Amerikalı Gazeteci John Horgan’ın Fizikçi Carlo Rovelli ile Röportajı: 

john

Kuantum Yerçekimi Uzmanı “Felsefik Yüzeyselliğin” Fiziğe Zarar Verdiğini Söylüyor!

Bu blog’un okuyucuları bilir, geçtiğimiz bahar gerçekliğin ne olduğuna kafayı yoran her çeşit profesyonelin bulunduğu İngiltere’deki “How the Light Gets in” adlı bir konferansta  konuşma yaptım. Bu konferansta konuşan bilimadamlarını telepatiyi daha ciddiye almaları yönünde sıkıştıran biyolog Rupert Sheldrake ve bazı fizikçi arkadaşların felsefi materyaliziminden üzüntü duyan fizikçi George Ellis gibi bazı konuşmacılarla gerçekleştirdiğim Soru/Cevap şeklindeki röportajlarımdan bazılarını daha önce yayınlamıştım. Aşağıda yine Soru/Cevap şeklindeki röportajı, Aix-Marseille Üniversitesi ve Intitut Universitaire de France’dan bir başka fizikçi Carlo Rovelli ile gerçekleştirdim. Scientific American dergisi için döngü kuantum yerçekimi ve Rovelli, Lee Smolin ve Abhay Ashtekar tarafından sunulan yerçekiminin kuantum mekanik versiyonu (genel görelilik ve Einstein’ın yerçekimi teorisinin kuantum mekaniği ile bağdaştırmak herkesin bildiği gibi çok zordur) konularını yazarken 1990’ların başında Rovelli ile telefonda bir röportaj yapmıştım. Özellikle kendisinin, Sheldrake ve Ellis gibi hem iyi hem de akıllı biri olduğu da ortaya çıktığından beri ,Rovelli ile yüz yüze gerçekleşireceğim bu röportaj için çok heyecanlıydım.. Rovelli, kuantum yerçekimi üzerine öncü olan kitabın ve Eski Yunanlı felsefeci Anaksimandros (Anaximandros)’un biyografisinin yazarıdır. Rovelli’nin fizik ve felsefe hakkında fikirlerinin ne olduğunu daha fazla öğrenmek isterseniz, 2012 sohbetini  Edge.org.’dan okuyabilirsiniz.

carloCarlo Rovelli: Teorik fizik geçtiğimiz son on yılda büyük bir şey yapmamıştır.Neden? Sebeplerden bir tanesi, bence, yanlış felsefe içinde kısılıp kalınması.

Horgan: Neden fizikçi oldun?

Rovelli: 60’larda ve 70’lerde gençtim ve benim neslimin hayallerini ben de paylaşıyordum: dünyayı değiştirmek ve onu daha adil ve iyi yapmak…Kaybettik…Daha sonra ne yapacağımı bilmiyordum. Onun  yerine  devrimlerin, köklü değişikliklerin başarıldığı fiziği buldum.Ona aşık oldum.O zamandan beri benim için bitmeyen bir tutku oldu.

Horgan: Fizik beklentilerine cevap verdi mi?

Rovelli: Beklentimden çok daha iyi çıktı.Sonsuz eğlence ve heyecan;dünyanın sırlarını araştırmak, daha önce kimsenin düşünmediği şeyleri düşünmek, düşüncede büyük macera.Yolculuğun büyük tutkusu… Harika..

Horgan: Döngü kuantum yerçekimi (LQG) nedir?

Rovelli: Benim basit fikrime göre, şuandaki kuantum yerçekiminin en iyi deneysel-kesin olmayan teorisi.Bunun doğru olup olmadığını bilmiyoruz.Ama bir problem olduğunu biliyoruz ve bu problem için şuana kadar sunulan en iyi olası çözüm.

Horgan: Bu halâ birleşik kuram olarak tutarlı bir iddia mı?

Rovelli: “Birleşik kuram” genellikle tüm teorileri ve tüm kuvveleri birleştiren teori demektir: “herşeyin teorisi”. Döngü kuantum yerçekiminin (LQG)bununla bir ilgisi yok.(Horgan’ın notu: LQG elektromanyetizm  ya da nükleer kuvvet içermez) Bence şuanda bizler “Birleşik kuram” hakkında hiç bir şey bilmiyoruz ve bunun hakkında yazma girişimleri, zamanından önce ve gelişmemiş eksik planlanmış bir yazı olur. Dolayısıyla,LQG, birleşik kuram olan bir iddia değildir.Çok daha basitçe; bu daha basit bir problem için sadece kesin olmayan, yerçekiminin kuantum özelliklerini, söylemek gerekirse uzay zamanın kuantum olgularını, tarif eden basit bir çözümdür.Bu yeterince zor.Ama çözme şansımızın olduğu bir problem.Çünkü, tüm bileşenlere sahibiz.

