz kalmışlar,bu süre içinde elektrik olmadan yaşamışlardır. Objektif strese maruz kalma, tüm data incelendiğinde bir dereceye kadar asimetri ile bağdaştırılmıştır. Hamile kadınların yüksek sübjektif stres derecelerine sahip olmaları da bebeklerinin daha yüksek asimetriye sahip olmalarına neden olabilmektedir.

Bu sonuçlar, çevresel durumların ve annenin duygusal durumunun fetüsün hassas gelişimindeki önemini gözler önüne sermektedir.

Zihin Sağlığı Üzerindeki Etkiler

 Stresli olaylara karşı prenatal stres yaşamanın, çocuklarda artan otizm, şizofreni ve depresyon riski ile bağdaştırlmaktadır.

Araştırma örnekleri:

-Ohio’da yapılan bir araştırmada; iş kaybı ya da eş ölümü gibi doğum öncesi stresli olaylarla karşılaşan kadınların çocuklarının otizme sahip olma olasılığınıın daha yüksek olduğunu tespit ederler.

– Finlandiya’da yapılan bir çalışmada da, annelerinin karnındayken babaları ölen bebeklerin belirgin şekilde daha sonra psikiyatrik rahatsızlıklardan dolayı tedavi edildikleri tespit edilir.

Anne karnındayken şiddetli kasırga yaşan çocuklarda da şizofreni vakalarında artış gözükmektedir.

Prenatal Maternal Strese Karşı Olası Müdaheleler

Akut stresle karşı karşıya kalan hamile kadınlar için, bu stresin azalmasına yardımcı olabilecek rahatlatıcı ortamlara ayarlanabilir. Ancak, bu her zaman mümkünbebe6 olmayabilir. Özellikle, doğal afetlerle yüz yüze gelindiğinde. Araştırmacılar, aktif olarak, bu oluşumların etkilerini sadece anne ve çocuk için değil ayrıca toplumun bütünü için de daha aza indirmenin yolları konusunda çalışmaktalar.

Doğum Önce Olası Müdaheleler

 Müdaheleler, hamile kadına kriz esnasında hafif tepki vermesine yardımcı olabilir. Bu müdahelelerin amacı, endişeyi kaldırmak ve bir kontrol hissi sağlamak.

Başarılı bir müdahele için gerekli unsurlar şunları içerir:

  • Güvenlik hissi
  • Sakinleştirici etki
  • Kendine ve topluma faydalı olma hissi
  • Bağlanmışlık hissi
  • Umud

Kriz müdaheleri, terapi, problem çözme tavsiyeleri, yardımlaşma grupları, eğitim ve psikoterapi içerebilir. Bebek bekleyen annelere bebeklerinin sağlıkları için endişelendiklerinde ilave ultrason testleri ve eğitim sağlanarak, onların kaygıları azaltılabilinir.

Aşağıdaki halk sağlığı önlemleri kriz zamanında yardımcı olabilir:

  • Önlem sırasında zihinsel sağlığı desteklemek
  • Önlemden müdaheleye kadar her türlü adımda sürekli bir hizmet sunmak
  • Toplumsal işbirlik ve okul bağlantılı hizmetler yaratmak
  • Kültürel anlamda hassas hizmetler yaratmak

Doğum Sonrası Olası Müdaheleler

Bu alanda insanlarla çok az çalışma yapılsa da, araştırmacılar ve klinik çalışanları, doğum öncesi stresin bazı etkilerinin tersine çevrilebileceğine inanmaktalar. Doğum sonrası doğru ortam ve destek verilerek, çocukların çekebilecekleri ilk zorlukların üstesinden gelebileceklerini düşünmekteler. Örneğin; bir çalışma, sağlam çocuk-ebeveyn ilgisinin, doğum öncesi yaşanan kortizol etkisinin bilişsel gelişim üzerindeki etkilerini düzeltebileceğini göstermektedir.

Çeviren: AylinER
http://www.douglas.qc.ca/info/prenatal-stress

Check Also

interconnected bölüm 1 – Mikrobiyom – 2/2