Geleceğe Hoşgeldiniz

gelecek

HABERCİLİK en meşhur haliyle “tarihin ilk kaba taslağı” olarak tarif edilir. New Scientist’in bu hafta 60 yıllık olan kendi habercilik markası biraz farklıdır. Biz geleceğin ilk kaba taslağını sağlamayı amaçlıyoruz.

Geçen 60 yılda sadece bilim ve teknolojideki yeni keşiflerin ve icatların haberini vermedik, ayrıca neden önemli olduklarını ve olası olarak neye öncülük edeceklerini de açıklamaya çalıştık. Bu hiç de kolay değil. Test edilebilir tahminler, bilgiye dayalı tahminler ve hayal mahsulü fikirler arasında çok ince çizgiler olabilir.

New Scientist’in ilk sayılarının birçoğu, geleceğin bir kabataslağı mahiyetinde, dünyayı şekillendirmeye devam edecek olan fikirler ve konularla ilgili tüyler ürpertici şekilde isabetli hikâyeleri içeriyor. Bugünkü yayınladığımız şeyler için de aynısının olmasını ümit ediyoruz. Ancak bu çok kaba bir taslaktır: o halde, şimdi olduğu gibi, geleceği ayrıntılı olarak tahmin etmeye çalışmak büyük ölçüde boşuna bir girişimdir.

İnternet, küresel ısınma, yapay zekâ ve genetik mühendisliği konularının tamamı 1956 yılında bizim radarımızdaydı. Fakat nasıl başarıya ulaşacakları konusundaki fikirlerimiz, özellikle toplumsal sonuçlarına gelince, gerçekte onların nasıl evrimleştiği hakkında küçük benzerlikler gösterdi. Her yerde bulunan bilgiler rasyonel ütopyaları yaratmadı, ekolojik afetler nüfusumuzu seçip ayırmadı ve insanüstü makine ve insanlara sahip değiliz, ancak oraya doğru yol alıyoruz.

Bugün geleceği tahmin etmede daha iyi şeyler yapmayı umabilir miyiz? Bu konuda ilerlemenin bir yolu, basitçe bilinene dayalı tahmin üretmektir (ekstrapolasyon): diğer bir deyişle, şuan ne olduğuna bakın ve gördüğünüz eğilimlerin devam edeceğini varsayın. Bu, bir sistemin aynı prensipler tarafından yönetiliyor kaldığını bekleyebildiğiniz zaman işe yarar. Gökyüzü ile ilgili dinamikler çok fazla çeşitlilik göstermez, bu yüzden Halley kuyruklu yıldızının 2061’de gökyüzümüze döneceğini güven ile tahmin edebiliriz.

Bununla birlikte, sistemler daha karmaşık hale geldiğinde, doğru tahmin daha zor hale gelir. Örneğin uzun vadeli hava durumu tahminleri korkunç derecede zordur. Toplumsal değişimi düşündüğümüzde bu daha da zorlaşır. Dikkate alınması gereken çok faktör vardır ve bunlar, karmaşık ve etkileşimli yollarla ortaya çıkarılır. Doğrusal bilinene dayalı tahmin (lineer ekstrapolasyon) her zaman başarısız olur: bu bir nevi insanları şaka yollu “sırt roketim nerede?” sorusuna yönlendirme düşüncesi gibidir. Bu soru, savaş sonrası ulaşım ve uzay yarışından kaynaklanan bir şekilde ortaya çıkmıştı – şuan hiçbiri geçerli değil.

Bazı çevrelerde, ekstrapolasyon, üstelciliğe (eksponentializm) yol açmıştır. Üstelcilik, olan şeyin sadece oluşu sürdürmekle kalmayıp, daha da hızlı bir oluşu gerçekleştireceği inancıdır.  Bu görüşe taraf olanlar, her şeyi idare eden doğal bir yasanın statüsüne karşı, bilgisayar işlemcilerinin her iki yılda iki kat daha karmaşık olduğunu bildiren Moore’un yasalarını yücelttiler.

Bunu kabul ederek, baş döndürücü sonuçların şaşırtıcı derecede kısa sürede üretilmesini sağlarsınız. Sonunda teknolojik bir tekillikle karşılaşırsınız. Öyle bir nokta ki, süper akıllı makineler, kaçınılmaz sonuçlarla dolu kaçak teknolojik ilerleme çağını başlatıyor. Bu, belki de önümüzdeki 60 yıl içinde düşünülebilecek en dönüştürücü değişimdir.

Ne olursa olsun, bunun çok yakın bir zamanda olacağını düşünmüyorum, ve bir çok yapay zekâ araştırmacısı da aynı şekilde düşünüyor. Moore yasası bir doğa yasası değildir, rağbet gören kendi kendini kanıtlayan bir kehanettir, çünkü insanlar onun rağbet görmesi için çabalamıştır. Şimdi mücadele etmeye başladılar, çünkü doğanın gerçek kanunları olaya müdahale etmeye başladı. Yapay zekâ araştırmasının şuanki hızı çarpıcı ise de, yolda bazı darboğazların olmasını bekliyorum.

Dolayısıyla, tahmin ve ekstrapolasyon sınırlı kullanıma sahiptir: Yarı iletken siparişi vermeniz gerekiyorsa bir noktaya kadar muhtemelen iyidir, ancak yarı iletkenlerin toplumu nasıl değiştirdiğini öğrenmek istiyorsanız o kadar da iyi değildir.

O halde geleceği düşünmek boşuna mıdır? Tamamiyle değil. Birçok şeyi yanlış anlamaya mahkumuz – bazı gelecek bilimciler mevcut trendlere itiraz etmekteler. Ancak belki de bir fark yaratmaya yetecek kadar hakkımız olabilir.

New Scientist optimist bir yayındır. Biz geleceğin bugünden daha iyi olabileceğini düşünüyoruz. Fakat bizler Panglossian (mantıksızlık derecesinde iyimser) değiliz.  Israrla, olası tüm dünyaların içinden en iyisine yerleştiğimizi vurguluyor değiliz. İnsanlığın hep yapmaya çabaladığı şey budur. Ve bizler sadece geleceği düşünürsek başarılı oluruz.

Bu ruhla, bu sayıda önümüzdeki 60 yıl içinde neler olabileceği konusunda bazı bilgiye dayalı tahminlere giriyoruz. Bugün mantıklı görünen senaryolar seçtik. Belki de bunu, geleceğin neredeyse kesinlikle neye benzemeyeceği konusunda bir rehber olarak düşünmelisiniz.

Sumit Paul-Choudhury
Çeviren : Gültekin METİN
https://www.newscientist.com/round-up/world-2076/?utm_campaign=Echobox&utm_medium=Social&utm_source=Twitter&cmpid=SOC|NSNS|2016-Echobox#link_time=1479488808

Check Also

Hiçbir şey Göründüğü Gibi Değil

Büyük Yanılgı!.  Neden Hiçbir şey Göründüğü Gibi Değil? Graham Lawton   Bu sizi hayrete düşürebilir ancak ...