İslam’la alakasız Müslümanlar …

Altıyüzlü yıllarda, henüz teknolojiden, bilimden bahsetmemize asırlar varken, yer kum, gök güneş bir coğrafyada, bilgisi olmayan, algısı sınırlı, tek ulaşım aracı at ve deve olan, dünyayı etrafında gördüklerinden ibaret zanneden, kadın düşkünü, servetinin büyüklüğüne göre onlarca cariyesi, kölesi olan, elleri ile yaptığı putlara tapan insanların yaşadığı bir çevrede ‘inzal’ olmuş ve kıyamete kadar geçerli olacağı söylenen din; ‘İSLAM‘.

Bu girişi yapmamın nedeni İslam dinini tebliğ eden Resul ve Nebinin hangi ortamda ‘inzal’ olduğunu azıcık da olsa kavrayabilmeniz içindi.  ‘İkra=oku’ seslenişi ile kendisinde var olan potansiyeli okuyan (fark eden, idrak eden) Hz. Muhammed’in tebliğ edeceği sonsuza kadar geçerli olan gerçekliklerin açıklamasını/tebliğini yapacağı insanların yaşam şeklinin ilkelliğine bakıp ne denli sıkıntılı ve zor bir görevi üstlendiğini anlayabilmeniz için.

Takdir edersiniz ki bazı şeyleri açıklayabilmek için elinizde somut veriler olmalı. Eğer somut verileriniz, örnekleriniz yoksa açıklayacağınız şeyleri mecburen teşbih yolu ile, mecazlarla, misallerle anlatmaya çalışırsınız. Anlattığınız şey de tabiidir ki (ne anlatırsanız anlatın) dinleyenlerin anlayışı ile sınırlı kalır. Bir çok hadisi ve ayeti günümüzde bilim bu kadar ilerlemişken, bilgi ve teknoloji almış başını gitmişken hala anlamıyoruz. Kaldı ki bin dört yüz küsur yıl önceki insanlar anlamamış, çok mu? Bugünkü teknoloji ve bilgi ile anlamıyoruz ki nerede kaldı asırlar öncesi insanlarının bunu anlamasını beklemek. Onun için ‘anlamasan da bari iman et’ denilmiştir o insanlara. Çünkü bazı şeyleri anlatmak ve açıklamak gerçekten imkânsızmış, geriye sadece iman etmelerini istemek kalmış.

Fazla dağılmadan devam edelim.

Düşünün, o kadar geri ve yoksun bir toplum ki, anlatacağınız şeylerin haddi hesabı yok ama vereceğiniz örnekler -çevresel faktörlerden ve insanların bilgisizliğinden dolayı- çok ama çok sınırlı. Bu sebeple farklı konular için mecburen bazen aynı örnekler verilmek zorunda kalınmış.

İslam dini kutuplarda tebliğ olunsaydı tabiidir ki oradakilerin anlayış kapasitesine uygun misaller seçilirdi. Arabistan’da tebliğ olduğundan oradakilerin yaşamına uygun örnekler verilmiştir. Olay bu kadar basit ve net.

Günümüz Müslümanlarının sorunu İslam’ı evrensel olarak nitelemelerine rağmen Arap dini gibi algılıyor olmaları, Arabi yaşam tarzını diğer Müslümanlara dayatmaya çalışmaları yani işin yüzeyinde kalıp asla ve asla derine, öze inememelerinden kaynaklanmaktadır. Mesela İslam’ı seçenin Arap gibi giyinmek zorunluluğu varmışçasına davranıyorlar. Oysa Resulallah Risaletinden sonra giyim tarzını değiştirmemiştir. Resul olmadan önce ne giyiniyorsa aynı şekilde giymeye devam etmiş, içinde bulunduğu toplumun örfüne uymuştur. Eminim ki Hz. Muhammed İngiliz olsaydı Avrupai bir giyim tarzı olurdu, İskoç olsaydı İskoç erkekleri gibi giyinirdi, Çinli olsaydı Çinliler gibi.

