Ben Kimim?

DeePak Chopra: Harvard tıp fakültesi Profesörlerinden, bilimadamı, nörobilimci, genetikçi, dünya üzerindeki en iyi nörobilimcilerden bir tanesi, alzeimer hastalığında çığır açan buluşlar yapan Rudolph E.Tanzi ile sohbetimize devam ediyoruz…

Rudy: “bilinçli andan” bahsediyorduk…olasılık dalgalarının çökerdiği ve muhtemelen de beyinde mikro-görünmez noktada olan…çökerdiği anda buna “bilinçli an” deniyor ve bir gözleyen ve gözlenecek bir obje var.Bundan önce sadece olasılık dalgaları mevcut. Dolayısıyla özne-nesne ayrımı anı-noktası bir anlamda “yaradılış anı”.Çünkü gözleyen ve gözlenen bir alandan meydana çıkar ki bu alan “olasıklar”dır; bu tümün, ikiliğin(şirk), çokluğun zuhur ettiği olasılık alanıdır…

Rudolph E. Tanzi: Bu modelde kollektif bilince sahipsin; derinine bu evren ve bu evreni oluşturan enerji. Maddeyi geliştiren tüm enerjiye sahipsin ve parçacıklardan daha yüksek, çok yüksek enerji dizinimleri, durumu var. Bu durum biraz çelişkili bir yandan da aslında. Çünkü aynı zamanda enerji-maddeden daha üst seviye durumlara, tek bir atom parçacığından bizim gibi konuşan insana, evren yavaşlayacağı yerde hızını artırarak doğup parçalara ayrılır.

Dolayısıyla çılgın bir evren paradoksuna sahibiz; bir yanda süregiden bir düzende evrende daha gelişmiş bilinç ehli enerji-madde yapıların varlığı ki bu noktada bunlar biz insanlar oluyoruz, ama belki de bizden daha yüksek bilinç seviyesinde varlıklar da mevcut… diğer yanda da bir “bilinç” oluşturduğunuz anda enerji ve madde yaratıyorsunuz ve “bilinçli” bir duruma sahip oluyorsunuz, dediğimiz gibi bu durumda da biz “özne- nesne” yaratmış oluyoruz. Ama ondan önce kollektif bilinç TEK’dir.

Dolayısıyla varlığın özü enerji- madde temelli yapılar olan biz varlıklar ve evren ikilemine(şirk) eğilimliyiz. Nesne olabiliriz, gözlemci olabiliriz, gözlenenle özdeşleşebiliriz. Ancak soru şu: “Gerçekten biz kimiz?; nesne miyiz? özne miyiz? yoksa her ikisi mi ya da hiç bir mi?

Deepak: Ben şöyle söylerdim; biz potansiyelin alanıyız ki bu potansiyel kendini hem özne hem de nesne olarak görmekte ki bu da tabii ki sen O’sun, ben O’yum, tüm bu O, O herşey-TÜM… ve O üstün varlık tüm bu özne ve nesne ayrımından berî olan. O Üstün varlık, herşeyden ganî olan, özne nesne ayrımı noktasına geldiğinde, hem özne hem nesne oluyor.

Rudolph: Sen diyorsun ki ne gözleyen ne de gözlenen sadece “ÖZ-BEN” var ki bu “saf-tek potansiyelite”.
Bu bilinç haline sahip olup, bu ikilemi de yarattığında, saf potansiyel eylemsel olur- “B”fiil olur.

Deepak: Eylemsel- “B”fiil neye diyoruz?

Rudolph: Bilirsin, eğer bunu biraz daha ilerletirsek, tüm bunların amacı ne? Evrenin amacı ne? Evrenin evriminin amacı ne? Hayatın amacı ne? Bu şöyle gözükmekte: Potansiyeli dönüştürmek.