Horgan: Çoklu evrenler teorileri ve kuantum yerçekimi teorileri, eğer çürütülemezse,ciddiye alınmayı hak ediyor mu?

Rovelli: Hayır.

Horgan: Siz fizikçiler, birleşik kuramı araştırmayı terk etmenin zamanın geldiğini hiç düşünüyor musunuz?

Rovelli: “Birleşik kuramı araştırma, arayış” yanlış bir yorum, bir kavram yanılgısıdır. Fizikçiler gerçekten de bunu hiç bir zaman araştırmadılar.Onlar, bazılarına göre herşeyin birleştirim olasılığı olarak açığa çıkan sicim teorisini tesadüfen buldular, ve hayalden uzak bir biçimde bu sicimlere çok fazla enerji harcadılar.String yani sicimlere olan heves bitmeye başladığında,pek çoğu yolunu kaybetti, nereye gideceğini bilemedi. Süpersimetri, sicim teoristlerinin beklediği noktayı açığa çıkarmıyor ki!..bu da bir kargaşa.

Horgan: Fizik ya da bilim genel olarak evrenin gizemini tamamen çözebilir mi?

Rovelli: “Evrenin Gizemi” nedir? “Evren Gizemi” bir değil. Bilmediğimiz bir sürü şey var.İlk önce, bir şekilde radikal olmaya devam edip ve birbirimizi öldürmezsek (bu olası), bunlardan pek çoğunu tespit edebiliriz.Bence her zaman anlayamayacağımız bir sürü şey olacaktır. Ama ben ne biliyorum ki?Her durumda,bilmek istediğimiz herşey hakkındaki tam bir idrâktan çok, çok, ama çok uzağız.

Horgan: Bilim “Mutlak Gerçekliğe” ulaşabilir mi?

Rovelli: “Mutlak gerçeklik” ne anlama geliyor bu konuda hiç bir fikrim yok. Bence bilim, bildikleri birşeyin  mutlak gerçeklik olduğunu söyleyen insanları komik bulanın tavırdır.Bilim bilgimizin daimi olarak değişken, belirsiz olduğunun farkındalığıdır.Bildiğim şey; bilimin pek çok şeyi henüz anlayamadığıdır ve bilim mantıksal olarak güvenilir bilgiye ulaşmada şimdiye kadar ki en iyi araçtır.

Horgan: Son zamanlardaki Stephen Hawking, Lawrence Krauss ve Neil deGrasse Tyson’ı felsefeye yüklenmesi hakkındaki fikriniz ne?

Rovelli: Cidden: bu konuda onları akıllı bulmuyorum.Onlara diğer yönlerden hayranlığım var ama bu noktada onlar yanlış gittiler. Bakın: : Einstein, Heisenberg, Newton, Bohr…. ve tüm zamanların en büyük bilimadamları olan diğer pek çokları bu belirttiğiniz isimlerden çok daha büyükleri tabii ki, felsefe okurlar, felsefeden pek çok şey öğrenmişlerdir ve felsefeden yararlanmamış olsalardı bilimde bu kadar büyük işler yapamacaklarını da devamlı olarak yinelemişlerdir. Görüyorsunuz: Felsefeyi aşağılayan bilimadamları basit anlamda yüzeyseller: onların bir felsefesi var ve onlar doğru olan “felsefe”nin bu olduğunu düşünüyorlar! Ve bu tarz düşüncenin de sınırları olduğunun farkında değiller.

