İsim

Stephen Hawking:

Sormadan edemiyorum: Niçin tanrıya böyle takıntılısınız?

Richard Dawkins:

Zamanın Kısa Tarihi“ni yazarken “Tanrı” kelimesini Einstein’cı bir biçimde kullandığınızı düşünüyorum.
Henüz anlamadığımız evrenin kökeninin gizemine ithafen kullanılan bir kelime, “Tanrı” Fakat çoğu insan
Tanrı” kelimesini bir kişi için kullanıyor. Tanrı bilimsel soruların cevabı değildir. Bu yüzden bilimsel açıdan zararlıdır, çünkü bilimsel soruları yanıtlamak için sarfedilen büyük gayretten insanları uzaklaştırır. Tanrı yaptı demek çok kolaydır, böylelikle soruyu cevaplamamıza gerek kalmaz.

Stephan Hawking & Richard Dawkins

Ahmed Hulûsi:

Eğer “ALLAH” kelimesinin yalnızca bir isim olduğunu; ve bize bir gerçeği farkettirmek amacıyla kullanıldığını farkettiyseniz; sıra gelmiştir, o isim ile bize işaret edilmek istenen mânâyı anlamaya…
Düşünürseniz kelime-i tevhidi, “lâ ilâhe illallah” cümlesini, burada ilk bölümde tanrı ve tanrılık
kavramının yok oluşunun vurgulandığını ve daha sonra da sadece “Allah” ismiyle işaret
edilen
in varolduğunun açıklandığını hatırlayacaksınız.

Bu durumda ortaya şu sonuç çıkmaktadır;

İnsanoğlunun, algıladığı ya da algılayamadığını farkettiği her şey, yâni tüm göresel ya da mutlak evrenler,
“ALLAH” ismiyle işaret edilen “O
”nun kendisine göre olan bir “an”ındaki eseridir!…
Yâni, “HÛ”nun kendisine göre sayısız olan “an”larından yalnızca bir “an”ındaki eseri!

Tüm yaratılmışların algıladığı ya da algılayamadığı; farkettiği ya da farkedemediği; tasavvur ya da tahayyül
ettiği her şey, hep bu “ALLAH” isminin işaret ettiği varlığın bir “an”ındaki eseridir!
Ki bu “an”, “HÛ”nun indinde bir “Nokta”dır!

Bize göreyse “çıkış noktası”dır!

Nokta”dan meydana gelmiştir insan-cin-melek tanımlamalarıyla anlatılan her şey ve dahi,
evren içre sayısız-algılayana göre-evrenler!

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/allah/allahisminoktaotesineisaretedip.htm

İşin bu bilimsel yönünü niye açıklamak durumundayız?

Çünkü din, bugüne kadar anlatıldığı şekliyle, sanki boşgezen çöl insanını temizliğe iyiliğe çekip
onlara bir çeki düzen vermek için gelmiş havasında yeni nesile aktarılmaya çalışılıp,
gerçekler örtülmektedir
 de ondan!

Şunu belirtmek için, işin bu yönünü açıkladık ayrıca;

İslâm’ın her hükmü, tamamıyla fizik-şimik elektromanyetik ve kozmik bir takım
gerçeklere dayanmaktadır!

Kim bunları anlayıp kavrayıp gereğini tatbik ederse, yararını gene ölüm ötesi yaşamda kendisi görecektir.
Kim de bunlarla ilgilenmek gereğini duymaz bu konuda beynini çalıştırmaz ise,
bir daha telâfi edemeyeceği bir biçimde zararını kendisi çekecektir.

Esasen biz bu kitabı, her şeyin içyüzünü araştıran, taklitçilikten uzak, hikmete yönelik bir
yapıdaki yeni nesil ve batı için yazdık!

Henüz bu kitapta açmadığımız daha nice konu vardır ki, bunlar dahi İslâm’daki, tasavvuftaki sayısız işaretlerin dayandığı bilimsel gerçeklerdir. Dileriz ki bunlara da yönelinir ve bütün bunların içyüzleri araştırılır,
anlaşılır ve gereklerini uygulayarak kişi kendisini daha iyi bir duruma getirir.

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/bilim_din/index.htm

İşine geldiği yerde falancanın fetvasına (yorumuna dayanan hükmüne) bağlı bir şekilde konuşan,
cevap bulamayınca da “Allah bilir” deyip kendi cehaletini örtmeye çalışan
sistemsiz düşünme yoksunu” kişilerin, “ilmi” acaba ne ölçüdedir?

Dünün tekrarı ile yarına hitap ne kadar mümkündür?

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/D/sentebliget.htm

Check Also

ah_

Tanrının Ayak Sesleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.