Yaşayış tecrübelerini daha az ''reaksiyonel'' ve daha fazla ''özümseyerek'' yaşayagelmeliyiz.
Odaklanma dışı meditatif çalışmalarda çevreyi ''duyuyor'' fakat ''dinlemiyor'' olmalıyız.
Çünkü bizler için mühim olan değerlendirme yapabileceğimiz tüm verilere aynı anda ulaşabilmektir. Çevreden gelen uyarıları duyumsamaktan daha mühim bir şey varsa o da organizmanın bu uyarılara ne tepki verdiğini duyumsamaktır. 3.bir kimse gibi ''doğal etki ve doğal tepki'' gözlenmelidir. Gözden kaçırdıklarımızdan biri de budur.
Böylelikle evren bir yorum ve değerlendirmeye tabi tutulmadan algılanmış hatta bir üst mertebede zihnen seyredilmiş olacaktır.
Böylelikle her şey yerli yerine oturmuş ve yürürlükte olacaktır. Bizlerde dalgalar arasında boğuşmak yerine beden ve zihnimizi dalgalar üzerinde sörf tahtası gibi kullanmayı öğrenmiş olacağız.
''En azından'' algı ve önyargıların altında yatanları yakalamakta faydalı olacaktır.
İnsan tarafından hayatında, erken yaşta yahut vakit kaybetmeden sorulması gereken sorular vardır.. Kanaatimce bunlardan birkaçı :
1- Zihin nasıl süreçler izler?
2- Beynin çalışma şekli nedir/nasıldır?
3- Ben yaşamımı hangi meraka adadım? (Bu, aynı zamanda varacağım noktayı da belirler)
4- Varoluştaki hangi mekanizmayım? Payıma düşenler neler?
5- Genetik mirasımda neler mevcut? Bunların ne kadarını değerlendirebiliyorum?
Siz tüm çevrenizin olduğu gibi evreninde kaderisiniz.. Kendinizdekini kendinize kendiniz tanıtacaksınız..
Haluk Otman der ki :
Eğer bir insana dokunmak, ağrılarını dokunarak geçirmek mucize olarak algılanabilirse bu bir mucizedir..
Bizlerin mutluluğu olmayanda arama çabalarımız dolayısı ile elimizdekiler hep avam gelir..
İyi gelen şeyleri dahi keşfettikten sonra kullanmayız çünkü gizemini kaybeder.
Seminerlerde bir çok masaj tekniğini anlattığımda herkes şaşırıyor, iyi geliyor bu bir mucize diyor fakat bir süre sonra ondan yararlanmayı bırakıyor. Çünkü büyüsü bozuluyor.
Oysa elimizin altındakileri kullanmayı bilmediğimiz için hep dışarda arıyoruz mutluluğu huzuru , fiziksel ve zihinsel dinginliği..
Öyle ya.. Haluk Otman'ında dediği gibi..
Şuna benziyor bu, hemen olsun , tüm yaşam değişsin, her şeye çare olsun isteniyor yapılan işlem. Bunun organize bir iş olduğunu unutuyor insan.
Sanki musluğu açtığı anda her yer göl oluyormuş gibi. Sanki işe girdiği anda 30 yıllık maaş alıyormuş gibi. Sanki doğduğu an 100 yaşına ulaşıyormuş gibi..
Bunun bir süreç olduğunu ve ara verilmeden , sistemli yapılması gerektiğini unutuyor insan..
Çaba hep uzak geliyor bizlere...
Yakın zamanda bir dergi ekibinin ziyaret ettiği İntegratif Tıp Profesörü Maji Ali'nin sağlık üzerine sürekli devam edilmesini önerdiği uygulamalar mevcut..
Sabah uyanınca 2 bardak ılık su içmek
Sabah uyanınca ve ihtiyaç duyulduğunda Çampisaj (hint baş ve boyun masajı) yapılmalı.
Her gün mutlaka sırt gerilmeli esnetilmeli (özel teknikler ile)
Günde iki fincan yeşil çay oldukça yararlı olur.
Lesitin granül (her gün 1.5 çorba kaşığı)
İyi çekilmiş keten tohumu (her gün 1.5 çorba kaşığı)
Taze sebze suyu çok faydalı olur.
