İnsan-ı Kamil – 64 / 1. Bölüm (İbadetlerimiz)

İnsan-ı Kamil                               Abdûlkerîm Ceylî


Bu eserden beklenen odur ki; 
Salik için , en yüce refikîne ileten ola..
Ama, ince, düşünceli, nazik, kibar arkadaş gibi..


64 – 1.  BÖLÜM

İBADETLERİMİZ

Burada, bazı sırları anlatacağız.. Bu sırlar, Allah’ın Peygamberi Muhammed’in S.A.
dili ile, bize vazife eylediği ibadetlere dairdir..

O ibadetler beştir; İslâm binası onlar üzerine kurulmuştur..

Bunun peşinden imanın sırlarını anlatmaya geçeceğiz..

Daha sonra, bazı manaların sırlarını anlatacağız..Bu sırları Allah-u Taâlâ korku ve ümid
eylemiş; ibadete devam sonucu hâsıl olan salâh makamına yerleştirmiştir..

Bunları anlattıktan sonra da, İHSAN bahsinde geçen, yedi makamların sırlarına işaret
edeceğiz.. Şunlardır: Tevbe, inabe, zühd, tevekkül, rıza, tefviz, ihlâs..

Biraz da, şahedet makamına dokunacağız..
Ayrıca: İlmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin sahibi olanın alâmeti bazı şeye
işaret edeceğiz..

Bütün bunlardan sonra, fasih cümlelerle: Hullet dostluk ), hubb ( sevgi ), hitam ( son )
ubudiyet
 ( kulluk makamının duyulmamış manalarını dile getireceğiz..

Bütün bu anlatılacakları, icmal yolu ile, kısadan anlatacağım. Eğer, bunların uzun yolunu
tutup, tafsil cihetini istesek; nice nice ciltler doldurmak zorunda kalınır..

Halbuki biz, uzun uzun tafsil cihetine gitmek niyetinde değiliz..

Ş E H A D E T..

Önce, bu kelimenin sırrını anlatalım..

Bilesin ki..

Bu varlık ikiye ayrılmıştır: Halk, Hak..

Halk: SELB – İN’DAM – FENA hükmüne göredir..

Hak: İCAB, VÜCUD, ve BEKA hükmünün sahibidir..

ŞEHADET kelimesi de, iki hükmün bir araya gelmişidir..

Şöyle ki:

–  L  yoktur ),

SELB’dir.. Bunun İCABI ise..

–  İLL  ( vardır ).

Kelâmıdır.. Buna göre verilecek mana şudur:

–  Bu varlıkta, Allah’tan başka hiçbir şeye varlık yoktur..

–  L  İLÂHE  ( ilâh yoktur )..

Cümlesindeki İLÂH’tan, halkın ibadet ettiği putlar murad edilir..

Allah-u Taâlâ onlara: İLÂH ismini verdi.. Onlar da, bu putlarına aynı ismi
vermişti.. Allah-u Taâlâ onların  havasına uygun olan bu ismi verdi..

Bunun sırrı da, kendi varlığının, o ilâhların aynında oluşudur..
Hakikatte onlar: Onun varlığı ile, İLÂHLAR  olmuşlardır..

Onlardan ibadet edilen her biri, Hakk’ın zuhuru ile, kendi aynında İLÂH’tır..
Zira: Yüce Hak onun aynıdır..

Bu yüce Allah ise.. ne yanda zuhur etse, orada ulûhiyete müstehak olur..

Sonra.. cem fertleri de, şu istisnadadır.. Yani:

–  İLLALLAH..  ( ancak Allah..)

Kelimesindedir.. Şu demeğe gelir:

–  Bu ilâhlık Allah’tan başkasının değildir.. O halde, her hangi bir yön kaydına
girmeyip, mutlak yoldan; ancak Allah’a ibadet edin..

Zira, yönlerin tümü odur.. Bu varlıkta, Yüce Allah’tan başka bir şey yoktur..
Ve o: Bütün varlıkların aynıdır..

Ş i m d i..

Anlatılan mana, keşfe ve müşahedeye dayanınca, o cümleye, ŞEHADET
kelimesi eş oldu..

Dendi ki:

–  Şehadet ederim..

Cümlesinin manası şudur:

–  Gözümle bakarım..

Öyle bir müşahede ile ki: Artık bu varlıkta Allah’tan başka bir şey yoktur..

Burada, istisna bahsi için, nice bahisler vardır.. Her biri bir başkadır..

Meselâ: Bu istisna, nefyedilen şeyle bir midir?.  Yoksa ayrı mıdır?..
Orada anlatılan ilâhın, nefyi mi murad edilir.. yoksa, batıl olduğu mu anlatılır?..

Eğer o batıl bir şey ise.. hiçbir mana ifade etmez.. Böyle bir ifadenin olmayışı
sonunda, o Hak olursa.. cem ve uyarlık şekli nasıldır?..

