Benim Gördüğümü mü Görüyorsun?

Sürekli değişen renklerden oluşan bir dünyada yaşıyoruz. Renkler günlük yaşamın parçası ve ne giyindiğinizden, ne yediğinize, nasıl yaşadığnıza kadar her yaptınızı etkilemekte… Bize zevk verir, rehber olurlar… ama bu renkler göründükleri gibi midir?

Muhtemelen insanlar gözlerini açtıklarında doğal olarak her gün gördükleri dünyayı gördüklerini düşünürler! Gökyüzü gerçekten de mavi mi? Yapraklar gerçekten de yeşil mi? Bu kesinlikle kırmızı mı? İnsanların düşündüğü renk bunlar ve bu şekilde düşünmenin yararlı olmakta ama gerçekte hiçbiri bu renklerin mevcut değil. “renklerin var olmadığı” fikri pek yerleşik bir fikir değil. Bu yüzden araştırmacılar uzlaştırıcı bir şekilde bir soru sormakta:

Kırmızıyı sen de benim gördüğim gibi mi görüyorsun? Senin yeşilin benimki ile aynı mı?

Dünyanın bir ucundaki insan da aynı rengi mi görmekte?

-Biz rengi aynı şekilde mi görüyoruz? Bence geniş anlamda bu doğru evet .

– Kesinlikle hayır. Hiç kimse aynı renkleri görmez.

Şimdi araştırmacılar bu eskimiş soruya bir cevap buldular… İş renge geldiğinde sen de benim gördüğüm rengi mi görüyorsun?…

Dr. Beau Lotto’nun illüzyon ilgisini çekmekte. Algılarımızın nasıl çalıştığına, etrafımızı nasıl resmettiğimize dair ipuçlarını illüzyonda bulabileceğimiz düşünmekte. Ama en fazla ilgisini çeken illüzyon, doğanın en büyük hilelerinden bir tanesi:RENK

Renk çok etkili bir illüzyondur. Bize dünyayı nasıl göreceğimize dair yardım eder. Bunu anlatmak için Dr. Lotto bir deney düzenledi ve bu deney bizim her rengi nasıl gördüğümüzü ve hatta aynı renkleri görüp görmediğizi açıklamaya çalışacak…

-Yaşlılar renkleri gençlerin gördükleri gibi mi görmekteler? Kadınlarla erkekler renkleri aynı mı görmekteler? Farklı kültürlerde insalar renkleri aynı şekilde mi görmekteler?

D. Lotto, bu konuda dünyada yapılacak ilk deney için yaşları, cinsiyetleri, millliyetleri farklı 150 tane gönüllü denek davet etti.

-Benim adım Beau, bu da Rich.Biz beraber çalışıyoruz. Bugün sizlerin renkli görme algınız üzerinde çalışacağız.Tamam mı? Aslında sizler gerçek bir deneyin deneklerisiniz. Bugün burada yapacağımız şeylerin hiç birini daha önce gerçekten yapmadık. Dolayısyla neler olacağına dair hiç bir fikrimiz yok!:)

Bir kaç hafta boyunca denekleri deneyleri gerçekleştirmek üzere Londra Bilim Müzesinde tutacağız ve burada renklerin zaman algısını nasıl etkilediği ve değişk renklere karşı hislerin neler olduğu ve nihayi sonuç olarak da herkesin aynı rengi görüp görmediğini inceleyeceğiz.

-Beynin renkleri nasıl gördüğünü anlarsak diğer şeyleri de nasıl yaptığını anlayabiliriz.

Rengin neden bir illüzyon olduğu ve nasıl çalıştığını görmek için çalışmamız kırmızı renk ile başlıyor. “Kırmızı” insan ruhunun en derinine kök salmıştır, tutkulu bir aşktan, tehlikeye, ve hatta şiddete kadar karmaşık duyguları uyandırmaktadır. Ama 6 yıl önce bir grup bilim insanı kırmızı renk giymenin neler oluşturabileceğini incelediler…

-İnsanlar arasında nasıl bir rolü olabilceğini tahmin ederek başladık araştırmaya.Giydiğimiz kıyafetlerin, rekabetçi durumlarda başkalarına hükmedip, manipüle edip edemeceğine dair etkisine baktık.