Bazı bilgiler de veriyor bizlere örneğin :
Soğuk eller , soğuk bağırsak durumuyla ilişkilendirilir. Soğuk eller veya soğukluk durumu oksidasyon ile zarar gören tiroid enzimlerinin bir sonucudur.
Alkol nikotin çeşitli farmakolojik etkenler (yani kullandığımız ilaçlar) ,yüksek derece işlenmiş besinlerin , laktik asit üretme prosedürleri üzerinde çok büyük olumsuz etkileri vardır. Tahmininizden de öte.
Bu arada kabızlık problemi olanlar için küçük bir öneri ;
Yatmadan evvel magnezyum sitrat kapsül (1000-1500 mg) ve potasyum (200-300 mg) alın.
''Aromaterapik uygulamaları her ne pahasına olursa olsun hayatınıza geçimeye başlayın'' diye de bir uyarıda bulunuyor.
Bir Klinik Biyokimya Uzmanı olan Dr. İnci Erkin diyor ki;
''Stresin yaşamsal faaliyetlerimizi nasıl etkilediğini, düzenimizi nasıl bozduğunu ele alalım. Yaşanan büyük sıkıntılardan sonra kanser şeker astım alerji gibi kronik rahatsızlıklara yakalanan yakınlarımız olmuştur mutlaka. Yani kişinin yapısında var olan bazı yatkınlıklar bir kötü olayın tetiklemesi ile ortaya çıkabiliyor. Çünkü stress tek başına İmmun-Bağışıklık sistemimizi baskılamaya ya da bazen dengesini bozup aşırı çalışmasına (otoimmun) neden olabiliyor.
Stressli ve yorgun kişilerde Sempatik sistem, Parasempatik sisteme oranla baskın çalışıyor.Bu da tansiyon dengesizliği, mide ,bağırsak, kronik yorgunluk sorunlarına, alkol sigara ileç uyuşturucu bağımlılıklarına kadar uzanıyor. Tamamlayıcı tıbbın kabul görmesine çok seviniyorum.
Ben taşları doğanın bizlere sunduğu sessiz şifacılık olarak görüyor ve seviyorum. Bir ulusal tv kanalında yayımlanan haberimden sonra bir beyefendi telefonda midem ağrıyor hangi taşı yutayım diye sormuştu hiç unutamıyorum İnsanlar taşlardan bir anda olağanüstü etkiler bekliyorlar. Bunun bir süreç olduğunu enerjinin düzenlenmesinin zaman alacağını anlamak istemiyorlar. Kristaller ve taşlar evrendeki yüksek enerji formu olan ışığı alma,bulundurma,yansıtma yeteneğine sahiptirler.
Taşlar ve kristaller enerji taşıdıkları süre içerisinde sahiplerinin elektromanyetik alanı ve aura'sı ile iletişime geçerler. İnsanın enerji alanındaki bozuklukları,duygusal fiziksel stresi, taşlar, yaydıkları belli dalga boyundaki enerjiler ile düzeltebilir, stabil tutabilirler. Bu 5 duyu ile hissedilmeyen enerji ve ışığın gücü ile kişisel güçte hissedilir bir artış olur ve denge sağlanır.
Ezoterik düzeyde de taşlar ve kristallerden meditasyon , uyumlama, daha yüksek bilinç düzeylerine geçmek için yararlanılıyor. Mümkündür.''
Artık vazgeçebilme çağı..
Fiziksel ve daha önemlisi (aslında fizikselin hakikati olan) zihinsel bağımlılıklardan kurtulma,
artık evrendeki yerini keşfetme, evrendeki işleyişi his etme, ve varolagelişimizdeki fırsatları değerlendirme çağı..
Eğer okudukça farkediyor fakat bir türlü harekete geçemiyorsanız sizi neyin engellediğini düşünün.. Ve aktif olarak onun sizin üzerinize uyguladığı baskıyı alt etmeye çalışın.
Yahut tek bir anda tüm bağlarınızı paramparça edecek gücü arayın.. Kimi öğretiler bunu verir.. Kimileri ise yalnızca kokusunu..
''tek bir kişinin bir konuda farkındalık yaşaması, tüm insanlığı ve zamanı buna eğecektir..''
|