Dansın Nörobilimi

Yazanlar: Steven Brown ve Lawrence M.Parsons (Scientific American Dergisi, Temmuz 2008 Sayısı, Sayfalar 78-83)

Çeviren: Esin Tezer

dansin1Ritim için olan kapasitemiz öylesine doğaldır ki; pek çoğumuz onu sorgusuz sualsiz kabul ederiz. Müziği duyduğumuzda çoğu kez hareket ettiğimizin bile farkında olmadan ritime göre ayaklarımızı hafifçe tıklatırız veya sallanırız ve salınırız.

Oysaki bu içgüdü; tüm niyetler ve amaçlar için insanlar arasındaki evrimsel bir orijinalliktir.Ne diğer memelilerde ne de belki de hayvanlar krallığında hiçbir yerde bununla mukayese edilebilir hiçbirşey meydana gelmemektedir. Bilinçli olmayan katılım için olan kabiliyetimiz hareketin, ritmin ve el hareketleriyle yapılan bir sunum olan dansın merkezinde yatmaktadır

En senkronize grup pratiği olan dans, açık bir arayla diğer sosyal durumlarda neredeyse varolmayan kişilerarası koordinasyonun uzay ve zamandaki bir türünü gerektirmektedir. Dans, insan ifadesinin temel bir çeşidi olsa da; nörobilimadamları diğerlerine nazaran ona daha az itibar göstermişlerdir. Oysa, yakın bir zamanda araştırmacılar hem amatör hem de profesyonel dansçıların ilk beyin-imajlamala çalışmalarını yürüttüler. Bu araştırmalar ‘Dansçılar, uzay olmasına rağmen nasıl hareket ederler?’, ‘Adımlarını nasıl adımlıyorlar?’, ‘İnsanlar örnek olarak yapılmış kompleks serileri nasıl öğreniyorlar?’ gibi soruları ele almaktadır. Sonuçlar en basit dans adımlarını bile sergilemek için gerekli olan karmaşık zihinsel koordinasyonun içerisine merak uyandırıcı göz atmayı önermektedir.

ANAHTAR KAVRAMLAR:

* Dans, büyük ihtimalle müzikle beraber ritim üretme yollu olarak gelişen insan ifadesinin temel biçimidir.

* O, belli bir alanda uzmanlaşmış zihinsel yetenekleri gerektirmektedir. Bir beyin alanı, uzay aracılığıyla hareketlerimize direktif vermeye yardım ederek vücudun oryantasyonunun (uyumunun) sunumunda bulunmakta; bir diğeri de hareketlerimizi müziğe adımlamamıza imkan tanıyarak, bir çeşit senkronize edici olarak hizmet etmektedir.

* Bilinçli olmayan katılım, (ayaklarımızı farkında olmayarak tempo için hafifçe dokundurmamıza neden olan süreç) dans için olan içgüdümüzü yansıtır. BelirliKorteks Altı (Subkortikal) beyin bölgeleri, yüksek işitmeyle ilgili alanlar onlara uğramadan geçtiklerinde birbirleriyle sohbet ederler.  – EDİTÖRLER

Ritmi Aldım

Nörobilimadamları uzun zamandır ayak bileği rotasyonları veya parmak tıklatma gibi olan hareketler üzerinde çalıştılar. Bu çalışmadan beynin basit hareketlere nasıl planlandığının temel bilgilerini biliyoruz. Aynı anda başınızın hafifçe okşanmasına aldırmadan tek ayak üzerinde sıçramak; mekansal farkındalık, denge, plan ve zamanlamaya bağlı olarak diğer şeylerden öte, beyinin Duyu-Motor (Sensorimotor) sisteminde hesaplamalar gerektirmektedir. Hikâyenin basitleştirilmiş versiyonunda, Arka Paryetal Korteks (Beyinin arkasına doğru olan) olarak adlandırılan bir bölge, Premotor Korteks’te ve Süplemanter (Tamamlayıcı) Motor Alanı’nda hareket-planlama alanlarına gelişmiş sinyalleri gönderek, görsel bilgiyi motor emirlerine çevirmektedir. Bu komutlar daha sonra Spinal Kord’a(Omurilik) seyahat eden ve kasların kasılmaları için üzerlerine nöral impalsları üreten Birincil Motor Korteks’e (Primary Motor Cortex) yansıtılır. Aynı anda da, kaslardaki duyulara ait organlar vücudun uzaydaki doğru oryantasyonunu Spinal Kord (Omurilik) aracılığıyla geçen sinirler üzerinden Serebral Korteks’e vererek beyine geri bildirim sağlarlar. Beynin arkasındaki Serebellum (Beyincik) içerisindeki Subkortikal (Korteks Altı) devreler ve beyinin içindeki Esas Sinir Düğümüduyusal geribildirime dayanan motor emirlerini güncelleştirme ve eylemsel hareketlerimizi düzeltmeye de yardımcı olur. Belirsiz olarak kalan şey; aynı nöral mekanizmaların bu zarif manevralara, diyelim ki parmak ucunda dönme gibi olanlara, imkan tanıyıp tanımadığının ölçülmesiydi.

