Hak Bir Gönül Verdi Bana – Halil Necipoğlu

Hak bir gönül(bilinç) verdi bana

Hak esma kuvvelerini kendinde cem etmiş zat (beynin hakikatı, derunu).Gönülden mana beynin işlevi sonucu büründüğü bilinç.. Kişide 120.gün takdir edilmiş beynin veri tabanının oluşumu ve bu veri tabanının suretler şeklinde kendini seyri.. İLİM SIFATI İLE İŞARET EDİLEN “DATA”, HOLOGRAM OLARAK DALGA OKYANUSUNA (KAİNAT) VE BU OKYANUSDAKİ BİLGİLERİ ÇÖZEN BEYİNLERE BÜRÜNÜYOR! BÖYLECE TERKİBE GİREN  BU İLİM(BİLGİ PAKETLERİ HALİNDE-RAB) BEYİNLERDE “SEN” İSMİ ALTINDA KENDİSİNİ SEYREDİYOR, SENDE SENDEN GİZLİYEREK KENDİNİ!!

“Ancak biz “Hak” kelimesiyle bu Esmâ ül Hüsnâ’yı, bu Esmâ ül Hüsnâ’ya sahip olan varlığı kastederiz. Yani, bu isimlerin mânâlarının tümünün sahibini!..”

http://ahmedhulusi.org/kitap/insanvesirlari1/insan-ve-sirlari-1-sayfa-084.htm

 

Ha demeden hayrân olur

Beynin 6 saniye önce sırrı, fiil manayı doğurmaz. Her AN mana manaya bürünür(O her AN yeni şandadır!). Yaptıklarımız manaları oluşturmaz, manalar yaptıklarımızı oluşturur. Sebep ve sonuç algısı yanılgıdır. Mana(sebep) DEĞERLENDİRİLİP (BASİYR) manaya(sonuca) bürünür ve bu yeni şan alış efal aleminde sebep sonuç olarak algılanır(ilmiyle ilmini ilminde seyir). Önce beyin hayran olur,sonrada bilincin diline bürünüp hayran oldum der. Her fiilimizin biz açığa çıkarmadan evvel beyinde (ilim boyutunda) oluşturulduğunu ve oluşturulan bu manaların SURETLER OLARAK bilinç ile  seyredildiğini ifade eder..

http://okyanusum.com/belgesel/6-saniye-once/

http://okyanusum.com/belgesel/bolunmus-beyin/

“ARZDA (bedeninizde – dış dünyanızda) VE NEFSLERİNİZDE (iç dünyanızda) SİZE İSÂBET EDEN HİÇBİR MUSÎBET YOKTUR Kİ, BİZİM ONU YARATMAMIZDAN ÖNCE, BİR KİTAPTA (ilim boyutunda oluşmuş) OLMASIN!..” (57.Hadiyd: 22)

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/kader-konusunda-bilgiler.htm#ixzz2yxlld2Gw

 

Bir dem(AN) gelir şâdân(mutlu,gülen) olur

Beyin kendindeki verilere (şartlanmalar, değer yargıları) GÖRE uyumlu sonuçlar açığa çıkarırsa (serotonin hormonu işlevi)  BİLİNÇ mutlu,sevinçli olur. Her bir şartlanma ve değer yargısı nefs’in hakikatine perde olur.

“Tabiat ve şartlanmalar perdelerinin kalkması, akılla mümkündür.”

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/nefsin-hakikatine-iman.htm

 

Bir dem gelir giryân(mutsuz,ağlayan) olur

Beyin kendindeki verilere (şartlanmalara, değer yargılarına)  GÖRE uyumsuz sonuçlar açığa çıkarırsa BİLİNÇ mutsuz,hüzünlü olur.

“Hastalıkların çok önemli bir kısmının sebebi strestir!.. Stres ise “Rabb-ül âlemîn”den perdeliliğin sonucu olarak yaşanan bir hâldir!”

“Gübre böceğinin mutluluğu gübrede yaşamaktır; arının mutluluğu güllerde dolaşmakta! Siz…Gübre böceğini güllerde yaşatıp, arıyı gübreye batırırsanız, “Rabb-ül âlemîni tanımıyorsunuz demektir!”

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/yanmamak.htm#ixzz2yr5UCoWn

 

Bir dem sanasın kış gibi

1. mana:

Soğuk, “cana yakın” olmayan, merhametsiz BİLİNÇ.. Taş kalpli sözünün karşılığı. Kesret boyutundaki bilinç.