Dr. Russel Hill, kırmızının nasıl bir etkisi olabileceğine dair kesin kanıt bulmaya çalıştı ve bu alışılmadık bir kaynaktan geldi; Olimpiyat sporlarından tekvando…

-Olimpiyatlar bu durum için mükemmel bir ortam yaratmakta. Olimpiyatlarda boks, tekvando, güreş gibi dövüş sporlarında, taraflara çekilen kura sonucuna dayalı olarak her iki taraftan birisine kırmızı,diğerine mavi renk rastgele verilir. Tabii kırmızının, rengin spor müsabakasında çıkan sonucuna bir etkisi olmadığı ve mavi ve kırmızı giyinmiş kazanaların eşit sayıda olacağını tahmin ettik.

Sonuçlara baktığında, kırmızı ve mavinin eşit sayıda kazanmadığını gördü.

-2004 Olimpiyatlarına baktığımızda çok net olarak kırmızı kazananın maviye göre daha fazla olduğunu tespit ettik. Bu konudaki çalışmada yakın temaslı yarışlarda roundların 2/3sini kırmızının kazandığını görüyoruz.

Dolayısıyla rekabetçi ortamlarda kırmızı renk giyinmek kazanmaya yol açabiliyor. Ama bu sonuç onu ikna etmeye yetmedi ve biraz daha derine araştırmaya geçti… Araştırmasını yaparken bir başka grup araştırmacı ile karşılaştı.Her iki grup da tekvando dövüşünün sonucunu giyilen rengin belirleyip belirlemediğine baktılar.

-Tekvando dövüşünü videoya çektim. Orijinal videoda bir yarışmacı kırmızı, diğer mavi giyinmekteydi. Sonra dijital olarak renklerde değişklik yaptım ve kırmızı giyineni maviye mavi giyineni kırmızıya boyadım. Bu görüntüleri tekvando hakemine seyrettirdiğimde, ilk orijinal tekvando müsabakasında kırmızı çok daha fazla puan aldı ve renkleri değiştirdiğim ikinci videoda hakem yine kırmızı renge daha fazla puan verdi ancak kırmızı renk orijinal videoda maviydi!.

Yine de hakemler ne kadar adil davranmak isteseler de hak etsin ya da etmesin yine kırmızıya oynadılar… Dolayısıyla giyilen renkler, hakemlerin puan vermede temel etkileri gözardı etmesine yeterli oluyor.

-Net bir şekilde gözüken: rengin verdiği sinyalin yarışmacıların hakemlerden aldığı puanları manipüle ettiği…

Russel ulaştığı sonuçları bilimsel bir makalede yayınladı…İşte Onun çalışması ilk kanıt oldu: Giyindiğiniz renk moda olmasından çok daha fazlasına sahip. Eğer kırmızı giyeseniz, sizi kazanan yapabiilir!

Ancak bu daha temel bir soruyu da beraberinde getiriyor: eğer kırmızı spor alanında bir etkiye sahipse, o zaman üzerinde çalışacak anahtar sorulardan bir tanesi; kırmızıyı giyinen üzerindeki etkisi mi, yoksa rakibi tarafından algılanan bir şey mi var?

Soru: neden kırmızı giyinmek seni kazanan yapmakta?…

Bu sorunun cevabını bulmak için Russel, bir grup futbolcu ile bir araya geldi. Futbolu seçti çünkü taraftarlar arasında çok inanılan bir inanış var: Kırmızı giyinmek kazanmaya yardım ediyor!.

30-40 yılı aşkın bir süredir İngiltere’de kazanan en iyi futbol takımları; Liverpool, Manchester, Arsenal kırmızı giyiyorlar. O zaman bu durum hakkında bir şeyler olabilir mi?

Russel’ın deneyi oldukça bilimsel olacak ve bu deney kırmızı-mavi-beyaz penaltı atışları ile başlıyor…Kesinlikle bu tarz bir şey daha önce denenmedi.Dolayısıyla mevcut futbol kayıtlarından, spor müsabakalarının sonuçlarından kırmızı giyinmenin bir etkisi olduğunu biliyoruz. Ama bilmediğimiz bu sonucun nasıl oluştuğuna dair mekaziması…

Bakacakları şey: Oyuncuların fizyolojisine kırmızının etkisi.

Araştırma takımı araştırmaları için biraz şüpheci birisini seçtiler: Dr. Iaın Greenlees.

-Bu işi yapmaya gerçekten de hevesliyim; bu deneysel bir ortamda Russel’ın arşivsel datası ile deneysel ortamı karşılaştıracağım.