Bu soruyu keşfetmek için, San Antonio’daki Teksas Üniversitesi Sağlık Bilimi Merkezi’nden çalışma arkadaşımız Michael J.Martinez ile birlikte amatör tango dansçılarını kullanarak dans hareketinin ilk nöro-imajlama çalışmasını yürüttük. Beyin aktivitesinde Serebral Kan Akışı’nı takip eden değişiklikleri kaydedenPozitron-Emisyon Tomografi kullanarak, beş erkek ve beş kadının beyinlerini taradık. Araştırmacılar belirli bölgedeki artan kan akışının oradaki nöronlar arasında olan daha büyük bir aktivitenin işareti olarak yorumluyorlar. Deneklerimiz tarayıcının içerisinde başları sabitleşmiş olarak düz bir halde  yattılar, fakat bacaklarını oynatabiliyorlardı ve eğimli bir yüzey boyunca ayaklarını kaydırabildiler. Onlardan ilk olarak Arjantin tangosu temel salida adımı’ndan türetilen kutu adımını kulaklıklar aracılığıyla duydukları enstrümental tango şarkılarının ritimlerine adımlayarak sergilemelerini istedik. Daha sonra da, gerçekten bacaklarını oynatmadan bacak kaslarını gererlerken dansçılarımızı taradık. Onlar ‘’dansederlerken’’ kaydedilen bu sade esnekleştirme tarafından sağlanmış beyin aktivitesini çıkararak; uzay ve belirli hareket modellerini üretme aracılığıyla bacaklara direktif vermede önemli beyin alanlarını yerleştirebildik. Tahmin edildiği gibi bu karşılaştırma; beyinin temel motor alanlarının pek çoğunu bertaraf etmiştir. Hem insanlarda, hem de diğer memelilerde mekansal algılama ve uyuma katkıda bulunan Paryetal Lob’un bir kısmı yine de aynen kalmıştır.

Dansta mekansal idrak öncelikle kinestetiktir: Gözleriniz kapalı bile olsa, duyumsal organların kaslarına şükürler olsun, gövde ve bacaklarınızın pozisyon almasını algılayabilirsiniz. Bu organlar her bir eklemin rotasyonunu endeksler ve o bilgiyi tepki olarak eklemlenmiş vücut sunumunu oluşturan beyine aktarır. Belirli bir biçimde; bacaklara bağlı olan kinestetik gösterimin olduğu yere çok yakın olan bir Paryetal Lob olan Prekuneus’da bir hareketlilik gördük. İnsanlar kendilerini çevreleyende gidip gelirlerken, uzaydaki vücut pozisyon alımının farkındalığına izin veren kinestetik haritayı Prekuneus’un kapsadığını düşünüyoruz. İster valtz yapın, ister düz çizgiyi yürüyün, Prekuneus yolunuzu çizmenize yardımcı olur ve onu da vücut-merkezli veya ‘’benmerkezci’’ bakış açısından böyle yapar. Daha sonra müziğin yokluğunda deneklerimizin sergiledikleri tango adımlarıyla dans taramalarımızı karşılaştırdık. İki görevin ortaklaşa aktive oldukları beyin bölgelerini saf dışı bırakarak, müziğe hareket senkronizasyonu için kritik olan alanları gözler önüne sermeye çalıştık. Bu eksilme yine beynin neredeyse bütün motor alanlarını ortadan kaldırdı. Büyük farklılık, Spinal Kord’dan (Omurilik) girdi alanı Serebellum’un (Beyincik) bir kısmında meydana geldi. İki durum da bu alanı, yani Anteriyor Vermis’i bağladıysa da;  müziğe senkronize olmuş dans adımları kendi kendine adımlanandan son derece daha fazla kan akışı oluşturdu. Sonucumuz her ne kadar hazırlık niteliğinde olsa da; Serebellum’un (Omurilik) bu kısmının hareketleri düzenlemeye yardımcı olmak için belirli beyin bölgeleri boyunca bir çeşit bilgiyi monitörleme kılavuzu olarak hizmet ettiğinin hipotezinin inanılmasına katkıda bulunmaktadır [Scientific American, Ağustos 2003 sayısı James M.Bower ve Lawrence M.Parsons tarafından yazılan ‘’Daha Az Önemli Beyni Yeniden Düşünmek’’ makalesine bakın]. Serebellum, bir bütün olarak iyi bir nöral metronom için olan kriterlere uygundur: O, geniş dizilimdeki duyumsal girdileri; işitme, görsel ve Somato-Duyumsal Kortikal Sistemlerden (seslerden görüntülere ve dokunuşlara, hareketleri sürüklemek için gerekli olan kabiliyet) alır ve bütün beden için Sensorimotor’u içerir. İkinci analizimiz de beklenmedik bir şekilde insanların ayaklarını müzikal ritme bilinçsiz şekilde hafifçe vurmalarının doğal eğilimine ışık tutmuştur. Kendi-kendine adımlananlarla senkronize taramalarını karşılaştırmada; duyumsal yolun alçak olan kısmının, yani Medial Genikulat Nükleus (MGN) olarak adlandırılan korteks altı yapının yalnızca evvelki sette yanıp söndüğünü keşfettik.