2. mana:

İlim boyutunda kendini tanımış BİLİNÇ(“ben” i olmayan bilinç) farkındadır ki, yaz, kış, rüzgar, yağmur, kar, gece, gündüz, sıcak, soğuk, yer, gök vs.. herşey kendisindeki mananın(İLİM-DATA) suretlere bürünmüş halidir,KENDİDİR! Kah rüzgar olup eser saçlarını tarar, kah kar,yağmur olup yağar rahmet olur toprağa! O dilediği manaya bürünür, ve beyin aynasından kendini seyreder. Sınırı, şekli, kokusu, görüntüsü,vs yokdur! Duyular O’nun tanınması(seyri) için algılanan mana suretleridir!

http://www.ahmedhulusi.org/video/beynin-sirlari.htm

 

Şol zemheri(kışın en şiddetli zamanı) olmuş gibi 

1.mana:

Bilicin merhametsizlik halinin zirve yaptığı öfke,kin, nefret patlaması.. Kesret boyutundaki bilinç.

2.mana:

Sıfat tecellisine eren BİLİNC’in dünyasıNIN helak olması, ölümün tadılması (hakkel yakin ölmeden evvel ölmek sırrı). Fetih sırrı ile yeni boyutların uygun bedenlerine bürünüp O boyutları seyredip O boyutlarda B sırrı ile halife olarak hüküm süren BİLİNÇ.

“Fizik(biyolojik beden) yaşamına devam ederken, ruh dediğimiz dalga bedenin (ışınsal bedenin) bağımsızlığını kazanma hâli”

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/fetih/

 

Bir dem beşâretden(sevindirici haber) doğar 

1.mana:

Beyne uyumlu bir mananın(müjde,iyihaber) girmesi sonucu oluşan mutluluk hali öfkeyi ortadan kaldırır,öfkeden sevinç doğar.

2.mana:

Kur’an (Muhteşem BİLGİ Kaynağı) müminler için müjdedir(Özlerini hatırlatıcı). “Kur’an ve insan ikiz kardeştir” sözünü hatırlayalım. Özündeki sıfat boyutunun Hakikat-i Muhammedi olduğuna iman(akılla idrak edilemez,iman edilmeli) edenlerin O’ndaki kuvveler ile kuvveleneceği müjdesi (dua ederken salavat getirme sırrı). Ve dahi ALLAHU EKBER zikrinin manasını anlayanların(ZAT’i ilim tecellisi) bu müjdeden daha başka bir müjde ile müjdelenmesi?

“ “ZÂT”I TANIMA MERTEBESİ{Zâtıyla zâtını bilişin, âlemde zuhur yollu izhârı için meydana gelen bir şan “NEFS’i hür olanlara mahal kılınan Mutlak mânâda “NEFS”=”BEN”-Velâyetteki “Ulül Azîm” mertebesi-“Aktabiyet” veya “Müferridun”luk durumunun hâsıl olduğu Muhammedî meşreb-“Tenzih” ile “Teşbih” görüşünün eşit ağırlıkta sentezi olan “Tevhid” müşahedesinin oluştuğu mertebe-Kalbleri(bilinçleri) Allah’ın ilmiyle dolu bir halde hadsiz hesapsız sırlarla dolu “HÜR” zevâtın mahalli}”

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/zat/

http://okyanusum.com/inan-ay/muhtesem-irsal/

 

Hoş bağ ile bostân olur

1.mana:

Kışın (merhametsiz bilinçde) açamayan çiçekler(mutluluk,huzur,sevgi) beşaret sırrı ile açar,çiçek bahçesi ortaya çıkar.

2.mana:

Beyinde Ben”lik zannı ile beslenen BİLİNÇ, Hakikati Muhammedi(MUTLAK TEK BİLİNÇ OLARAK) olarak kendini tanıyınca ( Terkip kalkar.Benlik ZANNI “yok” olur.Baki olan ALLAH’tır! ) kendi bir bahçe, cümle kainat ve içindekiler ise kendindeki çiçekler olur. Burdaki işareti iyi anla! Basir olarak bak ve gör.

“ “Mübdî marifet” sırrı denilen Rabbinin, yani seni meydana getiren Esmâ terkibinin sınırlarını genişleterek, kaldırarak; Allâh‘ı tanıyacaksın.”

http://ahmedhulusi.org/kitap/insanvesirlari1/insan-ve-sirlari-1-sayfa-091.htm

“ ”Allah Bâkidir!” demek; “fâni ve fenâlık sözkonusu değildir” demektir.”