Müslüman kardeşlerimizin bir başka sorunu ise korkunç bir bilgi ve teknoloji ağına rağmen din gibi bir konuda çağımıza uymak değil, bin dört yüz sene evvel tebliğ edilen dönemin alışkanlıklarını yaşamak istemelerinden kaynaklanmaktadır. Kur-an’da tebliğ edilenlerin ve hadislerle anlatılmaya çalışılanların misal ve benzetme yollu anlatımlar olduğunu, hem o dönemin insanlarına hem de sonsuza (yani kendilerine de) hitap eden mecazlar olduğu gerçeğini görmemekte direnmelerinden kaynaklanıyor.

İslam, tevhid dini olduğu gerçeği göz ardı edilerek yüzyıllardır verilen binlerce fetva, görüş, yorum ile içinden çıkılamaz bir hale gelmiş, aslından uzaklaştırılmış adeta saç-sakal, türban-çarşaf, kadın-seks konularına sıkıştırılıp anlaşılması ve sevilmesi güçleştirilmiştir. Her zerrede hay ve kayyum olan Allah unutulup gökte var olduğu ve öldükten sonra karşısına çıkılıp hesap verileceğine inanılan Allah inancına sapmış bir Müslümanlık dini haline gelmiştir. Evet, günümüzde yaşanılan veya yaşatmaya çalışılan din maalesef İslam değil Müslümanların uydurduğu dindir.

Müslümanlar namaz kılıyorlar, secdenin manasını bilmiyorlar, Kur-an okuyorlar içindekinin anlamını bilmiyorlar. Her namazda okudukları İhlas Suresi ile kendilerine ne gibi bir mesaj verildiğinden, Fatiha Suresinde ‘yalnız sana kulluk ederiz’ dedikleri halde kulluğun ne olduğu hakkında zerre bilgileri olmadığından haberleri bile yok. Ölülere okudukları Yasin suresinin tek ayetini bile tam manası ile bilmiyorlar. Yani ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor!  Sakalını görüp dede sandıklarının, cüppesini görüp hoca sandıklarının, takkesini görüp hacı sandıklarının arkasından gidiyorlar. Ve açıkça görünen bir şey var ki günümüzde Müslümanların neredeyse tamamı ‘İslam’ değil! İnandıklarını söyledikleriAllah’tan bile haberleri yok, zanlarını ilah edinmiş, zanlarının peşinden gidiyorlar.

Anlamını bilmeden okuduğumuz Kuran’ın Nisa suresinin 136. Ayetinde ‘Ey iman edenler, Allah’a iman edin‘ seslenişini iyi anlamalı ve hitabın iman edenlere olduğunu gözünüzden kaçırmamalıyız.

Enam Suresinin 116. Ayetinde ‘Eğer yeryüzünde bulunanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar.Onlar ancak zanlarına uyarlar hitabı çok dikkat edilmesi, üzerinde çok düşünülmesi gereken bir hitaptır. Hitapta Hristiyanlara, Yahudilere veya dinsizlere uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar demiyor, yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan diyor!

Zanna uymayın, uymayalım! İman ettiğimiz Allah’ın farkına varalım ve lütfen uyanalım, Bize empoze edilen Müslümanlık dinine değil, İslam’a yönelelim.

Not: Ben anlattıklarımdan sorumluyum, anladıklarınızdan değil.

Sürç-ü lisan ettiysem affola.

http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/islamla-alakasiz-muslumanlar-muslumanlik-dini-ile-alakasiz-bir-islam-var-34197

İlgili

ah_site2

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/materyalist-muslumanlik.htm
http://download.ahmedhulusi.org/download/pdf/akilveiman.pdf

Check Also

fuar_16-1

Tüyap Kitap Fuarı 2016 – Enstantaneler

12 – 20 Kasım  3.HOL – 3512A İbrahim Kalın Mete Yarar Nedim Şener