İlk başta bu sonucun Duyumsal Stimulus’un varlığını (müzik olarak adlandırılanın varlığını) senkronize durumda çok az yansıttığını farzettik, fakat diğer kontrol taramaları seti bu açıklamayı ortadan kaldırdı: Deneklerimiz müzik dinlediler fakat bacaklarını oynatmadılar, MGN’de hiçbir kan akışı belirlenmedi. Böylelikle, MGN aktivitesinin belirli olarak senkronizasyona bağlı olduğunun ve sadece dinlemeye bağlı olmadığının sonucuna vardık.Bu bulgu bizi, bilinçli olmayan katılım olan ‘’Düşük Yol’’ Hipotezi’nin nöral duyumsal mesajın Serebellum’daki (Omurilik) duyumsal ve zamanlama devrelerinin Serebral Korteks’teki yüksek-seviye işitmeyle ilgili alanlara uğramadan geçerek direkt olarak planladığında oluştuklarını varsaymaya yönlendirmiştir.

Öyleyse, Dans Edebileceğinizi Düşünüyor musunuz?dansin2

Dans hareketlerini izlediğimizde ve öğrendiğimizde beyinin diğer kısımları birbirlerine bağlanırlar. Londra Kolej Üniversitesi’nden Beatriz Calvo-Merino ve Patrick Haggard ve çalışma arkadaşları, belirli beyin alanlarının tercihsel olarak aktif hale gelip gelmediklerini insanlar uzman oldukları dansları gözlemlerken araştırdılar.

‘Bale dansçıları baleyi seyrederlerken devresi açılan beyin alanları var mı, fakat diyelim ki, neden capoeira’da (müzikle sergilenen, dans olarak stilize edilmiş Afrika-Brezilya savaş sanatı) bu yoktur?’ Takım bunu bulmak için; balet dansçılarının, capoeira dansçılarının ve dansçı olmayanların Fonksiyonel Manyetik İmajlama Taramaları’nı onlar üç saniyelik ya bale ya da capoeira hareketlerinin sessiz video kliplerini gözlemlerlerken aldı. Araştırmacılar ihtisaslığın Premotor Korteks üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu keşfettiler. Oradaki aktivitenin artışı yalnızca denekler dansları kendileri gözlemledikleri zaman gerçekleşebildi.

Bir diğer çalışma benzer bir açıklamayı önermektedir. Araştırmacılar insanlar basit hareketleri seyrettikleri zaman o hareketlerin sergilenirken Premotor Korteks’in devreleri açmakla bağlantılı olduğunu ileri sürerek; yeni hareketleri öğrenmemize ve anlamamıza yardımcı olabilen bir alıştırmayı yani ne görüyorsak zihinsel olarak onun provasını yaptığımızı keşfettiler. Araştırmacılar insanların böyle imitasyon devrelerine ne kadar geniş ölçüde bel bağladıklarını dikkatle gözden geçiriyorlar.