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/beka/

 

Bir dem gelir söyleyemez

İki lafı bir araya getiremez. Kendini ifade edemez. Hak’kı anlatamaz. Beynin nöron ağları arasındaki ilişkiye işaret.Bilginin dilden kendini dışarıya vurmamayı dilemesi. Hakikat ilmini hazmedemeyeceklere bu ilmin söylenmemesi. Geçmişte bu sırrı halka açanların akıbeti ne olmuş dileyen araştırsın..

“Şimdi gelelim her şey hakkında değerlendirmelerimizi yapan beyine!..Her şeyi değerlendirme mekanizmamız olan beyin, mevcut, algılaya geldiğimiz terkibi itibarıyla kimyasal bir bileşimdir.”
http://www.ahmedhulusi.org/yazi/beynin-fonksiyonlari-hakkinda.htm#ixzz2z2MPBL9Q

 

Bir sözü şerh eyleyemez

Konuşma,görme,duyma hep beynin kendine gelen bilgileri değerlendirip onlara ilmi suretler(koku,görüntü,tat,ses,dokunma algısı) giydirmesi..Beyin değerlendirmeyi dilemesse dil konuşamaz, göz göremez.. Peki beynin kendide bir hologram olduğuna göre beyin ile değerlendiren(gören,duyan,konuşan,bunları DÜŞÜNEN) kim??

http://okyanusum.com/video/hologram-video/maddenin-ardindaki-sir/

 

Bir dem dilinden dürr(inci tanesi) döker

Beyin kendindeki tefekkür gücü yeterli ise hakikat denizinin en derinlerine dalıp ordan inciler(ilim) toplayabilir ve dilerse bu ilmi bilinçte açığa çıkarır.

Dertlilere dermân olur

Tefekkür gücü yetersiz olanlar(OKUYAMAYANLAR, dertliler, beyinde gerekli nöron ağını oluşturamamış olanlar) bu incilerden faydalanır. Kimileride bu sırada dünya peşinde koşar..

 

Bir dem çıkar arş üzere

Vahdet(TEKLİK) boyutu. Bilinç hakikat ilmi(ledün) ile lütfu ilahi sonucu çok boyutlu tek kare resmi seyredebilir, O ‘nun kendi olduğu İDRAKI ile..Mardiye ve Safiye bilinç mertebeleri..

“TEK’in İlim sıfatının, “Müriyd” ismiyle işaret edilen İrade sıfatı aracılığıyla Kudrete dönüşerek, kesrete ait ilmî sûretleri meydana getirdiğini; bu ilmî sûretleri hâvî mücerred meleğin, kendisinden açığa çıkma mahalli olan “RUH” adlı müşahhas meleğe dönüştüğünü, bundan meydana gelen hamele-i arş denen müşahhas meleklerin varlığını ve boyut boyut bunlardan meydana gelen diğer müşahhas melâikenin varlıklarıyla evren içre nice evrenlerin ve sair varlıkların oluşumunu müşahede ederler.”

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/vahdetvekesretgercegi.htm#ixzz2z2QuLBav

 

Bir dem iner taht-es-serâ (toprak altı)

Kesret boyutu.Bilinc’in kendini et kemik beden ZAN edişi ve bu idrak ile girdiği yaşam boyutu (toprak altı). İlmine göre içinde bulunduğu mertebe.. Emmare, levvame, mülhime, mutmainne ve radiye nefs mertebelerindeki bilinç.

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/allaha-ulastiran-basamaklar.htm

 

Bir dem sanasın katredir( damla )

MUTLAK BİLİNÇ (Hakikati Muhammedi) olarak kendini tanıyamayan bilinç kendini et kemik beden olarak tanır. Et kemik beden olmadığını,bilinç olduğunu anlasa bile hala kendini TEK‘lik denizindeki bir damla su(cüzi irade sahibi?) olarak görür.Kainatın kendi olduğunu bilebilir ama idrak edemez. İlmel yakin bilse, aynel yakin eremez..

 

Bir dem taşar ummân olur

Mutlak Bilinç olma idrakı  hakkel yakin olarak yaşanırsa damla denize karışmış olur. Bilinç kendini tanımış olur ve kainata(kendine) yönelerek gayb(?)ındaki sırları, özellikleri (kendi özellikleri olarak) SEYRETMEYE başlar.