Ve.. daha başka nice değişik, çeşitli meseleler..

Bunlardan her biri: Kesin cevaplar açık deliller ister..

Bunu anla..

NAMAZ..

Hakkın vahidiyetinden ibarettir..

       Namaz kılmak ise.. sair esma ve sıfatlara bürünerek, vahidiyet kanununu
yerine getirmektir..

Taharet ise.. Yani Abdest: Bu kâinat âlemine ait noksanlardan temizlenmektir..

Bu abdestin su ile olması şu manaya işarettir: Bu kevnî noksanlar, ancak,
ilâhî sıfatların zuhuru ile zail olur..

Bu durum, varlığın hayatıdır.. Su dahi : Hayatın sırrıdır..

Teyemmüm ise zaruret icabı :  Suyun makamında temizleyici olur..

Bu durum ise.. manevî tezkiyenin; nefse muhalefet, mücahede ve riyazetle
olacağına işarettir..
 Bu durum her nekadar tezkiye sebebi ise de..
bir ümitten öteye geçmez..

Ancak, bu tezkiye: Hak tarafından bir cezbeye kapılıp kendinden geçen,
ilâhî vasıf taşıyan ezel suyu noksanları tamam olana göre
alt derecedir..

Nitekim Resulullah S.A. efendimiz, şu hadis-i şerifi ile, bu manaya işaret etti:

–  “Rabbim, nefsime takvasını ihsan eyle..
Onu tezkiye eyle.. Onu tezkiye edenin hayırlısısın..”

Burada ilâhî cezbeye işaret vardır..

Zira, böyle bir tezkiye: Amellerle, mücahedelerle olan mücahededen
hayırlıdır..

Kıbleye dönmek     :    Tam bir teveccühle Hakk’ın talebine yönelmektir..

N i y e t     :    Anlatılan teveccühe kalbi bağlamaya işarettir..

İlk tekbir     :    İlâhî ruhun, her şeyden daha büyük olduğuna
işarettir..

Şöyle ki: Şayet o, bir gün tecelli ederse.. hiçbir müşahede makamı onu
kaydı altına alamaz..

Zira o: Her müşahede makamından, her nazargâhtan daha büyüktür.. Kuluna,
onun zuhuru olduğu zaman, onun için bir son düşünülemez..

        Fatiha okunması :  Kemâl varlığının insanda oluşuna işarettir..

Zira insan, varlığının insanda oluşuna işarettir.. Zira insan, varlığın fatihasıdır..
Allah-u Taâlâ, onunla varlıkların kilitlerini açar..

Onu okumak ise.. insaniyet sırları altında, Rabbanî sırların zuhuruna
İşarettir..

 

Rükû        :     Kevnî varlıkların, ilâhî tecellilerin varlığı altında
             yok olduğunu müşahedeye işarettir.. 
Kıyam        :     Bekadan ibarettir.. Bundandır ki, rukûdan doğrulan şöyle
söyler:


–  Allah kendisine hamd edeni işitti..

Bu öyle bir cümledir ki, kulun onda hakkı yoktur.. Zira o cümle:
İlâhî bir halden haber vermektedir..

Bu manaya göre: Kul bu kıyamında, Hakk’ın halifesi olarak bekada
olduğuna işarettir.. 
İstersen:

–  A y n ı d ı r..

Dersin; şekiller de ortadan kalkmış olur..

İşbu mana icabıdır ki: Kendi halini, kendisi haber verdi..

Demek istiyorum ki:

–  Halkının senasını duyduğuna dair, kendi hakkında tercüman oldu..

Hâsılı: Her iki halde dahi o; birdir mütaaddid değildir.

       Secdeler  :  Mukaddes zatın devamlı zuhuru ile, bu beşerî izler, tamamen
silinip gitmesi
nden ibarettir..

 İki secde arasındaki oturmaya gelince.. isimlerin ve sıfatların hakikatleri ile
tahakkuk etmeye işarettir..

Ka’dede tam bir şekilde oturmak ise:

–  “Rahman arşa istiva etti..”   ( 20/5 )

Âyeti ile belirtilen manaya işarettir..

İkinci secde   :     Ubudiyet makamına işarettir.. Bu ise, Hak’tan halka dönüştür.. 
T a h i y y a t   :     Halka ve Hakk’a nisbet edilen kemal durumuna işarettir..

Çünkü o: Allah’a senadır; peygamberine senadır.. Salih kullara senadır..

Bu  ise.. Kemâl makamıdır..

Zira bir velî: İlâhî hakikatlerle tahakkuk etmedikçe, Muhammed S.A. efendimize
tabi olmadıkça, sair salih kulların edeplerine uymadıkça kemâle eremez..

Bu makamda çok çok sırlar vardır.. Amma, bizim kasdımız kısa anlatmaktır..