Size bir örnek: Teorik fizik son on yılda o kadar büyük işler çıkaramamıştır. Neden? Sebeplerden bir tanesi, bence, yanlış felsefe içine sıkışıp kalması o da: yeni teori tahmin ederek ilerleme yapabilme fikri ve daha önceki nitelikli içeriklere sahip olan teorileri gözardı etmesi.Bu “neden olmasın?”ın fiziği; “Bu teoriyi ya da diğerini neden çalışmayalım?”,“Başka bir boyut, başka bir alan, başka bir evren neden olmasın?” Bilim geçmişte hiç bir zaman bu şekildeki bir tutumla ilerlemedi. Bilim tahminle ilerlemez. Bilim içeriğin derin incelenmesi ve yeni data ve deneysel olarak başarılı olan daha önceki teorilerin  belirgin çelişkilerini çalışarak ilerler. Oldukça dikkat çekici bir derecede, fizikteki en iyi yapılan iş, Hawking’in kara delik radyasyonu ile bahsettiğiniz o 3 kişi tarafından ortaya konulan çalışmalar ki bu, kesinlikle böyle. Ancak en güncel olan teorik fizik bu çeşit birşey değil.Neden? Nedenin büyük bir kısmı, bugünkü bir grup bilimadamının felsefik yüzeyselliğinden dolayı.

Horgan: Yunanlı düşünür Anaksimandros (Anaximandros) hakkıda yazdınız.Bu kişi kim? Ve onun nesini ilginç bulup yazdınız?

Rovelli:Bu kişi, dünyanın gökyüzünde düşmeden havada süzülen bir kaya olduğunu anlayan kişidir.O gökyüzünün sadece bizim üstümüzde olmadığını anlamıştır:ayrıca ayaklarımızın altındadır da.Gökyüzü her taraftan etrafımızı sarmalamaktadır. Bu kişi gezegenimizin tarihinde bunu anlayan ve bunun böyle olduğuna diğer herkesi ikna eden tek insandır. Aslında,bu kişi bundan daha fazla şey yapmıştır.Ama bu onun en büyük başarısıdır.Ben bu insanı çok ilginç buluyorum, çünkü,kendisi bilimsel düşüncenin gelişimindeki ana adımlardan bir tanesini temsil ediyor.Büyük biri.

Horgan: “Bilimin yaşamın meydana gelişini anlamak ve kozmosdaki bilinci açıklamak için yeni bir paradigmaya ihtiyacı var” diyen felsefeci Thomas Nagel’e katılıyor musunuz?

Rovelli: Hayır. Bir şeyi anlamadığımız zaman insanlar “yeni bir paradigma” gerekli  ya da “burada büyük bir gizem var” şeklindeki bir düşünceye sahip oluyorlar. Sonra anlıyoruz ve tüm sis dağılıyor…

Horgan: Tanrıya inanıyor musunuz?

Rovelli: Hayır.Ama belki de biraz daha vasıflı bir cevap vermeliyim. Çünkü bu şekilde sadece “hayır” demek biraz kaba ve basit oluyor. “Tanrıya İnanmak”ın ne olduğunu anlamıyorum. “Tanrıya inanan” insanlar bana Marslı gibi geliyor. Onları anlamıyorum. Sanırım bu da benim “tanrıya inanmadığım” anlamına geliyor.Eğer soru; cennet ve cehennemi yaratan ve dualara cevap veren bir kişinin varlığına inanıp, inanmamamsa,benim cevabım çok büyük bir eminlilikle “hayır buna inanmıyorum” olur .

Eğer soru; “Tanrı”nın  pek çok felaketi yaratan ve pek çok iyi şeyi de yaratan insanların içindeki güç olduğuna inanıp inanmamamsa, cevabım o zaman tabii ki  “buna inanıyorum” olur. Aslında,ben dini aşırı derecede merak ediyorum.Bence ne yapılıyordan daha çok dinin ne olduğu konusunda çalışmalıyız.Bu konuda bir çeşit tabu var “Tanrıya inanan” insanlara karşı bir çeşit saygı var ki, bu dinin daha iyi anlaşılmasını zorlaştırıyor.Bence, “Tanrıya inanç”ı incelemek aptalca bir batıl inanç” şeklinde bakmak yanlış. “Tanrıya inanç” insanın dini tavırlarından bir tanesi ve insanın dini tavırları bizim işleyişimiz hakkında genel ve evrensel  olan, insan için önemli olan ve bunu henüz anlayamadığımız birşey.

Horgan: Bilim ve din bir arada olablir mi, bağdaşabilir mi?

