Efâl – Fiiller – Kesret – Çokluk – Algılaması yaşanan âlem

Vücud, varlık yalnızca “Esmâ mertebesi” tanımlamasıyla işaret edilene aittir!

İlmiyle ilmini ilminde seyretmektedir, ifadesi  “şe’n”i itibarıyla aynıyla “Esmâ”
olan bu mertebedeki seyrine işaret etmektedir.

Bu mertebede, ilimde yaratılmış sûretlerle, seyir ve tedbirât yürümekte olup; “âlemler
vücudun kokusunu bile almamışlardır”
 uyarısı bu yüzden yapılmıştır.

Zerre, bu mertebedeki seyreden“küll” seyredilendir!

İsimlerle işaret edilen kuvveler ise “melek”  ismiyle tanımlanmıştır ki; “insan”ın dahi hakikati
budur; farkındalığını yaşamak süreci ise “Rabbinin likâsına kavuşmak” diye anlatılmıştır!

Bunu keşfettikten sonra, devamının gelmemesi ise feci cehennem yanışı olarak anlatılmıştır!

Burası “Kudret” yurdudur, “kün” hükmü buradan çıkar; İlim mertebesidir; aklın burada geçerliliği yoktur!

“Hikmet” yurdunun bâtınıdır!

Hikmet yurdunda olup biten her şey ise akılla seyredilegelir; burada bilinçler konuşur!

Efâl âlemi ise, bu boyuta (kudret yurduna) göre, tümüyle holografik (zıll – gölge) vücud – varlık ve yapıdır!

Algılayanın algılama kapasitesine göre var olan paralel veya çoklu evrenler, içindekiler ile maden, nebat, hayvanat (insansı) ve cin âlemlerine ait tüm tedbirât ve tasarruf “mele-i âlâ” hükmü ile buradan açığa çıkar!

Rasûller ve vârisleri velîler, “mele-i âlâ”nın yani Esmâ kuvvelerinin yeryüzündeki dilleridir!

Bütün bunlar dahi, hep Esmâ mertebesinde ilimde olup biten seyirlerdir!

“İnsan”ın hakikati dahi bu anlamda “melek”tir ve melek oluşunu hatırlamaya
ve gereğini yaşamaya
 davet edilmektedir gerçekte!

 

Check Also

ah_

Tanrının Ayak Sesleri