Deepak: Fiile çıkarmak…

Rudolph: Ne kadar ufak bir şey ortaya koysak da, bu küçük beynimizle ne kadar ince bir zaman dilimi içinde bunu başarabilsek de ve bundan bir anlam çıkarsak, bilim insanları bayılır anlam çıkarmaya, tahmin yürütmeye… birşey, tüm karmaşık seviyede olanı en basit seviyede de tutmakta. Tıpkı bir parçacığın yüksek seviyede karmaşıklığı içerdiği gibi. Dolayısıyla bir atomdan “insan” adlı yapıya uzanan bir yol… ve düşün çok çok daha yüksek seviylerde varlığa doğru tekamül etmek, çok yüksek seviyede algı ve idrak, duyusal becelere doğru geçiş…

Bu durumda bile yine aynı şeyi yapacaksın ama daha gelişmiş bir şekilde: saf bilinci alıp özne-nesne dualitesine indirgeyeceksin! Ama sağlık, mutluluk bu vücudu kullandığında ortaya çıkar, sen bunlara sahip olmak için bu beyni kullanırsın. Ancak bu SENdeğilsin! Hatta beyni ve vücudu bile kimlikleştirme. Çünkü sen bundan çok ötesin. Eğer gerçekten daha çok mutlu olmak ve daha sağlıklı olmak istiyorsan, beynin ve vücudunun sana hizmet etmekte olduğunun farkına var ve sen ne bu vücutsun, ne de bu beyin !!!

Deepak
: Sen, ikili olmayan-TEKİL FARKINDALIKSIN– TEK ŞUURsun. Ölçülemeyen, varolmuş ve var olan ve var olacak TEK olan ve kendisini her bilinçli anda hem özne hem nesne olarak ortaya koyan… Bilirsin Hans Peter Duerr ve Heisenberg benim iyi arkadaşlarımdır ve onlarla da görüşeceğim. Heisenberg bizim temel parçacıklarımıza ne ad vermiş biliyor musun? “Haps”… ben de sordum bu “haps” ne demek diye. O da “hapsin “happenings- oluşların– ”in kısaltılmış hali dedi.OL’uşlar bilinçli An’lardır. Hakikat, bilinçli anların süregitmesidir, kesintisiz bir şekilde. Tıpkı bir filmi seyretmek gibi. Bilirsin film de kesintisiz-devam edegiden kareler serisidir ve bu süregiden, daimi bir görüntü ortaya koyar. Dolayısıyla evren de kesintisiz, devam edegiden, daimi bir araya gelmiş bilinçli anlardır.

Rudolph: Zamanı biz yaratıyoruz.

Deepak: Evet, biz yaratıyoruz.

Rudolph: Zamanı yaratan biziz, geçmişi, geleceği de yorumlamamıza bağlı yaratıyoruz. Ama biliyor musun, merak ediyorum: Sonsuz,saf-som bir potansiyel olduğunu düşünürsek eğer, ki HER ZAMAN, HER AN VAR OLAN, dolayısıyla sonsuz, saf eylemsellik-“B”fiillik var. Herşey saf potansiyelden meydana gelmekte ve “B”fiil kendisi zaten ve zaten var olan kendisi.

Deepak: Eğer bir ilişki var ise kendini aşikara çıkarıyor, bir boyutta fiziksel varlığı ile aşikar ama aslında bundan berî, zaman çizgisi olarak hiç bir zaman bitmeyen bir ufuk…

Rudolph: Bu evren kendini ortaya koyuşla gittikçe gelişmekte mi yoksa zaten ortada mı “B”fiil?…

Deepak: Her ikisi de. Bu yüzden dinler hem ganî hem berîdir aynı anda. Her ikisi de…
Bence şimdilik bu kadar yeterli. Sohbeti burada bitirmek durumundayız. Bu çok etkili bir sohbet oldu. Çünkü bir anlamda bu sohbet bilimin geçerliliğini de sorguladı. Çünkü bilim özne-nesne ayrımına dayalıdır ve bu bir anlamda yapay bir şey. Doğa-Varlık TEKtir. Doğa nesne- özneden önce de VARdır.Dolayısıyla evreni, evrenin içinden nasıl ölçebilirsin? Bağırsaktaki mikrop bağırsağı nasıl ölçebilir? diye sorabilirim. Bizler evrenin içinde küçük organizmalarız ve biz sanki onun dışındaymışız gibi objektif olarak onu ölçmeye değerlendirmeye çalışıyoruz! ve dışarısı YOK!

Rudolph: Bence orada iki kural var: Tevazu ve açıkgörüşlülük.

Deepak: Bu mükemmel bir kapanış oldu. Hakikati arayanlarla birlikte olun ve “buldum” diyenlerden
de uzak durun… Biz halâ arayıştayız. Teşekkürler…
Bu sohbete ne ad verelim biliyor musun?: “Özne-nesne ayrımından Öte

Çeviri: AylinEr

Check Also

Evreniniz kaç tane?