Sonraki çalışmada, Calvo-Merino ve çalışma arkadaşları erkek ya da kadın dansçıların cinsiyet-özellikli adımları sergiledikleri video kliplerini izlerlerken erkek ve kadın bale dansçılarının beyinlerini mukayese ettiler. Yine, Premotor Korteks’teki en yüksek aktivite düzeyleri, erkeklerin yalnızca erkek hareketlerinin görüntülerine ve kadınların da yalnızca kadın hareketlerinin görüntülerine uyum sağladı. Zihninizdeki bir hareketi tekrarlama kabiliyeti gerçekten de motor becerileri için önemlidir.

2006’da Dartmouth Kolej’den Emily S.Cross, Scott T.Grafton ve çalışma arkadaşları, beyindeki imitasyon devrelerinin öğrenme meydana geldikçe artıp artmadığını değerlendirdiler.Birkaç haftalık kurstan sonra dansçılar karmaşık bir modern dans bölümünü öğrenirlerken takım, dansçıların haftalık Fonksiyonel MRI Taramaları’nı aldı. Taramalar süresince, denekler ya uzmanlaştıkları hareketleri ya da diğer bağlantılı olmayan adımları sergiledikleri beş-saniyelik video klipleri seyrettiler. Her bir klipten sonra, denekler gördükleri hareketleri ortaya koyabilmede ne kadar iyi düşündüklerini değerlendirdiler.Sonuçlar Calvo-Merino ve çalışma arkadaşlarını onayladı. Premotor Korteks’teki aktivite eğitim süresince arttı ve hakikaten de deneklerin değerlendirmelerinin seyredilen dans bölümünü sergilemek için olanla ilişkiliydi.Her iki araştırma da; karmaşık bir motor sıralanımı öğrenmenin kas kasılımlarının kontrolü için direkt motor sistemine ilaveten belirli bir hareketi başarmak için vücudun kabiliyeti hakkındaki bilgiyi kapsayan Motor-Planlama Sistemi’nin aktive olduğu durumunu altını çizerek belirtmektedir. Bir motor modelinde insanlar daha uzmanlaşmaya başladıkça, o modelin nasıl hissettiğini daha iyi hayal edebilirler ve o model muhtemelen daha az bir eforla tatbik edilebilir hale gelir. Oysa araştırmamız gösterdikçe, dans dizilimini taklit etmek için veya tenis servisi vermek veya golf sopası sallamak için olan yeteneğin zihinde basit bir şekilde görsel olmadığını göstermektedir. Bu çalışmalar ileri sürebilir ki; o aynı zamanda da kinestetiktir. Gerçeği söylemek gerekirse; gerçek uzmanlık bir bakıma söz konusu olan hareket beynin hareket-planlayıcı alanlarında bir kas algılaması, motor imajı gerektirmektedir.

Sallama, Ses Yapma ve Sosyal Rol

Nörobilimadamları için belki de en enteresan soru ilk olarak insanların neden dansettikleridir. Şüphesiz müzik ve dans birbirleriyle yakından bağlantılıdırlar.Pek çok durumda dans sesi oluşturur.Meksika Şehri’ndeki Aztek Danzanteleri her adımla ses yapan, Chacayotes olarak adlandırılan, ayoyotl ağacından çekirdekleri kapsayan tozlukları giyerler. Diğer pek çok kültürde insanlar dans ederlerken çubuktan Kastanyetlere (İspanyol Çalparası) ve boncuklara, ses-çıkarıcı objeleri vücutlarına veya kıyafetlerine koyarlar. Buna ilaveten dansçılar sık sık el şaklatırlar, çat sesi yaparlar ve ayaklarını yere vururlar. Bunun sonucu olarak da dansın, öncelikli ses çıkaran fenomen olarak yavaş yavaş gelişmesinin ve dans ve müziğin, özellikle de perküsyonun hep beraber ritim oluşturmanın bütünleyici bir yolu olarak gelişmesi olan ‘’Vücut Perküsyonu’’ Hipotezi’ni varsaydık. İlk perküsyon enstrümanları Aztek Chachayotes’lere benzemeyen dans etme kıyafetlerinin parçaları olmuş olabilir. Bundan başka dans, müziğe benzemeyen bir şekilde lisanın erken biçimi olarak hizmet etmiş olabileceğini ileri süren sunuma ve taklit için kuvvetli kapasiteye sahiptir.Doğrusu istenirse dans; el kol hareketinin en saf lisanıdır. Çalışmamızdaki bütün hareket, görevlerimiz süresince Sol Yarıküredeki Broka Alanı (Sol Lateral Frontal) olarak bilinene tepki veren Sağ Yarıküre Bölgesi’nde hareketlenmeyi görmekti. Broka Alanı, klasik olarak konuşmanın üretimiyle ilgili olan Frontal Lob’un bir kısmıdır. Geçen on senedeki araştırma, Broka Alanı’nın ellerin sunumunu kapsadığını da gözler önüne sermiştir. Bu bulgu lisanın el hareketleriyle olmasını, lisanın sesli olmadan önce ilk olarak el kol hareketleri sistemi olarak geliştiğini tartışan destekleyen kimseleri de desteklemektedir.Çalışmamız dansın sunumsal iletişimin bir biçimi olarak başladığı fikri için daha fazla destek öneren Broka Alanı’ndaki Sağ-Yarıküre Homologu’nu (Yapısını) harekete geçirenin bacak hareketi olduğunu gösteren çalışmalar arasında ilkidir.