“Sen, eğer Mutlak “Tek” varlığın bir kısım özelliklerine ayna olmak üzere var edilmiş bir birim isen; aynanda, O Mutlak varlık, kendindeki hangi özellikleriyle seyretmeyi dilemiş ise, buna uygun bir programı, senin için meydana getirmiştir!..”
http://www.ahmedhulusi.org/yazi/bilinc-sicramasi.htm#ixzz2z2PxBvLq

 

Bir dem cehâletde kalır

Kesretteki bilinç. Denizden ayrı,damla zannı ile yaşama. Onlar ve ben,tanrı ve ben,peygamber ve ben, vs… anlayışı.

Hiç nesneyi bilmez olur

Kesretteki bilinç nesnenin(eşyanın) hakikatını(ilmi) bilmez olur. Rasulullah (S.A.V.) efendimizin “Allah’ım bana eşyanın hakikatini göster.” duası ardındaki sır.

“Eşyanın hakikatı”, görüp bildiğim her şeyin hakikatı demektir ki; bu da en dar görüşlü insanın bile anlayacağı şekilde, görülenin ardındaki gerçek, demektir!

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/havas/

 

Bir dem dalar hikmetlere

Beynin potansiyelinde bulunan Veli esmasının bilinçte ağırlık kazanması sonucu  kesretin tamamen kalkması ve bilincin vahdet boyutuna girişi ve hikmeti seyretmeye başlaması.

http://download.ahmedhulusi.org/download/pdf/esma/veli.pdf

 

Câlînus u Lokmân olur

Hikmetleri görüp insanlığa yol gösteren bilinç. Allah ahlakı ile ahlaklanma hali..

“Olabildiğince Allah’ın esmâsı’nın özelliklerini cem edip, o gözle âlemleri ve içindekileri değerlendirmek…”

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/ahlak/

 

Bir dem dev olur yâ peri

Bilincin beden hapsinden kurtulup yeni boyutları gezişi ve o boyutların uygun bedenlerine bürünüşü.O boyutların bedenleri dev,peri (girilen alemlere uygun holografik bedenler)

“Beyin, 120. günden itibaren üretmiş olduğu elektromanyetik ışınım ile holografik bedeni yani “insan ruhunu” meydana getiriyor. Biz buna kısaca “bir tür holografik ışınsal beden” veya bir diğer deyişle “lâtif beden” de diyebiliriz. “
http://www.ahmedhulusi.org/yazi/beyin-ruh-iliskisi-ve-olum.htm#ixzz2ysMAR0l2

 

Vîrâneler olur yeri     

Bu idraktaki bilinç kainatın CANI(ilim) olmuştur.Görevli değil ise kendini gizler. DELİ hükmü ile bedeniyle toplumda, ruhu ile AN’da yaşar. Görevli ise TOPLUMUN O ANKİ İDRAKINA GÖRE KURAN ve SÜNNETİ insanlara anlatır. İnsanları geçmişe değil GELECEĞE yönlendirir, ALLAH’a vasıl olmak NİYETİ İLE kapısını çalanları Rasulullah’ın (S.a.v.) imana davet ettiği AHİRETE (SONSUZ GELECEĞE) HAZIRLAR. İnsanları kendine tabi olmaya değil, ALLAH ve Rasulune tabi olmaya davet eder, ÇÜNKÜ “KENDİ” YOKDUR! Çağındaki sürü tarafından DEĞERLENDİRİLEMEZ. Boyut değiştirdiğinde kıymeti anlaşılır.

“ “Benim velilerim, kubbemin altındadır; onları kimse tanımaz” buyruluyor… Bilir misin bunlar kimlerdir?..ALLAH’ın bazı kulları vardır ki, onlar dünyadan ve ukbâdan sıyrılmışlar, deryaya erişip deryadan bir zerre olmuşlardır. ”

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/hakikat/hakikatehliortuludur.htm

 