Böylelikle birlikte bugünkü deneyi düzenlediler. 32 tane penaltı atıcı ve 14 tane kaleci ayarladılar.

-Geldiğiniz için teşekkürler. Umarım penaltı atma ve kurtama açısından ilginç ve eğlenceli bir öğleden sonra olacak. Bugün görev alacaksınız seriler halinde…

Deneyin işlemesi açısından oyuncular kırmızı rengin dikkatle incelenceğini bilmeyecekler.
-…Her birinde sizler 5 penaltı atacaksınız herbiri değişik oyuncular olarak.

Başlamadan önce tükürük örnekleri alındı , kalp atışları izleyici monitorler üzerlerine bağlandı, uygun sıralama yapıldı. Bulmayı umdukları şey kırmızının daha güçlü mü hissettirdiği ya da kırmıznın tehdit mi oluşturduğu… penaltı sonuçları açısından belirgin bir fark beklemiyorlardı.

Futbolcularda iki hormona bakalıcaktı:Testesteron ve kortizon. Eğer bu ikisinden birisinin seviyesi değişirse, bu kırmızı giyinmenin sizi neden kazanan yaptığını açıklayabilirdi.

-Testesteronu pozisyonda sizi egemen-güçlü kılmayla bağdaştırırsak, kırmızı giyenlerin testesteron seviyeleri daha yükseliyor olabilir ve kortizonun de stress ölçümü ile bağlantılı olduğunu düşünürsek, o zaman kırmızı giyen penaltı atıcıları, mavi yada beyaz giyinenlere göre daha düşük kortizon seviyesine sahip olabilirler.

-Kesinlikle umutluyuz. Etkilerin orada olacağını düşünüyoruz ama bunlar çok hassas etkenler. Sadece kırmızı giyinmek senin kazanan olacağın anlamına gelmiyor. Kırmızı giydirip, profesyonel futbol oynamalarını ummanın bir anlamı olmaz. Dolayısıyla umutluyuz ama deneylerin kaynağını bilemeyebiliriz hiç bir zaman.

Russel bir şeyden kuşkulanmayan futbolculara deneyin gerçek doğasını açıklamak üzere…

-Katılımınız harikaydı. Pek çok psikolojik deneylerle birlikte baştan size tüm hikayeyi anlatmadık.

Oyuncular rengin performanslarına etkisi olabileceğini duyduklarında biraz şaşırdılar…

-Chelsea taraftarıyım, ve mavi renkte oynadım ve bu konuda bir şey hissetmedim.

– Ne renk giydiğime dikkat etmedim.

-Ben koyu mavi giyindim her zaman keyifisizimdir zaten…

Diğer sonuçların çıkması için bir 4 hafta geçmesi gerekiyor… İlk sonuç testesteron analizi: eğer yükselmişse, bu kırmızı giyinenleri daha atılgan-agresif yaptığı yolunda olabilir…

-Penaltı atıcılarının giydikleri renk farklılıklarına bağlı olarak herhangi bir kanıt gerçek anlamda tespit etmedik.

Daha sonra kortizonu analiz ettiler…

-Renklerin kortizon tepkilerine etkisinde hassas farklılıklara neden olduğunu tespit ettik. Penaltı atışlarında tüm oyuncuların kortizon seviylerinde bir artış olmasına rağmen, kırmızı giyinenlerin bunu diğerlerine göre bastırdığı gözüküyor. Dolayısıyla bu noktadan yaralanarak daha ileri bir analize geçebiliriz. Belki de kırmızı giyinen bireyler,stresin işareti olan kortizonu bastırmak suretiyle kendilerine güven konusunda artış yaşabilirler. Eğer kırmızı kolayca güven geliştiren bir etkiye sahipse o zaman kırmızı giyinen herhangi bir birey bu gelişimi tecrübe edebilir.

Russel ve Ianın’ın çalışması renklerin hepimiz üzerindeki olabilecek etkilerini anlatan gelişmekte olan resmin sadece bir parçası.

Bilim Müzesinde Nörobilimci Beau Lotto, başka bir açıdan kırmızı rengin ne kadar güçlü olabileceğini test edecek kendi deneyini düzenledi.

-Kırmızı bizim toplumuzda hata yapmayı uyaran çok güçlü bir sinyal. IQ testi alan insanlar, IQ testine başlamadan hemen önce kırmızı rengi gördüklerinde, daha düşük performans göstermekteler. Bu inanılmaz.