Rovelli: Tabii ki evet. Maxwell’in denklemini çözmede başarılı olabilir ve akşamı da Tanrı’ya dua edebilirsin. Ama bazı belirli dinler ve bilim arasında engellenemez bir çatışma var.Özellikle,Hıristiyanlığın bazı şekilleri, İslam ve “Mutlak Gerçek”in  muhafızlarıymış gibi davrananlar.Problem, bilimadamlarının herşeyi bildiklerini düşünmeleri değil.Tam tersine: Bilimadamları basit anlamda bilmedikleri şeyler olduğunu bilirler ve doğal olarak biliyormuş gibi davrananları sorgularlar.Pek çok dindar insan bundan rahatsız olur ve bununla başa çıkmada zorlanır.Dindar insan şunu söyler: “Tanrının ışığı yarattığını (Latince Fiat Lux olarak söylenir) biliyorum.” Bilimadamları bu hikâyeye inanmaz.Dindar insanlar tehdit edilmiş hissederler ve böylelikle bu noktada çatışma başlar.Ama tüm dinler böyle değil. Örneğin; Budizmin pek çok şekli, bilimin bu devamlı olan  eleştirisel tutumu konusuna karşı hiç zorlanmazlar.Tek tanrılı dinler ve İslam ve Hıristiyanlık bazen daha az akıl ortaya koyuyorlar..

Bu çatışmanın kaynağı hakkında bir fikrim var: Avusturalya’daki bir antropologun yaptığı çok güzel bir araştırma var.Bu araştırma,dini inançların sıklıkla zamandışı sayıldığı ama gerçekte yeni durum ve yeni bilgi ve bunun gibi şeylere göre devamlı olarak değiştiğini anlatmaktadır. Araştırmada bu noktaya, yerli Avusturyalıların 30’larında ve daha sonraki yaşlarda ve 70’lerinde inandıkları dini inaçları antropologların karşılaştırması ile gelinmiştir. Dolayısıyla, doğal bir durumda, dini inançlar insanın kültür ve bilgisindeki değişme kendi uyarlıyorlar. İslam ve Hıristiyanlıktaki problem, pek çok yüzyıl önce birisi inançlarını yazmayı aklına getirmiş. Dolayısıyla, şimdi bazı dini insanlar, yüzyıllar öncesindeki  kültür ve bilgi içine sıkışıp kalmışlardır.Onlar göletin eski suyunda tutsak kalmış balıklardır.

Horgan: Askeri bir organizsayondan hiç para kabul ettin mi?

Rovelli: Hayır. Ben gençken, askeri hizmet isteğe bağlıydı.Ben orduya katılmay reddettim ve kısacası bunun için sorgulanmıştım.

Horgan: Sence fizikçiler ve bilimadamları  genelde, militarizme karşı çıkmada ahlaki sorumluluğa sahipler mi?

Rovelli: Bence bizler, fizikçi ya da bilimadamı olarak değil, insan olarak savaşa karşı çıkma konusunda ahlâki sorumluluğa sahibiz.Ama bence problem, herkesin sözde “savaşa karşı çıkması”!… pek çok kişi kendi menfaatleri, güçlerini savunma ve ekomomik üstünlük söz konusu olduğunda, göz yummaya hazırlar ve bu insanlar bunu “iyi hissetme” şeklindeki örneğin; “insanlara yardım”, “terörizme karşı savaş” sözlerin arkasına saklanıyorlar. Ben bunu ahlaki olarak iğrenç buluyorum.İnsanların daha az dindar ama daha çok ahlaklı olmasını dilerdim.

Horgan: 2002 yılında fizikçi Michio Kaku ile $1,000’ına iddiaya girdim. İddia şu: “2020 yılına kadar hiç kimse süpersicim teorisi, zar teorisi ya da doğanın tüm güçlerini anlatan bazı diğer bazı birleşik teoriyi hakkındaki çalışması ile Nobel ödülü alamayacak.” Sence kim kazanacak bu iddiayı?(Horgan’ın notu: Lee Smolin ilk olarak benimle iddialaşıcaktı ama geri çekildi.Kendisi korkak tavukturJ )

Rovelli: Sen. Hiç şüphe yok.

 

Çeviren: AylinER
http://blogs.scientificamerican.com/cross-check/2014/08/21/quantum-gravity-expert-says-philosophical-superficiality-has-harmed-physics/

Check Also

Biyofotonların Bilinçle Doğrudan Bağlantısı

Bilim İnsanları Beyindeki Biyofotonların Bilinçle Doğrudan Bağlantısı Olduğunu Keşfettiler!.  Bilim insanları, memeli beynindeki nöronların “ışık ...