Yaratılmış Evren -3-

Bu yazının videosu yenilenmek için hazırlanmaktadır.

Çeviri: Hülya Altınkaya
Hazırlayan: Hakan Çakmak

Kameramızın objektifini yukarı doğru kaldırırsak galaksilerin yokmuş gibi göründüğü tuhaf bir kuşak görürüz. Bu kuşak “sakınma bölgesi” olarak adlandırılır ve bizim galaksimizin diski ile aynı hizadadır. Bu bölgede pek çok galaksi dağınık olarak yeralmasına rağmen, kendi galaksimizdeki gaz ve toz onları görmemizi engeller.

Daha da yukarıda, 2000 den fazla galaksiyi içeren ve dünyadan 50 milyon ışık yılı uzaktaki “Başak Kümesi” adındaki muazzam galaksi grubunu görürüz.

Başak Kümesinin tam merkezinde, 1 trilyondan fazla yıldızı olan elips şeklindeki dev galaksi M87 yer alır. Çeşitli şekil ve boyutlardaki galaksiler, her biri Allah’ın sınırsız gücünün görkemli bir kanıtı. İncili
eleştirenler bu galaksilerden gelen ışığın dünyaya ulaşmasının sadece 6000 yıl sürmesinin imkansız olduğunu öne sürüyorlar. Onlar bunun galaksilerin evrenin milyarlarca yıl yaşında olduğunu kanıtladığını iddia ediyorlar ama aslında ışığın bu mesafeleri kısa bir zaman zarfında alabilmesinin pek çok farklı yolları var, bunlara gravitasyonel zaman genleşmesi, alternatif senkronizasyon kuralları ve başkaları da dahil.

Aslında sarmal galaksiler “milyarlarca sene” kavramı için ciddi bir sorun. Sarmal kolları milyarlarca yıl var olamayan çok sayıda mavi yıldıza sahip ayrıca sarmal galaksiler farklı dönüyorlar, yani iç kısımları dış kısımlarından daha hızlı dönüyor ve bundan dolayı sarmal kolları milyarlarca sene var olamıyor yoksa tanınamayacak derece birbirine girerdi. Ama bu İncil’in zaman cetveli için bir sorun değil.

Başak Kümesi’nden bizim galaksimiz kocaman bir galaksi okyanusunda kaybolmuş bir kum tanesi gibi görünüyor oysa burada gösterilen evrenin sadece küçük bir kısmı. Astronomlar bu mesafenin ötesinde görünen evrenin sadece belli bölgelerini listeleyebildiler.

Nihayetinde evrenin yapısını geniş çapta görmeye başlıyoruz. Galaksiler tam bir sicim ve boşluklarla dolu bir doku şekline düzenlenmiş durumda, burada sadece birkaç seçilmiş vizyonun gösterildiğini belirtelim.
Bu evren, ya da en azından bizim şu anki anlayışımızın bize mümkün kıldığı.

Allah’ın emriyle bütün bu galaksilerin varlığını oluşturan o gücü hayal edin böyle olduğu halde İncil yaratılışı sadece tek bir cümleyle anlatıyor“ O yıldızları da yarattı”.

İlahiler de “Semalarını, tefekkür ettiğimde, ellerinle yarattığın, Ay’ı ve Yıldızları, takdir ettiğin. İnsan nedir ki, onu anıyorsun ve insan evladı, gözetiyorsun?

Her dört saniyede bir 10 kat zum yaparak evimize geri döneceğiz. Küçük daire büyük daireden 10 kat daha küçük. Her yeni bir daire gördüğümüzde evimize olan mesafenin yüzde 90 kat etmiş oluyoruz.

Galaksilerin sicim ve boşlukları evimize yaklaştıkça kayboluyor gibi. “Yerel grup” adı verilen bize en yakın birkaç düzine galaksiye dalıyoruz. Sonunda Samanyolu görünüyor. Galaksimize nerdeyse tam yukarıdan
yaklaşıyoruz. İki sarmal kol arasından Samanyolu’na giriş yapıyoruz. Şimdi bu sarmal kolların milyarlarca yıldız ihtiva ettiğini görebiliyoruz.

Güneş sistemimize yaklaştıkça yıldızların yavaşladığını ve aşina olduğumuz yerlerini aldığını görüyoruz. Takımyıldızları tanıyabileceğimizi fark etmek için kısaca duraklıyoruz. Güneş orada ve bu
mesafeden sönük bir yıldız gibi görünüyor.

Nihayet güneş sistemimize ulaşıyoruz. Dış gezegenlerin yörüngeleri beliriyor. Şimdi iç gezegenlerin yörüngelerini görebiliyoruz ama bu mesafeden Dünya hala görünmüyor.

Allah’ın bütün yarattıklarına kıyasla dünya önemsiz bir zerre gibi görülebilir oysa bu küçük dünya Allah’ın en yaratışının en önemli cevherini yerleştirdiği yer. Bütün yarattıklarından sadece insan Allah’ın sureti
üzerine yaratılma ayrıcalığına sahip. Yaratıcımıza karşı isyan etsek de bizim ihanetimizin cezasını ödedi. Bu küçük gezegende evrenin yaratıcısı bir halife oldu ve ölümü tattı ve sonra bas olup kendisine yönelen herkes için bağışlanma diledi.

Zatı hakkı için ve Allah’ın bizim için yaptıklarından dolayı O’na hamd etmeliyiz.

Check Also

interconnected bölüm 1 – Mikrobiyom – 2/2