Bir dem uçar Belkîs ile 

Parçalanmaz, bölünmez, sonsuz, sınırsız, vücudsuz İLİM-DATA.. Kainatın her zerresinde parçalanmaksızın(bütün halinde) mevcut!.. Batını âmâ, zahiri ilim!! Dilediği beyni(kuantsal boyutta) kendine seçer ve O beyinde kendini dilediği kadarıyla SURETLER ŞEKLİNDE açığa çıkarır. Açığa çıkarınca kendini BİLİNÇTE DİLEDİĞİ KADARI İLE (TERKİP olarak) kişi rabbini tanımış olur.. Rabbini tanıdıktan sonra bilinç eğer terkibinide kaldırabilirse ALLAH ahlakı ile ahlaklanmaya başlar. Belkıs’ın tahtını göz açıp kapayıncaya dek yanına getirir..Zaten O taht kendisidir(İLİM BOYUTUNDA HERŞEY TEK’DİR), getirmek için hiçbir çaba sarf etmez..Gaybından(Rabbül Alemin’den-DATA’dan) beyin veri tabanına(rabbına) ulaşan Belkıs’ın tahtı bilgisi açığa çıkmayı diler ve SURETE BÜRÜNEREK O beyinden kendini (kul olarak,mananın açığa çıkışı olduğu idrakı ile) seyreder. MUTLAK TEK bilinç “Ol” der! (Bilgi Rabbül Aleminden Rabbe inzal olur!!) Rab(beynin özündeki esma kuvveleri,melekler) kendine inzal olan bilgileri surete dönüştürür!!! Ve bu suretler yine MUTLAK TEK BİLİNÇ tarafından seyredilir! Beynin görevi manayı deşifre edip, çözüp surete dönüştürmek! Beynin görevi, MUTLAK TEK BİLİNCİN(İLMİN) BÜRÜNMEK İSTEDİĞİ MANALARI(İLMİ) İLMİ SURETLERE DÖNÜŞTÜRÜP SEYRİ OLUŞTURMAK!! Beyin(esma kuvveleri) seyir için yaratıldı, DATA tarafından.. Kendindeki manaları seyretmek için.. O dilediğini kendine seçer! Ve seçtiği beyinde terkipleride kaldırıp sonsuz mana suretleri olarak açığa çıkarsa ALLAH İSMİ AYNASINDA KENDİNİ SEYREDER!! BU SONSUZA DEK GEÇERLİ OLAN TEK SİSTEMDİR! Data diler,beyin suret giydirir,bilinç seyreder! Kişi bu sistemi OKU’madı ise robot hükmünde yaşar, uykudadır. Hayatında karşılaştığı herşey beynindeki düşüncelerinin(ilmin) MUTLAK TEK Bilinç tarafından yaratılmasından(suretlere bürünmesinden) başka birşey değildir ama O hep başkalarını suçlar! Buda kader sırrı ile bağlantılıdır.Her beyin için EZELde bir takdir olur ve beyin bu takdiri yaşar. Kişi terkibini kaldıramazsa beynin olşturduğu ilim terkibinde sonsuza dek hapisdir ama anlayamaz,idrak edemez! Bu sistemi fark edemediği sürece hayatı ya cennet olur, yada cehennem! Farklılıklar terkipte(beyinlerde), ÖZ’de ise BİRLİK MEVCUT! Bu yazıyı şuan okumakta olan sen yazdın!! Bunu hala fark edemiyor musun!? “BEN” herşeyiyle senin arzu ve isteklerini yaratırken, sen “BEN”i görmezden gelmeye devam mı edeceksin? “BEN”’in sonsuz sınırsız kuvveleri sana yüzünü dönmüş arzularını(düşüncelerini) gerçekleştirmek için beklerken, sen bir hücre topluluğunun özelliklerini sahiplenmeye, bir sinek öldürmek için atom bombası kullanmaya devam mı edeceksin! UYAN! SEN” dünyaya aşıksın! Dünya Bana AŞIK! Dünya BEN’im, aşık BEN’im, AŞK BEN’im, BEN SEN’İM. SEN DÜNYAYA, PARAYA DEĞİL KENDİNE AŞIKSIN!! YENİLEN HÜKMÜ GELDİ! UYAN! KENDİNİ TANIMA VAKTİ GELDİ! UYAN! Sonsuzluğun muhteşem ruhu Muhammed Mustafa (s.a.v.) sana sandığından çok daha yakın, O’na yönelirsen yönelişine vakıf! O ALLAH KULU olmanın huzurunu yaşıyor ve SANADA SESLENİYOR! “ALLAH KULU OLDUĞUNU İDRAK ET, O’ nun Rasulu(PEYGAMBER(???) ) olduğuma İMAN ET”!!!

“O, gayb hakkında cimri değildir!” (81Tekviyr suresi, 24. Ayet)

“Bir şeyi (olmasını) irade ettiğimizde kavlimiz ona yalnızca: “Ol” dememizdir… (Artık) o olur!” (16-Nahl suresi, 40. Ayet)
http://www.ahmedhulusi.org/kuran/016_nahl.htm#ixzz2ywsiTwyd

“Öyle ise, “Allâh’a vâsıl olmaktan” mânâ, Allâh’ın ilmini, “sen” adı altında izharından başka bir şey değildir!..”

