Keçi

Cami büyükmüş… Hoca hayli yaşlı, kürsüde vaaz veren… İhtiyar kadının da kulakları ağır işitiyor, arkada kadınlar safında… Mâlûm, kulağı ağır işitene işittirmek bir hayli zordur!…

Neyse, anlatılanları dinlemeye çalışmış ömrünün son demlerini yaşayan kulağı ağır işiten!. Ama bir yandan da, aklı bin türlü işte; bir hobisi de vaaz dinleyip tatmin olmak; işte bunu da yapıyorum, diye…

Bu arada anlatılanlar anlatılmış, herkes aldığı kadarıyla dışarı çıkmış, kulağı ağır işiten, yanaşmış hocaya sormuş…

– Hocam galiba sen çok güzel şeyler anlattın da, ben tam anlayamadım!… Biraz uzak düştüm senden… Biraz da kulağım ağır işitiyor… Biraz da yaşlılık; kafam çok dolgun!… Hani dedin ya, kadının biri kızını asacakmış ağaca da, yerden bir keçi fırlatmış melekler.. O da o keçiyi asmış!.. Ne mubârekmiş o… Şunu anlayamadım?… Keçiyi nasıl asarak kurban etmiş!!!…???

Hoca, kulağı ağır işiten yaşlıya bakmış, bakmış, bakakalmış!… Uzun uzun ne diyeceğini düşünmüş, Allah’ın ağır işitenini kırmamak için… Sonra sâkin sâkin baştan başlamış olayı yeniden anlatmaya….

Demiş… Anam, o kadının biri değildi… Tevhid Rasûlü İbrahim Aleyhisselâm idi… Sözkonusu olan kızı değildi… Oğlu İsmail A.S idi… Asmayacaktı, kurban etmesi gerekiyordu… Yerden değil… Semâdan!… keçi değil bir koçtu!…

Anacım… anladım, diye dinlemişsin; ama bakıyorum ki anlattıklarımın hiç biri sana ya ulaşmamış, ya da bambaşka bir şekilde ulaşmış!…

Gel, yaşın epey ilerlemiş de olsa, gene de fırsat kaçmış sayılmaz!.. Yakın gel de artık; iyi dinle anlattıklarımı!.. Ona göre düzenle yaşamını.. Bir daha dünyaya geri gelip, yanlışlarını düzeltme şansına sahip olmayacaksın, Kur’ân ‘a iman ediyorsan!…

Check Also

beyaz-baston-korler-guvenlik-gunu-28679

Körler Köyü

Dere tepe, dağ taş dolaşmayı çok seven tek gözlü bi adam varmış. Yürür yürür gider, ...