Z E K Â T..

Hakkı, halka tercih sureti ile tezkiye yoluna gitmektir.. Yani:

–  Bu varlıkta, Hakk’ı müşahedeyi, halkı müşahedeye tercih etmektir..

Demeyi murad ediyorum.

Bir kimse, Hakk’ın varlığını görmeyi dilediği zaman, müessir olarak
Hakk’ı müşahede eder; böylece Sübhan’ı görmüş olur..

Onun öz sıfatına girmek istediği zaman, yine Hakk’ı her şeye tercih eder;
böylece onun sıfatına girmiş olur..

Zatını bilmeyi dilediği zaman ise.. benliğini bulur.. Ve.. Hakk’ı tercih eder;
o yüce Sübhan’ın zatını bilir.. Onun hüviyetini de bulmuş olur..

İşte.. zekâtın işareti bunlardır..

Zekâtın var olan maldan kırkta bir oluşuna gelince.. Sırrı şudur:

Bu varlık kırk mertebedir.. Matlub olan ise.. ilâhî mertebedir.. Bu da,
en yüksek mertebe olan kırkta birdir..

Bu anlatılanların tümünü:

–  EL – KEHF’Ü  VERRAKİM  Fİ  ŞERH-İ  BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM,

Adlı eserimizde anlattık..

Orada görülebilir..

O R U Ç..

Beşeriyet iktizası şeyleri, kullanmamaktan ibarettir.. Ta ki:
Samediyet sıfatlarına gire..

Beşerî  işlerden imtina ettiği, yani oruç tuttuğu süre.. onda Hakk’ın eserleri
zuhur etmeye başlar..

Orucun tam bir ay oluşu :  Dünya hayatının tümünde, anlatılan amele
ihtiyaç olduğuna işarettir..
 Bu durumda hiç kimse:

–  Ben, vâsıl oldum.. Beşeriyet iktizası işleri terke ihtiyacım yoktur..
Varlığı silinip gidenin, benliği kalmayanın beşerî işlere yolu uğramaz..

Gibi bir söz edemez.. Böyle diyen bir kimse, aldanmıştır.. Mekre uğramıştır..

Kula lâzım olan odur ki: Oruca devam ede.. Ki bu: Beşeriyet iktizası
işleri terktir..

Dünya evinde bulunduğu süre böyle yapa ki: İlâhî zat hakikatlerinden
temkin makamına nail ola..

Bu makamda anlatılacak çok şey vardır..

Bilhassa: Oruca niyet, oruç açmak, sahur, teravih ve ramazana mahsus
diğer ibadetler için..

Amma biz, anlatılanlarla yetiniyoruz..

H A C..

        Niyeti,  Allah talebi yolunda devam ettirmeye işarettir..

İhram : Mahlukatı müşahedeyi terke işarettir..

Dikişli elbiseyi terk : Kötü sıfatlardan soyunup, güzel sıfatlara bürünmeye işarettir..

Başı tıraş etmek : Beşeri riyaseti terke işarettir..

Tırnak kesmeyi bırakmak : Kendisinden sadır olan fiilleri, Allah’ın fiilleri olarak müşahede
  etmeye işarettir..

Güzel koku sürünmeyi terk : Zatın hakikati ile tahakkuk ettiği, isimlerden ve sıfatlardan
soyunmaya işarettir..

Kadınla cinsî münasebeti terk : Bu vücutta tasarrufu terke işarettir..

Sürme çekmeyi bırakmak : Ahadiyet hüviyetinde açılıp gitmek için, keşif talebini bırakmaya
  işarettir..

M i k a t : Kalbden ibarettir..

M e k k e : İlâhî mertebeye işarettir..

K â b e : Zattan ibarettir..

Hacer-i Esved : İnsanî latifeden ibarettir..

Hacer-i Esvedin siyah oluşu : Tabiî muktaziyet ile renklenmesinden ibarettir..



Bu manaya işaret olarak, Resulullah S.A. efendimiz  şöyle buyurdu:

–  “Hacer-i Esved, sütten daha beyaz indi; Âdemoğlunun hatası onu karattı..”

Bu hadis-i şerifinsanî latifeden ibarettir.. Zira o: Aslında, ilâhî hakikat
üzerine yaratılmıştır..

Bu durum ise.. şu meâldeki âyet-i kerimenin manasıdır:

–  “Biz, insanı en güzel kıvamda yarattık..”   ( 95 / 4 )

İnsanın: Tabiî hallere, âdetlere, ilgilere, kesici hallere dönüşü ise.. onun
 kararmasıdır.. Bütün bunlar, âdemoğlunun hatalarıdır.. Ve:

–  “Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik..”   ( 95 / 6 )

Âyet-i kerimesinin manasıdır..

Yukarıda anlatılanları anladıktan sonra..