Bir kişinin dans etmesinin devreye girmesi için Broka Alanı’nın Homologu’nun nasıl bir rolü olabilirdi? Cevap, konuşmayı direkt olarak içerir görünmemektedir. 2003 yılında yapılan bir araştırmada, Los Angeles California Üniversitesi’nden Marco Iacoboni ve çalışma arkadaşları Broka Alanı’ndaki veya onunHomologu’ndaki (Yapısındaki) fonksiyonu rahatsız etmek için Manyetik Beyin Stimülasyonu (Uyarılımı) uyguladılar. Her iki durumda da denekler sağ ellerini kullanarak parmak hareketlerini taklit etmede daha az yapabilmekteydiler.Iacoboni’nin grubu bu alanların taklit etme için önemli olduğunu, diğerlerinden öğrenmede ve bir kültürü yaymada anahtar bir içerik olduğu sonucuna vardılar. Daha başka bir hipoteze de sahibiz. Aslında çalışmamız birbirine benzeyen hareketleri içermese de; hem tango dansı yapmak hem de parmak hareketlerini kopyalamak, beynin birbirinden bağımsız hareketlerin serisini doğru olarak düzenlemesini gerektirmektedir. Broka Alanı’nın kelimeleri ve sözcük grubunu birbirine doğru bir şekilde bağladığı gibi; onun Homologu (Yapısı) da hareketin birimlerini kusursuz sıralanımlar içerisine yerleştirmeye hizmet edebilir.

Gelecekteki nöroimajlama çalışmalarının hem lisan hem de müziğin meydana çıkmasıyla son derece içiçe geçen dans ve onun gelişiminin arkasındaki beyin mekanizmalarına taze bir kavrayış sağlayacaklarını umuyoruz. Dansı, lisanın sunumsal kapasitesinin ve müziğin ritmikliğinin evliliği olarak görüyoruz. Bu etkileşim insanların yalnızca bedenlerini kullanarak hikâye anlatmalarına izin vermekle kalmamakta; lâkin hareketleri diğer insanlarla senkronize ederken böyle yapmak, bir bakıma sosyal bağlılığı büyütmeye de izin vermektedir.

 ZİHİNSEL DANS DÜZENİ (KOREOGRAFİSİ):dansin3

* Anteriyor Vermis:

Serebellum’un (Beyincik) bu kısmı Spinal Kord’dan (Omurilik) girdi alır ve dans adımlarını müziğe senkronize etmeye yardımcı olarak metronoma benzer birşey hareket ediyormuş gibi gözükür.

* Medial Genikulat Nükleus:

Düşük duyumsal yol boyunca bir duraktır. Bu alan, beyinin metronomunu düzenlemeye yardım eder gözükmekte ve müziğe olan bilinçsiz şekildeki ayak vuruşlarımızı veya salınımlarımızın eğiliminin temelini oluşturmaktadır. Biz bilinçsiz olarak reaksiyon gösteririz, çünkü bölge korteksteki yüksek duyumsal alanlara ritim hakkında ‘’konuşmadan’’ bilgiyi haber veren Serebellum’a  (Beyincik) bağlanmaktadır.

* Prekuneus:

Prekuneus bir kişinin duyumsal-bazlı haritasını içererek, dansçının yolunun beden-merkezli veya benmerkezci bakış açısından haritasını çıkarmaya yardımcı olur.

Check Also

mars1

Peki ya Mars’a Koloni Yerleştirirsek

Yıl 2066. Güneş, kızıl gökyüzünde belli belirsiz yükseliyor, hidroponik(suda bitki yetiştirme) arazilerini aydınlatıyor. Mars’taki ilk ...