Beau’nun bulmayı istediği şey biraz tuhaf bir şey: renkler zaman algımızı değiştirebilir. Bunun için 3 çeşit renkte kabin yaptı. Bir tane beyaz, bir tane kırmızı ve bir tane mavi. Beyaz kabin kırmızı ve mavidekini karşılaştırmak için kullanılır.

-Hazır mısınız? Yapmanızı istediğimiz şey içeride bir dakikanın ne zaman dolduğunu hissetmeniz…

Bugün bu deneyde yer alan 150 kişinin her birinden renklere göre bu kabinlerin içinde kalmaları ve 1 dakikanın dolduğunu hissettiklerinde işaret vermeleri istendi.

-Seni duvara doğru döndüreceğim ve sen 1 dakikanın dolduğunu düşündüğün anda geri bu tarafa döneceksin…

-Burada kırmızı ile yıkanmış bir kişinin endişe hissi artabilir ve endişe hissi ne zaman artarsa çok daha düşük performans sergilemektesiniz. Bunun tersi mavide insanlar sakinlik hissi duyuyorlar.Bunun doğru olup olmadığını bulacağız. Eğer bu doğruysa insanlar zamanı daha iyi tahlil edebilir ve hatta 1 dakikayı iki dakika gibi hissedebilir.

Çeviren : AylinER

İlgili;

HZ:MUHAMMED NEYİ OKUDU 1993

Soru: “kırmızıyı, bir renk körü, başka bir renk olarak algılıyor.” Neden?.

Beyinlerde de fark var aslında.. Bakın!. hem fark yok diyorum, hem var diyorum. Neye göre fark yok?.

Temelde, ham madde olarak iki beyin de aynı. Fakat, körün beyninde gözün geçirdiği o frekanslar gerekli açılımı yapmadığı için gören kişinin beyniyle körün beyni arasında açılım yönünden fark var. Yani, beyne ulaşan veriler yönünden, beyinler arasında farklılıklar var. Beyin, veri birikimi ile belli bir kapasiteye ulaşır.

Sen anandan doğduğun zaman, beynin, sadece genetik ve astrolojik verilerle oluşan veri tabanına tâbi idi.
Dünyaya geldiğin andan itibaren sürekli şekilde yeni veriler yükleniyor.

Yeni doğan çocuk ilk anda bir çok şeyi göremiyor, göz de değerlendiremiyor. Niçin?. “Değerlendiremiyor” ne demek?..

Beyinde, onu değerlendirecek belli bir veri birikimi yok demek!. Çünkü ancak, beyinde mevcut olan şeyi açığa çıkartıyorsun; beyin veri tabanında var olan kadarıyla kendindekini deşifre edebiliyorsun. Yani, genetik ve astrolojik etkilerden kaynaklanan bir tabanın, özelliklerin, ham madden var. Bu özellikler, kendi kendine açığa çıkmaz!. Giren yeni veriler istikametinde bunlar açığa çıkar.
Bir örnek verelim.

Meselâ: Güzeli seçme ve güzele yönelme..

Güzeli seçme ve güzele yönelme, beyindeki bir özellikten meydana gelir. Genetik özellikten veya beyinde astrolojik olarak Venüs tesirlerinin kuvvetli olmasından meydana gelir. Venüs tesirlerinden meydana gelen veya genetikten gelen bu, güzeli seçme özelliği, İran`daki bir insanda başka türlü, Amerika`daki bir insanda ise başka türlü bir gelişme gösterir, Afrika`dakinde ise daha başka.. Yani, güzeli seçme duygusu ve arzusu başkadır, güzeli bulma olayı başkadır.. Veriye göre değişir. Temelde, baz olan özellikler genetik ve astrolojik tabanda vardır. Bunun açığa çıkması, daha sonraki, dıştan alınan verilere bağlı olarak meydana gelir kişide..

Soru
-“Sarı boya Müslümanların, kırmızı da müminlerin boyasıdır …”
Hadisini biraz açar mısınız?…

Üstad:
-Sarı ile kırmızıyı yanyana koyduğunda hangisi daha dikkat çekicidir?… Bana göre kırmızı… Müminin nûru, müslümanın nûrundan daha güçlü ve dikkat çekicidir.

Check Also

Kara Delikler Evreni Neden Silebilirler?