Bağırsak Mikropları, Prefrontal Korteks ve Amigdala’daki MikroRNA’ları Etkileyebiliyor!

Özet: Araştırmacılar, bağırsak mikroplarının, depresyon ve kaygı ile ilişkili iki bölge olan prefrontal korteks ve amigdala’daki mikroRNA’yı etkileyebileceğini keşfettiler.

 Açık erişime sahip olan Microniome adlı dergide yayınlanan bu araştırma, bağırsak bakterilerinin kaygıya benzer davranışları nasıl etkilediğine yeni bir ışık tutmakta. İrlanda Bilim Vakfı tarafından finanse edilen araştırma Cork College Üniversitesi’ndeki APC Mikrobiyom Enstitüsü’ndeki araştırmacılar tarafından gerçekleştirilir ve onlar bağırsak bakterileri ile beyindeki mikroRNA(miRNA) adı verilen biyolojik moleküller arasındaki bağlantıyı araştırılır ve mikropsuz, mikroptan arındırılmış farelerin beyinlerinde önemli miktarda mikroRNA’nın değiştiğini tepsit ederler. Mikroptan arındırılmış bir balon içine yerleştirilmiş bu fareler, tipik olarak anormal kaygı, sosyallemeşmede ve bilişte sorunlar, ve artmış depresif davranışlar sergilerler.

Bu araştırmada yer alan ve araştırmayı yazan Dr. Gerard Clarke şunları söylemekte: “Bağırsaktaki mikroplar, amigdala ve prefrontal korteksteki miRNA’ları etkilemiştir. Bu önemli. Çünkü, bu miRNA’lar merkezi sinir sisteminin ve endişe ve depresyon ile ciddi şekilde ilgili iki beyin bölgesi olan prefrontal korteks ve amigdalanın işleyişi için temel olan fizyolojik süreçleri etkileyebilir.”

MikroRNA’lar (miRNA), genlerin nasıl ifade edildiğini kontrol eden kısa nükleotid dizilimidir. (DNA ve RNA’nın yapı taşlarıdır.) miRNA’nın disregülasyonu veya disfonksiyonunun, strese bağlı psikiyatrik bozuklukların, nörodejeneratif hastalıkların ve nörogelişimsel bozuklukların altında yatan bir faktör olduğuna inanılmaktadır. Beyindeki miRNA değişilikleri, kaygı benzeri davranışlarla ilişkilendirilmiştir.

 Dr Clarke: “Psikiyatrik bozuklukları beyindeki miRNA’ları modüle ederek, tedavi edebiliriz. Ancak, bu alandaki araştırmalarda, örneğin; kan-beyin bariyerini aşabilecek güvenli ve biyolojik açıdan kararlı bileşiklerin bulunması ve daha sonra beyinde istenilen yerde hareket etmesi gibi bir çok zorlukla karşı karşıya kalınmakta. Bizim bu çalışmamız, miRNA’ların teröpatik potansiyellerinden faydalanma yolunda, engellerden bazılarının, bağırsak mikrobiyomunu hedefleyerek temizlenebileceğini öngörmektedir.

Araştırmacılar, geleneksel farelere kıyasla bağırsak bakterileri olmadan yetiştirilen farelerin amigdalalarında 103 seviyesinde miRNA ve prefrontal kortekslerinde de 31 seviyesinde miRNA’nın farklı seyrettiklerini tespit ederler.Yaşamlarının daha sonraki evresinde eklenen bağırsak mikroplar, bu farelerin beyinlerindeki miRNA’larda bazı değişiklikleri normalleştirir.

Çalışmadan elde edilen tespitler, bu beyin bölgelerinde (amigdala, prefrontalkorteks) miRNA’ların uygun bir şekilde düzenlenmesi için sağlıklı bir mikrobiyomun gerekli olduğunu göstermektedir.

Araştırmacılar, normal bağırsak mikrobiyotasına sahip 10-12 adet kontrol grubu farelerin, mikroptan arındırmış farelerin ve eskiden mikroptan arındırılmış farelerin (yetişkin olmuş) amigdala ve prefrontal kortekstlerinde hangi miRNA’nın mevcut olduğunu tespit etmek için Yeni Nesil Dizileme (NGS) kullanırlar.

 Bu kullanılan yöntemle araştırmacılar, yetişkin olan  farelerin mikrobiyotalarının antibiyotiklerle tüketilmesinin beyindeki bazı miRNA’ları, mikroptan arındırılmış farelerdekine benzer şekilde etkilediği gözlemlenir. Araştırmacılara göre bu, erken yaşlarda sahip olunan sağlıklı mikrobiyota, daha sonra yetişkinlikte uğradığı değişiklikler neticesinde kaygıya benzer davranışlarla alakalı beyindeki miRNA’ları etkiler hale getirebildiğini göstermektedir.

Bu araştırmanın yazarları, bağırsak mikrobiyotasının beynin içindeki miRNA’yı etkileyebilecek tam ve net mekanizmanın yine de tespit edilemediğini ve halâ belirsizliğini koruduğunu da sözlerine eklerler. Bu çalışma, mikrobiyotanın etkilerinin fare ve sıçanlar gibi birden çok türün beynindeki miRNA’ları etkilediğini gösterse de miRNA ve kaygıya benzer davranışlar ile bağırsak bakterilerinin muhtemel bağlantısına ait bulguların klinik bir ortama aktarılmadan önce bu  bulgulardan yola çıkılarak daha fazla araştırma da yapılmasının yararlı olacağını dile getirmekteler.

Dr Clarke: “Bu erken aşamadaki bir araştırmadır. Ancak, örneğin; psikobiyotik kullanıp, bağırsak mikrobiyotalarını hedefleyerek, beynin belirli bölgelerindeki miRNA’larda istenilen etkiyi elde etme olasılığı çok da cazip bir fikir.”

Çeviren: AylinER
http://neurosciencenews.com/anxiety-bacteria-gut-7374/?hootPostID=b693ec95bf0f04457c3443374aab0787

Check Also

Günümüz İnsanlığı – Bölüm 2