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/kendi-boyutlarin.htm

“ “DATA”! “Heyulâ”dır… “Nokta”dır! Bâtını “âmâ”, zâhiri “İLİM”dir! “

http://www.ahmedhulusi.org/kitap/yenilen/yenilen-sayfa-097.htm

 

Sultân-ı ins ü cân olur 

Can = ilim, bilgi demektir. Herşey canlıdır demek, herşey ilmin açığa çıktığı bir surettir demektir. İlim suretin kabına göre açığa çıkar. İlim için sınırlanma,bir kaba sığma,parçalanma,bölünme gibi kavramlar geçersizdir. Tüm suretler ilmin hepsini özünde barındırır ama terkibindeki nasibi kadarını açıga çıkarabilir.Bu cümle ayrı ayrı birçok suret varda hepsi ilmi özünde barındırıyor diye anlaşılmamalı,suretler hayaldir,yokdur. TEK İLİM sonsuz sureti var kılıp onlarda yansıyor..

“Hiçbir şey hariç olmamak üzere her şey O’nu anar, ama siz bunu kavrayamazsınız!” hükmü apaçık dalga-bilgi bütünlüğünün uyarısıdır! Çünkü, her şey “can”lıdır, “ölü” yoktur! “Ölü”, “canlılığını yaşamayan” demektir. “Can”, “bilgi”dir! “Can” mutlaktır; “ölü” ise göresel (muzaf)!

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/salavat.htm#ixzz2ynaNOQ9e


Bir dem varır mescidlere, Yüz sürer anda yerlere   

Kuran ve Sunnet’i ilim olarak öğrenip, AYETLERİ SADECE EZBERLEMEK YERİNE HAYATINA GEÇİRENLERİN(İDRAK İLE YAŞAM), islamın hazmı için gerekli nöron ağlarını beyninde inşa etmiş olanların(salat ve zikir ile), elde ettikleri hasılaya göre islamı değerlendirmeleri(robot hükmünden çıkıp, fiillerinden sorumlu olma hali).

“Zikir” yaptığınız zaman, yani “Allâh”a ait olarak bilinen bir mânâyı tekrar ettiğiniz zaman, beyinde, ilgili hücre grubunda bir biyoelektrik akım meydana geliyor ve bu, bir tür enerji şeklinde dalga bedene yükleniyor!.. Aynı zamanda siz bu mânâyı yani bu kelimeyi tekrara devam ederseniz; bu defa, bu kelimenin tekrarından oluşan biyoelektrik enerji daha güçlenerek yeni hücre birimlerini devreye sokuyor ve bir kapasite genişlemesi söz konusu oluyor. “

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/dunyada-en-onemli-calisma-zikir.htm#ixzz2ysX9wPSd

 

Bir dem varır deyre(manastır,kilise) girer,İncil okur ruhbân olur  

İncil’i ilim olarak öğrenip manastır edebiyle yetişen, BEYNİN ÇALIŞMA İŞLEVİ GEREĞİ (sünnetullah) ruhban olur ve o idrak ile yaşar.. İstisnasız HERKES   ELLERİYLE YAPTIKLARININ (HAYATINA GEÇİRDİĞİ-YAŞADIĞI İLMİN) SONUÇLARINI YAŞAYACAK!

“Yaratış Sistemi gereği, herkes, yalnızca kendisinden açığa çıkanın (elleriyle yaptıklarının) sonuçlarını yaşayacağı ve yaşamakta olduğu içindir ki; SON NEBÎ Muhammed Mustafa’nın ne anlatmak istediğini kavramak herkes için en önemli yaşam gerçeğidir!.”

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/islam/islamolanyeganedin.htm

 