Bilesin ki..

       Tavaf :  Allah-u Taâlâ’ya uyar biçimde; insanın hüviyeti, aslı, menşei,
müşahede yerinin idrâk olunmasıdır..

       Tavafın yedi olmasına gelince : Yüce Allah’ın zatını tamamlayan
yedi vasıftan ibarettir.. Onlar da şudur:

Hayat,  ilim,  irade,  kudret,  semi’,  basar,  kelâm..

Bu sayının tavaf adedine uymasında bir nükte vardır; ki o: İnsanın
 bu sıfatlardan geçip, Allah sıfatına gitmesidir..

Böyle olunca:  Hayatı, Allah’ın hayatına; ilmi, Allah’ın ilmine; iradesi,
Allah’ın iradesine; kudreti, Allah’ın kudretine; sem’i, Allah’ın sem’ine; basarı,
Allah’ın basarına; kelâmı, Allah’ın kelâmına bağlanır..

Bu durum, Resulullah’ın S.A. şu kudsî hadis-i şerifindeki manadır:

–  “Gözü olurum; onunla görür.. Kulağı olurum; onunla duyar..”

Sonra..

Tavaftan sonra mutlak namaz : Anlatılan vazifeleri yapan için, ahadiyetin
zuhuru ile, ona ait hükmün kıyamına işarettir..

Bu namazın, İbrahim Makamının arkasında kılınmasının müstahap oluşu:
Hullet makamına işarettir..

Bu makam, bazı eserlerin zuhurundan ibarettir.. Ki, o makama
cesedinde görülür..

Meselâ o:  Elini âmâya sürse açılır.. Abraş illetine tutulana sürse şifa olur..
Yürümeye kalksa yerler dürülür..

Diğer azaları da aynıdır.. Zira: Oralara ilâhî nurların gelmesi helâl olmuştur..
ama, bir hülul olmadan..

Z e m z e m :   Hakikat ilimlerine işarettir..


Zemzemi  içmek :   Hakikat ilimlerinde dallanmaya işarettir..

S a f a :   Halka nisbet edilen sıfatlardan soyunmaya işarettir..


M e r v e :   İlâhî isim ve sıfat kadehlerinden kana kana içmeye 
    işarettir..

T ı r a ş :   O makamda ilâhî riyasetle tahakkuka işarettir..

Bıyıkları kısaltmak :   Kurbet ehlinin makamı olan tahakkuk derecesinden inmektir..
Zira o kimse,  âyân derecesindedir.. Bu ise.. cümle sıdıkların hazzıdır.
İhramdan çıkış :   Halka açılmak ve sıdık makamında olduktan sonra, onların derecesine
inmekten ibarettir
..

A r a f a t :   Yüce Allah’ın marifet makamından ibarettir..

Arafatta iki bayrak dikilmesi :   Cemal ve celâl sıfatından ibarettir.. Ki,  yüce Allah’a marifet yolu onlara
göredir.. Kaldı ki onlar: Yüce Allah’a delâlet ederler..
M ü z d e l i f e :   Makamın şuyuu ve yükselmesinden ibarettir..

Meş’ar-i Haram :   Şer’î emirlerle durup, Allah’ın haram kıldığı şeylere tazimden ibarettir..

M i n a :   Kurbet makamı ehli zatlar için, arzulara kavuşulmaktan ibarettir..

Üç defa taş atmak :   Nefis, tabiat ve adetten ibarettir.. Bunlardan her birine yedi taş atılır..
    Böylece, yedi ilâhî kuvvetle, onlar ifna edilir; giderilir; sindirilir..

İfaza  tavafı :   İlâhî feyzin devamı için, durmadan terakkiye işarettir.. 
Zira bu terakki, insanî kemâle erdikten sonra artık kesilmez..
Zira Allah-u Taâlâ’nın nihayeti yoktur..
Veda  tavafı :   Hal yolu ile, yüce Allah’a doğru hidayet bulmağa işarettir..

Bu hidayet ise.. Yüce Allah’ın sırrını, hak edene emanetten ibarettir.. Zira,
yüce Allah’ın sırları, hak edene verilmesi için emanet durur..

Bu manaya şu âyet-i kerime ile işaret olunur:

–  “Onlarda bir rüşd hali sezerseniz, mallarını kendilerine veriniz..” ( 4 / 6 )

Bu makamda daha nice sırlar vardır.. Bilhassa, o vazifelerin ifası sırasında
Okunan duâlarda, nice nice sırlar vardır..

Her dua, Allah’ın sırlarından bir sır taşır..

Kısadan gitmek için onları anlatmadık..

En iyi bilen Allah’tır..

Check Also

pr_01_185_max

İnsan-ı Kamil – Fihrist

İnsan-ı Kamil - Fihrist - Tüm Sayfaların Listesini Bulabilirsiniz..