Bir dem gelir Îsâ gibi 

Hz. İsa’da ALLAH KULU?? Tüm resul ve nebiler Hakikati Muhammedi’ye ayna olmuşlar, insanları hep O’na yönelmeye davet etmişler, O olarak!! Hakikati Muhammedi, O rasul ve nebilerin dilinden konuşup “Özünüzdeki ismi ALLAH olana iman edin demiş!!” Hz. İsa (a.s.)da Hakikati Muhammedi’yi ahmed(Faraklit) ismi ile incil’de anıyor ve kendi rasulluğunden sonra O’nun tekrar rasul olarak geleceğini müjdeliyor. “Adem su ile toprak arasında iken ben nebi idim” hadiside kanaatimizce Hakikati Muhammediye işaret eder. Hz. Mevlana’da “Bugün ahmed benim,ama dünkü ahmed değil.” diyor. Burda anlatmak istediğimi anlatabildim ise Hz. Rasulullah (s.a.v.) efendimizin bizden tüm resul ve nebilere neden iman etmemizi istediğini anlamış oluruz ve dahi bir nebi yada rasulu yalanlamanın tüm nebi ve resulleride yalanlamak olduğunuda anlamış oluruz.. Bugün hala tartışılmakta olan “Hz. Muhammed’e (s.a.v.) iman etmeyen, O’nu rasul olarak kabul etmeyen ama ALLAH’a(??) iman eden cennete girermi?” sorusunun da cevabını almış oluruz!! Ve hatta “Bir insanı öldürmek tüm insanlığı öldürmek gibidir!” ayetinin manasınada yakınlık kazanırız. Kuran ve sunnetteki hiçbir emir ve teklif KEYFİ OLMAYIP hepsinin bir hikmeti vardır..

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/isa/

“ “DATA” diledi, ilmiyle, ilmini, ilminde seyretmeyi… Bilinmeyi diledi, Hakikat-i Muhammedî’ye büründü!.. Bilmeyi, seyretmeyi yaşamak için de Âdem’i (aslı “yok” olan) irsâl eyledi! Beyin aynasından kendini seyreyledi!”
http://www.ahmedhulusi.org/yazi/hologram.htm#ixzz2ys3YY0mF

 

Ölmüşleri diri kılar 

İnsan = ilim ‘dir.”Bilgi”dir. Her insanın ruhu bu TEK İLİM‘den aldığı yansıma payı(çünkü parçalanma, bölünme, vs yok) kadardır.İlim, kudret ile bir surete bürünüp açığa çıkar. Hz. ALLAH’ın ilim sıfatı ve kudret sıfatı ile tecelli eylediği bir beyin(MULAK TEK BİLİNÇ), ölmüş sanılan(boyut değişmiş ve o boyutun uygun suretine bürünmüş bilgi-ruh) insanın bilgisini(ruhunu) kendisinde bulup,tekrar kendindeki(TANRIDAKİ DEĞİL!!) kudret(evrensel enerji) ile dünya boyutunda suret(beden) haline getirebilir.Bu ALLAH için çok kolaydır..Ki bunun bir benzerine rüyalarımızda ölmüş kişileri belli suretlerde görerek şahitlik ediyoruz..

“ “El Bâis” İsminin insanda açığa çıkışı-“Ba’sü ba’delMevt = ölüm akabindeki diriliş”-Zâtî tecelli–“Hû”nun salâtı-Uyanış-Birimin mevcut yapısıyla alakasının kesilmesinin hemen akabinde, yeni yapısının meydana getirilmesi-Mânevi Diriliş-Ruhâni Diriliş-Ölüm akabindeki diriliş-Boyutlar değiştirerek o boyutların uygun bedenlerine dönüşmek..”

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/reenkarnasyon/

 

Bir dem girer kibr evine

Beyin 3 temel ilke ile her AN yeni bir idrak oluşturur. 1-) beynin veri tabanı(evrensel TEK ilim,levhi mahfuz), 2-) Genetik bilgi(İNSANLIK BİLGİSİNİN DNA‘da kodlanışı), 3-) Astrolojik etkiler(beyindeki ve dna’daki bilgileri açığa çıkaran ışınsal etkenler). Beyinde hakikat ilmi yoksa ve ibadet yapılmıyorsa gerekli nöron ağı oluşamaz(çünkü tefekkür-zikir yok),böylece levhi mahfuza erişim o beyin için kapanır.O zaman DNA‘daki kalıtsal miras olan ve atalardan gelen “BENLİK” bilgisi bilinc’e akmaya başlar.Hakikat ilmi(ledün) olmadan DNA dan beslenen beyinde kişide beden olma,bedenin arzu ve isteklerini sahiplenme arzusunu doğurur.Buda firavunluğa yol açar. Kişi beden olmadığını anlamış olsa bile hala bilinçte BENlik bilgisi olduğu için bu seferde kendini ruh beden sanmaya başlar..

“KİŞİNİN “LEVH-İ MAHFUZ”U (İstidat ve kâbiliyeti tesbit edilmiş olan beyin…)”

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/levhimahfuz/

Kozmik ışınlar, beyin hücre genetiğinde “DNA” ve “RNA” dizinlerini etkileyerek genetik programlamalara yol açarlar.”

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/gen/

“Esasen bizden ortaya çıkan ya da çıkmayıp zihnimizde kalan her düşünce, gerçekte, “Allah” isimleriyle işaret edilen kavramların beynimizdeki bir terkibidir!. Ve bu terkip, az önce de bahsettiğim üzere, genetik+kozmik etkiler -yani meleki tesirler- sonucunda oluşur!.”

http://tumkitaplar.org/find/default.asp?KA=0&Sub=1&chk_BKD=&chk_TMK=&chk_HPI=0&txtFind=&cmb_Kitaplar=&SubID=291

 

 Fir’avn ile Hâmân olur 

BİLİNÇ AYNI BİLİNÇ.. Kah İsa olur, Kah firavun. Bilinç kendini üreten beyindeki İLİM‘in sonucu kendini o ilim olarak tanır. İLİM varsa BİLİNÇ İSA OLUR! İlim yoksa firavun..İLMİN değerini insanlar bilseler idi, dünyaLARI bambaşka olurdu..

“Ruh” adını verdiğimiz yapı EM alandır veya değildir. Ama gerçek şudur ki beynin ürettiği ve hatta bilincin kendisi olduğu iddia edilen dalgalar söz konusudur!
http://www.ahmedhulusi.org/yazi/bilincbeyninneresinde.htm#ixzz2yscDXXUb

 

 Bir dem döner Cebrâil’e 

Bilinç(İLİM) AKLI KÜLL ismi işaret edilen özelliği ile Cebrail (A.S.) olarak anılır.Kesret alemindeki tüm akılları içine alan TEK AKIL! İlim sıfatının büründüğü çok boyutlu tek kare resimin her bir AN’ında, yine bu resimdeki ilmi suretler tarafından seyredilen ilmin bütünü..

“Tek Akıl”ın(“Melekût âleminde mevcut olan akıl”ın-“Akl-ı Kül”ün-“Küllî akıl”ın-“O`nun ilim sıfatının tafsîlinin kesret(çokluk) âlemindeki en geniş kapsamlı ilmin) has sûret.

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/cebrail/

 

Rahmet saçar her mahfile(Evliyaullah topluluğu) 

OKU‘mak Cebrail (A.S.) sıkması ile gerçekleşir. Evliyaullah’daki OKU‘mada O‘nun sıkması iledir. Cebrail (A.S.) dahi kendindeki kuvveleri Hakikati Muhammedi’den emanet olarak alır..

“Lâkin Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, eğer hakîkat-i Muhammediyye’nin o akıl almaz kanadını açsa idi, Cebrâîl ebedî olarak kendinden geçer, bir daha kendine gelemezdi.” Hz. Mevlana

 

Bir dem gelir gümrâh(doğru yoldan sapmış) olur, Miskin Yunus hayrân olur

İstisnasız bütün mahlukat ALLAH’a kulluk halindedir. Kafiride, müslümanıda, taşıda, toprağıda, yerlerde ve göklerde ne varsa hepside kulluk halindedir. Kulluk etmeme gibi bir şansları yokdur. İslam insanları ALLAH’a kul olmaya çağırmaz. İslam insanları isteselerde istemeselerde ALLAH’a kulluk etmekte olduklarının BİLİNCİNE VARMAYA davet eder. Ki bunu idrak eden kelime-i şehadet ile nurlanır ve huzura kavuşur. Herkesle ve herşeyle kavgası biter, aşk başlar. Bu ihtişam ve kudreti gören idrak için gümrah olan bilinç bile hayranlık uyandırır..

“BEN CİNNİ VE İNSİ YALNIZCA (Esmâ özelliklerimi açığa çıkarmak suretiyle) KULLUK ETMELERİ İÇİN YARATTIM!” (51.Zâriyat Suresi, 56. Ayet)

“Bütün insanlar ve cinler Allâh‘a ibadet durumundadırlar!.. Âyette, bir kısmı ibadet eder veya isteyenler ibadet eder gibi mânâ yok! Tüm insanların ve cinlerin bu ibadet işlemini yerine getirmek için halk edildikleri söyleniyor. Bu iş için halk edildiklerine göre, bundan çıkan mânâ, hepsinin istisnasız bu işi yerine getirdikleridir!.. Çünkü bir şey, ne için meydana getirilmişse, o işi yapar!..”

http://ahmedhulusi.org/kitap/insanvesirlari1/insan-ve-sirlari-1-sayfa-101.htm

Yunus Emre

 

Check Also

Depresyon İçin Vitaminlerin Önemi

Pozitif ve kararlı bir ruh halini sürdürebilmekte depresyon için çok önemli olan vitaminleri, en iyi ...